Özkan'la CHP'nin Arası Neden Açıldı? Gazeteler
                                            Artık bir şeyler değişiyor...  
 
 

Çok Okunanlar
Devamını Oku Sözlükler Renkhaber'de
Devamını Oku Milli Voleybolcu Tesettüre Girdi
Devamını Oku TRT'nin "Yayıncılık Başarısı"
Devamını Oku Ülkücüler Üniversite Şenliğine Saldırdı
Devamını Oku Kanaltürk Çalışanından Mektup Var

Son Yorumlananlar
Devamını Oku Sözlükler Renkhaber'de
Devamını Oku Milli Voleybolcu Tesettüre Girdi
Devamını Oku Ülkücüler Üniversite Şenliğine Saldırdı
Devamını Oku Kanaltürk Çalışanından Mektup Var
Devamını Oku Erdoğan'a Adana Şoku

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.



RSS / XML
RSS / XML
EkleBunu RSS Ekle Butonu
Anasayfa> Röportaj> Hasan Önürdeş'le Röportaj
 Hasan Önürdeş'le Röportaj

Hasan Önürdeş'le Röportaj
"Kavak Yelleri" dizisinden tanıdığımız genç oyuncu-şair Hasan Önürdeş'in ilk şiir kitabı yayımlandı.




Beni sorarsanız pek iyi bilmezler.
İyi falan da değilimdir zaten.
Ben, yani nasıl bilinirse, öyle bilen biri kendini...
Bana sorarsanız pek iyi bilmem kendimi.
İyisi mi siz, ne bana beni sorun,
ne de beni bana;
ikisi birbirini pek iyi bilemez bazen.
Diğerleri mi? Diğerleri de var;
beni sorarsanız pek iyi bilmezler.
Ben onlardan biraz dışarı,
onlar benden biraz içeri...
İyi falan da değilimdir zaten,
insan kolay unutur iyileri.
Ben de unuturum...
Ama ben kötüleri de unuturum, her şeyi unutuyorum.
Yani nasıl bilinirse, öyle bilen biri kendini...
Kendimden geçip, kendimle oluyorum bazen.


"Kavak Yelleri" dizisinden tanıdığımız genç oyuncu-şair Hasan Önürdeş'in ilk şiir kitabı yayımlandı. 'Ben Yoktum' adlı kitabı Devir Yayıncılık'tan çıkan şairle oyunculuk ve yazmak arasındaki benzerlikleri ve ayrımları konuştuk. TV dizilerinin yakışıklı yüzü olarak bilinen Hasan Önürdeş, ilk şiir kitabını yayımlayarak edebiyat piyasasına sağlam bir adım attı.

Sizi dizilerden tanıyoruz. Şimdi bir de şiir kitabı yazdınız. Kendinizi hangisine ait hissediyorsunuz; oyunculuğa mı şairliğe mi?

Her şeyin çoktan başlamış ve devam etmekte olduğu bir yerde hissediyorum kendimi, işte tam da orada dikilmiş bir ünlem işareti olarak, işimi iyi yapmaya çalışıyorum. Şöhretin bana göre olduğuna hiç inanmadım. Bir takım şeyleri yapmamın nedeni olmasa da, sonucu olarak karşıma çıkıverdi bu. Oyunculuk keyifli bir meslek, yazmak ise yaratmanın tadını çıkarmama yarıyor. Bir şiir sever olarak, okumak istediğim şiirleri yazdığımı da söyleyebilirim.

Sanatın bir dalında iyi olan kişilerin başka bir dalda da yetenekli olabileceklerini savı doğru belki de... Tiyatroyla ilgilenenlerin iyi şiir yazmaya daha yatkın olduklarına dair bir genelleme vardır. Çünkü oyuncular için gözlem çok önemlidir ve seçilmiş bir durumu alt anlamlarıyla birlikte algılamak, oluşturmak ve sergilemektir işimiz. Aynen şiir yazmakta da olduğu gibi... Ayrıca şiir her ne kadar "okunan" bir sanat türü olsa da, sanırım her şair şiirini "söylenmesi" için yazar. Bu nedenle şiir, oyunculuktakilere benzer bir takım ifade biçimlerini rahatlıkla barındırabilecek niteliktedir bence. Ben de şiirlerimi yalnızca kağıt üzerinden okunacak şekilde değil, söylenerek vücut bulacak ve ancak o zaman gerçek değerini yansıtacak biçimlerde yazmaya çalıştım. Bu konuda oyunculuğumdan da faydalandım. Aslında her şiir okuyucusu da bir nevi oyuncudur bence. Şiiri anlayışıyla ve kendi zihninde ona bir ifade yüklemesiyle yeni bir yaratım süreci başlar. Bu süreç her okunuşunda farklı farklı tekrar eder. Bu noktada top artık okuyucuda...

Son yıllarda ülkemizde şiir okurunun azaldığını gözlemliyoruz. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?

Salt öznel duygu ve fikirlerin yansıtıldığı şiirler, okuyucuyu bu türden uzaklaştırıyor olabilir. Zaten bazı zümrelerin şiir gibi pek çok türü "yüce sanat" olarak sahiplenmesi, kendi içlerine kapanarak bir döngüye girmeleri, şiiri halktan uzaklaştırıyor. Tabiri caizse şiirin bir entel-dantel işi olarak görülmesine yol açıyor. O zaman da şiiri halk değil, yalnızca şairler okur hale geliyor. Halbuki insanların ortak beğenilerine ve toplumsal birikime yakınlaşabildiğiniz Şiir yazmak ortak bir paylaşım alanı yaratmak. Okuyucuların kendilerinden katacağı tok bir zerre bile, bizi birbirimize daha çok yaklaştıracaktır...
Ölçüde, aşacağız bunu. Çünkü şiir ortak bir paylaşım alanı yaratmak aslında ve her okuyanın kendinden katacağı tek zerre, bizi birbirimize yaklaştıracaktır.

Yazma biçiminizden söz eder misiniz?

Aslında şiir tamamen bitene kadar zihnimin bir köşesinde canlı olarak bulunuyor, öyküsü oluşuyor. Karakterler, onların ruh halleri, olaylar, mekanlar oluşuyor. Hepsini en ince ayrıntısına kadar tasarlayıp kurguluyorum. Yani eve kapanıp "evet bugün şiir yazacağım" ya da "bak ruh halim geldi, dur bir şiir patlatayım" demiyorum. Sokakta yürürken, yemek yerken ya da birisiyle konuşurken kafamda o şiiri oluşturmaya devam ediyor olabilirim, örneğin ilk bakışta okuyucuyu korkutabilecek biçimde 55 sayfa olan "Aynalı Sokak"ı tamamlamam yaklaşık 8 ay aldı. Okuyanlara doğrudan yansımıyor belki ama karakterlerin kişisel tarihlerine kadar her şeyi belirlemekle uğraştım. Zaman ve mekan kavramlarını kullanmak ve bir takım karakterleri işlemek benim için önemli. Çok düşünüp az yazıyorum yani.

Kitabınızın arka kapak yazısını şair Lale Müldür yazmış... 'Lirik bir senfoni gibi' diyor.

Lale Müldür çok saygı duyduğum usta bir şairdir ve Türk şiirinde tartışılmayacak bir yere sahiptir. Benim doğrudan, şiirimle ilgili böyle bir tanımlamada bulunmam pek doğru olmaz sanırım. Ama şunu söyleyebilirim ki, tüm sanat dalları ve disiplinlerinden faydalanarak, onları şiirin potasında eritmek isteyen biri olarak, yazdıklarıma iniş çıkışlarıyla, farklı bölümleriyle müzikal bir nitelik de kazandırmayı önemsiyorum. Klasik müziğe olan ilgim ve amatör bestecilik geçmişim, akıcılık ve sözsel-sessel dönüşümler konusunda şiirime katkıda bulunmuştur. Lirik olması da, zaman zaman coşkun bir anlatıma kavuşması noktasında yerinde bir tespit...


Sayım Çınar


26.04.2008 17:13:06
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Röportaj Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 13.05.2008 18:37:26 - Mine Soysal'la Yazarlık Üzerine
Devamını Oku 10.05.2008 08:35:29 - Hayallerde Yaşamak, Sarsıcı Şeylere Yol Açıyor
Devamını Oku 07.05.2008 19:38:36 - Fotoğrafta İz Bırakma Hayali
Devamını Oku 05.05.2008 21:19:09 - Yazarlara Yayıncılık Hizmeti
Devamını Oku 02.05.2008 12:10:04 - LeMan Çizeri Can Barslan'la Söyleşi
Devamını Oku 29.04.2008 03:13:41 - Mavi Deniz Kırmızı Balık
Devamını Oku 27.04.2008 00:37:00 - Reşat Çalışlar'la Arabesk Anarşi Üzerine
Devamını Oku 26.04.2008 17:13:06 - Hasan Önürdeş'le Röportaj
Devamını Oku 23.04.2008 18:02:56 - Metal Fırtına'nın Yazarı Orkun Uçar
Devamını Oku 22.04.2008 18:43:05 - Hayat Bir Yutturmaca mıdır?
Devamını Oku 21.04.2008 18:40:51 - Deviniş Projesi Söyleşisi
Devamını Oku 21.04.2008 12:14:37 - Reşat Çalışlar, Fazıl Say'a Sert Çıktı
Devamını Oku 21.04.2008 09:15:38 - Tarık Ali’nin Gözünden Türkiye
Devamını Oku 13.04.2008 14:58:28 - Alper Görmüş'le Röportaj
Devamını Oku 01.04.2008 12:01:08 - Kazan: Biz Deniz Gezmiş'i Asmazdık
Devamını Oku 31.03.2008 15:15:47 - MİT'çiden Perinçek Yorumu
Devamını Oku 22.03.2008 05:27:45 - Tasdiknamemi Aldım Karikatürist Oldum
Devamını Oku 21.03.2008 09:53:57 - Yasin Yirmibeşoğlu Röportajı RH'de
Devamını Oku 18.03.2008 14:08:28 - Aman Edu, Sen Gol Atma
Devamını Oku 17.03.2008 12:32:25 - Feryal Pere Renkhaber'e Konuştu
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 1 ziyaretçimizin puan ortalaması: 1,00
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
 
Sözlükler Renkhaber'de
Sözlükler Renkhaber-de 5 büyük sözlük olan Ekşisözlük, Uludağsözlük, İtüsözlük, Lafmacun ve Nacizanesözlük'ün en beğenilen entryleri Renkhaber'de....
Yorum Bölümümüzdeki Sorun Giderildi
Bu da Aşırı Sosyalleşme!
1,63 saniyede derlendi.