|

Ahmet Tulgar.
|
Başarılı gazeteci Ahmet Tulgar'la uzun süredir çalıştığı BirGün gazetesindeki işleyişten ve patronsuz olan bu gazetenin holding gazetelerinden ne gibi farkları olduğunu, yazarlığı, sansürü ve medya dünyasındaki cehaleti konuştuk. Ahmet Tulgar yaptığı her işin arkasında durmayı prensip edinmiş bir gazeteci, gazetecilik alanında donanımı o kadar yüksek ki, Türk medyasında bunun paha biçilmez olduğunu söyleyebilecek kadar kendisine güveniyor. Okura yakın duruşu ve tüm mahremiyetini yazılarına taşımasıyla dikkat çeken Ahmet Tulgar, yeni yazılarında aşktan daha fazla söz etmesi gerektiğini de samimiyetle söylemekten çekinmiyor.
-Güneş, Sabah, Milliyet, Akşam ve Nokta gibi majör yayınlar için çalıştın hep, neden daha sonra Birgün gibi daha mütevazi bir gazetede çalışmaya başladın, bu bir tesadüf mü yoksa bilinçli bir seçim mi?
Bir kere mütevazı falan değil BirGün. Tam tersine gerek işletme anlayışı, patronsuzluğu ve kolektif sahiplik yapısı gerekse ideolojik duruşu, dünyayı değiştirmek gibi büyük bir iddiaya sahip insanlara seslenmesi ile kitle kültürü yayıncılığı gibi ortalama bir gazetecilik anlayışına sahip gazetelerden çok daha majör bir yerde konumluyor kendisini. Yani bana göre bir gazete için majör, minör kavramlarından birini kullanacaksak bakacağımız en son yer tiraj raporları olmalı. Diğer taraftan BirGün gibi bir gazetede çalışmak tesadüfi olamaz elbette. BirGün'de ancak bilinçli bir seçim yaparak çalışılabilir.
-BirGün de işler nasıl gidiyor, memnun musun? Sol içerikli bir yayında çalışmakla holding yayınlarında çalışmak arasında nasıl farklar var?
İyi. İyi gitmese de iyi derdim ama her yer kadar iyi her yer kadar da sorunlu elbette BirGün de. BirGün'de çalışmanın en önemli farkı herhalde özdeşlik duygusudur. Daha önce çalıştığım gazetelerde zaman zaman, bazen de sık sık deneyimlediğim yabancılaşmayı, ürüne, yaptığım işe yabancılaşmayı çok az hissediyorum. Hatta belki de hiç. Sonra çok daha insanlara, hayata dokunarak gazetecilik yapıyorum.
-Neden BirGün'de sürekli kadro değişikliği oluyor?
Başka gazetelerdekinden daha sık değiştiğini sanmıyorum. Düşünsenize ben bile 2,5 yıldır çalışıyorum. Bana bile bu kadar zamandır tahammül ediliyor.
-BirGün'de sınırlandığınızı hissettiğiniz durumlar oluyor mu?
Sansür ya da otosansür anlamında hissetmiyorum. Ama teknik ya da mali nedenlerle bir sınırlanma olur tabii. Bu gazetenin patronsuz olduğunu tekrar hatırlatayım.
- Ergenekon skandalı konusunda neler düşünüyorsunuz?
Ergenekon sürecinin toplum için öğretici olduğunu, geniş kesimlerin bu süreçle birlikte darbe yapmanın kötü bir şey olduğunu öğrenmeye başladığını düşünüyorum. Sonra bir model olarak Türkiye'nin yakın tarihinde çektiğimiz acıların nasıl ve ne gibi insanlar tarafından örgütlendiğini de gözler önüne seriyor bu süreç. Ama Türkiye solu bu sürecin derinleştirilmesini, sadece başaramamış değil, başarmış darbecilerin de yargılanmasını talep ediyor.
- Basın dünyasında kendinize rakip gördüğünüz gazete var mı?
Hayır. Biz rekabet dünyasına karşı duran bir gazeteyiz.
- Neden BirGün belli bir seviyenin üzerinde satmıyor? Çok satmak için bir çabanız var mı, yoksa kendinize ait kitlenizin yeterli olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Elbette daha fazla insana ulaşmak istiyoruz. Bu yönde çabalarımız da oluyor. Ama belli bir denge kurduk. Şimdilik az basıp baskı tirajına göre yüksek satıyoruz.
-Kimi zaman yazılarınızda ciddi anlamda romantikleşiyorsunuz? Romantik aşk sizde neyi çağrıştıyor?
Aşktan bahseden yazı çok fazla yazmadım BirGün'de. Aslında iyi hatırlattınız, daha sık aşktan söz etmeliyim.
Edebiyata sert bir yaklaşımınız var. Gerçekten iyi romanın, sefalet çekmeyen bir yazar tarafından yazılamayacağını mı düşünüyorsunuz?
İstisnai durumlar dışında evet. Ama sözünü ettiğim sadece parasal sefalet değil. Ya da yoksunluk demeliyim belki sefalet yerine. Yani hayattan bir şeyi çok isteyip de bir türlü alamamış olmak durumu. Ya da sahip olduklarınızın yetmemesi, hoşnutsuzluk. Bunlar has edebiyat için gerekli.
-En baştan beri yazdığınız köşe yazılarında okurla kendinizi bir tutuyor ve tüm mahremiyetinizi okurla paylaşıyorsunuz. Bu aşırı samimiyet sizi okurun gözünde nereye taşıyor?
Onu okurlarıma sorun.
-Yazılarınızda bazen depresyon hali göze çarpıyor. Depresif dönemler sizin de yaratıcılığınızı körükleyen bir faktör mü?
Depresyona girmem ben. Ama hüzünlendiğim saatler çoktur.
Basın dünyasında çok sağlam bir donanıma sahip olduğunuz biliniyor. Bu donanımı efektif olarak kullanabildiğinizi düşünüyor musunuz?
Evet. Çalıştığım her gazetede bana iyi yerler açılması bu sayede oldu. Donanımın parayla ölçülemeyecek kadar değerlidir. Bir de medya dünyasındaki yaygın cehaleti dikkate alırsak, benim donanımımın parasal karşılığı olamaz. Üstelik medyadaki bu cehalet durumu böyle giderse bir süre sonra donanım hiç para etmeyecek.
Akşam Gazetesi'nden bir yazınız yayınlanmadığı için istifa ettiniz. Basında gerçekten sansürsüz yazılabileceğine inanıyor musunuz? Yazarlar sadece kendi istediklerini yazabiliyor mu?
Yazmalılar. Yazarlık bu zaten.
Hem medya dünyasında hem de edebiyat dünyasındaki yakın arkadaşlarınıza ne oldu? Onlarla görüşmeyi sürdürüyor musunuz?
Birçoğuyla. Tabii eskiye nazaran daha yoğun olduğum için zaman ayıramadığım arkadaşlarım oluyordur.
Diyelim ki Hürriyet'e yayın yönetmeni oldunuz, köşe yazarları konusunda ilk icraatınız ne olurdu?
Niye Hürriyet, niye yayın yönetmenliği, niye köşe yazarları? Herhalde ilk maaşımı peşin alır ve uzun bir seyahate çıkardım. Ve yolculuk boyunca internetten köşe yazarı okumazdım herhalde...
|
03.08.2008 00:55:47
|
Medyatava
|
|
|
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|
Röportaj Bölümünden Son Yazılar
|
19.11.2008 15:03:56 -
Yavuz Semerci, Sayım Çınar'a Konuştu
|
16.11.2008 21:49:47 -
Ahmet Hakan, Sayım Çınar'a Konuştu
|
08.11.2008 15:56:05 -
Çalışlar: "Özal'a Kızanlardandım Ama Hata Etmişim"
|
03.11.2008 18:38:02 -
Murat Müfettişoğlu ile Ömrün Ödülü Üzerine
|
03.11.2008 00:20:43 -
Nazlı Ilıcak, Sayım Çınar'a Konuştu
|
01.11.2008 07:53:57 -
"Yasak Kararına Güldüm"
|
29.10.2008 13:44:15 -
3 Troll Bu Röportajda Yan Yana Geldi!
|
28.10.2008 07:10:25 -
Sözlük Trolleri Renkhaber'de!
|
26.10.2008 03:52:37 -
Ayşe Arman'dan Özel Açıklamalar
|
19.10.2008 17:35:10 -
Çetin Altan'la Cevdet Anday Neden Kavga Etti?
|
15.10.2008 12:26:57 -
Fatih Altaylı'nın Bu Röportajı Konuşulacak!
|
12.10.2008 15:27:57 -
Ece Temelkuran, Sayım Çınar'a Konuştu
|
05.10.2008 00:42:33 -
Atilla Dorsay, Sayım Çınar'a Konuştu
|
28.09.2008 01:38:09 -
Haşmet Babaoğlu, Sayım Çınar'a Konuştu
|
21.09.2008 17:49:49 -
Lüferi ona Kenan Evren sevdirdi
|
21.09.2008 12:10:58 -
Saba Tümer, Sayım Çınar'a Konuştu
|
16.09.2008 23:54:53 -
Balçiçek Pamir, Sayım Çınar'a Konuştu
|
15.09.2008 11:51:40 -
Sayım Çınar'ın, Balçiçek Pamir ile Röportajı
|
13.09.2008 01:40:23 -
Özel Röportaj - Pelin Batu
|
07.09.2008 01:06:48 -
Sayım Çınar'ın, Emre Aköz'le Röportajı
|
|