Milli Voleybolcu Tesettüre Girdi Gazeteler
                                            Artık bir şeyler değişiyor...  
 
 

Çok Okunanlar
Devamını Oku Hristiyan Suyumuzu Kirletmesin!
Devamını Oku soL: Özkan'ın Televizyon Solculuğu Bitti
Devamını Oku Gül'e Şovalye Nişanı
Devamını Oku TRT'nin "Yayıncılık Başarısı"
Devamını Oku Ayşe Arman Feci Yüklendi

Son Yorumlananlar
Devamını Oku Ülkücüler Üniversite Şenliğine Saldırdı
Devamını Oku Erdoğan'a Adana Şoku
Devamını Oku Kanaltürk Çalışanından Mektup Var
Devamını Oku Hristiyan Suyumuzu Kirletmesin!
Devamını Oku Einstein'dan Din Karşıtı Görüşler

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.



RSS / XML
RSS / XML
EkleBunu RSS Ekle Butonu
Anasayfa> Onur Türkeri> Çarşı'da Neler Oluyor?
 Çarşı'da Neler Oluyor?

Çarşı'da Neler Oluyor?
Beşiktaş-Çarşı grubunun ismi üzücü bir olayla yansıdı medyaya. Onur Türkeri'nin bu konuyla ilgili makalesini aktarıyoruz:




'ÇARŞI'DA NELER OLUYOR?

Kendileri ile tanışmam 1989 senesinin mart aylarına tekabül etmişti. Kasvetli ancak soğuk olmayan bir günün akşama yaklaşan saatlerinde görmüştüm onları. Beşiktaş'tan Dolmabahçe'ye doğru hep bir ağızdan çıkan ve kulakları sağır eden bir gürültü ile tıklım tıkış bir insan kalabalığı ile geliyorlardı. Babama sorduğum zaman kim bunlar diye, ''Çarşı'' cevabını alıyordum babamdan. Tabii o zaman oldukça küçük olduğumdan ne lafın mahiyetini ne de nasıl bir kimliğe sahip olduğunu anlayamamış bir şekilde maça giriyorduk.


Aradan geçen yıllar ile birlikte daha çok gitmeye başlıyoruz maçlara. Ben de hiçbir zaman açık tribünde başladım daha sonra kapalı tribüne geçtim muhabbeti olmadığından hep kapalı tribüne gider ve maç yerine Çarşı grubunu izlerdim. Babam düzgün maç izleyelim diye kapalı üst ortanın hemen sağ ya da sol tarafına otururken ben sürekli ''baba ortaya geçelim'' diye başının etini yerdim. Futbolun şifrelenmesinden sonra çıkan Cine 5 ile birlikte babam artık maçlara gitmeyi bırakmış görevi ben teslim almıştım. Artık hafta sonları gelse de maça gitsek diye edilen dualar, maçtan bir gün önce yarın ne giysem diye sabaha kadar süren düşünce silsilesi kanıma işlemiş bir vaziyet almıştı.

Artık babadan izin koparılmış ve maçlar Çarşı'nın mekanı olan kapalı üst ortada izleniyor, deliler gibi bağırılıyor, sesler kısılıyor, yetmiyor bir de önemli galibiyetlerden sonra taraftarlık damarı mahalle'de de kendini gösterip coşuluyordu. Tabii artık biraz daha yaş ilerlemiş ve sadece İnönü stadına gitmek kesmiyordu bizi. Eve, arkadaşımda izleyeceğim maçı yalanları ile İstanbul içi deplasmanlara gitme dönemi başlamıştı. İlk önce Ali Sami Yen daha sonra Şükrü Saraçoğlu'nda oynanan maçlara.

Bu zaman sürecine kadar bu grup her zaman bizi ortak paydada tutan bir fenomen idi. Beşiktaş sevgisini anlamlı kılan, bir tezahürat, bir beste, yakılan bir meşale sevgimizin aşkımızın ispatı idi bizim için. Ancak gel zaman git zamandan sonra bazı şeylerin dışarıdan göründüğü gibi olmadığını anladık. Özellikle deplasman maçlarında gidilen yerde, gerek esnafa, gerekse rakip takımın taraftarlarına yapılan hareketler son derece çirkindi ve ''sosyal'' sıfatı ile anılan çarşıya oldukça ters düşmekte idi.

Biraz uzun tuttuğum mukaddime kısmından sonra benim bu yazıyı yazma amacıma gelmek istiyorum. Hepinizin bildiği gibi Çarşı grubu Türkiye'nin kolektivite, yaratıcılık, birlik, beraberlik gibi bütün alanlarda uzak ara önde olan bir oluşumudur. Sadece boyutları futbol ile sınırlı kalmamıştır hiçbir zaman. Sol tandanslı oldukları için birçok sosyal platformda kendilerini göstermişlerdir. Bir-iki örnek vermek gerekirse, 1 mayıs, cumhuriyet mitingleri bu örneklerin sadece birkaçını teşkil eder. Tabii ki bir Beşiktaşlı ve insan olarak sosyal bir grubun içinde yer almak bizleri memnun etmiştir.

Ancak, özellikle Süleyman seba'nın istifasından sonra kapalı tribünde bazı dinamikler değişmiş, hiyerarşide devir-teslim olmuştur. Yaşları ufak olan kişiler tribün üstünde hakimiyeti ele geçirmiş ve tribünde kendini gösterir bir biçimde hamasilik, şiddet olgusu yerleşmiştir. Neden bağırmıyorsun sorusu ile birlikte gelen dayak, vay efendim sen neden bizim besteyi söylemiyorsun diye çıkan kavgalar, bu iddiayı destekleyen kanıtlar idi. Bir de tribün içinde yaşanan hırsızlık olayları iyice insanları canından bezdirmiş, tribünden uzaklaşmalarına sebebiyet vermiştir.

Bunlar belki önlenecek olaylar idi, birlik olunursa iki-üç saatlik işi var gözü ile bakılan durumlardı. Ancak aralık 2004 senesinde oynanan Beşiktaş-Çaykur Rizespor maçının devre arasında öldürülen ''Cihat Aktaş'' olayı ile bir kez daha gündeme geliyordu Çarşı. Her ne kadar bu olay münferit bir hadise olsa bile orada bir insanın öldürülmesi o stadın tüm mahremiyetini bozarken bir yandan da Çarşı grubunu töhmet altına sokuyordu. Neyse ki olayın faili yakalanmıştı da yüreğimize su serpilmişti. Ancak köprünün altından su hiçbir zaman eksik olmamıştı, sürekli medyada "Çarşı grubu bunu yaptı, Çarşı grubu kavga çıkardı, Çarşı grubu polise siyah desene dedi" şeklinde haberler çıkmaya devam etti.

Bu tip hareketlerin hepsi karalama amacı ile olduğu için rakip taraftarlar bile kaale almadı bu tür mesnetsiz haberleri. Ancak bir de görülenler vardı, onlar çok acı idi. Uzak deplasman yolculuklarında mola verilen yerlerde benzin istasyonlarını talan etmek, yiyecek içecek alıp parasını ödememek, esnafın camlarını kırmak, taksicinin ekmek parası olan arabasına vurmak… Bunları sosyal niteliği taşıyan bir grubun yapması oldukça üzücüdür. Çünkü, Çarşı "hepimiz kapıcıyız" pankartı ile görüşünü, fikrini göstermiş idi.

Yazımın ortalarında belirtmiş olduğum gibi bir şiddet kendisini göstermişti tribünlerde ve bunun hasadını iki gün önce Beşiktaş sokaklarında aldık. Ferdi Arslan isimli gencecik bir çocuk yine Çarşı'nın çocuğu olan başka bir kişi tarafından kafasına sıkılan tek kurşunla hayata gözlerini yumdu. Artık birçok kişi nasıl stada gittiğinde orada bir ölünün olduğunu aklına getiriyorsa, Beşiktaş'a, Köyiçi'ne de gittiği zaman bu aklına gelecektir. Artık Beşiktaş sokakları sadece aşkın, sevginin yuvası değil, ölümle yaşamı ayıran çizginin yeri olacaktır.



Onur Türkeri

03.09.2007 20:57:29
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Onur Türkeri Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 19.09.2007 14:53:29 - Emre Belözoğlu
Devamını Oku 03.09.2007 20:57:29 - Çarşı'da Neler Oluyor?
Devamını Oku 27.08.2007 21:34:24 - Hüsnü Şenlendirici ve Şöhret
Devamını Oku 26.08.2007 01:20:10 - Çözülen Aile Kavramı
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 6 ziyaretçimizin puan ortalaması: 3,50
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
 
Yorum Bölümümüzdeki Sorun Giderildi
Yorum Bölümümüzdeki Sorun Giderildi Bir süredir okuyucularımız yorum girerken oluşan bir hata, okuyucularımızın bildirmesi üzerine düzeltildi....
Bu da Aşırı Sosyalleşme!
Youtube Şimdilik Yeniden Özgür
0,29 saniyede derlendi.