Milli Voleybolcu Tesettüre Girdi Gazeteler
                                            Artık bir şeyler değişiyor...  
 
 

Çok Okunanlar
Devamını Oku Hristiyan Suyumuzu Kirletmesin!
Devamını Oku soL: Özkan'ın Televizyon Solculuğu Bitti
Devamını Oku Gül'e Şovalye Nişanı
Devamını Oku TRT'nin "Yayıncılık Başarısı"
Devamını Oku Ayşe Arman Feci Yüklendi

Son Yorumlananlar
Devamını Oku Ülkücüler Üniversite Şenliğine Saldırdı
Devamını Oku Erdoğan'a Adana Şoku
Devamını Oku Kanaltürk Çalışanından Mektup Var
Devamını Oku Hristiyan Suyumuzu Kirletmesin!
Devamını Oku Einstein'dan Din Karşıtı Görüşler

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.



RSS / XML
RSS / XML
EkleBunu RSS Ekle Butonu
Anasayfa> Reşat Çalışlar> Proust Televole Seyretseydi
 Proust Televole Seyretseydi

Proust Televole Seyretseydi
Reşat Çalışlar'ın Renkhaber'deki ilk yazısını yayınlıyoruz.




"Bir kadına aşık olduğumuzda aslında yaptığımız şey, bir ruh hâlimizi ona yansıtmaktır; dolayısıyla önemli olan kadının değeri değil, ruh hâlimizin derinliğidir; sıradan bir genç kızın bizde yarattığı duygular sayesinde benliğimizin en özel, en şahsi, en uzak, en temel yanları bilinç düzeyine çıkabilir; üstün bir şahsiyetin sohbetinin verdiği zevk, bunu sağlamayabilir" der Proust, "Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde" romanında. Proust, güzel ama "sıradan" ya da bir diğer ifade ile boş kızları, iç dünyasının derinliklerine yaptığı yolculuklar için kullanılacak birer araba gibi algılar. Güzel ama boş kızların anlamayacakları, ya da anlasalar bile ilginç bulmayacakları, son derece entelektüel yolculuklardır bunlar. Bir sayfadan uzun cümlelerle anlatılırlar.



Proust’un "Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde" romanının anlatıcısı, sahilde dolaşan çok güzel ama boş genç kızları olağanüstü bir hayranlıkla tasvir eder. Onlarla henüz tek bir kelime konuşmadan, kişilikleri üzerine kapsamlı analizler yapmaya ve onlarla ilgili hayaller kurmaya girişir. Onları bir grup olarak parıltılı bir kuyrukluyıldıza benzetir. Kızların boş kızlar olduğunu sezinlemesi, onu büyülemelerini engellemez. Onları kibirli, yüzeysel ve sert bulur. Kendilerinden daha az güzel ama düşünceli ve duygusal olan insanları şiddetle küçümsediklerini ve güzellik ve gençliği en yüce değer olarak gördüklerini sezinler. Kızların güzelliklerinden o kadar etkilenmiştir ki, güzelliği düşünceden üstün tutmalarında bir yanlışlık bulmaz. Güzelliği düşünceden üstün tutmalarını onaylar neredeyse. Hatta, kendini onların karşısında biraz ezik bile hisseder.



Türkiye, güzel ama boş kızların -örneğin "magazin kızları"- son derece ön planda olduğu bir ülke. Bizim magazin kızlarımızın da parıltılı bir kuyrukluyıldız oluşturdukları söylenebilir. Proust, günümüz Türkiye’sinde yaşasaydı, Atlantik okyanusu kıyısında yürüyen Fransız kızlarına karşı hissettiği duyguları, magazin kızlarına karşı hisseder miydi? Onların güzelliklerini öven yazılar yazar mıydı? Yoksa, kızlara olan aşkını gizlemek için, magazin kültürünü entelektüel bir kibirle eleştiren "popüler kültür analizi" yazıları mı yazardı?



Magazin kızlarımızın, Proust’un "sahil güzelleri"nden o kadar da farklı olduklarını düşünmüyorum. Bizim güzellerimizdeki olağanüstü şiddetli yozlaşma belirtileri -örneğin tost mesajları- , onları Proust’un Fransası’nın kızlarından biraz ayırabilir belki. Ama bu farkın Proust’u o kadar etkileyip etkilemeyeceği tartışılabilir. Şu fark ise daha önemli olabilir: Magazin kızlarımızın sadece boş oldukları gerçeği değil, hayatlarının bütünü de aşırı derecede gözler önünde. Proust’un sahil güzellerini bu kadar büyüleyici bulmasının nedenlerinden biri, onların hayatlarını tanımamasıydı. Boş olduklarını farketmişti ama Proust’un bir kızın boş olduğunu düşünmesi, onun aklından geçenleri, iç dünyasını, özel hayatını keşfetmek yönünde şiddetli bir heves duymasını engellemiyordu.



Güzel ama boş kızlara ilgi duymak, entelektüel bir erkekten pek beklenmeyen birşey. Entelektüel bir erkeğin güzel ama boş kızlarla ilgilenebileceği gerçeğini kabul eden nisbeten mantıklı insanlar bile, entelektüel erkeğin onları en fazla birer cinsel obje olarak beğenmesini bekliyor. Güzel ama boş kızları iç dünyalarının derinliklerine yapacakları yolculuklar için araç olarak algılayan erkekler, onları "duygu objesi" olarak kullanır. Bu, çıkarcı ve küçültücü bir yaklaşım olarak görülebilir bir bakıma. Ama, çıkarcı ve küçültücü bir boyutu da olsa, zararsız bir yaklaşımdır bu, özellikle de erkeğin aşkının platonik kaldığı durumlarda. Buna karşın, güzel ama boş kızların da, entelektüel erkeklere karşı çok olumlu bir yaklaşım içinde oldukları söylenemez. Türkiye’nin güzel ama boş kızları, paraya ve dış görünüşe, entelektüellikten ve zekâdan çok daha fazla itibar ederler kesinlikle. Aslında, paraya ve güzelliğe entelektüellikten daha fazla itibar etmek, sadece güzel ama boş kızların değil, günümüz Türkiye’sinin genelinin tipik bir özelliğidir. Güzelliğin düşünceden üstün tutulması, Proust’un da bir bakıma onayladığı söylenebilecek bir yaklaşımdır. Bunun Proust’u günümüz Türkiye’sinin ruhuna yaklaştırıp yaklaştırmadığı tartışılabilir.





(bu da yaklaşık 5 yıl önce yazmış bulunduğum bir yazıdır efendim)



Reşat Çalışlar

26.08.2007 10:19:43
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Reşat Çalışlar Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 26.08.2007 10:19:43 - Proust Televole Seyretseydi
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 9 ziyaretçimizin puan ortalaması: 2,11
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
 
Yorum Bölümümüzdeki Sorun Giderildi
Yorum Bölümümüzdeki Sorun Giderildi Bir süredir okuyucularımız yorum girerken oluşan bir hata, okuyucularımızın bildirmesi üzerine düzeltildi....
Bu da Aşırı Sosyalleşme!
Youtube Şimdilik Yeniden Özgür
0,42 saniyede derlendi.