|
Giriş ve çıkış yaptığım yerlerin tarihleri pek de aklımda tuttuğum şeyler değildir. Beni ilgilendiren haleti ruhiyemdir. Fakat zamanını unutmadığım bir mekan var ki, kendisini keşfimiz bir öss donemine denk gelmiştir. Dersheneye gidip harıl harıl soru çözdüğümüz bir dönemdi ve yine bir sınav sonrası bezgin insanlar halinde çıktığımız dershaneden bir yerlere gitme kararı almıştık ki, bu bizim için ödül mahiyetindeydi. Bir dershenden edinebilecek en iyi arkadaşlarımla birlikteydim -eğer sınav sistemi ağırlıklı bir öğretim sürecinden geçiyorsan tonlarca dershane deneyimin olabiliyor- ve dediğim gibi sınav çıkışı garip konusmalar geçiyordu aramızda. Şöyle ki;
Mlt: Off tuvaletim geldi haa? Ed: Keşke bir şeyler mi yeseydik? Snn: Bir yerlere mi gidelim?
Konuşmalar yaklaşık bu abuklukta ve soru soru şeklinde gibiydi. Neyse en nihayetinde yolumuzun Beyoğlu tarafına olduğu konusunda karar kılıp attık kendimizi yollara. Dışarı çıkmadığımız için garip duygular içinde kendimizi oradan oraya atıyoruz. "Buraya mi girsek? Yok yok şurası daha iyi" derken kendimizi Bohem'de bulduk. Upuzun saçlı, gülünce gözleri yok olan - Kendisine Eda arkadaşımız Bohem amca der ki, asla yaşıyla alakalı değildir. Her zamanki gibi arkadaşımızdan spontane çıkmıştır- biri karşıladı bizi. Ne istersiniz derken de gözleri kaybolan dostumuz öyle iyi gelmişti ki bize, tabii üç dakikada bir gelip küllük temizleyen birinin olmaması ve bir iki kadın görünce asılma potansiyelini sonuna kadar kullanan insanların olmaması da bir başka hoşluktu sanırım. Ayrıca modernlik uğruna boka benzeyen mobilyalar da yoktu ortalıkta. Öyle bir havası vardı ki Bohem'in "Elimizden bu geldi arkadaşım. Topladik bütün sermeyeyi bu ikinci el masalara, sandalyelere yatırdık, bir iki tane de küçük lamba edindik şu duvar süslerinin üzerine. İşinize geliyorsa, hoşlanıyorsanız gelin" der gibi. Evet hoşumuza gitti ve işimize de geldi ki, oradan çıkmaz olduk. Bu arada çok kişi geldi gitti, yani çok çalışan eskittik ama biz inatla hala oradayız. Artık buluşmalarımızda mekan adı vermeden saat kaçta olacağımızı bilgilendiriyoruz birbirimize.
Neyse mekan güzel, insanlar güzel, herkes gidebilir…
Şimdi bu mekan bana ait değil. Bu yazı için para falan da almıyorum ama niye yazıyorum kısmına gelirsek uzun zamandir gidemiyorum Bohem'e ve resmen özledim. İnsan evini değil de elin adamlarının mekanını özler mi? Vallahi özlüyorum.
Eğer yolu düşen olursa o taraflara, Vakko'nun arka sokağındadır, güzeldir ve limonlu birası özlenen tek mekandır.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|