Milli Voleybolcu Tesettüre Girdi Gazeteler
                                            Artık bir şeyler değişiyor...  
 
 

Çok Okunanlar
Devamını Oku Hristiyan Suyumuzu Kirletmesin!
Devamını Oku soL: Özkan'ın Televizyon Solculuğu Bitti
Devamını Oku Gül'e Şovalye Nişanı
Devamını Oku TRT'nin "Yayıncılık Başarısı"
Devamını Oku Ayşe Arman Feci Yüklendi

Son Yorumlananlar
Devamını Oku Ülkücüler Üniversite Şenliğine Saldırdı
Devamını Oku Erdoğan'a Adana Şoku
Devamını Oku Kanaltürk Çalışanından Mektup Var
Devamını Oku Hristiyan Suyumuzu Kirletmesin!
Devamını Oku Einstein'dan Din Karşıtı Görüşler

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.



RSS / XML
RSS / XML
EkleBunu RSS Ekle Butonu
Anasayfa> Röportaj> Bu Dergi O-HAA Dedirtiyor
 Bu Dergi O-HAA Dedirtiyor

Bu Dergi O-HAA Dedirtiyor
Renkhaber'den Ali Ersin Kelleci O-HAA Dergisi'nin editörü Gürcan Yurt ve derginin genç yazar/çizerlerine sordu: Nedir bu O-HAA mevzusu?




   

O-HAA EDİTÖRÜ GÜRCAN YURT'LA RÖPORTAJ

 

- Robinson ve Cuma ile aklımıza kazınan çizer Gürcan Yurt bugün üstüne daha da büyük yükler almış gibi. O-HAA'nın editörlüğünü yapıyorsunuz şu anda. Ondan öncesinde PaF Takımın antrenörlüğünü yaptınız. Bunca yükün altına özveri ile girmek nasıl bir şey ? Neden girdi Gürcan Yurt bu yükün altına ?

Çünkü, bir mizah dergisi çizeri olarak, yeni bir şeyler yapma ihtiyacı hissettim. "Yeni bir şey" tabirinin bizim mesleğimizdeki karşılığı da yeni bir dergidir. LeMan PaF Takım antrenörlüğüne zaten hala devam ediyorum. Genç ve pırıltılı bir yazar çizer kadrosu olan O-HAA'nın editörlüğü ağır bir yük elbette. Ama bunlar aslında bir özveriden ziyade, benim heyecanlanarak ve içimden gelerek yaptığım keyifli çalışmalar.

 

- O-HAA bir yenilik getirdi mizah dünyasına. Alışılmış şeylerin dışında bir içeriği var. En büyük farkınızı siz ne olarak görüyorsunuz ?

Bu konuda hep aynı cevabı veriyoruz ama, en büyük farkımız gerçekten "yeni" bir dergi oluşumuz. Dergin bilindik tek bir işi var, o da benim yazıp çizdiğim Robinson Crusoe & Cuma serisi. Bunun dışındaki bütün sayfalarımız ve tiplemelerimiz bu dergi için üretildi. Ayrıca, kendini sürekli yenilemeye devam eden de bir dergi olma yolundayız. Ama bu anlamda yeni olmak yetmiyor, asıl marifet "iyi" olmakta yatıyor tabi�

  

- O-HAA'nın birkaç yıl sonraki durumunu sorsam, tahmininiz ne olur ?

Geleceğe dair tahmin yapmak çok zor tabii. Özellikle de mizah dergisi piyasasının bu kadar karışık olduğu bir dönemde, buna cevap vermek daha zor. Ama bizim tek bir hedefimiz var. O da çok iyi bir dergi olmak. Belirli bir zaman aralığında "Türkiye'nin en çok satan mizah dergisi" olmak da çok şey ifade etmiyor benim için. Gerçekten iyi bir ürün ortaya koymak, insanlara keyifli bir mizah dergisi sunabilmektir asıl amaç. Şartlar bizi nereye sürükler onu bilemiyorum ama içimden bir ses çok güzel şeyler yapacağımızı söylüyor. Bunu da tabi O-HAA kadrosuna güvenerek söylüyorum.

  

- Robinson ve Cuma'ya gelmeden olmaz. Robinson ve Cuma'nın mizah dünyasında önemli bir kitlesi var. Bu başarının sırrı nedir ?

10 yıldır yazıp çiziyorum bu seriyi. Elimden geldiğince samimiyetle ve en önemlisi kendim de eğlenerek yapmaya çalıştım. Benim çalışma masamda güldüğüm şeylere, hiç tanımadığım insanlar da okuyup güldüler. Başka bir başarı sırrı falan yok.

  

- Çizerlik dışında, "bir gün şunu da yapmak istiyorum" dediğiniz bir şey var mı hiç ?

Senaristlik üzerine 7 yıldır çalışıyorum. Asıl amacım tabii ki sinema senaristliği. Bu yolda tecrübe kazanmak için birkaç tv dizisi deneyimim oldu şu ana kadar. Bunun dışında direkten dönen bir iki sinema senaryosu çalışmam da oldu. Halen de üzerinde çalıştığım birkaç proje var. Ama bu alanda tuhaf bir uğursuzluk ya da şansızlık gibi şeyler yaşayıp duruyorum. Hala da şeytanın bacağını kırabilmiş değilim. Çok idealist işler yapmak istediğinizde Türkiye sinema sektörü içinde yer bulmak çok zor. Sinema pahalı bir sanat olduğu için de, bu sektöre gebe olmak dışında da pek alternatifleriniz olmuyor. Kendi imkanlarıyla filmlerini hayata geçirebilen bağımsız yönetmenler dışında, herkes bu gerçekle yüzleşiyor. Ben de bir senarist olarak inatla ve sabırla çalışmaya devam ediyorum sadece.

  

- Röportaj için teşekkür ederim. Kolay gelsin.

Ben teşekkür ederim.

 

Ali Ersin Kelleci / Renkhaber


Sonuna yaklaştığımız bu yılın başında bir dergi okurlarla buluşmaya başladı. Eline ilk alanlara "OHA!" dedirten bir dergi. LeMan Grubundan çıkan O-HAA Dergisi'nden bahsediyorum. Mizah dünyasına çok etkili bir giriş yapan ve kısa sürede mizah okurlarının büyük beğenisini toplayan O-HAA'nın mutfağındaki 4 genç çizerle oturduk, konuştuk. Akıcı ve bir o kadar da koyu bir muhabbetin içinde bulduk kendimizi bir an. Mizah okurlarına yeni kahramanlar, hikayeler ve içi kıpır kıpır olan bu genç çizerleri armağan eden O-HAA'nın kendilerini fünyeli bombaya benzettiğim 4 çizeri; Egemen Merdan, Gürkan Yıldız, Onuralp Kanatsız ve Tuncer Çelik  ile son derece samimi bir röportaj gerçekleştirdik. Ülkemiz mizahının kazandığı bu genç yeteneklerin vesile olduğu bu soluksuz röportajı huzurlarınıza sunmak da bana düştü, buyrun�                                 

                                                               Ali Ersin Kelleci

 

- Sizleri tanıyabilir miyiz kısaca arkadaşlar? Kimsiniz, nesiniz ?

Gürkan: 1985 yılında Tunceli'de doğdum. Çizerliğim yanında bu dönem  bitirmeyi umduğum bir okulum var. Anlatabileceğim süper hobilerim yok. Gece hayatım çizip yetiştirmekten ibaret. Evimi seviyorum. Ailemle, arkadaşlarımla huzurlu bir hayata sahibim.

 

EgemenBen 2 çocuklu bir ailenin, 2. çocuğuyum. Benden 2 yaş büyük bir ağabeyim var. Onla beraber büyüdük. Mahalle maçı yaptık, dönemin sokak oyunlarını oynadık, boğuştuk� Şimdi ayrıldık. O ayrı bir dünyanın içinde, ben ayrı.

 

Onuralp: Ben 1984 İstanbul doğumluyum. Anadolu Üniversitesi'nde okuyup da Eskişehir'e adım atmamış sayısız insandan biriyim.

 

Tuncer: 1980 Ankara doğumluyum. Fakat hayatımın büyük bir bölümü Yalova'da geçti. O sahil senin bu bar benim diye koştururken Mersin Üniversitesi İşletme bölümünü kazandım. Okuldan tek öğrendiğim ateşin etrafında gitar çalmak oldu. Sonra askerlik görevini yerine getirmek için Kars Kağızman'a gittim. Yaklaşık 3 yıldır İstanbul'da yaşıyorum. Mutluyum, huzurluyum� Ama Yalova'dan hala kopamıyorum.

 

- O-HAA'ya gelmek istiyorum. Uzun bir çalışma döneminden ve yoğun bir tempodan geçtiniz. Peki yeni dergi fikri nasıl doğdu ?

E: Yeni dergi, mevcut kadronun, hiç yapılmamış işlerle, yepyeni bir içerikle, alışılmışın dışında bir aylık mizah dergisi çıkarma isteğiyle, fikriyle oluştu.

 

T: Evet gerçekten uzun, yoğun ve eğlenceli bir dönemdi. Çünkü yeni bir oluşumun içinde olmak ve buna doğrudan katkınızın olması gerçekten keyifli bir şey. PaF Takım'dan yetişen genç mizahçılar olarak oldukça geniş bir kadroya sahiptik. Bir oluşuma katılmaktan öte, hepimizin kafasında yeni bir şey yapma fikri vardı. İşin dönüm noktasıysa Gürcan Yurt'un da bizimle aynı fikri paylaşmasıymış. Bunu bize açıklamasıyla yepyeni bir dergi fikri ortaya çıktı. Bu bizim için çok güzel ve bizi heyecanlandıran bir fırsat oldu. Çünkü her şeyiyle sizin yaptığınız bir dergi.

 

G: Gürcan Yurt'un, birçok çizerin kafasında yer alan küçük olsun bizim olsun, adı yeni olsun ama aslında isim transferinden hatta isimlerle birlikte köşe transferinden ibaret olsun mantığından çok uzak; adıyla, tadıyla, tarzıyla yepyeni bir dergiye hayat verme isteğiyle yirmi-yirmi beş kadar fokur fokur kanı taze mizahla kaynayan adamı bir araya getirmesiyle ortaya çıktı.

 

-Ne kadar sürdü hazırlık dönemi ? Bu dönemde neler yapılıyordu ?

E: Hazırlık dönemi yaklaşık 5 ay kadar sürdü. Çok stresli ama aynı zamanda eğlenceli de geçti� Herkes projelerini eskiz halinde Gürcan Yurt'a sundu. Birçok iş arasından seçilenler, üzerine kafa yorulup son haline getirilenlerle de dergi çıkarıldı.

 

G: Bu dönemde derginin logosunun biçiminden tutun da dergide yer alacak işlerin başlık, isim, renk seçimlerine kadar hummalı çalışmalar, sabahlamalar oldu. Dergiye hazırlık sürecinde, kimimiz hikaye, kimimiz karikatür sayfası, kimimiz de mizah yazısı üzerine çalışarak Gürcan Yurt'a sunduk. Ve değerlendirmeler sonucunda, sayfalar son halini aldı. Halen de, herkes fikir üretmeye devam ediyor.Yeni sayfalarla O-HAA, okuyucularına 'O-HAA' dedirtmeye devam edicek.

 

 

-Dergide çizecek kişilerin duyurusu nasıl yapıldı ? Heyecanlı bir bekleyiş vardır herhalde. Uzun ve yoğun bir dönemden geçmiştiniz ve artık profesyonelliğe doğru kapıyı aralamak üzereydiniz. Anlatır mısınız biraz o an içinde olduğunuz ruh halini ?

E: Dergide eskiz halindeki projeleri seçilen kişiler, çizmeye ya da yazmaya başladı. Muhakkak ki bu dönem heyecanlı geçti. Herkes projesini en iyi hale getirmek için çabaladı. Ve ilk sayının merakıyla geçirdi günlerini. Derginin ilk sayısının somut şekilde elde tutulmasıyla herkesin şevki daha da arttı.

 

Tuncer ÇelikT: Ben kendi adıma şunu söyleyebilirim ki, heyecan olarak bir amatör heyecanı vardı ama çalışmaya geldiğinde çoğu profesyonelden daha disiplinli çalışıldı. Herkes üzerine düşenin en iyisini yapmaya çalışıyordu ve hala da bu böyle. İşte bu alışkanlık bize PaF Takımından geçmişti. Çünkü o dönem çok kalabalık bir kadro içerisindeydik. Yaptığınız işlerin parlaması için düzenli olmanız, istikrarlı olmanız, iyi işler çıkarmanız ve sabırlı olmanız gerekiyordu. O-HAA'da çizen herkes bu aşamalardan geçmiş ve bence profesyonelliğin en önemli adımlarını burada atmıştı.

 

G: Yaşamımdaki en güzel yenilerden biri O-HAA. Yeni giysiler alıp evde aynanın karşısında dönüp dönüp bakmak gibi dakikalarca dergi logosuna ve sayfama baktığım oldu. Çok heyecanlıydım.

 

- Hanginiz hangi hikayeleri, köşeleri yazıp çiziyorsunuz ?

E: 'Kankuli Şurayı Okusana' ve 'Tecrübeli Flörgen Tecrü' sayfalarını yazıp çiziyorum. 'İntihar Mektupları' ve 'Behzat Abi'yle Ünlülerin Hüzünlü Yüzleri' sayfalarını yazıyorum.

 

T: Ben 'Art-Niyet' adlı sayfayı yazıp çizmekteyim. Ayrıca Egemen'in yazmış olduğu 'Behzat Abi'yle Ünlülerin Hüzünlü Yüzleri'nin vinyetlerini çiziyorum. Ama yakın zamanda yeni projelerle dergi içeriğine renk katmaya devam edeceğim.

 

G: 'İdrak Tahlili' başlıklı karikatür sayfasını ve 'Sofu'nun Dünyası' isimli tiplemeyi  yazıp çiziyorum.

O: Kendi adımı taşıyan karikatür köşesini ve 'Hele Hele Öyküleri'ni yazıp çiziyorum.

 

 

- O-HAA bugün çok sevilen bir mizah dergisi haline gelmiş durumda. Kendi gözlemlerime, etrafımda konuşulanlara ve olan bitenlere bakıyorum, mizah okurlarının ağzında bir O-HAA lafı duyuyorum sürekli. Mizahta bir yer kapmaya başlamış gibisiniz. Siz ne diyeceksiniz ?

 

T: Kaliteli bir iş yaptığınızda, karşılığını mutlaka alıyorsunuz. Çünkü O-HAA kimsenin sayfasını doldurmak amacıyla iş yaptığı bir dergi değil. Sürekli en iyisini yapmayı hedefleyen bir dergi. Biz böyle düşünerek bu dergiyi çıkarıyoruz. Tabii ki dışarıdan gelen tepkiler hoşumuza gidiyor. Zamanla çok daha geniş kitlelere kısa zamanda ulaşacağımızı tahmin ediyorum ve O-HAA'nın tarzının mizahı belirleyen bir ekol olacağını düşünüyorum. Şu an bile piyasaya baktığımda O-HAA'nın mevcut olan en iyi aylık dergi olduğunu söyleyebilirim.

 

Egemen MerdanE: Bana göre avantajları; Laf da değil, gerçekten yeni bir dergi olması, sırf sayfa dolsun diye konulan işlerin bulunmaması. Kolay okunup, hemen tüketilecek bir dergi olmaması. Ve her kesime hitap edebilmesi. Kimi "Dam Biti Selami ve Torunu Berk" tiplemesini sever, diğeri belki "Aynı Evde Yaşayan 3 Hayvan" tiplemesini sever. Belki ikisini birden sever. Ama sayfalar dolu dolu. Bu da O-HAA'yı diğer aylık mizah dergilerinden ayırıyor. Ve biz de buna dair tepkileri bazen mail, bazen de insanlardan duyduklarımızla alıyoruz.

 

O: Şu anda yaptığımız işe, ürettiklerimize bakıldığında en iyi aylık mizah dergisi olduğumuzu görüyoruz ve bunu okuyucuların da fark etmesi bizi çok mutlu ediyor.

 

G: Hani "Herkes evinin önünü süperse.." lafı vardır ya, işte O-HAA da her çizerin evinin önünü süpürdüğü bir dergi. Yani kendi sayfalarına yoğunlaşarak en iyiye ulaşıp, böylece bir bütün olduğunda lezzetli bir iş ortaya çıkarmak amacı güden bir sürü neşeli adamın oluşturduğu bir aileyiz. Okurdan esen olumlu hava da bunun doğal yansıması bence.

 

- Dergi içindeki isimlerin ve köşelerin yeni olması büyük bir avantaj olsa gerek. Bahsettiğim, okurlara yeni tatlar sunmak gibi bir şey. Bu nedenle O-HAA için içi ve dışı yep yeni bir dergi diyebilir miyiz ?

E: Piyasada şöyle bir genel yanılgı var; Yeni bir mizah dergisi çıkaran mizahçılar, çıkardıkları derginin ismini değiştirip mevcut işlerine kaldıkları yerden devam ediyorlar. Okuyucu için tek yenilik derginin ismi oluyor. Bu da onu çok da ilgilendiren bir yenilik olmuyor. O-HAA'nın içerisindeki işler 'Robinson Cruseo ve Cuma' dışında ilk defa bu dergide başlayan işler. Bu yüzden O-HAA için yepyeni bir dergi diyebiliriz.

 

O: O-HAA için içi ve dışı yepyeni bir dergi demek çok doğru olur. Zaten böyle olmasak bu kadar iyi tepkiler almazdık. Okuyucu bir şekilde iyiyi kötüyü ayırt edebiliyor. Yeni bir şey sunup sunmadığınızı fark edebiliyor.

 

T: Tabii ki� Zaten çıkış amacımızda okuyucuya gerçek anlamda yeni bir dergi sunmak. O-HAA gerek içeriğiyle, gerek yazar-çizer kadrosuyla, gerekse klasik aylık dergi formatından sıyrılmış haliyle okuyucuya geniş tatlar alabileceği dopdolu bir dergi sunuyor. Aslında tanınmamış isimlerle yeni bir oluşuma girmek risk olarak düşünülebilir. Şu an yeni denilen dergiler bile ne kadro ne de içerik olarak bu değişime girmeye cesaret edemediler. Ama biz bunu kendi lehimize çevirip bu piyasadaki durağanlık ve klişeliği kırdık. Yepyeni çizerler ve formatlarla okuyucuya merhaba dedik. Ve yolumuza tam gaz devam ediyoruz.

 

Gürkan YıldızG: Derginin ilk sloganı buydu: Yepyeni� 'Yep'i bastırarak söyledik. Söylediğinin aksine bu bir dezavantajdı. Ama okura ısıtıp ısıtıp aynı formları sunmak görüldüğü gibi kimseye bir şey kazandırmıyor. O-HAA birçok yenilikle geldi ve kendisi çantadan çantaya elden ele merak uyandıran hiperaktif bir dergi olarak yeni sayfalar, yeni tiplerle akıllarda yer etti.

 

- Bugün mizah dergisi okurundan çok o dergilerdeki belli isimlerin okurları oluşmaya başladı. Yani dergi bir bütün olarak benimsenmiyor. İçindeki bazı yazar ve çizerlerin okuru olunuyor. Ama O-HAA'da böyle bir durumdan bahsedemiyoruz. O-HAA, içindeki yazar ve çizerlerden daha yukarıda. İsimler üstü bir yapıya sahip görünüyor. Bu bir bütünlülük hali. Dergideki yazar ve çizerler birbirlerini tamamlıyor ve bir bütün halinde O-HAA'yı oluşturuyorlar. "İşte takım oyunu budur" dedirten bir mevzu bu. Bu konu hakkında sizler ne dersiniz ?

T: Dergide birlik ve bütünlük gerçekten de ön planda. Fakat herkes tabii ki kendi yaptığı işlerle belirli bir okuyucu kitlesine sahip. Çünkü her çizerin sunmak istediği farklı bir dünyası bunu anlamaya daha yatkın olan bir okuyucu kitlesi var. Ama bu derginin bütünselliğini hiçbir zaman bozmamaktadır. Örneğin 'Atinanın Çakalları', 'Dambiti Selami ve Torunu Berk', 'Tecrü' ve 'Sofu' gibi tipler kendi fanlarını oluşturmaya başladı bile. Yine bunu futboldan örneklemek gerekirse; 11 kişilik bir futbol takımında forvetler daha popüler olur. Ama defansınız olmadan hiçbir maçı kazanamazsınız. İşte bizdeki bütünlük bunu sağlıyor. Çünkü herkes görevini layıkıyla yerine getiriyor.

 

O : Takım halinde çalıştığımız doğru. Herkes bireysel olarak başarılı olmaya çalışıyor, bunu yaparken de asıl amacımız O-HAA'nın kalitesinin daha da artması.

 

G: Aslında bence bu PaF Takım'dan beri görmüş olduğumuz bireysel yeteneklerimizi kullanıp birlikte bir sayfa oluşturma beraberliğine dayanıyor. Şimdi bu O-HAA için geçerli. O-HAA, fikir paslaşmasının ve bir araya gelindiğinde üretimin üst seviyeye çıktığı bir dergi.

 

E: Yani bir dergi için okuyucunun "ben şu adam için alıyorum abi. O olmasa okumam" demesi çok da sağlıklı değil. Pasta alırken bile onun bir ya da iki diliminin lezzetli olmasının bir önemi yok. Önemli olan pastanın tamamının lezzetidir. O-HAA'da da tüm dergi keyifle okunmalı gibi bir amaç var.

 

 

- Dergide ciddi bir sinerji gözüküyor. www.o-haa.com diye bir siteniz de var ve burada çok ilginç işler yapılıyor. Oldukça hareketli bir alan olduğu göze çarpıyor. Youtube videoları var birbirinden ilginç. Okurlar çeşitli videolar yolluyor hatta. Nedir bu ?

E: Patlamamış Youtube bombaları başlığı altında O-HAA çizerleri tarafından ve okuyucuların göndereceği videolardan seçilen bir bölüm var. Bu bölümde izlenme oranı 2000' in altında olan komik videolar bulunuyor. Ama buradaki komiklikten kasıt, hani tırt taklitler, komik olsun diye yapılan hırtlıklar değil. Daha çok gerçekten karizma yapmanın peşinde olanlar ya da duygusal aşıklar, romantik kamillerin yeri� Benim de orda çok güldüğüm favori videolarım var. Arada açıp izliyorum.

 

T: Evet. Bir mizah dergisi için oldukça hareketli ve yoğun bir siteye sahibiz. Okuyucularımız bu siteden bizimle irtibat kurabiliyor, wallpaper ve karikatürleri indirebiliyor, dergi hakkında yorumlarını yazabiliyor ve hakkımızda çıkan haber ve röportajları buradan takip edebiliyorlar. Gerçekten beklenilenden çok daha dinamik bir site oldu. Sitemize ilgi de oldukça büyük oldu. Buradan Burak arkadaşıma tekrar teşekkür etmek istiyorum. Video konusuna gelince, kıyıda köşede kalmış, izlenme oranı düşük, kendi doğal komikliği olan videolardan bir top 10 listesi oluşturduk. İzlenme sayısı 200 olan videoların izlenme sayıları neredeyse 10.000'leri aştı. Okuyucuların da çok hoşuna gitti. Onlar da yeni komik videolar göndermeye başladı. Zaman geçtikçe bu videolarda listeye eklenecek.

 

- Sitenin ziyaretçi defterindeki okur yorumları birbirinden güzel kelimelerle süslü. Okurların bu tür tepkilerini görmek nasıl bir duygu yaratıyor sizde?

 

Onuralp KanatsızO: Tabii ki, çok hoşumuza gidiyor. Sonuçta biz kağıtlarla baş başa kalıp yapıyoruz bu işi. Bir yerlerde birilerinin yaptığınız işi okuması ve bir şekilde sizi övmesi çok büyük bir mutluluk.

 

E: Yani sıklıkla takip ediyoruz biz de gelen olumlu veya olumsuz yorumları. Orada göreceğin bir tane samimi, içten mesaj insanın yaptığı işi anlamlaştırıyor. Çünkü özünde zaten yapılan iş, kendi psikolojini anlatıyorsun. Bir olayda ya da bir durumda senin verdiğin ya da vereceğin tepkiyi, geçmişteki sosyolojik travmalarını anlatıyorsun hikayelerinde, karikatürlerinde. Bu seni güldürüyor. Zaten seni güldürdüğü için anlatıyorsun sayfanda. Eğer birileri de buna senle ortak oluyorsa sevindiriyor insanı.

 

T: Yaptığız iş karşısında takdir görmek bu işin en büyük getirisi zaten. Bunun buradan somut dönüşünü görmek elbette ki hoşunuza gidiyor. Sonuçta sizinle aynı şeylere gülen insanlar olduğunu görünce deli olmadığınızı anlayabiliyorsunuz ve yaptığınız işe daha da özeniyorsunuz.

 

G: Genç çizerler olarak bizi yönlendiren büyük etken okur yorumları. Sitedeki ziyaretçi sayısı her gün artıyor. Bunlar siteyi ziyarete giren kişilerden çok okur kişiler. Oradaki olumlu tablo da bu işin en güzel maneviyatı dergi için.

 

- Şimdi biraz da sizlere dönmek istiyorum. Gürkan ve Tuncer, siz aynı zamanda LeMan'da da köşe sahibisiniz. PaF'tan yetiştiniz, O-HAA'da forma kaptınız ve şimdi de A Takım olarak ifade edilen LeMan'da çizmektesiniz. Muazzam bir yol almış görünüyorsunuz. Bunun adı sabır mıdır ?

T: Mutlaka. Hayatta hiçbir şeye birden bire ulaşamazsınız. Birden bire ulaştıklarınıza da çok fazla sahip çıkamazsınız. Tek şarkıyla patlayan  tırt bir pop star olma mantığıyla hiçbir zaman hareket etmedim. Daha yolun çok başındayım. Amacım arkama baktığımda güzel işler bıraktığımı görmek. Bunun içinde durmadan çalışıyorum.

 

G: Hızlı gelişen süreçle hızlı öğrenmem gerekti. Hala da öğreniyorum.Ve daha çok çalışmam gerektiğini biliyorum. O-HAA için daha yapmak istediğim birçok şey var.

 

 

- LeMan yılların dergisi. Kendisi bir ekol haline gelmiş durumda. Burada, ustalar arasında çizmek nasıl bir duygu siz yeni nesil çizerler için ?

 

T: Öğrenebileceğiniz çok şey oluyor mesela. Sonuçta bu işe yıllarını vermiş insanlar. Ve biz daha yolun başındayız. Elbette ki bizim için büyük bir gurur.

 

G: Yerimde saymamak için olmuşlara değil olacaklara bakıyorum. Mizah camiasındaki yerimi sağlamlaştırmak adına elimden geleni yapıyorum.

 

 

- Kendi isimlerinizi taşıyan köşeleri çizmektesiniz LeMan'da. Tek karelik karikatürleriniz içi zeka dolu esprilerle okuru oldukça güldürüyor. Derginin kahkaha hazinesine önemli miktarda katkıda bulunuyorsunuz görüldüğü kadarıyla. Okuru keyiflendirmek sizin için de eğlenceli oluyor mu ?

 

G: Kendi eğlencemi yansıtıp reaksiyon almak, paylaşmak oldukça keyifli. Buna dikkat ediyorum. "Ya ben pek gülemedim ama bir de sen bak" diye okura sunmayıp içimde parıltı uyandıran işlerle güldürerek gönül kazanmak her defasında heyecanla kaleme sarılmak için en güzel sebep.

 

T: Daha öncede söylediğim gibi, bu iş başka bir mantıkla yapılamaz zaten. Bu işi yaparken hem siz keyif almalısınız, hem de okuyucu. Tek taraflı düşünülebilecek bir durum değil bu. İyi tepkiler aldığınız sürece yaptığınız işin kalitesi daha da artıyor. Açıkçası birbiriyle doğru orantılı bir artış oluyor. Ama şunu da biliyorum; zor bir iş yapıyoruz fakat bana göre dünyanın en zevkli işi�

 

 

- O-HAA'da "İdrak Tahlili" köşesi ve "Sofu'nun Dünyası" hikayesini çiziyorsun Gürkan. Sofu'yu sormak istiyorum. Nasıl doğdu ?

 

G: 'Sofu'nun Dünyası' başlamadan önceki sayılarda 'İdrak Tahlili'ne bakarsak birçok Sofu görebiliriz. Sayfamda dini mevzular üzerine üç-dörde varan sayıda espri yapıyordum ve giderek yoğunlaşmaya başlamıştı. İşte bu mevzuları sevimli bir tip etrafında birleştirmek fikriyle isim olarak da klasik felsefik roman 'Sophie'nin Dünyası'ndan çağrışımla 'Sofu'nun Dünyası' doğdu.

 

 

- Aldığın tepkiler nasıl Sofu ile ilgili ? "Sofu benim adamım" diyen birçok okur mesajı ile karşılaşıyorum.

 

G: Sitemizdeki ziyaretçi defterine yazılanlardan ve gelen okur maillerinden Sofu'ya gösterilen ilgiyi takip ediyorum. Milletçe hassas olunan bir konu üzerinde dolaşmak hatta zaman zaman iyice kurcalamak başlarda bende çekince yarattı. Ama zamanla Sofu kendini sevdirdi. Ona kızamıyorum dediğimiz adamlardan biri oldu. Sofu'ya duyulan bu sıcaklığı da düşünceye daldığı anda içinde bulunduğu savunmasız haliyle endişelerini, korkularını, sevinçlerini, küçük mutluluklarını, düştüğü zor durumları, çare arayışını o masum ve doğal duruşuyla yansıtışına bağlıyorum. İnsanlar belki benzer düşlere dalıyor, belki 'ya canım ya' diye Sofu'ya acıyor. Bu da orta yaşlı sakallı bu duygusal muhafazakarı sevilesi bir afacan yapıyor.

 

Sofu: Yoksa bende şeytan tüyü mü var? Töbe töbe!

 

- Biraz da Onuralp ve Egemen'e dönmek istiyorum. Onuralp, sen sonradan O-HAA'ya katıldın. Ne zamandı ?

 

O: Eylül sayısından itibaren O-HAA'da kendi adımı taşıyan karikatür köşesini yazıp çizmeye başladım.

 

 

 

- Senin de O-HAA'da "Hele hele öyküleri" ve kendi ismini taşıyan iki köşen var. Benim burada dikkatimi çeken, hepiniz için söylüyorum: siz genç çizerler patlamaya hazır birer fünyeli bomba gibisiniz. Yeni bir soluk getirdiğinizi söyleyebilirim. Halihazırda kendi adını taşıyan köşende yaptıkların okuru çok güldürüyor. Espri hazinene okurdan gelen tepkileri nasıl buluyorsun ?

 

O: Okurlarla bir olup gülüp eğleniyo olmak çok güzel. Amacım güldüğüm şeyleri onlarla paylaşıp beraber eğlenmekti zaten. 'Hele Hele Öykülerini' de kasım sayısından itibaren yazıp çizmeye başladım. Kahramanların aynı olmadığı, ama aslında aynı konu etrafında dönecek olan farklı bir format. İlerleyen aylarda daha güzel ve komik günler bizi bekliyor. Hep beraber gülüp eğlenmeye devam edeceğiz.

 

 

- Yılmadan, yorulmadan çalışmaya devam edince yapılan işlerin verimleri de alınır mutlaka. Egemen, sen O-HAA'nın başından bu yana dergidesin. Bir hikaye, bir köşe ve iki de mizah yazısı ile dergide yer kaplamaktasın. O-HAA'da olmak nasıl bir duygu ?

 

E: Çok süper bir duygu. Çok mutluyum böyle bir oluşumun içinde olduğum için. Hem mizahi yönde gelişimime katkısı büyük oldu. Hem de sosyal hayat anlamında, arkadaşlık bazında, çok kuvvetli bir bağ var. Lise'deki o hava var� Ben Lise hayatımı çok da mutlu geçirmemiştim. Hala daha önünden geçmek istemiyorum. Dünya'nın en düz liselerinden birinde okudum belki. Ama burada o açığı kapattım. Mizah dergiciliği sanılanın aksine çok ciddi bir iş. Ve ben dergiye, yani işime gideceğim gün çok mutlu oluyorum. Böyle, bir kafayı temizleme durumu var.  Seni hem iş, hem arkadaşlık konusunda en iyi anlayacak insanlar orada çünkü. Desen ki; "Egemen hayata bir daha gelsen nerede olmak isterdin?" "Aynı kadro ise yine O-HAA'da olmak isterim" derim.

 

- Tecrübeli Flörtgen Tecrü ne yapsa, ne etse olmuyor. Hep hüsranla sonuçlanan bir kaderi var. Nasıl doğdu Tecrü karakteri ?

 

E: Tecrü, başlığından da anlaşıldığı gibi bolca ilişki yaşayıp, sonradan tecrübelenmiş bir adam. Ne yapsa ne etse olmaması, aslında her erkeğin bazı kızlara karşı yaşadığı bir şey. Belki Tecrü kadar değil; ama erkekler illa hayatlarının bir döneminde, tecrübelenmeden önce, birilerine karşı, bolca iç ses, bolca düşünce balonuyla yaşarlar. Karşı cinsle ilişkilerde iki tip adam var: Biri kazanan, diğeri kaybeden� Yani illa sevgili olman da gerekmez. Adamın biri gelir, bir kıza şaka yapar, eliyle kafasını filan iter. Kızın buna verdiği tepki, "eheh yaa yapma yaa" olur� Sen gider aynı şakanın belki çok daha hafifini yaparsın. Sana, "napıyosuun be gerizeekalııı!.." diye çemkirir.

 

 

- Hüsran Tecrü'nün ismiyle özdeşleşmiştir diyebilir miyiz ?

 

E: Tecrü, geçmişte yaşadığı hüsranları anlatarak son karede aldığı dersi belirtir. Yani bunları yaşadım. Demek ki kızlar böylesini seviyormuş der gibi� Ama anlattığı hikayelerinde hep bir hüsran, hep bir duygusallık var.

 

- Lise'de deftere, "Kankuli şurayı okusana" tarzında işler yaptın mı ?

 

E: Yani çok yapılan bir şey bu liselerde. İlla her sınıfta " oğlum bu çocuk süper şahane resim çiziyo lan�" ya da, "harika araba çiziyo" denilen adamlar vardır.  Birçoğunun da güzel çizdiği yoktur.  Ben de derslerde sürekli bir şeyler karalayan adamlardan biriydim. Sıkıldığın an direk başlarsın ufak ufak karalamaya. 'Kankuli Şurayı Okusana' sayfası da buna ithafen yapılan bir sayfa. Derste karalanmış gibi. Ama derslerde sürekli bir şeyler çizenler hayatın ilk kazığını yıllıklarından yerler. Diğer insanlar da bir sürü şey yazarken, senin bölümünde sadece " derste hep bir şeyler çizer dururdun arkadaşım" gibi şeyler yazar. Dümdüz bir insan gibi tanıtılırsın. 

 

- Tuncer, sen "Art Niyet" ile birlikte "Behzat abi"nin  vinyetlerini çiziyorsun. Esprileri masaya çizmeye otururken mi buluyorsun, yoksa başka bir iş yaparken de çağrışım yapıp not aldığın oluyor mu ? Nasıl oluyo bu espri bulma süreci ?

 

T: İşte klasik bir okur sorusu� Bunu sana şöyle izah edebilirim. Mutlaka herhangi bir şeyle uğraşırken kafana bir şeyler takılabiliyor. Buradan doneler yakalayabiliyorsun. Ama bu işin geneli için böyle söylemek pek mümkün olmaz. Bu iş için bir zaman ayırman gerekli. Nasıl ki bir sinema filmini 'hop' diye oturup çekemiyorsan, belli bir kurgu tasarlayıp ona göre üzerinde çalışıyorsan bu işte de böyle olmak zorundasın. Belirli bir sistemin olmalı ve bunun üzerinden çalışmalısın. Yoksa aklına ilk gelen şeyi kağıda dökmeye kalkarsan ne sen ne de okuyucu memnun kalır.

 

- Yarattığınız karakterlerle bir benzerlik kuruyor musunuz kendi aranızda ?

 

E: Tecrü'ye benzesem çok fena olurdu. Ama illa ki ortak yönler var. Dediğim gibi kendi psikolojinden bir şeyler sunuyorsun okuyucuna.  Tecrü'nün bir durum karşısında verdiği tepkiyi belki ben de vermişimdir geçmişte. Ben en çok 'Atina'nın Çakalları'ndaki "Sokrat" tipini, yazarı Bayram Şahin'e benzetiyorum.

 

G: Sofu, Gürkan'dan yaşça çok büyük, olgun, gün görmüş biri. Bu yüzden aramızda benzerlik olası değil. O kendi koşullarında, kendi yaşamında, kendine has karakteri olan bir adam. Ben Sofu olsam ne yapardım diye düşünmüyorum. Sofu bu durumda ne yapardı diye hikayesini oluşturuyorum. Ama şunu söyleyebilirim; eğer muhafazakar bir duygusal olsaydım Sofu olmak isterdim.

 

- Derginin en büyük farkı tarz olarak da, içerik olarak da hep yeni işlerle dolu olması. Denenmemiş şeyler deneniyor yani burada. Bu en temel artılarınızdan birisi. Yeni kahramanlar, hikayeler kazandı okurlar O-HAA ile birlikte. "Atinanın Çakalları", "Balondakiler", "Dam biti Selami", "Aynı evde yaşayan 3 hayvan" mizahın kazandığı yeni ve güçlü hikayeler. Mizaha da bir yenilik geldi böylece. Sizler neler diyeceksiniz bu konuyla ilgili ?

 

G: Her yeni sayı çıktığında çizer gözüyle değil de okur olarak bizimkiler ne yapmış diye merak ettiğim öyküler bu saydıkların. Çizerleri ileriki yıllarda yaptıkları işlerle anılacak, mizah dergiciliğinde başrolleri oynayacağını düşündüğüm kişiler. Okurlar da şimdiden onların tiplerini, serüvenlerini çok sevdi.

 

T: Daha önce de söylediğim gibi, saydığın birçok iş çok kısa zamanda hatırı sayılır bir kitleyi üzerine çekti. Özellikle bir kaçı fenomen olma yolunda hızla ilerliyor. Bunlar bir derginin olmazsa olmazları tabii ki... Tabiri yerinde ise bunların tamamı sıfır işler. Böyle güzel tepkiler gelmesi ve bu kadar kısa zamanda tanınıp kabul görmesi, sadece bu işleri çizen arkadaşları değil hepimizi mutlu ediyor. Son olarak da şunu eklemek istiyorum. O-HAA yepyeni bombalarıyla gibi işler gelmeye devam edecek. Aman gözünüz üzerimizde olsun�

 

E: Derginin en büyük kazanımlarından birisi bu zaten. Yepyeni bir içerikle çıkmak� Saydığın tiplemeler de bunların arasında. Ve ilerleyen aylar da yeni projeler, yeni tiplemelerle bu durumu devam ettirmek, mevcut mizah dergisi okuyucularıyla beraber daha önce okumamış olanların da ilgisini çekmek istiyoruz. Çok daha iyi olmak için çalışıyoruz. Ve yapacak çok şeyimiz var.

 

 

- Röportaj için teşekkür ederim arkadaşlar her birinize. Bileğinize ve espri patlatan zekanıza kuvvet. İyi çalışmalar.

 

Hep bir ağızdan: Teşekkürler, iyi bir sohbetti.

 

 

Ali Ersin Kelleci / Renkhaber


 



12.12.2007 10:59:56
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Röportaj Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 13.05.2008 18:37:26 - Mine Soysal'la Yazarlık Üzerine
Devamını Oku 10.05.2008 08:35:29 - Hayallerde Yaşamak, Sarsıcı Şeylere Yol Açıyor
Devamını Oku 07.05.2008 19:38:36 - Fotoğrafta İz Bırakma Hayali
Devamını Oku 05.05.2008 21:19:09 - Yazarlara Yayıncılık Hizmeti
Devamını Oku 02.05.2008 12:10:04 - LeMan Çizeri Can Barslan'la Söyleşi
Devamını Oku 29.04.2008 03:13:41 - Mavi Deniz Kırmızı Balık
Devamını Oku 27.04.2008 00:37:00 - Reşat Çalışlar'la Arabesk Anarşi Üzerine
Devamını Oku 26.04.2008 17:13:06 - Hasan Önürdeş'le Röportaj
Devamını Oku 23.04.2008 18:02:56 - Metal Fırtına'nın Yazarı Orkun Uçar
Devamını Oku 22.04.2008 18:43:05 - Hayat Bir Yutturmaca mıdır?
Devamını Oku 21.04.2008 18:40:51 - Deviniş Projesi Söyleşisi
Devamını Oku 21.04.2008 12:14:37 - Reşat Çalışlar, Fazıl Say'a Sert Çıktı
Devamını Oku 21.04.2008 09:15:38 - Tarık Ali’nin Gözünden Türkiye
Devamını Oku 13.04.2008 14:58:28 - Alper Görmüş'le Röportaj
Devamını Oku 01.04.2008 12:01:08 - Kazan: Biz Deniz Gezmiş'i Asmazdık
Devamını Oku 31.03.2008 15:15:47 - MİT'çiden Perinçek Yorumu
Devamını Oku 22.03.2008 05:27:45 - Tasdiknamemi Aldım Karikatürist Oldum
Devamını Oku 21.03.2008 09:53:57 - Yasin Yirmibeşoğlu Röportajı RH'de
Devamını Oku 18.03.2008 14:08:28 - Aman Edu, Sen Gol Atma
Devamını Oku 17.03.2008 12:32:25 - Feryal Pere Renkhaber'e Konuştu
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 10 ziyaretçimizin puan ortalaması: 4,40
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
 
Yorum Bölümümüzdeki Sorun Giderildi
Yorum Bölümümüzdeki Sorun Giderildi Bir süredir okuyucularımız yorum girerken oluşan bir hata, okuyucularımızın bildirmesi üzerine düzeltildi....
Bu da Aşırı Sosyalleşme!
Youtube Şimdilik Yeniden Özgür
0,36 saniyede derlendi.