|
Meltem Çiftçi
Hava sıcaklığının bu kadar sık değişmesi garipleştiriyor bizi de kanımca. Küresel ısınmaya alışmaya çalışıyoruz her zamanki gibi başımıza neden bunların geldiğine ya da çözümünün nasıl olacağına takılmadan. Alışmaya alışık bir milletiz ve nihayetinde alışacağız Henüz yeni bizim için ve zaman istiyoruz sanki.. Bense bambaşka deryalardayım bu sıralar. Havanın sıcak ya da soğuk olmasını pek de dikkate almadan istediğim bir ruh haline girmeye çalışıyorum. Severim kışı. Çok severim hem de. Ve ben kıştayım şu günlerde. Ve ben ne zaman kışa girsem kendime ayırdığım günlerde bir minderin üzerine yatar miskinlik yaparım bütün bir gün. Kedileri anlarım mesela kış aylarında. Kedi gibi hissederim .. Ohhh bir tarafta sıcak soba, diğer tarafta her daim ağır uyku hali daha ne olsun. Tüm kitle iletişim araçlarından da uzak kalırsan değme keyfine. Kedi neden ilgilensin ki zaten benzine gelen zam ile ya da sınır ötesiyle. Kedi oluyorum bir anda ve hemen eski günleri getiriyorum aklıma. Çocukluğumdur beni en mutlu eden anıların olduğu En çok da kömür taşıma eğlencelerimiz gelir aklıma Biz çocuklar için her ne kadar eğlence olsa da büyükler için gerçek bir felaketti. Oturduğumuz binada dayanışmanın en güzel örneklerini görmüştüm ben ve bu kömür meselesi de bu dayanışmayla çözülürdü. Kömür almaya ebeveynler giderdi, anlaşılan gün koca bir kamyonla kömür gelirdi. Sokağın orta yerine boşaltılan kömür kömürlüklere taşınmayı beklerdi. Gelen kömür kimin olursa olsun fark etmezdi. Bütün bina halkı çoluk çocuk kömür taşırdık. Herkes boyuna göre parça parça taşırdı, karınca gibiydik adeta. Ne kadar kömüre bulanıp ne kadar kararırsak o kadar eğlencemiz artardı. En güzeli de elimizi hafif ıslatarak gözümüze kestirdiğimiz birinin yanına sinsice yaklaşıp yüzünü ıslak ve kömürlü avucumuzla kavramaktı ki keyfine diyecek olmaz bunun. Eylül ayı en güzel aydı herhalde biz çocuklar için. Herkes akşam karanlığı çökmeden kömürleri kömürlüklere taşıma derdindeydi, biz çocuklar ise bu saatlerin daha uzun sürmesi için elimizden gelen her şeyi yapardık. Mesela ben kömürleri etrafa dağıtırdım bununla yetinmeyip diğer arkadaşlarımı da örgütleyerek ortak bir tavır alırdık kömür konusunda. Ama büyüklere hissettirmemek lazım. Neyse ki kömür taşınır ve sıra banyo faslına gelirdi. Kediydim ama sudan da hoşlanırdım. Fakat (bunu her çocuk yaşamıştır ) annemin yorgunluktan kaynaklı sinir buhranlarıyla banyoya girer ve itilip kakılarak yıkanırdım. Eğer Pazar günüyse sobanın kenarında kurulanırken bizimkiler dizisinin o hiç unutulmaz melodisiyle acele ile kurulurduk televizyonun karşısına Bizimkiler dizisi aynı zamanda ertesi gün okul demekti. Basan okul buhranına aldırmadan diziyi izler ardından uykuya dalardık Çocuktuk ..
Küçüktük o zaman ve mutluyduk. En büyük mutsuzluğumuz akşam eve erken gitmekti belki de. Ki bilirim akşam saatlerinde çişini tutmayı eve girip çıkamam korkusu yüzünden Artık kocamanız Büyüdük, yüreklerimizin yerlerini daralttık Ben en çok da elleri büyük insanlardan korkardım Ellerim büyüdükçe küçülen yüreğimden şikayetçi olmuştum mesela Babamın ellerinin küçüklüğüdür hala bana huzur veren Sevgililerimin elleri de küçüktü Çok sevdim onları Çünkü yürekleri büyüktü Çünkü elleri küçüktü Uyuyan oğluma( küçük ellerine )baktım az önce Rüya görüyordu sanırım ve suratında komik ifadeler belirdi bir anda Kaşlarını kaldırdı, kendi dilinde bir şeyler mırıldandı sonra devam etti aynı huzurlu haliyle uyumaya Gülümsetti beni yine Ama korkuyorum onun için Bunun sırf anne sıfatı aldığımdan olmadığını biliyorum artık Sıfatlarım yüzünden edindiğim davranışlardan hiç hoşlanmadım hala da hoşlanmıyorum Ve fark ettiğim anda vazgeçmeye çalışıyorum Ama bu başka bir şey Bu bebek benim olmasaydı da aynı korkuları yaşardım ve yaşadım diyebiliyorum Uzun vadeli tahminlere gerek yok Benim bebeğim kömür taşımayacak, eve girmemek için çişini de tutmayacak Ve hatta sokakta maç yapamayacak, dönme dolapçı amcanın gelişine ya da mısırcının gelişine sevinmeyecek. Belki de en önemlisi dayanışmanın ne olduğunu izleyebilecek sadece şirinler Sayesinde ama asla öznesi olduğu dayanışma cümleleri kuramayacak ve hep 'ben' diyecek. Yaşlanıyorum sanırım Ve artık yaşlı bir kediyim Bu bebek de büyüse artık şefkat istiyorum…
Meltem Çiftçi
Haber Yorumları (2 adet)
|
esra
|
|
genç yazar'a
|
| canım kuzenim yazın çok güzeldi bazen düşünüyorumda gerçekten ellerimiz büyüdükçe yüreklerimiz küçüldümü acaba?:( |
| 10.01.2008 00:58:40 |
|
devinim
|
|
yazar'a
|
| Eee resti görmekte hayata dair değil mi? Yazının ruhundaki iklim yazarın ruhundaki iklimden beslenincede böyle tadı damakta bi yazı olur.Kutlarım Meltem ( ilker ) |
| 05.01.2008 04:20:12 |
|