Artık bir şeyler değişiyor...  
Anasayfa Künye Reklam Arama
Haberler Video Haber RH+ Röportaj Yazarlar
 
 

Çok Okunanlar
Devamını Oku Uykusuz Çizeri, LeMan Yazarından Arak Yaparsa!..
Devamını Oku Doğu Kadınlarındaki Duygusal Lezbiyenlik
Devamını Oku Destere'de küfür rekoru!
Devamını Oku Askeri helikopterle piknik!
Devamını Oku Aradaki '7 fark'ı göster bana Efes Pilsen

Son Yorumlananlar
Devamını Oku Doğu Kadınlarındaki Duygusal Lezbiyenlik
Devamını Oku Fethullah Gülen marka condom çıktı, ortalık fena karıştı !!!
Devamını Oku Hepsi Grubu Dağılıyor mu?
Devamını Oku 2B Yeniden Meclis'e Geliyor
Devamını Oku Önce arabayı yıkadı sonra kendini

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.



RSS / XML
RSS / XML
EkleBunu RSS Ekle Butonu


Anasayfa> RH+> Öteki Aysun
 Öteki Aysun

Öteki Aysun
Aysun Kayacı'dan cüretkar pozlar






Sarışın, güzel ve henüz 27 yaşını süren genç bir kadın… Yıllarını mesleğine adamış bir yazar; gazeteci ve sinema oyuncusunun yanında var olmaya cüret ediyor. Dahası hayatta doğruyu ve yanlışı; hep kendi kendine keşfettiğini, bir zamanlar kurduğu düşün şu andaki Aysun Kayacı olduğunu itiraf ediyor. Özel hayatında kendini gizlemek pahasına da olsa güzelliğini ve tanınırlığını sıradanlaştırmak için uğraşıyor. Şimdi içerideki; yani kendini çok da ele vermeyen Aysun Kayacı'ya uzanıyor, satır aralarında bambaşka yönlerini keşfediyoruz.

Marie Claire dergisinden Damla Gökdel sordu, Ece Candan fotoğrafladı...

HAYDİ GEL BİZİMLE OL
"Ben kendimden beklenmeyecek kadar zeki ve hazırcevap yorumlarda bulunduğumu düşünmüyorum. Tam tersi programda bir baskı var. Kendi doğalımda olduğu kadar rahat ve özgür konuşabilmem zor orada. Normalde çok daha akıllı ve parlak oluyorum. Zaten söz bana zor geliyor, geldiğinde de kesilecek mi diye bir telaşa kapılıyorum. Aksine programda kendimi gösterebildiğime inanmıyorum. Öyle bir çabam da yok. Ayrıca ülkemizde insanları olduğu gibi kabul edemiyorlar. Güzelliğin bir eksisinin, özrünün olması gerektiğini düşünüyorlar. Yurt dışında sarışın ve güzel bir kadına bu yorumu getirirlerken genellikle iki kere düşünürler. Kaldı ki büyük laflar etmek, kendimi ispatlamaya çalışmak gibi bir iddiam da yok."

"Kadının çok olduğu yerde sorun da olur derler evet ama biz bunun tersini ispat ettik sanıyorum. Çünkü yayın bilinci ile hareket ediyoruz. Zaten birbirimizi haftada bir kez görüyoruz. Bizim yaptığımızı erkekler dahi yapamıyor. Üç dört erkeğin bir arada konuşmacı olduğu birçok program başladı ama yapamadılar. Bizim kimyamız çok tuttu. Ben belki bir parça beklentilerin tersinde çıktığım için dikkat çektim ilk başta ama artık buna da alışıldı. Hani dersime çalışmadan gelirim, neden bahsedildiğinin farkında dahi olmam, cazgırlık yaparım, biri bana bir şey söylediğinde hemen cevabı yapıştırırım, kavga ederim, her şeyi gurur meselesi haline getiririm sandılar. Baktılar ki gerçekten olgun duruyorum, kendime güvenim var, herhangi bir şey ispatlamak zorunda değilim şaşırdılar. Ben azımla da çoğumla da ortadayım."

"Son programlarda daha az konuşuyorum evet; bunun geçmiş kırgınlıklarımla ilgisi var tabii. Sadece oy konusundaki kırgınlığımdan bahsetmiyorum. Genel olarak konuşuyorum. Ağzımdan çıkanlar, ne demek istediğimden kopartılıp farklı ortaya koyuldu. Hatta söylemediğim şeyler dahi yazıldı. Bir dergi ya da gazetenin haberi üzerine hakkımda köşe yazıları dahi kaleme alındı. Oysa dönüp programları izlediklerini dahi sanmıyorum. Oysa kelime başına para almıyorum ben orada. Bazen; 'Editörler benim yerime harıl harıl çalışıp elime bir metin tutuştursunlar ve ben de onu okuyayım. Ne kadar saygın olurdum. Karnım ne kadar da az ağrırdı' diye düşünüyorum. Ne kadar kolay ve ne kadar güzel olurdu. Oysa canlı yayına hazırlanıp da geliyorum."

"Gücümün farkında değilim; hayır. Evet kendim gibi oluyorum ama güç dediğiniz nedir ki? İnsan güçlüyse kendinden başkasına da faydalı olur. Ben gücü hep böyle algıladım. Ben orada bulunarak zaten çalıştığım kanaldan paramı alıyorum ama gerisi? Esas güç orada bence. Güç istediğinizi istediğiniz zaman söylemek değil ki. Ben her söylediğim sözden sonra bir açıklama getirmek zorunda kalıyorum. Dikkat ironi var, dikkat mübalağa ediyorum, dikkat aslında dalga geçiyorum diyorum. Böyle olmamalı."

"Program canlı ve çok farklı bir formatta olduğu için adıma çok büyük tecrübe oldu. Kadın izleyicimiz, özellikle de çalışan kadın izleyicimiz çok fazla. Çok şanslıyım bunun için."

"Ben programa devam etmek isterim ama biraz yörüngesinden kayıyor gibi. Amaç bu muydu yoksa benim mi haberim yoktu bilmiyorum. O yüzden oturulur ve konuşulur sanıyorum. Gelecek yıl da ne olur kısmet!"

Sıra bana ne zaman gelecek de, ben ne zaman konuşacağım diye bir durum söz konusu değil. O aramızda sessiz bir anlaşma bizim."

GÜZELLİK
"Ben güzel olduğum için neredeyse özür dileyecek bir duruma geldim geçmişte. En azından öyle hissettim. Görselliğe ve yeteneğe dayalı bir iş yapıyorum. Bunun için çok kurnaz ve laf ebesi biri olmam da gerekmiyor. Zekâmı yarıştırmıyorum. Güzel kadına bakış açısında biraz değişik bir ülkeyiz. Neden böyle onu da anlamıyorum."

"Geçen gün bir röportaj çekimi yaptım. 'Çimenlerde uzanıp kitap okurken bir fotoğrafınızı çekelim' dediler. 'Saçmalamayın' dedim. hiç kimseye ne kadar zeki olduğumu ispatlamaya, ilan etmeye mecbur değilim ki. Belli oluyorsa oluyordur, olmuyorsa da olmuyordur. Çok komik geldi bana. Türkiye'de biraz böyle bu. Bazı kişiler bir artıya sahip oldukları zaman, o artıyı ilan etmek istiyorlar hemen. Oysa artılar varsa görünür zaten. Yoksa da yoktur."

"Yüzümle oynağım için eleştiriliyor muyum? Ben de 320 çapında silikon taktıran biri için 'Ne diye taktırdı acaba Çok gereksiz olmuş?' diyebilirim. Bir gelir geçer estetik anlayışı var ama benim burnumdaki estetiğin yüzüme çok gittiğini düşünüyorum."

ÜNİVERSİTE
"Tarih okumayı kendim istedim. Gazetecilik ve İletişim de ilgimi çekiyordu ama tarih okumaya, yazmaya, araştırmaya, sorgulamaya daha çok dayalıydı. Seyahatte, çalışma aralarımda boş kalmadan sürekli okuyarak yeri geldiğinde telafi de edebileceğim bir bölümdü. Bir de araştırmaya çok açıktı. Bir yıl süren uzun araştırmalar bile yapabilecektim ki bunu çok seviyorum. O kadar renkli ve bugüne de taşınan bir tarihimiz var ki. Bu coğrafyada bu konu ile ilgilenmem aslında çok yerinde bir karardı."

"Ben İstanbulluyum. Boğaz'da büyüdüm. Bu şehir tarih kokar. Oldum olası geçmişle ilgiliydim. Bir roman okuyacaksam; tarihi biyografileri ya da İstanbul'un tarihi fonunda geçenleri tercih ederdim. Aslında çok tercih edilen bir bölüm değil. Çünkü birçok kişi tarih ile hobi olarak ilgilenebilir. Bu bir zevktir. Ancak herkes Tarihçi olamaz. Historiography apayrı bir dal. İçinde felsefe, sosyoloji de var. Değerlendirme yapabilmek, mukayese edebilmek, tarafsızca yaklaşabilmek de gerekiyor. Bu çok çekti beni işte. Ülkemizde tarihe tarafsız yaklaşamıyoruz. Ya dini ya da milli yanımız ağır basabiliyor. Şimdi bilimsel bir platformda, kendimce geçmişi ve bugünü düşünüyorum."

"Şu anda nasıl bir tarih yazıyoruz? Ben aslında hiç memnun değilim ve sanırım çok da belli ediyorum son zamanlarda. Bir de belli etsem de belki de doğru ifade edemiyorum ve eleştiriliyorum. Yine de bir kadın, bir vatandaş, genç bir insan olarak fikrimi söylemem gerektiğine inanıyorum."

"Okuldaki hazırlık yılımda öğrenciler beni sınıfa beklerken bir kalabalık olmuş; evet… Okula ilk iki gün gidememiştim. O sırada yaşanmış bu. Sınıf kapısında küçük bir cam var. Gelip gelip bakıyorlarmış. Öğretmen de ders yapamıyormuş. En sonunda küçük bir kartona; 'She has not arrived yet – Henüz gelmedi' yazarak yapıştırmak zorunda kalmış. Sonuçta liseden yeni mezun olmuş öğrencilerdi hepsi. Bense 24 yaşındaydım, tanınıyordum. Bazen okulu ziyarete liselerden gruplar geliyor. Ben de çimlere oturmuş, ders çalışıyor oluyorum. Akın akın gelip fotoğraf çektirmek istiyorlar. Orada bile gözler üzerenizde… Halbuki ben bambaşka bir şeye konsantre olmaya çalışıyorum. Okuldaki anlarım benim için o kadar değerli ki. Orada yok olmak, görünmemek istiyorum. Bölüm arkadaşlarımla çalışmak, öğretmenlerimden bir şeyler kapmak istiyorum sadece. Benim için orada show off'a, sosyalliğe yer yok. Yıllar sonra sahip olduğum, bir dünya yol geldiğim; işimden, sporumdan, uykumdan, arkadaşlarımdan feragat ederek istekle gittiğim bir yer orası. Kimse üzerime ne giydim, nasıl görünüyorum diye bana bakmasın istiyorum. Orada başka bir Aysun var çünkü ama olmuyor."

"O kadar koşuşturmamın içinde o kadar yol gidip blok derse gidiyorum. Öğrenciler; öğretmene çabuk bitirelim diye baskı yapıyorlar çabuk bitirelim diye. O da dayanamıyor kabul ediyor ve erken bitiyor ders. Nefret ediyorum bundan! Bir tek ben; 'Lütfen bitmesin' diyenim herhalde. Çünkü o anlarım o kadar kıymetli ki benim için. Bu konuda çok inek bir öğrenciyim; itiraf ediyorum. Geçip en önde oturuyorum ve alabildiğimi almaya çalışıyorum."

"Okuldaki arkadaşlıklarım bana çok gerçek geliyor. Çünkü bir alışveriş ilişkisi yok aramızda. Ben sekiz yıl mankenlik yaptım. İnsan çevresinin ürünüdür derler ya, ben de ister istemez o çevreden arkadaş edindim. Ben o çevre, bu çevre gibi ayrımlardan hoşlanan biri değilim ama şimdi dönüp baktığımda görüyorum ki; okul arkadaşlarım, iş yaptığım camiadaki arkadaşlarımdan daha sağlam duruyorlar. Çünkü bir çıkar, rekabet yok."

"Ben herkes gibi önce okuyup sonra çalışmaya başlamadım. Tam tersi oldu ama kıymetini daha iyi anlıyorum. Bunun avantajları da var dezavantajları da. Bazı kişilerde yükselme ve ünlü olma hevesi vardır. Bende o heves yok. Önümde daha da yükselmemi sağlayacak çok büyük fırsatlar var ama ben istekli değilim. Çünkü o dünyanın içine girebilmek için, gözünüzde büyütmeniz gerekiyor. Hâlbuki şov dünyası tam tersine çok küçük ve insanı yukarı çıkarmayan, tam tersi sahip olduğu değerleri emip yok eden bir dünya. O yüzden şu anda daha mutluyum. Taşlar yerine oturdu. Biraz geç oldu gerçi… Çevremde bana yol gösteren büyüklerim olsaydı, belki daha erken yakalayabilirdim bu mutluluğu. Ben hep tek başınaydım. O yüzden doğruları hep kendi kendime buldum. Bu beni daha güçlü kıldı ama zor da oldu."

"Şimdi tez yazacağım. Yakın dönem Osmanlı tarihi ve medyası ilgimi çekiyor. Osmanlıca ve Osmanlıca kaynak aramayı da öğrendiğimiz için onları da kullanmak istiyorum. Boşuna gitmesin istiyorum. Ancak Tiyatro master'ı yapmak da var aklımda. Ancak emin olduğum bir şey var; herhalde eğitim sürecini bırakmam. Çok emek verdim çünkü."


OY SPEKÜLASYONU
"Çok çarptırıldı benim sözlerim. O konudaki gücenikliğim ve sinirim geçtikten sonra anladım ki tahammülsüzüz. Bana kızıp da; 'Sen kendini ne zannediyorsun?' diyenler oldu. Hâlbuki ben o sözümü kalıp olarak kullanmıştım. Sonuçta ülkemizde kel, kör, fodul gibi kelimeler de çok sık kullanılıyor. Kimse bunları sorgulamıyor. Ekranlarda daha ağır konuşanlar da var. Ben o kelimeyi kalıp olarak söylemiştim ama bunu görmek istemeyenler oldu. O tufan geçtikten sonra kendi kendime çok düşündüm. Şöyle söyleyeyim size; şu anki yönetimin bana hiçbir zararı yok. Tam tersi faydası var. Showbusiness'ın içinde olan biri olarak benim şu andaki durumumdan zırnık kadar şikâyetçi olmamam gerekiyor. Çünkü ben birçok kişiye oranla daha çok kazanıyorum. Kalkıp da; 'Benim gibilerin oyu daha kıymetli' dediğim zaman, daha çok oy atalım da biz birilerini getirelim başa, bize daha çok yarasın demek istemedim. Tam tersine daha çabuk ikna olan insanları düşünerek söyledim bunu. Ülkemizde düşünce egzersizi o kadar az yapılıyor ki. Düşünmeden, çabuk parlayan o kadar çok insan var ki."

"Çok pişmanım, umudum da yok zaten. Hoş olmadı. Herkes art niyete ve kandırmacaya o kadar alışmış ki; benim neyin üzerine öyle söylediğimi anlamadan, programı izlemeden rahatsız oldular. Umarım özgür düşünen, neyin üzerine öyle konuştuğumu fark edebilenler beni anlıyordur. Çevremde iyi niyetli ve fikrini söyleyebilen insanlar var olsun istiyorum. Duygusallıkla, adeta romantik bir yaklaşımla birilerinin bayrağını taşımasınlar istiyorum. Çok şey istiyorum galiba."

AŞK
"Ben aşkı Aysel Gürel ve Sezen Aksu şarkılarındaki gibi bildim; evet. Öyle öğrendim. Tam bizim kuşak. İlk aldığım kaset Sezen Aksu'nundu. Sonrasında biz kendi aşklarımızı bulduk ya da yarattık tabii ama onlar bir tür kitap gibiydi. 'Aşk işte böyle olmalı' dememe neden oldular. Bir derinlik vardı ama aynı zamanda da gel-gitli, fırlama bir yanı olan aşklardı anlattıkları. Daha gençken ben de öyle yaşadım ilişkilerimi. Ateşli yaşıyorsunuz; kendinizden önde tutuyorsunuz. Çok önemli sanıyorsunuz. İşte o yüzden onların şarkılarında tatlı bir sitem ve mizah da var aslında. Şimdi ilişkilerimi yine önemsesem de beklentilerimi daha aza indirgedim. Biliyorum ki karşımdaki bir insan sonuçta. Büyük arızalar, ihanetler ki ihanet dediğim aldatma değil olmadığı sürece daha toleranslıyım. Her hata affedilebilir."

"Karşımdaki beni kandırmadığı sürece aşka olumlu bakan bir insanım. O benim çok hassas bir noktam! Ben onu tanımaya çalışırken, birden acı bir gerçek ile onun aslında bambaşka biri olduğunu fark ettiğim zaman kendimi aptal yerine konulmuş, kandırılmış hissediyorum. Bu benim için aldatılmaktan daha kötü bir tecrübe. İnsan aldatılmayı belki affedebilir. 'İstedi ve birlikte oldu' diyebilir ama kandırılmak çok sinsi. O zaman hemen soğuyorum. Gerçek ihanet bu bence. Onun kendini bana gösterdiği, tanıttığı gibi biri olmadığını görmek, bunu birlikte olduğumuz süre boyunca sakladığını anlamak en kötü ihanet. Hem artık saklama gereği duymuyor hem de beni kandırmış! Alttaki o boyayı kazıyınca ortaya çıkan gerçek; 'Yangın var' diyerek kaçtığım nokta oldu hep. Bu en istemediğim bir manzara. Kendi duygularıma da yazık olmuş oluyor."

"Aşk adına pişmanlık duydum; evet… Bir kere duydum ama gelip geçti, o yüzden isim vermek istemiyorum. Böyle durumlarda hemen unutmuyorum tabii. Belli bir delirme dönemim oluyor. Biz kadınlar biraz daha agresifiz bu konuda. Bir de tanınan bir insan olduğunuzda, ilişkileriniz çok göz önünde yaşandığı için o süreci daha da deli geçiriyorsunuz. Belgeleri ile kalıyor insanların elinde. Olgunlaştıkça daha dikkatli hareket etmeyi, maceradan kaçınmayı öğreniyorsunuz. Bu iyi bir şey mi bilmiyorum ama o korunmayı alıyorsunuz."

"Tanınan bir insan olduğum için tabii yaşadığım ilişkilerin kimyası da bozuluyor ister istemez. Bu nedenle şanslı değilim. Ozan ile olan ilişkimde ben çok büyük gayret sarf ettim. O çok zekidir. Benden sadece bir yaş büyük ama çok güzel bir bakışı var ilişkilere. Amerika'da uzun yıllar tek başına yaşamış. Bunu yapıp da hâlâ yol alamayan insanlar da var ama onun çevresi de çok farklı. Çok insan tanımış Ozan. Ben ona Türkiye'deki magazinin eksilerini anlatmaya çalıştım. Önce anlamadı. 'bu nasıl bir saçmalıktır, olur mu öyle şey' dedi. Sonra rasgele bizim de başımıza gelince, birkaç şık yaşadıktan sonra çok çabuk kavradı. Bu zekâ ile olur. Bunu; 'Çok âşığız, çok seviyoruz, hepsinin üstesinden geleceğiz' diye atlatamazsınız. Değerlendirme yapabilmek için zekâ ve o erkeksi ego'yu iyi dengelemek gerekir. Ozan'da da bu var. Analitik bir düşünce yapısı var. Hep sorun çözmeye yönelik… O yüzden benimle birlikte sorun çözmeye bile başladı yani. Bana sorun çıkaracağına; 'Bu ne yazıyor böyle?' diyeceğine, benim tarafımda durdu ve anlamaya çalıştı. Kendine güvendi. O güveni de ona belki de ben sağılıyorumdur, değil mi?"

"Bir ayrılık dönemimiz oldu ve Müjde Ar'ın barıştırdığı yazıldı; evet. Ancak bu tamamen asparagas bir haber. Böyle bir şey olmadı. Pınar ile Yağmur'un düğününe gitmeden önce barıştık ve kendi aramızda çözdük sorunumuzu."

"Daha önce yedi yıllık bir birlikteliğim oldu ve çok büyük fedakârlıktı evet. Çok pişmanım! Tabii ki… En kıymetli zaman dilimimdi. Her şey daha tazeydi, daha meraklıydım, algılarım daha açıktı. Pişmanım… Hâlâ gencim, meraklarım da genç, yaşam tarzım keza öyle ama 18 yaşındaydım o zaman düşünün. 23, 24 yaşıma kadar onunla birlikteydim. Bir bakıma ilk gençliğimi hediye etmişim ama sonuçta pişmanlık geldi."

"Özellikle şöhretli kadınlarla birlikte olmak isteyen erkekler var. Bunu bir kusur olarak görmeyen kadınlar da var ama ben maalesef bir kusur olarak görüyorum. Şöhretli kadınla birlikte olup kendini daha erkek zanneden ya da herkes dönüp baksın isteyen erkekler var; evet. Aslında zor bir hayat bu. Hem bu kadar rekabetin olduğu bir ortamda var olabilmek, aşkı doğru yaşayabilmek hem de benliğinizi muhafaza etmek zorundasınız. İnsanlar tüm bunların farkına varabilmek için ya ölmenizi ya da yaşlanmanızı bekliyorlar."

"Ozan ile ilişkimiz ilk başladığında havaalanında görüntülediler bizi ve bir sürü masal yazdılar. Çok utandım o olaydan ben. Ozan da; 'Bu nedir' dedi. Evet bir ilişkimiz vardı ama arkamızdan bir yığın hikâye uydurmanın ne gereği vardı? Birçok çift tatile gidiyor ama haberi daha büyük satmak için akıl almaz şeyler yazdılar. Çok terbiyesizceydi. İnsan gerçekten isyan ediyor. Önce bir insan olarak belli bir ahlakınızın olması lazım. Bunu yazan kendinden utanmıyor ama ben çok utandım o dönem. Hastalıklı düşüncelerin ürünü gibiydi. Acıyorum ben aslında bu insanlara. Kim bilir hangi mahallelerde büyüdüler, kim bilir nasıl ilişkiler yaşadıklar ki böyle hastalıklı senaryolar uydurabiliyorlar. Yakıştırabiliyor kendilerine."

ŞÖHRET
"Okulda, sette daha silik gözükmeye çalışıyorum. Sadeleşmek, sıradanlaşmak istiyorum. Tanınır olmak ayrı, kendi özel hayatımdaki ben ayrı. Şöhretli bir insan olarak sizi ayrı bir kefeye koyuyorlar. Hâlbuki ben de her genç kadın gibiyim, görüyorsunuz. Bunun için biraz kendimi ezdirmem, kusurlarımı göstermem dahi gerekebiliyor. Çünkü nefret ağı ile yaşayamazsınız. Hem çok merak ediliyorsunuz, ilgileniyorsunuz hem de garip bir şekilde güzel, bir şeyler başarmaya çalışan, dikkat çeken biri olarak nefret ediliyorsunuz. Dahası siz özgürlük alanınızı yaratmaya çalıştıkça da bu bir tür şımarıklık olarak algılanabiliyor. Artık tüm o polemikleri, magazin haberlerini göz ardı edip kendimi işime veriyorum. Öte yandan yaşımı da yaşamaya çalışıyorum."

"Hem eleştiriliyorum hem de merak ediliyorum; evet. Bence kendine özgü olan herkes için söz konusu bu. Mesela Ayşe Hatun Önal ki arkadaşımdır çok kendine özgü bence. O yüzden başarılı oldu. Gençler çok seviyorlar. O sizin içinizde varsa, sürüden ayrılıyorsanız bir biçimde, o ilgi görür. İlgi görür ya da görmez, beğenilir ya da beğenilmez ama merak uyandırır. Sonda bir de love to hate (Hem sevip hem de nefret etmek) mantığı da var biliyorsunuz. Nefret ederler ama hoşlarına gider, hoşlandıkları için nefret ederler. Çok tuhaf bir mantığı var tüm bunların. Ben hayatı yaşıyorum ve çoğu zamanda gizleniyorum. O zaman da izlensin diye böyle bir hayat sürmediğimi görüyorlar. Bir izleme zevki doğuyor insanlarda. İzleneyim, merak edileyim diye bilinçli hareket etmediğim için eksi ve artılarımla kabul ediyorlar. Bir de güzellik de önemli tabii. Özellikle hemcinslerimiz güzelliğe daha meraklı oluyorlar. Mesela erkek arkadaşım geçenlerde bir elektronik dergisi satın aldı, kapağında çok hoş bir kadın vardı. İçimden; 'Erkekleri kandırmak ne kadar kolay' dedim. Hâlbuki kadınlar için bu söz konusu dahi değil. Ayakkabınıza, çantanıza, o günkü ruh halinize bakarlar. Bizi kandırmak için bir erkek vücudu koymaya gerek yok mesela oraya. Biz hep hemcinslerimizi merak ediyoruz aslında. O yüzden beni de merak ediyorlar. Güzelliği bu açıdan vurguladım."

EVLİLİK
"Hiç düşünmediğim bir konu bu. Bu konu inanmadığım bir konu. 'Asla olmayacak' diye katı da yaklaşmıyorum ama şu an için fazla inanmıyorum. Benim henüz o zamanım gelmedi. Bu biraz da içgüdüsel…'Zamanı geldi' diyerek evlenmek istemiyorum. Bunu yapan kadınlar var. 'Çocuk yapma zamanım geldi geçiyor' diyerek evlenenler de var. Lahana mı yapıyorsun yani? Bir de hayatını iyi bir koca arayışı ile geçirenler de var. Bu planlı programlı yaklaşımları sevmiyorum. Ben bazı şeyleri biraz geç idrak eden ve geç bulan bir insan olduğum için ki çoğunlukla hayatta doğruları kendi kendime buluyorum, zamanı geldiğinde düşünürüm sanıyorum. Evlilik karşıtı da değilim. Birkaç kez evlenip ayrılmış olmak gerekiyor evlilik karşıtı olmak için. Ben sadece şu anda düşünmüyorum."

ŞARKI
"Kısık Ateşte 15 Dakika sesli çekiliyordu. Ben de bir şarkıcıyı canlandırıyordum. Sesli çekildiği için de canlı söylemem istendi. Girdim stüdyoya ve söyledim. Çok güzeldi. İnanır mısınız bir tane bile kötü tepki almadım. Hatta tam tersi yığınla albüm teklifi almıştım. Ben ne iş yapıyorsam ona çok emek veriyorum. Tek bir şarkı diyeceksiniz ama onun için de çok çalışmıştım. Kimsenin kulağını tırmalamadım sanırım. Hatta inanamadılar benim söylediğime. Akabinde müziğe geçmeyi hiç ama hiç düşünmedim. O Yasemin'di. Bir şarkıcıydı ve film dâhilinde yaşadığım bir tecrübeydi. Şarkıcılık çok ama çok zor bir meslek. Benim katlanabileceğim bir meslek değil inanın."

DÜŞ
"Bugün yaşadığım hayat; bir zamanlar düşünü kurduklarım. Maddi ve manevi özgür bir kadınım artık. Kendimden sorumluyum. Ben kendimi gerçekleştirdim aslında. İddialı biri değilim ama belki de bu yüzden sempati duyanlar oluyordur. Bana yol gösteren olmadı çünkü. Hep kendim keşfettim doğruyu ve yanlışı. Bu beni güçlü kıldı ama onu da 'Ben çok güçlü bir kadınım' diye bir bayrak gibi taşımıyorum. Öyle olsaydı bunu fark ederdiniz zaten. Olduğum gibiyim."

PROJE
"Kendi programımı hazırlamak, sunmak istiyorum. Komedi… İnsanları güldürmeye yönelik bir projem var ama bu demek değil ki zorla gülünsün. Ertesi gün; gençler okulda konuşsunlar ve gülümsesinler diye yola çıktığım bir çalışma diyelim. Konuşsunlar, hatta dalga geçsinler… Evet; gençlerin seveceği bir iş olsun istiyorum. Hayat o kadar asık suratlı ki çünkü… Ayrıca benim kitlem de gençler. Daha önce yaptığım komediler, reklâm filmi olsun hep onlara yönelikti. Ancak şu da var! Gençler garip bir biçimde de kimseyi kolay kolay beğenmezler, eleştirirler ama beni çok tutuyorlar. O yüzden onlara yönelik bir program olacak. Şu anda görüşme aşamasında. Yaz sezonu için hem de."

"Yaz sezonu dizilerinden çok teklif geldi ama istemedim. Hem çok izlenmiyor ve kalıcı olmuyor hem de sınavlarım yüzünden çok yorulmuştum. Önümüzdeki sezon olabilir. Ben komediyi çok seviyorum. İçimde var bu. Daha önce de bir sit-com çalışmam olmuştu. Orada bile; 'Ne var kendini oynuyor işte' demişlerdi. Dışarıdan o kadar kolay görünüyor ki. Hatta sonra Doktorlar dizisindeki oyuncu arkadaşlarım bile bana gelerek; 'Sen bayağı oynuyormuşsun' diye yorum yaptılar. Çünkü işin içindeyken gördüler. Beni demek ki o zaman onlar da takdir etmiyordu. Sonra bir anda fikirleri değişti. Garip!"

"Pepsi projesi de olay oldu bir bakıma. Sanki ben bir odaya girdiğimde herkesin erkeğini çalacağım ama yok öyle bir durum. Yine de iyi bir çalışmaydı. Aysel Gürel nasıl enerjikti anlatamam. Halbuki çok hastaymış. Buna hayran kaldım o zaman. O yaşama sevinci, o dirayet. Ben çok şanslıyım aslında. Metin Akpınar, Cüneyt Türel, rahmetli Savaş Dinçel, Ayten Gökçer… Hep duayenler ile çalıştım ve çalışmakla kalmayıp bir şeyler kapmaya çalıştım."

"Müzikal komedi hem çok seviyorum hem de yapmayı da istiyorum. Türkiye'de çok fazla yapılmıyor bu. Bir hayalim diyelim. Drama ise benden değil. Yapımda yok. Doktorlar dizisinde çok ağladım ama benden değil çok fazla bu. Komedi yaparken inanılmaz keyif alıyorum. Ben de bir şeyler katıyorum. Ben aslında çok komik bir insanımdır. Programda çok fark edilmiyor belki ya da duyulmuyor, arada kaynayıp gidiyor ama ben özel hayatımda çok rahat ve esprili biriyim. Programda belden aşağı espri yapılsa fark edilir ancak herhalde ama bunu da ben sevmiyorum. Hiç hoşlanmadığım bir şey bu. En hazırlıksız espriler de sanırım hep belden aşağı oluyor ama ben daha zekice olanlarından yanayım. Öbürü çok kolay çünkü. Amerikan modeli sit-com'lara daha çok gülüyorum ve takip de ediyorum. Çünkü hepsi hazırlanıyor ve oyuncu da özümseyerek oynuyor. Çok da iyi bir zamanlama gerektiriyor. O yüzden herkes oynayamaz. Ben biraz kafa yormayı seviyorum bu tarz komedilere. Çok da iyi eleştriler almıştım."


29.08.2008 15:21:59
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




RH+ Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 18.11.2008 15:40:46 - KIM, Sonunda Açtı! (Galeri)
Devamını Oku 18.11.2008 15:37:25 - Önce arabayı yıkadı sonra kendini
Devamını Oku 09.11.2008 16:19:31 - Nişan tarihini henüz belirlemedik!
Devamını Oku 07.11.2008 13:22:38 - Beyaz'dan gaf üstüne gaf!
Devamını Oku 06.11.2008 21:55:19 - O Gerçek Bir Melek!
Devamını Oku 05.11.2008 02:53:24 - Bir Kasklı Tecavüzcü Eksikti!..
Devamını Oku 05.11.2008 02:49:22 - 40 Yaşında Model!
Devamını Oku 31.10.2008 11:23:22 - Köpekler Yüzümüzü mü Okuyor?
Devamını Oku 30.10.2008 00:48:48 - KEIRA'YA FRANSIZ ÖPÜCÜĞÜ!
Devamını Oku 30.10.2008 00:41:39 - Heidi Klum ve eşinden ilginç protesto
Devamını Oku 22.10.2008 12:32:36 - Halil Ergün yüzünü botoksla perişan etti
Devamını Oku 21.10.2008 18:16:44 - Böyle Fatura Adresi Görülmedi
Devamını Oku 19.10.2008 16:29:37 - Mutlu Ol! Bu Bir Emirdir!
Devamını Oku 16.10.2008 13:32:12 - Marmaris'e 'asi' yüz
Devamını Oku 16.10.2008 13:17:39 - KABAK TARLASINDA ROMANTİK DAKİKALAR
Devamını Oku 15.10.2008 13:02:06 - Esrarengiz Fotoğraf Tartışılıyor
Devamını Oku 14.10.2008 12:15:22 - Fatih Terim İngilizce Konuşuyor (!)
Devamını Oku 14.10.2008 11:23:08 - Büyük Mavi Çukurun Esrarı
Devamını Oku 14.10.2008 11:14:06 - AKP'den Angeline Joie'ye Davet
Devamını Oku 26.09.2008 11:53:53 - Lopez'in kalçalarına ne oldu?
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 12 ziyaretçimizin puan ortalaması: 3,17
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
 
Bilgisayar kullanıcılarına müjde
Bilgisayar kullanıcılarına müjde Microsoft'un yeni uygulaması antivirüs programı üreticilerini zora sokacak...
YouTube rekora koşuyor!
MSN Video geliyor
0,47 saniyede derlendi.