|
Nazım Alpman
Eskiden bayramlarda hali vakti yerinde olanlar fakirlere yardım ederlerdi. Bahşiş, harçlık, giysi verirlerdi. Bu tür dayanışma günümüzde de sürüyor.
Ancak varlıklarının zamanları değerli olduğundan ?aracı kurumları? kullanmayı seçiyorlar. Tıpkı kazandıkları gibi. Cüzdanlarını doldururken nasıl ?aracı kurumlar? onlar için muteberse, yardım yaparken de aracı kurumlara yöneliyorlar.
Bu yardım seven kurumlar da çok gelişti.
Neredeyse sektör haline geldi.
Onların da bir ekonomisi oluştu.
Kendilerine göre bir bürokrasileri var.
Doğal olarak hiyerarşileri bulunuyor.
Bu kadar büyüyünce başka büyük şirketlerde olabilecek ?talihsizlikler? meydana gelebiliyor.
Çünkü çok fazla para insanı kirletiyor!
Bir, iki, üç derken insanoğlu parayı sevmeye başlıyor. Elleri 100 YTL"lere 100 Dolarlara, 100 Avrolara alışıyor. Eller ve paralar yakınlaşıyor. Sonra da ayrılamaz hale geliyor.
Bu bayram dikkatinizi çekmiştir herhalde?
Kurban derilerini toplamak için girişilen yarış sıçrama yaptı.
Eskiden ?bize verin, çünkü en iyi şekilde değerlendireceğiz, gelirini fakirlerle paylaşacağız? deniliyordu. Son yıllarda ?biz de fakirlere yardım etmek istiyoruz? diyen kuruluşlar arttı.
Sevap için rekabet başladı.
Memleketimizde kapitalizmin emredici yasası ?serbest piyasa koşulları? hüküm sürdüğünden rekabet ?nakit sonuca? ulaştı:
?Kurban derilerinizi 200 YTL"ye satın alıyoruz!?
Kapitalizm, Kurban Bayramı"nda bile ?sevap için piyasa değeri? oluşturdu. Yani sevabı alınır-satılır hale getirdi.
Maneviyatı ağır basan örgütlenmelerin para ile bu kadar içli dışlı olması çok eski atasözümüzü gündemde tutuyor:
?Paranın dini imanı olmaz!?
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|