Bizimgazete.org  
 
 
 
Cimbom Keita-yı aldı - video
Taraftarlar kulüp başkanını dövdü - video

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum


Alevi Siteleri Listesi

Anasayfa> Politika> Baykal; "Torunlarımı camiye alıştırıyorum"
 Baykal; "Torunlarımı camiye alıştırıyorum"

Baykal; 'Torunlarımı camiye alıştırıyorum'
Bayramı memleketi Antalya'da geçiren CHP Genel Başkanı Deniz Baykal VATAN'a konuştu. Baykal, "Türkiye Almanya'daki bu suçun üzerine gidemiyor. Bunu engelleyen nedir?" diye sordu



1 Ekim 2008 11:37

Sayın Başbakan geçtiğimiz günlerde bu bayram için "Şeker Bayramı değil, Ramazan Bayramı" dedi. Siz ne düşünüyorsunuz?

Bayramlar bir geleneği yansıttıkları sürece değer taşırlar. Bayramlarımız çok tarihi, köklü geleneklerimizden güçlenerek varlıklarını sürdürüyorlar. Ramazan Bayramı mı, Şeker Bayramı mı tartışması bence çok anlamsız bir tartışma. Çünkü bu bayramın elbette Ramazan ve oruç ile çok derin bir bağlantısı var. Ama geleneksel olarak bu bayramın farklı ve şeker yeme ile ilgili bir dayanağı da var. Hz. Peygamber'in bayram sabahı evinden çıkıp camiye giderken ağzında mutlaka bir hurma olduğu bilinir. Şeker Bayramı da kökünü geleneğini buradan alır. Bayrama tatlı ile başlamanın hem dini, hem de geleneksel bir dayanağı vardır. Yıllardan beri Türkiye'de Ramazan Bayramı'nda baklava yapılır, kadayıf yapılır, sarı burmalar yapılır. Bu eşe dosta ikram edilir. Yanlış olan birbirini tamamlayan bu iki geleneği birbirine karşı çıkarmaktır. Yıllarca bu bayrama şeker bayramı da denildi, Ramazan bayramı da denildi ama Ramazan bayramı diyenlerin hiçbiri Şeker Bayramı sözünden rahatsızlık duymadılar. Şeker Bayramı diyenlerin hiçbirisi de bu bayrama Ramazan Bayramı denmesinden rahatsızlık duymadı. Bizim gibi bazıları da hem Şeker hem Ramazan Bayramı dedi. Bu yıllardır devam eden bir olaydır. Ta Osmanlı zamanında da bu böyleydi. Sıkıntı, bunlardan birini diğerinin karşısına geçirmek. Hayır bu Şeker Bayramı değildir bu dört dörtlük Ramazan Bayramı'dır dediğiniz zaman bir ayrımcılığı, bir dışlayıcılığı, bir bölücülüğü harekete geçirmiş olursunuz. Sakıncalı ve yanlış olan budur.

* Peki nerden çıktı bu yaklaşım?

Bu bir genel zihniyetin yansıması. Türkiye'de bunca yıl bir kişinin aklına bile bu iki kavramı birbirine karşıtmış gibi kullanmak gelmemiş. Şimdi bunu yapıyorlar. Başbakan kültürel yozlaşma diyor. Duyan da zannedecek ki Şeker Bayramı lafı daha dün çıkartıldı. Kültürel yozlaşmanın ifadesini başka yerlerde aramak lazım. Ortada bir yozlaşma var. Hep görüntü ile isimlendirme ile yaftalama ile etiketleme ile meşguller. İşin özü ile meşgul değiller. İslam'ın gerçek özünü, değerlerini, İslami yaşam biçimini, ilkelerini bir kenara bırakıyorlar ve kabukla, görüntüyle, şekille meşgul olmayı yeterli saymaya başlıyorlar. Asıl yozlaşma budur. Geçenlerde bir İslamcı yazar (İhsan Eliaçık) haklı olarak şikayet ediyordu. "Sanki" diyor "İslamiyet türbanla namaza indirgenmiş gibi bir anlayış egemen." Nerde İslam'ın güzelliği, değerleri, ahlakı, ilkeleri, yaşam tarzı? Bütün bunları unutacaksın. Kendini servetin hırsına kaptıracaksın, teslim olacaksın, ondan sonra kılık kıyafetle teselli bulacaksın ve vicdanını rahatlatacaksın yok böyle bir şey diyor. Maalesef işin özü kayboluyor. Para hırsının peşinden koşup her türlü ahlaki ilkeyi, kuralı inkar etmek haram yemek, yetim hakkı yemek, kul hakkı yemek, bunlar sanki meşru imiş gibi bir anlayış ortaya çıkıyor. Dürüstlük, tevazu, alçak gönüllülük, bir anlamda bir yanlışlıkmış gibi takdim ediliyor. Geldiğimiz noktada ben inanıyorum ki herkesin kendini bir sorgulaması lazım.

Anneme 'Yine fasulye mi yaptın' derdim

Yaş ilerledikçe beslenmeye dikkat etmek gerekir. Aslında düşünüyorum bizim Anadolu'daki beslenme gelenekleri esas itibarıyla çok sağlam esaslara dayanıyormuş. Örneğin bizde mutfağın temel maddelerinden birisi bakliyattır. Çok önemli yer tutar. Yapılan araştırmalar bakliyatın çok değerli bir besin olduğunu ortaya koyuyor. Kuru fasulye, nohut, mercimek gibi ürünlere dayanan bir mutfak sağlıklı bir mutfaktır. Hatırlıyorum çocukluğumuzda yine mi fasulye diye şikayet ederdik annemize. Şimdi bunun doğru bir beslenme olduğunu görüyoruz. Tabii o zaman ekonomik nedenlerle fasulyeyi çok yiyorduk. Şimdi gerçi bakliyat eskisi gibi değil, bayağı pahalı. Bakliyat, bulgur çok önemli. Bulgur fevkalade önemli. Her sofranın vazgeçilmez bir unsuru. Japonların pirinci bizimde bulgurumuz. Tarhana aynı şekilde. Olağanüstü önemli.

'Ramazan'da kilo verdim'

Özel bir diyet uygulamıyorum ancak Ramazan'da dikkat ederek kilo verdim. Kilo olarak söyleyemem ama kemerden diş attığımı söyleyebilirim. Giyemediğim kıyafetleri artık giyiyorum. Bir rahatlama gözle görülür biçimde var. Çok memnunum. Yaş ilerledikçe beslenme düzenini değiştirmek lazım. Ramazan bir fırsat oldu benim için. Daha az sofraya oturunca insan daha az yiyor. Beslenme alışkınlarımızı da gözden geçirmemiz lazım. Sahurda yemek yerine su içmeyi tercih ettim. Ben ekmeği çok yemiyorum. Ama çok önemli bir ürün. Ekmek konusunda Türkiye'de müthiş bir standart uygulama var. Ekmek konusunu çeşitlendirmeyi sağlamalıyız. Trabzon, Vakfıkebir, Akçabat ekmekleri olağanüstü güzeldir. Ekmeği çeşitlendirmeyi yaygınlaştırmalıyız. Sadece Ankara ve İstanbul'un lüks alışveriş merkezlerinde ekmek çeşitleri bulunuyor. Bunu yaygın hale getirmeliyiz.

Dedesinin imamlık yaptığı camide bayram namazı kıldı

Bayram namazını kızı Aslı Baykal'ın çocukları Mehmet ve Ali Can Erkılıç ile dedesinin imamlık yaptığı Tekeli Mehmet Paşa Camii'nde kılan Baykal, "Dedem uzun süreler orada, o camide hem yaşamış hem imamlık yapmış. Bu nedenle de bu cami ile bir duygusal bağlantımız var" dedi. Baykal, bayram namazını kıldıktan sonra evine dönmeden önce simit fırınına uğradı. Evinde, eşi Olcay Baykal, kızı Aslı Baykal Ataman, damadı Halil Ataman ve torunlaııyla yapılacak kahvaltı için 6 simit aldı. Baykal daha sonra Antalya'ya özgü serpme böreğin yapıldığı Avcuoğlu Börek Salonu'na gitti. Kıymalı, peynirli ve ıspanaklı börek siparişi verdi.

'Torunlarımı camiye alıştırıyorum'

ArtIk bizim için bu bir aile geleneği oldu bir engel çıkmadığı sürece torunlarımla birlikte Antalya'da olmaya özen gösteriyorum. Bayramı birlikte geçiriyoruz. Dede olarak torunlarımı camiye getirerek görevimi yapıyorum. Artık onlar da alıştılar. Onlar da memnuniyetle katılıyorlar.

Engel siyasi iktidar

* Deniz Feneri olayının ardından insanların yardımlaşma duygusunun azalmaya başladığı iddia ediliyor...

Tabii bir hayal kırıklığı yaratılmıştır. Ama bu duygu tamamıyla ortadan kalkmaz. Yardım etmek insanoğlunun temel ihtiyacıdır. Ama insanlar bunu daha doğru, güvenilir kanallardan yapma konusunda daha duyarlı olacaktır. Yardım ihtiyacı da olacaktır, yardım etme ihtiyacı da varolmaya devam edecektir. Ama bunlar tabii derin hayal kırıklıkları yaratıyor. Bugün şöyle bir manzara ile karşı karşıyayız. Bir AB ülkesi olan Almanya bir yargı kararı ortaya koydu. Almanya bir suçu bütün yönleriyle inceledi ve hükme bağladı. Hükümde de bu olayın asıl faillerinin Türkiye'de olduğunu, onların sorumluluklarının da tespit edilmesi gerektiğini söyledi. Kendi soruşturmasını yaparken Türkiye'den yeterince işbirliği göremediğini ortaya koydu. Bu bence bizim hem yargımızı hem de devletimizi rencide etmesi gereken bir durum yaratıyor. Alman yargısı hüküm verdi ve dedi ki "Orada da var, onun da incelenmesi lazım." Biz hâlâ onu incelemeye başlamış değiliz. Çok gönülsüz bir biçimde göstermelik bir takım adımlar atıldı. AB ile ilişki, derken uyum yasaları, anayasa değişsin, kanunlar değişsin... Kardeşim her şey değişti de bu tablo ne? Bir somut suç ile ilgili Alman mahkemesi bir hüküm verecek, o suçun buradaki uzantısını Alman makamları tespit edecek. Biz onun üstüne yatacağız ve bu AB ile ilişkilerimizi rahatsız etmeyecek. Niye Türkiye Almanya'daki bu suçun üzerine gidemiyor. Engelleyen nedir bunu? Kanunumuz mu? Hayır. Hukukumuz mu? Hayır. Niye? Ne var, onu engelleyen nedir? Bu sorunun cevabı çok önemlidir. Bunun cevabı siyasettedir. Türkiye hukukunu istediği kadar AB ile uyumlu hale getirsin siyasetini uyumlu hale getiremediği sürece, siyasetini AB standartlarına, dürüstlük ve ahlak kriterlerine taşıyamadığı sürece o yasal düzenlemelerin hiçbir anlamı olmaz. Bu konunun Almanya'daki gibi kararlılıkla incelenip soruşturulmasının önündeki engel siyasi iktidardır. Çok açık. Çok üzüntü verici bir olay. Bu konunun çözümü de başta dokunulmazlıkların kaldırılması olmak üzere çok ciddi düzenlemelerin yapılmasıdır. AB bunun önemini düşünmeye başlamalıdır. Siyasette yolsuzluklara göz yuman bir anlayışın demokrasi standartlarını ortadan kaldırabileceğini artık kavramalıdırlar. Bugüne kadar dokunulmazlık konusunda yeterince duyarlı davranmayanlar bu konunun önemini görmelidirler.

'Kolunun altında...'

* Son zamanlardaki yolsuzluk iddiaları AKP'yi nasıl etkiler?

Şüphesiz ki öyle olacak. Giderek daha çok ortaya çıkmaya başladı yolsuzluklar. Bu iktidar yolsuzlukla mücadelenin nutkunu atıyor, edebiyatını yapıyor ama gereğini yapmıyor. Çok açık bir tablo. Bu çelişkili durum, bu şizofreni, sıkıntının kaynağıdır. Herkesi yolsuzlukla suçluyorlar, hortumları kestik edebiyatını zevkle yapıyorlar. Ama maalesef yolsuzluklar onların kolu, kanadı altında serpiliyor, gelişiyor. Cumhuriyet tarihinin en çarpıcı olayları büyük yolsuzlukları en belgeli şekilde bu dönemde ortaya çıkıyor. Olay artık bir sistem konusu haline geldi. Türkiye ciddi bir süredir yolsuzluklarla ilgili olarak bir duyarlılık kaybına sürüklenmişti. Artık insanlara gına gelmişti. Yolsuzluk iddiaları kimseyi etkilemez gibi bir durum ortaya çıkmıştı. En tehlikeli olan da buydu. Son zamanlarda memnuniyetle görüyorum ki toplum ahlakın, dürüstlüğün önemini yeniden keşfetmeye başladı. Herhalde buna en büyük katkıyı Deniz Feneri olayı yaptı. Önce Şaban Dişli olayı belgelenerek ortaya kondu. İnsanlar bir şaşırdılar. Arkasından Deniz Feneri olayı ile insanların en kutsal duygularının bile istismar edildiğini görünce derin bir hayal kırıklığı geçirdi. Maalesef Türkiye'de çok uzun süre yolsuzluk olayları karşısında herkes kendi siyasi konumuna göre tavır takınıyordu. Son zamanlarda bu olaylar çıktıktan sonra AKP'li vicdan sahibi bazı insanlar, yazarlar, siyasetçiler de ciddi rahatsızlık duymaya başladılar. Bunu çok önemsiyorum. Eğer yolsuzluk konusunda herkes konumuna göre tavır takınırsa yolsuzlukla mücadele olmaz. Yolsuzlukları kırmanın yolu birilerinin kendi kampında yolsuzluk yapıldığı zaman da ortaya çıkıp bu olmaz diyebilmeleridir. Buna ihtiyaç var. Bunun işaretlerini son Deniz Feneri'nde gördüm. Bazı AKP'li siyasetçiler çok ciddi ve samimi tepkiler gösterdiler. Elbette ki üstünü örtmek isteyenler orada duruma hakim ama yeterince güçlü olmasa da buna bazı AKP'lilerin de tepki göstermiş olması çok önemlidir.

'Samimi bulmuyorum'

* Çankaya Belediyesi ile ilgili ses kaseti yayınlanınca CHP başkan hakkında soruşturma başlattı. Önceki gün de İçişleri Bakanlığı, Çankaya Belediyesi için iki başmüffettiş görevlendirdi. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

AKP'ye hâlâ benim hırsızım daha iyidir anlayışının egemen olduğu açıktır. Sorun da budur. Bu konuda bir samimiyet gözükmüyor. Güvenilir içtenlikli bir tablo yok. Biz gerçekten içtenlikle kendi belediye başkanımızın adı bir olaya karışınca en küçük bir tereddüt duymadan üzerine gitmemiz gerektiğini biliyoruz. Böyle yaptık. Bundan sonra da böyle yapacağız. Yolsuzluk yapanın partisi bizim için fark etmez. Ankara'daki olay başkanın yolsuzluk tablosundan şikayeti biçiminde ortaya çıktı ama bu orada da birtakım olumsuzlukların yaşandığı gerçeğini bize gösterdi. Bu tabii üzüntü verici bir olay. Belediyelerde maalesef böyle olayların yaşandığının farkındayız. Buna karşı çok ciddi bir mücadele vermek gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda ciddi hazırlıklarımız da var.


01.10.2008 11:37:31 Vatan
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Haberin karnesini siz belirleyin
1 - Zayıf 2 - Geçer 3 - Orta 4 - İyi 5 - Pekiyi
Bu haber için oy kullanan 19 ziyaretçimizin puan ortalaması: 3,00
Haberi Paylaşın
Google Google Live Live MySpace MySpace Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir. Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Politika Bölümünden Son Yazılar
Eskiye rağbet olur mu? Eskiye rağbet olur mu?
Düzen siyaseti, AKP'ye alternatif yaratmakta tel t...
Bir Tayyip Erdoğan klasiği Bir Tayyip Erdoğan klasiği
Erdoğan, "kusura bakmasınlar, eğer greve gidecekle...
Vay Türkiye-nin haline! Vay Türkiye'nin haline!
Nabucco'nun hükümetlerarası imza töreni konusunda ...
Alın zarfı yazın AKP-yi Alın zarfı yazın AKP'yi
Kars Belediye Başkanı AKP'li Nevzat Bozkuş, basın ...
İşte Sarıgül-ün partisi İşte Sarıgül'ün partisi
Yeni bir oluşum kuran Sarıgül'ün hedefinde Baykal ...
Askeri yargı artık Gülen-e dokunamayacak Askeri yargı artık Gülen'e dokunamayacak
AKP'nin son düzenlemesi yasalaşırsa, Gülen'in aske...
Erdoğan’ın teğeti savaş kadar yıktı Erdoğan’ın teğeti savaş kadar yıktı
Türkiye ekonomisi savaştan çıktığı yıllarda bile y...
Rejimin teminatı kim? Rejimin teminatı kim?
Erdoğan'ın geçen hafta sonu söylediği "Polis rejim...
AKP’den ‘harf devrimi’ AKP’den ‘harf devrimi’
AKP, TCK'da yaptığı birkaç harflik değişiklikle as...
AKP kongreleri savaş alanı AKP kongreleri savaş alanı
AKP'nin son dönemde gerçekleştirdiği kongrelerin ç...
TARTIŞMA YARATANLAR
Laikliğin teminatı orduysa o gün neredeydi? Laikliğin teminatı orduysa o gün neredeydi?
Madımak'ta kardeşini kaybeden Serdar Doğan Devrim ...
-Türk Solu-nun arkasında kim var? 'Türk Solu'nun arkasında kim var?
Türk Solu dergisinin arkasındakiler kimler?
BBP-den Sivas anması hakkında ağır laflar BBP'den Sivas anması hakkında ağır laflar
BBP Sivas il başkanı: "Anma haklarını kullanmak ye...
İşte Sarıgül-ün partisi İşte Sarıgül'ün partisi
Yeni bir oluşum kuran Sarıgül'ün hedefinde Baykal ...
Kenan Evren yargılanmamalı! Kenan Evren yargılanmamalı!
Ceyhun Günal'la Derin Mevzular 2. bölümüyle, geçen...
OKUMADAN GEÇMEYİN
Frikik üstüne frikik verdi Frikik üstüne frikik verdi
Hadise süper minisiyle frikik vermekten kurtulamad...
Hangi gazeteciler Kanal-i Zasyon-da? Hangi gazeteciler Kanal-i Zasyon'da?
Okan Bayülgen'in yanısıra çok sayıda ünlü oyuncu v...
İzmir-de Gül-e protesto İzmir'de Gül'e protesto
İzmir'e giden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül protestoy...
Bu bir osuruk filmi değildir! Bu bir osuruk filmi değildir!
Kimse alınmasın, gücenmesin! Ali Ersin Kelleci yaz...
Oral Çalışlar Zaman-ı eleştirdi Oral Çalışlar Zaman'ı eleştirdi
"Zaman'ın Madımak acısını değerlendiren haberi ger...
Osmanlı-ya övgü, Cumhuriyet-e eleştiri! Osmanlı'ya övgü, Cumhuriyet'e eleştiri!
Başbakan, 'Osmanlı'yı övdü, cumhuriyet döneminde '...
Tecavüzcü öğretmene ibretlik ceza Tecavüzcü öğretmene ibretlik ceza
56 yaşındaki M. Ş. 52 yıl hapis cezasına çarptırıl...
Askerdeki oğuldan ağlatan mektup Askerdeki oğuldan ağlatan mektup
Kemal Sunal, vefatının 9. yılında Zincirlikuyu Mez...
Baykal-a -Karaoğlan- sürprizi Baykal'a 'Karaoğlan' sürprizi
Kars'ı ziyaret eden CHP Genel Başkanı Deniz Baykal...
İşçi ve Bağ-Kur emeklilerine zam İşçi ve Bağ-Kur emeklilerine zam
İşçi ve Bağ-Kur emekli aylıklarına bu ay zam yapıl...
0,38 saniyede derlendi.

Evden eve Nakliyat - Hubyar - Nur Pompa