|
Nazım Alpman
Taraf Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan dünkü yazısında şöyle diyordu: -Bu ülkede devlet tarafından korunacağı garantisi almadan kimse kolay kolay siyasi cinayet işleyemez! Malatya"daki ?Misyonerlik Katliamı? davasında çuvalın dikişleri atmaya başladı. Katliamda kullanılan elemanlarla devlet görevlileri arasında sıkı bağlar ortaya çıkıyor. Nasıl oluyor? Çünkü Türkiye"de son derece gelişmiş bir polis teşkilatı var. Bütün suç örgütlerinin düğümleri en fazla bir hafta çözülebiliyor. Özellikle cinayet işlenmişse, katile ulaşmak bazen 24 saati aşmıyor. Ama iş siyasi cinayetlere gelince, durum değişiyor. Olayı çözecek yola giren memurların önü kesiliyor. Yükseklerden gelen talimatlarla kasıtlı olarak yön değiştiriliyor.
Olay yumak haline getirilip, eski türküler teybe konuluyor: -Karanlık güçler yine başardılar! Oysa orta karanlık falan yok. Cinayetleri çözecek bilgiler, zamanla sızdırılma yoluyla gün ışığına çıkartılıyor. İşte Malatya katliamı ortada? Cinayeti işleyenler bir takım etkili ve yetkililerle takır takır telefon trafiği içine girmişler. Polis bunları tespit etti. 12 Eylül öncesinde çok yakından hissettiğimiz bir gizli teşkilat yeniden faaliyete geçti. Cinayet işleyen Abuzer Yıldırım bir savcıyla ve Özel Harekat Dairesi üzerine kayıtlı bir telefon sıkça görüşüyor. Bu telefon Özel Harekat"ta çalışan bir astsubaya ait olduğu belirleniyor. Bu astsubayın eşinin kardeşi de Abuzer ile sınıf arkadaşı çıkıyor.
Sonra bir üsteğmen var? Soruşturmada görevli. Ama onun da cinayet öncesinde trafiğin içinde olduğunu gösteren kayıtlar bulunuyor. Davanın 1 numaralı Emre Günaydın"ın hastanedeki odasında bulunan kameranın 9 günlük kayıtları siliniyor. İkinci kayıtlar ise kayboluyor. Bu kadarı da fazla değil mi?
1977"de Özel Harekat Dairesi üzerine kayıtlı son derece gelişmiş ve Türkiye"de sadece üç adet olan bir roket atar, İzmir Çiğli"de bir polis memurunun elinden Ana Muhalefet lideri CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit"e ateş etti. Ecevit"i ıslayan minik roket, Mehmet İsvan"ın bacağına isabet etti. Düşman işgali halinde yer altı direnişi örgütleyerek ülkeyi savunmak alacıyla oluşturulduğu söylenen bir devlet kuruluşu niçin böylesi bir suikasta girişmişti? Öğrenemedik!
Vatanı savunuyorum diye kendi ülkesinin insanları kirli cinayetlerle ortadan kaldıran bir devlet yapısı olabilir mi?
Nazım Alpman - Birgün
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|