|
Susarak başlıyor gece, susarak başlatıyor türküsünü! Ezip geçerek önünde, ardında ne varsa ilan ediveriyor hâkimiyetini! Susturarak başlıyor gece, susturarak başlıyor katledeceği duyguların listesine! Ülke yanıyor, ülke batıyor, ülke için için kanıyor! Aksiyon filmlerine taş çıkartırcasına başlarken ana haber bültenleri, bir cellât gibi selam vermeden çıkıyor sahneye gece! İstanbul öyle garip bir şehir ki, ona ne kadar uzaktan bakarsan o kadar iyi anlıyorsun kokusunu! İçine yerleştirdiği ve bir türlü atmayı başaramadığın korkuları kâbuslarından ayıklayarak uyanıyorsun ne kadar uzağa gitsen de! İstanbul! Aniden gelip canına okuyan bir garip diş ağrısı gibi zonklarken beyninin içinde, karar vermeye çalışıyorsun daha da uzağa gidilse bir şeylerin değişip değişmeyeceğine! Kesiyorsun sonra, bir kurban gibi kesiyorsun hem de, umutlanmayı! Özlemekten vazgeçip her cümleni bağıra çağıra yazıyorsun yine gizli saklı defterlerine! İstanbul! Tek kelime, üç hece, üçyüzmilyon romana sığmayacak kocaman bir hikâye! İstanbul, bir vantuz gibi emerken kanını, bir cenaze yerinde kahkaha atan deli gibi gülümsüyor gece! Öğreniyorsun ve öğretiyorsun kendine hiçbir şeyin değişmeyeceğini! Her şeyin daha da kötüye gitmeye programlandığını ve ne kadar çırpınırsan o kadar battığını! Martıların uçuşunu, Boğaz'ın maviliğini, Üsküdar'ın ürkekliğini, Kız Kulesi'nin naifliğini hayal etmeye çalışarak boşaltmaya çabalıyorsun kafanın içine zehirli yılanlar gibi çöreklenmiş gündemi! Suçsuz insanlar hapislerde çürüyüp ölüyor, iğrenç iftiralar renkli havai fişekler gibi patlarken gazete manşetlerinde, ilk kez bu kadar çok gitmek istiyorsun bu ülkeden! Tüm aşklarını, ayrılıklarını, umutlarını ardında bırakıp, arkana bile bakmadan gitmek istiyorsun yok edilmeye hazırlandığını iyiden iyiye belli eden bu ülkeden! Bildiğin bir dili unutur gibi unutmak doğum büyüdüğün sokakları ve bambaşka bir yere gitmek istiyorsun! Tek bir cevapsız soru kemirirken beyninin duvarlarını, okunuyor sabah ezanı : Nereye gideceksin?!
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|