| Fotoğrafta İz Bırakma Hayali |
|
| |

Bu dergi çok yakın bir geçmişte sadece bir hayaldi. Ama yıllarca beslenmiş, peşine düşülmüş, izlenmiş bir hayal. Fotoğrafla İZ bırakma hayali.
"Bu dergi çok yakın bir geçmişte sadece bir hayaldi. Ama yıllarca
beslenmiş, peşine düşülmüş, izlenmiş bir hayal. Fotoğrafla İZ bırakma hayali."
İz'in bu sayısı, Magnum'un kurucularından Henri Cartier-Bresson ve George
Rodger'ın doğumlarının 100. yılını kutlayarak başlıyor. İyi ki doğdunuz Henri ve
George. Derginin sayfalarını çevirdikçe farklı dünyalara adım atıyorsunuz. İlk
olarak Richard Kalvar'ın dünyası karşılayacak bizleri, ardından Ozan Sağdıç'ın
objektifine yansıyan "an"lara göz atacağız. Sağdıç'tan sonra Merih Akoğul'un yol
haritası ile devam edeceğiz yolculuğumuza. Bu yolculuğun sonunda hayatındaki
molalara şimdiden fazlasıyla fotoğraf sığdıran Charles Richards ile birlikte
"ünlüler" e göz atacağız. İlerleyen sayfalarda Gencİz katılımcısı İlker Gürer
bizleri İstanbul'un içindeki katmanların içine çekiyor. İz'in son sayfalarında
Murat Germen ile hayatımızın arka planlarında varlığını sürdüren merdivenlerin
potansiyelinin farkına varmaya çalışacağız. Farklı dünyaları ve bakışları
barındıran sayfalarımızı beğeneceğinizi umuyorum. Derginin sorumlu yazı işleri
müdürü Umut Sülün sorularımızı yanıtladı.
Fotoğraf sanatının duayen ismi Ara Güler' in yayın yönetmenliğini üstlendiği
''İz'' uzun bir süredir yayın hayatına devam ediyor. Türkiye'de fotoğraf
dergiciliğini anlatır mısınız Umut bey?
İz'in
şu anda 14. Sayısı yayımlanmış bulunuyor. İki ayda bir yayımlanan bir dergi
olarak 2 yılı geride bırakmış bulunuyoruz. Bu süreç zarfında bizden önce yayın
hayatına başlayan diğer fotoğraf ve sanat dergilerinin yaşadığı birçok problemi
biz de yaşadık ve bizim için eşik denebilecek bir noktayı artık aştık. Bu
anlamda bizim yayın serüvenimiz aslında diğer sanat dergilerinden çok farklı
değil. Ama tabii ki belirli artılarımız da var bu süreç içinde. Bunlardan en
önemlisi ulusal ve uluslararası anlamda kişi ve kuruluşlardan aldığımız destek.
Bu destek bizi oldukça motive etti ve dergi bugünlere geldi. Bizim dışımızda şu
anda yayınlanmakta olan 4-5 dergi var. Tabi bunların dışında fotoğrafı öne
çıkaran ve çokça fotoğraf ve foto-röportaj kullanan dergiler de var.
Aslında
İz'in konumlanışı sadece fotoğraf alanına değil. Çünkü İz'in sayfalarında
fotoğraf hikayeleri yer alıyor ve bu hikayeler fotoğrafa ilgi duymayan, fotoğraf
çekmeyen birisine de hitap edebiliyor. Bundan dolayı da herkes bu dergide
kendine ait ya da yakın hissettiği bir şeyler buluyor. Bizim çıkış noktamız da
zaten böyle bir anlayıştı. Türkiye'de fotoğraf ile ilgili son haberleri ve
ürünleri barındıran dergiler zaten bulunmakta idi ve hala varlar, bunların
işlevi çok önemli ve farklı. Ama bizim anlayışımızdaki dergicilik Türkiye'de
bulunmamaktaydı. Biz bir albüm dergi anlayışı ile işe koyulduk. Bu yolda da
dünyadan bazı dergileri kendimize örnek aldık.
Derginizin bu yeni sayısına Magnum'un kurucularından Henri Cartier-Bresson ve
George Rodger'ın doğumlarının 100. yılını kutlayarak başlıyorsunuz. Farklı
dünyaları ve bakışları barındıran sayfalarımızı nasıl hazırlıyorsunuz?
Magnum,
bundan 60 yıl önce Henri Cartier-Bresson ve George Rodger'ın da içinde olduğu
dört kişi tarafından kuruldu ve Bresson ve George Rodger'ın bu yıl 100. doğum
yılları. Biz daha önce Bresson ve George Rodger'a yer vermeseydik onların
fotoğraflarını daha fazla tanıtacak bir sayı yapardık ancak paylaşacağımız o
kadar fotoğrafçı ve işleri var ki bunu yapmadık...
Biraz
böyle hazırlıyoruz dergimizi. Öncelikle şunu belirtmeliyim güncel ile bir bağ
kurmak mecburiyetinde hissetmiyoruz kendimizi ama günceli de hep aklımızda
tutuyoruz. Toplumsal gelişmeler karşısında daha önce bu alanlarda yapılmış
işleri sürekli gözümüzün önüne getirerek bir bağ kurabilir miyiz diye de
düşünüyoruz. Ama zorlamalardan ve yapmış olmak için yapmaktan kaçıyoruz. Bizim
için önemli olan sunmak. Biz bir sunum mecrasıyız. Daha fazla da bir misyon
yüklemiyoruz kendimize. Zaten yayımladığımız işler kendi dilleri olan işler,
onlar bakanlara bir şeyler anlatıyor. Dergide Ara Güler, Hasan Şenyüksel ve
benden oluşan bir ana kadro var, bunun yanında dışarıya çok açığız. Her türlü
öneriyi değerlendiriyoruz. İnternetin ve kütüphanemizdeki kitapların
nimetlerinden çok yararlanıyoruz. Buralardan oldukça fazla kişiye ulaşıyoruz.
Ama bunun yanında da ilk günden itibaren belirlediğimiz ve mutlaka işlerini
yayınlamak istediğimiz fotoğrafçılar var ve onlar ile de kontak kuruyoruz.
İz dergisi anları ölümsüz kılan fotoğraflara yer veriyor değil mi? Bu arada
internette de bir fotoğraf dergisi yapmayı düşünüyor musunuz?
Fotoğraf
tarihine mal olmuş bir çok ikon fotoğraf, derginin sayfalarında yer aldı bugüne
kadar. Bu fotoğraflar sadece fotoğraf tarihinin değil toplumsal tarihimizin de
en önemli görsel öğeleri olmuş durumda. Bundan sonraki süreçte de bu
zenginlikten beslenmeye devam edeceğiz. Belki de yeni kuşakların İz'de
yayınlanan fotoğrafları zamanla ölümsüzleşen kareler arasında yerini alır.
İnternet dergiciliği konusuna gelince; tabii ki interneti göz ardı etmemek lazım
ve etmiyoruz da. Ama bu aşamada İz'i internete taşımak ya da internet üzerinden
başka bir dergi çıkarmak gibi bir planımız yok. Ama internet üzerinde nitelikli
işlerin takip edilebileceği bir platform yapmak gibi planlarımız var. Bunun için
de şu anda zamana ihtiyacımız var.
Derginizde kimler yazı yazabiliyor? Fotoğraf yazıları ilgi çekiyor mu?
İz,
yazıyı oldukça az tutan bir dergi, bunun en önemli sebeplerinden biri
fotoğrafların bir anlatım dili olması. Klasik anlamda bir yazar kadromuz yok ama
zaman içinde dergimizde yazı yazmak istediğini belirten ya da bizim yazı
yazmasını istediğimiz kişiler var. Bu kişilerin daha çok fotoğraf dışından
olmasını tercih ediyoruz. Yazılarımız teknik bilgi içeren yazılardan çok konuyu
ya da fotoğrafçıyı daha iyi tanımamızı ve anlamamızı sağlayacak ip uçlarını
barındıran yazılar oluyor.
Yazılarımız ve fotoğrafların altındaki kısa bilgiler oldukça ilgi çekiyor.
Özellikle yurt dışından dergimizi takip eden yabancı dostlarımız için ilginç bir
deneyim oluyor. Senelerce farklı farklı mecralarda gördükleri fotoğrafları
Türkiye'deki bir dergide farklı bir yaklaşım içeren yazılar ile görmek onların
ilgisini çekiyor. Bu arada dergimizde yazılarımız az olsa da yazıların
niteliğine önem veriyoruz ayrıca dergimizi Türkçe ve İngilizce olarak
çıkartıyoruz.
Sizce resimle fotoğraf arasındaki fark nedir?
Bu sorunun cevabı fotoğrafı nasıl tarif ettiğinize çok bağlı. Hatta fotoğrafı
kullanım alanınıza da çok bağlı. Fotoğraf ve resim zaman zaman birbirinden çok
uzaklaşırken zaman zaman aralarında fark kalmayacak derecede yakınlaşıyorlar.
Belge niteliği taşıyan fotoğraflar olduğu gibi resimler de oldu tarih boyunca.
Eğer bir sanat yapıtı ise fotoğraf bunun da iki taraf için örnekleri fazlaca
bulunmakta. İkisi de benzer kanallardan beslense de farklı bir dil.
Son yıllarda renkli fotoğraf ilgi gördü, yaygınlaştı; şimdi de dijital
fotoğraf atakta. Sanıyorum okuyucularımızdan da merak edenler vardır, bu
gelişmeler için neler söyleyebilirsin?
Şu
anda dijital olarak her bireyin görüntü elde edebileceği bir teknolojiye
sahibiz. Fotoğraf makinesi veya cep telefonu olan herkes fotoğraf çekebilir.
Dijital teknolojinin ilerlemesi bir taraftan görüntü kirliliğinin artmasına
sebep olurken diğer taraftan da dijital teknolojinin artılarından yararlanma
olanağı sunuyor. Böylesi geçiş dönemleri farklı farklı görüşlerin var olduğu
dönemlerdir. Ama yaşadığımız çağın teknolojisine de sırtımızı dönemeyiz. Sonuç
olarak bu doğal bir süreç, bir kaydediciye ihtiyacımız var ve o makine o dönemin
teknolojisi olmalı. Bu genel yargım ama şunu da biliyorum; –ki böyle
yapılmasının önemli bir sebebi de halen dijital teknolojinin her şeyi
çözememesi- çok önemli foto-röportajları yapan kişiler genel olarak halen film
kullanıyorlar.
Hiç düşündünüz mü, fotoğraf olmasaydı, ne olurdu acaba?
Fotoğraf, resim ya da video olmasaydı, mutlaka isimleri ve yapıları farklı olsa
da bizim görsel tarihimizi oluşturacak bir şeyler olurdu. Fotoğrafa çok fiziksel
bir şeymiş gibi bakmıyorum, bu bir dil ve bir dili ne bastırabilirsiniz ne de
var olmasını engellersiniz. Ancak ona ihtiyaç duyulmazsa yok olur ya da ortaya
çıkmaz. Ama ihtiyaç var ve hep de var olacak.
Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Hepimizin
evinin duvarındaki bir afişte, bilgisayarında, en sevdiği kitabın kapağında ama
en önemlisi aklının bir ucunda yer etmiş bir fotoğraf karesi vardır. O karelerin
bir hikayenin kareleri olduğunu unutmamak gerekir. O fotoğraf sizi o hikayenin
içine çeker ve size bir şeyleri gösterir. İste biz bu hikayeler için İz'i
yayımlıyoruz. İz'e bakanların bu hikayelerin içinde kendilerini bulması için.
Tıpkı Ara Güler'in bir İstanbul fotoğrafına bakıp o İstanbul'u aklımızda
canlandırmak istememiz gibi. Teşekkürler.
Sayım Çınar
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|
|
|
Haberi Değerlendirin
Bu haber için oy kullanan 2 ziyaretçimizin puan ortalaması: 4,00
|
| |
| Sözlükler Renkhaber'de |
5 büyük sözlük olan Ekşisözlük, Uludağsözlük, İtüsözlük, Lafmacun ve Nacizanesözlük'ün en beğenilen entryleri Renkhaber'de....
|
|
|
|
|
|
|
|
|