|

Baykal : Ciğeri kediye emanet ederim laikliği sana emanet etmem
|
Örtünme İslamiyet'in öncesinde vardır. Örtünme insani durumun, medeni yaşamın bir icabıdır
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin dünkü grup toplantısında Başbakan Erdoğan ve MHP lideri Bahçeli'yi hedef aldı. Grup toplantısındaki din ile ilgili değerlendirmeleri için son bir haftada din uzmanlarından fikir alan ve çok sayıda İslamiyet ile ilgili kitap okuyan Baykal'ın konuşması özetle şöyle:
YETİM HAKKI YİYORSUNUZ: Kuran-ı Kerim'e baktığımız zaman İslamiyet'in, imanın, ibadetin şartları arasında tesettür sayılmış mıdır? Büyük günahlar vardır. Allah'a ortak olmak gibi, adam öldürmek, faiz vermek büyük günahtır. İslamiyet, diyorsak bu konularda nerede bu duyarlılık? Yetim hakkı yemek büyük günahtır. Peki yetim hakkı nasıl yenir? Eğer siz bu memleketin varlıklarını, zenginliklerini Oferlere gece yarısı 750 milyar dolar ucuza satıyorsanız, yetim hakkını yiyorsunuz demektir. Büyük günah işliyorsunuz demektir. Savaştan kaçmak büyük günahtır, namuslu kadınlara iftirada bulunmak büyük günahtır. Zina, yalancı şahitlik, yalan söylemek, dedikodu yapmak, sözünde durmamak büyük günahtır.
BÖLÜNME BAŞLIYOR: Anayasa kuralı yapınca da bölünme başlıyor. Bölünme devletin içinden başlıyor. Düşünsenize sınıfta kızların bir kısmı türbanlı bir kısmı açık. Sınıfa baktığınız zaman çalışkan ya da çalışkan olmayanları değil, dini inancına göre ayrışmış bir sınıf göreceksiniz. İster istemez bu nokta da mezhep ayrışması akıllara gelecek.
YA YİNE DEĞİŞİRSE: Sıkışınca diyorlar ki, 'Laikliğin güvencesi biziz'. Ciğeri kediye emanet ederim, laikliği sana emanet etmem. Bu kişiler bir süre önce 'Millet istemiyorsa laiklik olur mu, elbette kalkar' demediler mi? 'O zaman öyle söyledi ama bugün değişti böyle söylüyor' diyebilirler. Peki şimdi böyle söylüyor yarın değişmeyeceğinin garantisi var mı?
MHP'YE DE SERT ÇIKTI: 'İstismara fırsat vermeyeceğiz' diyorlar. 'Dindar cumhurbaşkanı seçtirmediler dedirtmemek için koştuk Köşk'e gönderdik.' İyi yaptın aferin. Şimdi türban. Sana bırakmayacağız koşuyorsun. İyi yapıyorsun, aferin. Hazır olun yarın da diyecekler ki, bu çocuk okuldan çıktı, memur olsun. O zaman mı frene basacaksın? Çizgiyi nerde çekeceksin, frene basmayacak mısın? Tecavüz edilen insanın "canını, malını, çantasını alın mı" diyeceksin ya da "tadını çıkar" mı demek istiyorsun " Hani böyle bir laf var ya. Türkiye'ye bunu mu tavsiye ediyorsun?
KAYNAK DEĞİL KURBAN: Siz türbanlılarla fotoğraf çektiriyorsunuz diyorlar. Türban takan kadınlarımız, kızlarımız bu yanlışlığın kaynağı değil, kurbanıdır.
ÇIPLAK OLUN DEMİYORUZ: Karşımızdaki konu türban konusu değildir. Konu laikliktir. Örtünme elbette dinimizde vardır. Ama bilinmelidir ki bizim dinimizle ortaya çıkmamıştır. Örtünme İslamiyet'in öncesinde vardır. Örtünme insani durumun, medeni yaşamın bir icabıdır. İnsanlar çırılçıplak ortada dolanır vaziyette hiçbir zaman olmamıştır. Bütün dinlerde örtünme vardır. Hıristiyanlık'ta da, Musevilikte de örtünme vardır. Kimse örtünmeyin çıplak dolaşın çağrısında bulunmuyor. Ama bu örtünme biçimi bizim Anadolu'daki örtünme biçimi değildir. Bu örtünme biçimi Türkiye'ye bir ithal dayatmadır. Kuran-ı Kerimi bilenler, fıkıhçılar uzun tartışmalar yapmışlardır. Hanefi mezhebinde mesela kulakların altı görülebilir denmektedir. Namazda örtünme tartışması yapılmıştır. Hanefi mezhebinin önemli ismi Ebu Hanife'nin namazda dahi kadının saçının dörtte biri görünmesi namazı bozmayacağına dair değerlendirmeleri vardır. Ebu Yusuf yarasına kadar gözükmesi namazı bozmaz der.
(Vatan)
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|