Artık bir şeyler değişiyor...  
Anasayfa Künye Reklam Arama
Haberler Video Haber RH+ Röportaj Yazarlar
 
 

Çok Okunanlar
Devamını Oku Uykusuz Çizeri, LeMan Yazarından Arak Yaparsa!..
Devamını Oku Doğu Kadınlarındaki Duygusal Lezbiyenlik
Devamını Oku Destere'de küfür rekoru!
Devamını Oku Askeri helikopterle piknik!
Devamını Oku Facebook da Ergenekon'da

Son Yorumlananlar
Devamını Oku Doğu Kadınlarındaki Duygusal Lezbiyenlik
Devamını Oku Fethullah Gülen marka condom çıktı, ortalık fena karıştı !!!
Devamını Oku Hepsi Grubu Dağılıyor mu?
Devamını Oku 2B Yeniden Meclis'e Geliyor
Devamını Oku Önce arabayı yıkadı sonra kendini

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.



RSS / XML
RSS / XML
EkleBunu RSS Ekle Butonu


Anasayfa> Röportaj> Gezmenin Özgürleştirici ve Eğitici Yanı
 Gezmenin Özgürleştirici ve Eğitici Yanı

Gezmenin Özgürleştirici ve Eğitici Yanı
Mebusa Tekay'ın yeni kitabı "Batı Doğudan Başlar" E yayınlarından yayımlandı. Bu gezi kitabını bir çırpıda okuyabilirsiniz.




Gezmenin hem özgürleştirici hem eğitici bir yanı var..

 

Mebusa Tekay'ın yeni kitabı "Batı Doğudan Başlar" E yayınlarından yayımlandı. Bu gezi kitabını  bir çırpıda okuyabilirsiniz. Mebuse Tekay, İran, Pakistan, Hindistan ve Nepal'e yaptığı otobüs yolculuğunu anlatıyor kitabında. Doğu'da gezerken Batı'yı düşünüyor, sömürgeci yüzünü sorguluyor. Doğu'nun görkemli yapılarını, bozulmamış doğasını, sevdiği insanlarını, ilginç gözlemlerini öykü tadıyla anlatıyor bize. "Yolculuklar, bizim için iyi, doğru, doğal olanın herkes için böyle olmayabileceğini, hayatta başka doğrular, başka iyiler de olabileceğini, bunun pekala mümkün olduğunu, bütün farklılıklarımızla birlikte yaşayabileceğimizi gösterir bize. Başkalarının arasına karışır, hayatlarına girer, onlara dokunurken, nasıl yaşadıklarını görür, daha iyi anlarız onları." diyen Tekay' ın kitabı birlikte gezmeye, birlikte anlamaya çağırıyor okuru.

 

S.Ç. Fotoğrafevi' nin İstanbul'dan Katmandu'ya kalkan Sarı Otobüs'üne binip İran, Pakistan, Hindistan ve Nepal'e gitmek fikri aklınıza nereden geldi?

 

M.T. Doğu'yu merak etmeye başlamıştım. Otobüsle gezmek de çok cazip geldi. Otobüsle yolculuk uçakla bir yere gidip dönmeye benzemiyor, hayatın ritmine uygun bir yanı var. Bir ülkeyi boydan boya geçerken yalnızca pencereden dışarı bakarak bile çok şey görebiliyor insan. Kentler nasıl, köyler nasıl, kavgacılar mı, huzurlular mı, kadın erkek ilişkileri, çocuklara davranışları, ne bileyim bir sürü konuda genel bir fikriniz oluyor.

 

S.Ç. Neden Doğu'yu merak etmeye başladığınızı öğrenmek istiyorum, ama önce en çok etkilendiğiniz, tekrar görmek istediğiniz yerlerden söz edelim mi biraz?

 

M.T. Doğu'nun göz kamaştırıcı mekanlarını, el değmemiş doğasını, konuksever, dayanışmacı insanlarını tanıdığım yolculuğun bütünü keyifli ve anlamlıydı.  Ama ara sıra bulunduğum yerden uzaklaşmak istediğimde, İsfahan'da Nagş'e Cihan Meydanı'nın havuz başında oturur, Taftan Çölü'nün kumlarına yatar, İndus Nehri kıyısında pembe yunusları seyrettiğimi canlandırırım gözümde. Ya da bazen dolunaya bakarken, her dolunayda Maymun Tapınağı'na gidip, geceyi Buda'ya eşlik ederek geçiren Nepallileri hatırlar, onların yatıştırıcı, huzurlu, sevgi dolu bakışlarını özlerim. Ama insanlar bunlar için yola çıkmazlar tabii, bunlar yolda başımıza gelenlerdir. Yine de gitme nedenlerimizden çok onları hatırlarız, tuhaf belki de.

 

S.Ç. Neden Doğu'yu merak ettiniz?

 

M.T. Önce Batı'ya gittim. 20 yaşında bir kaç ay Viyana'da yaşadım. Sonrasında da çok uzun süre hep Batı'da gezdim. Bu doğaldı çünkü Batılı olmak istiyordum, Batı'yı merak ediyordum, onların düşünürlerini okuyor, değerlerini öğreniyor, Batı referanslarıyla konuşuyordum.

 

S.Ç. Sonra Batılı olmaktan vaz mı geçtiniz?

M.T. Kendimi tanımlarla ifade etmekten vazgeçtiğimi söylemek daha doğru. 1980'li yılların sonlarında dört aya yakın bir süre Sovyetler Birliği'nde kaldım. Okuduklarımla, bildiğimi sandığımla, gördüklerim farklıydı. Sonra Batılıların söyledikleriyle yaptıklarının aynı olmadığını farkettim. Siyahlara, Müslümanlara karşı davranışları, kendi değerlerine uygun görünmüyordu. Aklım karışmıştı, hem daha çok okuyup hem daha çok gezmeye başladım. Artık her yeri kendi gözümle görmek, tanımak, anlamak istiyordum ve yüzümü Doğu'ya da çevirdim. Şimdi hem Doğulu hem Batılı olunabileceğini, örneğin muhalif yanımı Batı'dan, dayanışmacı yanımı Doğu'dan aldığımı düşünüyorum.

 

S.Ç. İran'la başlayalım isterseniz, İran'da yaşayan kadınları anlatır mısınız?

M.T. Beni en şaşırtan ülkeydi diyebilirim. Şaşırdım çünkü İran'ı geri bir ülke olarak düşünmek, bütün olumsuz imajları eklemiş zihnime. Oysa İran büyük uygarlıklara mekan olmuş, onların izlerini her yerde görmek mümkün. İranlı kadınları ise hayatın her alanında, üniversitelerde, işyerlerinde, sokaklarda, kahvelerde her yerde görebilirsiniz. Başları  kapalı ama fikirleri açık, aydınlık. Örneğin bir kadın başbakana sahip olmuş nadir ülkelerden biri olan Pakistan'da, başlarını kapamak zorunluluğu yok ama Lahor gibi büyük kentlerde bile çalışan, sokakta yürüyen kadın sayısı çok az.

 

S.Ç. Dört ülkeden hangisinin mutfağını daha çok beğendiniz?

 

M.T. İran kebaplarının tadı damağımda kaldı. Pakistan'ın yeşil mercimekli dal yemeğini, Hintlilerin sebze çorbalarını sevdim.

 

S.Ç. Her gezgin gittiği yeri yaratır diyor, Nikos Kazancakis. Siz aynı zamanda öyküler de yazıyorsunuz. Gittiğiniz yerler öykülerinizi zenginleştiriyor değil mi?

 

M.T. Hepimiz aynı ülkenin, kentin, olayın değişik yanlarını görüyor, bir anlamda yeniden yaratıyoruz ama aynı zamanda gördüklerimiz de bir anlamda bizi yeniden yaratıyor. Bu kitapta hem gördüklerimi hem gördüklerimin bende yarattığı değişimi anlatıyorum, iç içe geçmiş iki yolculuk diyebiliriz. Gezmenin insanı zenginleştiren bir yanı var, bu öykülerime de yansıyordur umarım.

 

S.Ç. Aslında bu kitabınız da öykü tadında zaten. İran'da şairlere özel bir önem veriyorlarmış, biraz bundan söz edelim mi?

 

M.T. İran'da büyük kentlerde yedi sekiz yüz yıllık şairler mezarlıkları var. Tebriz'de şairler mezarlığına gittik. Çiçekler içindeki yemyeşil bahçeye, mezarlık demeye bin şahit ister. İnançlarına göre toprağa karışmak yeterli, bu yüzden ayrı ayrı mezarlar yoktu. Bir tek Şehriyar için büyük bir anıt mezar yapmışlardı. İçine girince şaşırdım. Çünkü kapının bir tarafında dini, siyasi ve idari liderlerinin fotoğrafları, diğer tarafında da Şehriyar'ın fotoğrafı asılıydı. Şehriyar'ın fotoğrafı liderlerinkinden büyüktü. Şairlerine ayrı mezarlık yapan, fotoğrafını yaşayan liderlerden daha büyük koyan kaç halk var? Ülkelerin rejimi her şeyi anlamına gelmiyor.

 

S.Ç.Hindistan'da dünyanın en büyük dinsel buluşmaları gerçekleşiyor. Siz bu dinsel buluşmalarda farklı neler gördünüz?

 

M.T. Müthiş bir çeşitlilik var. Çok tanrılı, kast sistemine bağlı Hindular; yaratan bir Tanrı inancı taşımayan, kast sistemine karşı çıkan Budistler; Allah'a inanan Müslümanlar birlikte yaşıyorlar. Siyasi nedenlerle kışkırtılmadıkça da gül gibi geçinip gidiyorlar. Hinduizmin içinde de sayısız teoloji, felsefe var. Aşka yaklaşımları bile çok farklı olabiliyor. Bazı Hindular aşk için evliliği koşul sayarken, bazıları bedenin hakikatini gerçekleştiren evrenin hakikatine de ulaşır anlayışını benimsiyor.

 

S.Ç.Hindistan'da yoksullar nasıl yaşıyor?

 

M.T. Dünyadaki her altı kişiden biri Hindistan'da yaşıyor. Zengini de var çok yoksulu da. En zor durumda olanlar, kast sistemine dahil edilmeyen 'dokunulmazlar'. En kirli işleri onlar yapıyor, en az kazançlı işlerde onlar çalışıyor, daha doğrusu çoğu da işsiz. Diğer kastlardan insanlar onlara dokunmaktan kaçındığı için onlara 'dokunulmazlar' denilmiş. Anayasa dokunulmazlar kavramını gayrimeşru ilan etmiş, ayrımcı davranışlara yaptırım getirmiş olsa da bugün özellikle kırsal kesimde hala çok kötü koşullarda yaşıyorlar.

 

S.Ç.Dünyanın en küçük polisleri Hindistan'da yaşıyormuş..Siz bu küçük polislere rastladınız mı?

M.T. Algı çok seçici, yüzlerce görüntüden bize uygun olanı seçip kaydediyor her zaman. Benim bir polisi fark etmem çok zor, bu yüzden olmalı küçük polisleri görmedim.

 

S.Ç. Yalnızca kentleri gezmeyi değil, yol halini de sevdiğiniz anlaşılıyor. İlk yolculuklarınız nasıldı?

 

M.T. Yolun, yol halinin sevilebileceği bilgisi çocukluğumdan kalma. Yolla ilgili en silinmez anılarım, ağabeyimin araba kullanırken söylediği neşeli şarkılar ve lastik patladığında ya da araba bozulduğunda annemin yatıştırıcı sesi: "Telaşlanmayın. Bu iş başımıza gelmese burada durup da etrafı seyreder miydik? Bu güzel bir fırsat oldu. Şu kavak ağacını görüyor musun ne farfaracıdır biliyor muydun?" gibi bir şeyler söyler herkesi rahatlatır, dikkatimi bulunduğum yere vermemi sağlardı. Okunan gazeteleri biriktirir, yollarda 'gazete, gazete' diye koşuşturan çocuklara verirdi. Rüzgarın, ırmakların, ağaçların sesini dinlemeyi; yoldaki insanlar ne yaşar, ne ister onları düşünmeyi, anlamaya çalışmayı erken yaşlarda öğrendim.

 

S.Ç. Son olarak gezgin olmanızın en temel nedenini anlatır mısınız?

 

M.T.  Gezmenin hem özgürleştirici hem eğitici bir yanı var. İş, güç yokken yani zaman tamamen bana aitken ne yapmak istersem onu yapıyorken kendimi daha özgür hissediyorum. Daha önemlisi de farklı kültürleri tanıdıkça ufkumun genişlediğini, kendimin de farklılaştığını hissediyorum. Gezerken, benim için iyi, doğru olanın herkes için böyle olmayabileceğini, hayatta başka doğrular da olabileceğini görüyor hem başkalarını hem kendimi daha iyi anlıyorum.

 

SAYIM ÇINAR

sayimc@superonline.com

 

Batı Doğu'dan Başlar-E yayınları-166 sayfa

 



25.05.2008 03:05:34
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Röportaj Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 19.11.2008 15:03:56 - Yavuz Semerci, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 16.11.2008 21:49:47 - Ahmet Hakan, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 08.11.2008 15:56:05 - Çalışlar: "Özal'a Kızanlardandım Ama Hata Etmişim"
Devamını Oku 03.11.2008 18:38:02 - Murat Müfettişoğlu ile Ömrün Ödülü Üzerine
Devamını Oku 03.11.2008 00:20:43 - Nazlı Ilıcak, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 01.11.2008 07:53:57 - "Yasak Kararına Güldüm"
Devamını Oku 29.10.2008 13:44:15 - 3 Troll Bu Röportajda Yan Yana Geldi!
Devamını Oku 28.10.2008 07:10:25 - Sözlük Trolleri Renkhaber'de!
Devamını Oku 26.10.2008 03:52:37 - Ayşe Arman'dan Özel Açıklamalar
Devamını Oku 19.10.2008 17:35:10 - Çetin Altan'la Cevdet Anday Neden Kavga Etti?
Devamını Oku 15.10.2008 12:26:57 - Fatih Altaylı'nın Bu Röportajı Konuşulacak!
Devamını Oku 12.10.2008 15:27:57 - Ece Temelkuran, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 05.10.2008 00:42:33 - Atilla Dorsay, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 28.09.2008 01:38:09 - Haşmet Babaoğlu, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 21.09.2008 17:49:49 - Lüferi ona Kenan Evren sevdirdi
Devamını Oku 21.09.2008 12:10:58 - Saba Tümer, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 16.09.2008 23:54:53 - Balçiçek Pamir, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 15.09.2008 11:51:40 - Sayım Çınar'ın, Balçiçek Pamir ile Röportajı
Devamını Oku 13.09.2008 01:40:23 - Özel Röportaj - Pelin Batu
Devamını Oku 07.09.2008 01:06:48 - Sayım Çınar'ın, Emre Aköz'le Röportajı
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 16 ziyaretçimizin puan ortalaması: 2,56
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
 
Bilgisayar kullanıcılarına müjde
Bilgisayar kullanıcılarına müjde Microsoft'un yeni uygulaması antivirüs programı üreticilerini zora sokacak...
YouTube rekora koşuyor!
MSN Video geliyor
0,46 saniyede derlendi.