Artık bir şeyler değişiyor...  
Anasayfa Künye Reklam Arama
Haberler Video Haber RH+ Röportaj Yazarlar
 
 

Çok Okunanlar
Devamını Oku Uykusuz Çizeri, LeMan Yazarından Arak Yaparsa!..
Devamını Oku Doğu Kadınlarındaki Duygusal Lezbiyenlik
Devamını Oku Destere'de küfür rekoru!
Devamını Oku Askeri helikopterle piknik!
Devamını Oku Aradaki '7 fark'ı göster bana Efes Pilsen

Son Yorumlananlar
Devamını Oku Doğu Kadınlarındaki Duygusal Lezbiyenlik
Devamını Oku Fethullah Gülen marka condom çıktı, ortalık fena karıştı !!!
Devamını Oku Hepsi Grubu Dağılıyor mu?
Devamını Oku 2B Yeniden Meclis'e Geliyor
Devamını Oku Önce arabayı yıkadı sonra kendini

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.



RSS / XML
RSS / XML
EkleBunu RSS Ekle Butonu


   
 
Korku Oyunu

Rahmi Vidinlioğlu

Kelimelerin çok kısa, sözlerin çok derin!
En eski oyuncağıyım bu kentin:
OYUNU BIRAK!

Yalnızlığın kredisi en yüksek ders olarak okutulduğu, sokakları karanlık ve dar, akşamları intihara meyilli bir şehirde çocuk oldum ben! Aşkı yaşayamadan, kovuldum okulumdan, kovuldum evimden, sokaklarımdan! Kovulmadım; çocuk başına istifa ettim doğduğum taşra şehrinden!

Çocukça hayaller kurmanın en büyük suçlardan biri sayıldığı yıllarda kuytu okul koridorlarında tanıdım âşık olmayı! Aşk zaten yalnızca çocukların kalkışabileceği bir delilik olarak yer almaktaydı tarih sahnesinde; bilmiyordum henüz, bilmiyordum hayatın bana hazırladıklarını!

Gerçeklerin kocaman buzdağları oluşturduğu, depresyonun rutin bir süreç sayıldığı ve âşık olmaya kalkışan insanların hiç düşünülmeden linç edildiği yeniyetme bir şehirde çocuk oldum ben! Çocuk olmak, acı çekmekti; ama yine de umutla bakabilmekti geleceğe! Geleceğin olmadığını öğrenecektim elbette biraz daha büyüyünce gördüğüm insanların acıyarak bakan yüzlerinde!

Kızamık gibi ağır ateşli geçen bir çocukluk hastalığıydı aşk benim çocuk olduğum şehirde; elime yüzüme bulaştı! İçten içe kemirerek tüm hücrelerimi, beni kendisine esir etti! Çökerken karanlık büyük bir hızla üzerime, ben suskun haykırışlar taşıdım yırtık ellerimde Deniz'e...

Kayıp bir kıtaydı, doğduğum şehir; çok geçmeden buzullarla örtüldü! Kocaman şehir iki çocuğa dar gelince, kovmadılar ki beni; kendim döndüm arkamı ve gittim!
Ben giderken şehre tabirsiz bir hüzün çöktü, döndüm arkamı; istemeye istemeye çıktım o taşra kentinden! Adı İstanbul konan bir metropole ayakbastım; bir yalana aktım ellerim ayaklarım kanayarak! Biter sandım, her âşık çocuk gibi, şehir büyüyünce büyür sandım umutlarım! Çok geçmeden anlayacaktım elbette küçük bir çocuğun hep küçük bir şehirde kalması gerektiğini!

* * *
Metropole adım atar atmaz masalsı gerçeğimiz gerçeksi bir masala dönüştü! Çünkü bir şeyin şiir sayılabilmesi için ille de alt alta mısralarla yazılması gerekirdi! Yani çok zor anlaşılırdı bir insan, hatta anlaşılamazdı! Çünkü sanat aşkın bittiği yerde başlardı, felsefe sanatın tükendiği yerde ve aşk ancak felsefenin son durağında gösterirdi gerçek yüzünü!

Masalsı isyanımız isyankâr bir masala dönüştü! Çünkü kareli defter yapraklarına yazdıklarımızı adlandıramıyorduk artık! Alt alta yazsak şiir oluyordu; mısralara ayırmasak öykü! Az biraz uzayacak olsa yazı roman oluveriyordu sanki!

Sen ne kadar iyi bir şair olduğumu bilen tek insandın! Bu yüzden, sakın ölme, dedim sana! Ölme sakın görmeden kitaplarımızın basıldığını, basılan kitaplarımızın toplanıp yakıldığını…
İnan, bir gün basılacak kitaplarımız, dedim… Basılan kitaplarımız ilk günden toplatılıp yakılacak! Yanan kitaplarımızın ateşinde bileyip kırık kılıçlarımızı, savaş boyası diye süreceğiz küllerini yüzlerimize!
Ve çıkacağız dedim yine İstanbul'un karşısına! Dört yanını şiirle kuşatıp yeniden fethedeceğiz bu eski Bizans yosmasını! Varsın karadan yürüsün ihanetler dedim, varsın kurusun deniz, kurusun Boğaz, biz seninle gökyüzüne yeni bir ülke kuracağız!

Şiirlerimde şaheserler yarattığıma inanan tek insandın! Bu yüzden sakın ölme dedim sana! Öpüştürme sakın damarlarımdaki alyuvarları eroinle, sakın tanıştırma gecelerimi beyaz zehirle!
Eroin; kimyanın simyaya kafa tuttuğu loş laboratuarlarda doğdu! Eroin; daha doğar doğmaz zehirlerin padişahlık tahtına oturdu! Ve şimdi ben tek veliahdıyım bu padişahlığın; sakın, sakın ha beni karanlık zindanlarda boğdurma, dedim sana!

O kadar çok şey vardı ki daha sana anlatacağım, bu yüzden sakın dedim sana, sakın ölme! Sakın manşet olmasın adın ucuz gazetelerin üçüncü sayfa haberlerine!

Beni anlayabilecek belki de tek insandın! Bu yüzden, işte sırf bu yüzden, sakın dedim sana, sakın ölme! Tutunduğum her dal gibi sen de kırılıp titreyen avuçlarıma düşme!


01.07.2008 15:18:05
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Haber Yorumları (1 adet)

elf yağmuru Editöre Bildir
Edebiyat
Hayırlı olsun kitap.
01.07.2008 21:52:31




Rahmi Vidinlioğlu Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 15.07.2008 16:19:23 - Suskun Gecenin Gardiyanları
Devamını Oku 01.07.2008 15:18:05 - Korku Oyunu
Devamını Oku 13.06.2008 22:10:39 - Paranın Yükselişi Ve İnsanlığın Çöküşü
Devamını Oku 03.06.2008 21:55:06 - Eğitim Hapishanesi
Devamını Oku 29.05.2008 23:16:04 - Sakat Heykeller Müzesi
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 16 ziyaretçimizin puan ortalaması: 3,00
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
 
Bilgisayar kullanıcılarına müjde
Bilgisayar kullanıcılarına müjde Microsoft'un yeni uygulaması antivirüs programı üreticilerini zora sokacak...
YouTube rekora koşuyor!
MSN Video geliyor
0,91 saniyede derlendi.