| Hayallerde Yaşamak, Sarsıcı Şeylere Yol Açıyor |
|
| |

Sayım Çınar'ın söyleşisi: Didem Kaymaz'ı çok uzun süredir tanıyorum. Bu kitabı yayımlanma aşamalarının hepsini biliyorum.
"Hayallerle yaşamak, sarsıcı şeylere yol açıyor"Didem Kaymaz'ı çok uzun süredir tanıyorum. Bu kitabı yayımlanma aşamalarının hepsini biliyorum. Didem çok heyecanlıydı, hala çok heyecanlı. Bu kitap Didem'in deneme uçuşu gibi. Didem aşkı çok seviyor. Aşk ona acı verse de direnmeyi seviyor. Kendisini mutlu etmek için bu oyuna inanmış bir yeni yazarı keşfetmenin mutluluğunu doyasıya yaşadım. Bu kitabı bekledi, inandı, her şeye rağmen kitabı yayımlandı. Ruh halimi en kolay değiştiren şey akıcı bir kitaptır. En Güzel Aşklar Nisan'da Yanar adlı kitabı nereye koyacağımı bilemiyorum. Aşkın buralarda, bu şehirde bir yerde olduğunu biliyorum. Aşk üzerine genelleme yapmak istemiyorum. Didem Kaymaz yeni kitabı için, SiyahKahve' ye özel bir söyleşi verdi.
Magazin basını sizi çok iyi tanıyor. Şimdi bir kitap yazdınız. Kendinizi nerede hissediyorsunuz?
Magazini ve bu kitabı ayrı yerlerde tutmak isterim. Şüphesiz bir hizmet sektörü olduğuna inanıyorum magazinin ve saygı duyuyorum. Fakat kitabım magazin basınını hayal kırıklığına uğratacak diye düşünüyorum. Bu kitapta herkesin kendini bulacağı aşklar var. Bazen Didem, bazen Nazan, bazen Elif, bazen de gay bir ilişkide kendini kadın hisseden bir erkeğin duyguları ve aşkı var. Fakat bu denli yoğun duyguların bir arada olduğu bir kitabı kimseye hediye olarak vermem. Kendimi henüz bir yere koyma çabası içinde değilim. Yolun çok başındayım. Elimden gelenin en iyisini yaptım ve bir eser ortaya çıktı. Kendimi herhangi bir sıfatla adlandırmıyorum. Sadece izlemek ve okuyanların duygularını bilmek istiyorum. Bu aşkların neresinde kendileriyle karşılaştıklarını bilecek olmak beni heyecanlandırıyor.
Bu kitabı nerede yazdınız?
Sadece bir yer değil. Yurtiçi ve yurtdışında yazmak istediğim her yerde. Bazen bir deniz kıyısı, bazen taş duvarlarla çevrilmiş aristokrat bir İtalyan kenti, bazen gözyaşlarına boğularak uyuduğum sıcak yatağım, bazen nereye gittiğini bile bilmek istemediğim bir yolcu koltuğunda. Yazmak istediğim ve hissettiğim her yerde yazdım.
Yıllarca İtalya'da yaşadınız. İtalyanlar da melodramatik insanlar mı?
Aslına bakarsanız Yunan tragedyalarındaki gibi yaşamıyorlar günlük hayatlarını. Evet, duygulu ve acıklı olayları yaşarken bile dilde var olan müzikal esinti onları bir nevi melodram insanlar olarak değerlendirmemize sebep olabilir. Dildeki iniş çıkışlar ve müzikal esinti günlük hayatınıza da bir dinginlik yansıtıyor. Mesela ben İtalyanca konuşarak tartışamıyorum ya da daha şiddetli bir tepki gösteremiyorum. Konu ve özne aniden yumuşayıveriyor ve dinginleşiyor. Bundan sonra aşkı da İtalyanca yaşamalı mıyım diye düşünüyorum aslında?(Gülüşmeler)
Anlatıların çoğunda bir ses uyumu ve müzikal bir tını saklanmış. Romantizmi tanımlar mısınız?
Romantizmin tanımının duygusal eğilimlere ve ana göre değiştiğine inanıyorum. Hatta bir ilişki içindeyseniz, karşı tarafa göre bile değişebilir. Hayatımdaki birçok şeyde olduğu gibi bu kelimenin tanımıyla ilgili cevabım da aynı olacak: Romantizm; ben neye romantizm dersem odur.
Kitapta Aşk'ın zirvesine çıkıyorsunuz. Daha önce Murathan Mungan'ı okudunuz mu? Yaz Geçer adlı şiir kitabı sizi çok etkiledi mi?
Murathan Mungan'ın tüm eserleri beni derinden etkilemiştir fakat sizin de belirttiğiniz gibi Yaz Geçer adlı şiir kitabı bende en çok iz bırakan eserdir. Aşkın zirvesine çıkmaya gelince, benim baktığım yer herkes için aşkın zirvesi olarak adlandırılır mı bilmiyorum fakat Sevgili Murathan Mungan'ın sözleriyle betimleyecek olursak diyebiliriz ki; "Bütün aşkların ve mazinin temize çekildiği" bir kitap oldu kendi adıma. Fakat tek kelime "aşk" diye adlandırmayı da çok doğru bulmuyorum. Siz ne demek isterdiniz?
Kitap kapak tasarımı ile de ön plana çıkıyor. Eskiden kalan izleri kapağa taşıyan tasarımcı, kitaptaki eserlerin sanki bir özetini çıkarır gibi öyle değil mi? Biraz kitabın kapağından bahseder misiniz?
Kitap kapağımız ressam Yiğit Dündar'ın üzerinde çalışmış olduğu bir yağlıboya tablodur. Evet, sırt olarak birebir benim sırtım ve elbette hikâyeleri olan dövmeler bunlar. Kitabımın ilk editoryal çalışmasını yapan, aslında kitabın hamurunu yoğuran Sevgili Hakan Avcı, Yiğit Dündar ve ben beraber kurguladık bu tabloyu. Maske geride bıraktıklarıma ifadesiz bir bakışı anlatıyor. İki taraftaki renklerin farkı ise, aşkın ve bir ilişkinin birbirine tezat renklerini ifade ediyor. Hep beraber geriye baktık ve bu eser ortaya çıktı. Sevgili Hakan Avcı ve Yiğit Dündar'a yürekten teşekkür ediyorum sizin vasıtanızla.
Siz aynı zamanda SiyahKahve'de basketbol yazıları yazıyorsunuz. Basketbolla ilişkinizi anlatır mısınız biraz?
Aslında spesifik olarak ya da istatistiksel olarak basketbol yazdığımı iddia edemem ama elimden geldiği kadarı ile basketbolun temel sorunlarına güncel maç sonuçları ve haftaya damgasını vuran olaylarla değiniyorum. Bunu yaparken de basketbolu kişisel ilgi alanlarım olan metafizik ve parapsikoloji ile buluşturuyorum. Basketbolu bilen ve anlayan herkes zaten bunu istatistiksel olarak takip etmekte; bense basketbolla hayatı kesişmemiş insanların da anlayıp değerlendirebileceği bir anlatımı tercih ediyorum. Ve bu konuda kendimi oldukça başarılı buluyorum.
Şiirsel metin yazdığınızı söyleyebiliriz. Bu konudaki düşüncenizi merak ediyorum.
Kesinlikle doğru bir tespit, yazmış olduğum kitapta düzyazı ve nazım birleşmiş durumda, son yıllarda genç yazarlar arasında çok da fazla tercih edilmeyen bir tarz. Fakat bu kitap tamamen içsel, akışına bırakılmış bir eser olduğundan dilediği gibi yönlerdirdi beni ve sonuçta bu halini aldı.
Kitap çok hızlı bir şekilde okunuyor ve içinde pek çok kadın tiplemesi var. Yaşamı düşünenler komik, hissedenler trajik mi yaşar?
Ben yaşamı düşünerek hissedenlerin daha trajik yaşadığına inanıyorum. Düşünme yetisine sahip olup sağlıklı düşünebilmenin neticesinde mantığı devreye sokuyor insan. Buna rağmen hissedebilip, hisleri kontrol edemediğiniz zaman trajikomik bir hal alıveriyor hem hayat, hem de duygular.
Hayallerle yaşamak, sarsıcı şeylere yol açıyor. Düşle gerçek arasında gitmek nasıl bir duygu?
Kesinlikle doğru kelime "sarsıcı". Manik depresif bir ruh haline odaklı yaşandığına inanıyorum. İstediğin gibi tanımlıyor, istediğin gibi etiketliyorsun duyguları, elbette işine gelecek şekilde. Duymak istediğin gibi. Farkındalıktan uzaklaştırıyor insanı ve bu da merkezin ile birlikte özbenliğinden de uzak olmana sebebiyet veriyor. Dolayısıyla realiteden uzak, soyut bir yaşamın ortasında kalıyorsun.
Sizin için bir kitabın çok satanlarda yer alması çok mu önemli? Hangi yazarları okuyorsunuz?
Aslına bakarsanız önemli, ne kadar geniş bir kitleye ulaştığınız bu şekilde belirleniyor. Fakat bu kitaba bir bebek gibi bakıyorum ben, şu an sadece doğmuş olmasının hazzını yaşamak bile yetiyor bana. En çok satanlar listesinde kitabımı görmek ise bana ne hissettirir bilemiyorum. Bunu zamanla beraber yaşayacağız diye düşünüyorum.
Kitap İtalyancaya çevriliyormuş, neden İtalyanca?
Ben aşkın dilinin İtalyanca olduğunu düşünüyorum, bana aşkı çağrıştıran tek dil İtalyanca. Bu dile aşık bir kadınım ben.
Kitabın senaryolaşıp dizi ya da sinema filmi olacağı yolunda duyumlar aldık, doğru mu?
Evet bu doğrultuda taeklifler aldığım doğru. Bunun üzerinde ciddi olarak düşünüyorum ve bu düşünce beni heyecanlandırıyor. Fakat benim için bu denli değerli ve özel bir şeyi ancak benim gibi hissedecek, benim gibi algılayacak ve özen gösterecek ellere teslim etmek isterim. Dolayısıyla bu konuda ince eleyip, sık dokumayacağımı söyleyebilirim.
Bu kitap özellikle basında Ergin Ataman'a ithaf olarak yer aldı. Bunun gerçekliği nedir?
Bunu beklemiyordum dersem, yalan söylemiş olurum. Çok da doğal karşılıyorum. Fakat Ergin Ataman yürekteki geçmişe dair var olan bir el yazısı, şu anda hayatımın hiçbir yerinde olmayan biri. Olmayacak biri. Fakat elbette duyguların ve satırların oluşumunda son derece etkili olmuş biri aynı zamanda. Kendi kitabın ne kadarlık kısmında kendini buluyorsa o kadar kitapta var. Kişisel algılamak isterse bu kendi tercihi ve kararı olacaktır.
Şu an hayatınızda olan kişi bu denli güçlü duygularla yazılmış ve içinde geçmişin var olduğu bir kitabı nasıl yorumluyor?
Şu anda hayatımda çok yeni tanımaya başladığım ve gerçekten hayatımda olmasını istediğim biri var. Bana kendimi iyi hissettiren biri. Ben kendisi adına elbette cevap veremem fakat eminim ki o her şeyin geçmiş olduğunu biliyor. Ve umarım gerçekten hayatımda olur. Fakat gitmeyi seçerse de bunu sevgiyle yapacağını bildiğim biri o. Varlığı ve hissettirdikleri için minnettarım. SAYIM ÇINAR
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|
|
|
Haberi Değerlendirin
Bu haber için oy kullanan 1 ziyaretçimizin puan ortalaması: 5,00
|
| |
| Sözlükler Renkhaber'de |
5 büyük sözlük olan Ekşisözlük, Uludağsözlük, İtüsözlük, Lafmacun ve Nacizanesözlük'ün en beğenilen entryleri Renkhaber'de....
|
|
|
|
|
|
|
|
|