Araç Takip, GPS, Araç Takip Sistemi
Bizimgazete.org  
 
 
 

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum


Alevi Siteleri Listesi

Anasayfa> Röportaj> Laikliğin teminatı orduysa o gün neredeydi?
 Laikliğin teminatı orduysa o gün neredeydi?

Laikliğin teminatı orduysa o gün neredeydi?
Madımak'ta kardeşini kaybeden Serdar Doğan Devrim Sevimay'a konuştu.



29 Haziran 2009 09:51

16 yıl önce Madımak'ta yaşanan katliamda kardeşi Serkan'ı 36 kişiyle birlikte kurban veren oyun yazarı Serdar Doğan anlatıyor...

DEVRİM SEVİMAY / MİLLİYET

22-25 Temmuz arası,  1993 GATA
Pansuman odasından gelen garip sesle irkilir Lütfiye Aydın. "Boğazlanan bir dana sesi gibi" der içinden... Aynısını kendi de yaşadığı için o odada neler olup bittiğini az çok tahmin ediyordur. Birden ağlamaya başlar. Ses telleri berbat olmuş, derdini çok zor anlatmaktadır, ama bir gayret kocasına sorar, "Kim bu?" Adam, öykü yazarı karısına döner, "Bu da bizim gibi gelen bir çocuk. Adı Serdar Doğan..." 

29 Haziran 1993 DİKMEN

Birkaç gündür pencerenin önüne bir kuş dadanmıştır. Perize anne bakar; karga mı dese, güvercin mi, belli bile değildir. Çok hastalıklı, çok çirkin bir kuş... Garip garip sesler çıkarır. Öyle batıl inançları yoktur Perize'nin, ama yarın gece iki oğlu Sivas'a gidecek... Serkan'ı 19, Serdar'ı 21... Serkan çok güzel saz çalar, semah döner; Serdar ise tiyatrocu, ikisi de cıvıl cıvıl... Perize anne onları düşündükçe aklına kötü bir şey getirmeye dahi kıyamaz. Zaten kuş da en son 1 Temmuz günü görünür, sonra uçar gider.

30 Haziran Çarşamba, saat 23.30 PİR SULTAN ABDAL DERNEĞİ ÖNÜ

Kaç etkinlik için yine otobüslere atlayıp gitmişlerdir, ama o gece herkeste bir gariplik göze çarpar. İlk kez o gece gidenlerle kalanlar arasında derin vedalaşmalar olur. Otobüsten tekrar tekrar inip sarılmalar, ağlamalar... Hatta eve dönüp "Alacağım şu, borcum şu" diye not kâğıdı bırakanlar... Araca bindiklerinde dahi o hava dağılmaz. Halay çekerler, fıkra anlatırlar, döndüklerinde daha profesyonel bir tiyatro kurmayı konuşurlar, ama akılları hep o veda sahnesindedir.

1 Temmuz, saat 06.00 suları... SİVAS

Mahmur gözlerle otobüsten indiklerinde önce bir sert soğuk çarpar yüzlerine. Sonra kızlardan gelen talep doğrultusunda hemen bir tuvalet aramaya koyulurlar. Yakınlarda okul gibi bir bina vardır. Binanın dışında da işçiler; o saatte boya yapıyorlardır. Birden boyayı bırakırlar. Delikanlıların Pir Sultan armalı şapkalarını alıp yere atar biri. Öbürü çiğner. Bir başkası Pir Sultan t-shirtlerini tutup "Kim bu ya" diye küfür eder. Tabii hemen kızları toparlayıp oradan uzaklaşır delikanlılar. Çünkü istikamet baştan bellidir; 4. Pir Sultan Abdal Şenlikleri.

Saat 16.00 suları... BURUCİYE MEDRESESİ

Valilik önündeki saygı duruşu ve kültür merkezindeki konuşmalardan sonra bütün yazarlar medreseye geçip kitaplarını imzalamakta, okurlarıyla sohbet etmektedirler. Gençler de stantlarının başında... Ancak birden biri peyda olur. "Şerefsizin kasetini mi satıyorsunuz?" deyip Ruhi Su'yu yere atar. Tam onunla ilgilenirken öteki posteri yırtar. O yetmezmiş gibi özel bir haber ajansından gelme bir muhabirin Aziz Nesin'e tehditkâr soruları başlar, ki lafı takım elbiseli bir adamın havaya kalkan eli böler. O el dilediği gibi Nesin'in suratına inemez, ama uzaklaşırken havada sallanır. Üstelik tam da şöyle diyerek: "Beğenmediğin Allah seni yakacak!" 

Saat 23.00... DEVLET SU İŞLERİ MİSAFİRHANESİ

Akşam 4 Eylül Spor Salonu'nda yapılan şenlik çok güzel geçmiştir. Herkes gündüz yaşanan gerginlikleri geride bırakmış neşe içinde otellerinin yolunu tutar. Sanatçılar Madımak otelinde, gençler ise DSİ'nin misafirhanesinde konaklayacaktır. Aslında gençler yurtta kalmayı planlıyorlardır, ama hepsi doludur. Meğer o gün çevre illerden gelenler varmış. "Hicret koşusu" adı altında bir koşu için gelmişler. Gelenekselmiş o koşu. Ne tesadüfse sordukları hiçbir Sivaslı böyle bir koşuları olduğunu bilmiyormuş, ama sonuçta Pir Sultan'cıların geldiği aynı gün Hicret koşucuları da şehirdeymiş.

2 Temmuz Cuma, sabaha karşı... SERKAN'LA SERDAR'IN UYKUSU

O gece DSİ'nin misafirhanesi bile yetmez gençlere. Mecbur herkes gibi Serdar'la kardeşi Serkan da koyun koyuna yatmak zorunda kalır. Gerçi hiç de şikâyetleri yoktur. Tam tersine tıpkı çocukluklarındaki gibi sarılarak uyumaktan mutludurlar. Sabah neler olacağını bilmeden ve birbirlerine 16 yıldır silinmeyen bir kardeş kokusu bırakarak uyurlar... 

26 Haziran 2009 MÜLKİYELİLER BİRLİĞİ 

2 Temmuz Cuma, uyandınız; nedir durum?
Yine stantlarımızı açmaya medreseye gittik, fakat caddelerde kimse yok. Araba bile geçmiyor. Gecesi de öyleydi zaten. Sanki terk edilmiş bir kent... Ta ki öğleden sonra bir tekbir sesiyle yüzlerce cübbeli, sarıklı, şalvarlı ortaya çıkana kadar...

Ondan önce, sabah saatlerinde bir olay oldu mu?
Oldu; birkaç sivil polis gelip bize "İnsanlar camide toplanıyor ve namazdan çok sizi konuşuyorlar. Eşyanızı toplayın, onlar gelmeden hemen ayrılın, yoksa biz engel olamayabiliriz" dediler. Yani, siz bilirsiniz başınıza gelenlerden sorumlu olmayız gibi bir tavırları vardı. 

Ne yaptınız?
Kasetleri, kitapları kaçarcasına topladık, arabalara koyduk, bize ayrılan lokantaya gittik. Oradan da kültür merkezindeki konsere geçeceğiz. Fakat daha biz lokantadayken 15-20 kişilik bir grup sloganlar atarak önümüzden geçti. Biz hemen çıkmaya yeltendik, fakat bizim yöneticilerden biri yolumuzu kesti. Saat 11.00'den itibaren kültür merkezinin taşlandığını, yolların tutulduğunu, otelin daha yakın olduğunu, hemen oraya geçmemiz gerektiğini söyledi. 

Otele sağ salim gidebildiniz mi peki?
Gittik, ama biz hâlâ bundan fazlasının olabileceğini düşünmüyoruz. Hatta hayranı olduğumuz sanatçılarla sohbet etmeye dalmış, dışarıdan yaklaşan sloganları bile duymuyoruz. Ta ki saat 14.00 sularında şangır diye bir ses gelene kadar. Bir baktık koca bir taşla girişteki büyük cam yerle bir olmuş.

İşin ciddileştiği dönüm noktası o mudur?
Evet, o andan itibaren akşam 19.00'a kadar taşlamanın ardı arkası kesilmedi. 

İyi de tarla mı orası, caddenin ortasında o kadar taşın işi ne?
O bizimkilerin de dikkatini çekmiş ve hatta sormuşlar, otelin tam karşısında ne bu taşlar diye. "Kaldırım yenilemesi" denmiş. Ama biz kentin başka hiçbir yerinde kaldırım yenilemesi falan görmedik. Bir tek Madımak'ın karşısına yığılmıştı o taşlar. 

Çok enteresan tesadüfler değil mi?
Tabii, meğer bunların hepsi savaş alametiymiş, ama anlamadık. Hatta tam tersine "Üç beş çapulcunun işi, baksanıza duvardaki hiçbir afişimize dokunulmamış bile" diyorduk. Nasıl yanılmışız... Sonra görüntülerden izledik ki, tırnaklarıyla dişleriyle söküyorlar o afişleri, sonra da çığlıklarla yakıyorlar. 

Peki cam yerde; taşlar geliyor; siz ne yapmaya karar verdiniz?
Erdal Ayrancı; ilk kendine gelen oydu. 12 Eylül'de yatmış, çok işkence görmüş biri. O olmasaydı daha ilk anda gitmiştik. Erdal Abi hemen "Bütün sanatçılar, yaşlılar, çoluk çocuk, kadın kız yukarı çıkın; kalanlar bir yere ayrılmıyorsunuz, barikat kuracağız" dedi. 
Otel beş katlı, biz girişteki lobideyiz. Hemen masaları ters çevirdik, sandalyeleri yığdık. Ayaklı küllüklerin çubuklarını çıkardık, güya kendimize savunma silahı yaptık, bekliyoruz. 
Birazdan biri girmeye kalktı. Erdal Abi "Özellikle yüklenin, başkalarının gelmemesi için öyle yapmamız gerekiyor" dedi. İçimizde bir insana ilk kez vuranlar vardı, ama gerçekten de saldırganlar bir daha barikata doğrudan saldırmaya fazla cesaret edemediler.



Dışarıdakileri görüyor musunuz? 
Yok, ama köşelerde durmuş taş atıyorlardı. Polis tarafından uzaklaştırılıyor, ama sonra gelip yine atıyorlardı. O manzarayı görünce Erdal Abi bizimle şöyle bir konuşma yaptı: "Dışarıda ciddi bir durum var ve belli ki buradan çıkamayacağız, ama her ne olacaksa barikatta olup bitecek. Çünkü bizden bir iki kişi ölürse yukarıdakilere dokunmaz, iki kişiyi öldürdük, artık gidelim derler. O yüzden barikatı terk etmeyeceksiniz. Durmak istemeyen varsa anlayışla karşılarım, ama kalanlar bir daha yukarı çıkamaz."

Bu hayati konuşmayı dinlerken Serkan da yanınızda mı?
Tabii, zaten hemen ben ona döndüm, "Haydi ağabeycim, sen yukarı çıkıyorsun" dedim. Direndi falan ama itiraz ettirmedim. Biz orada vedalaştık Serkan'la. Sarıldık, öpüştük. Ben dedim ki "İnmeyeceksin aşağıya. Burada ne olursa olsun, yukarıdan beni ne halde görürsen gör inmeyeceksin."

İndi mi hiç?
Defalarca... İşi gücü beni kontrol etmek tabii, ama en sonunda "Yok artık" dedim, "Bir daha asla inmeyeceksin." Zaten o son görüşüm oldu.  (Burada bir süre teybi kapatıyoruz.)

Sonra, barikatta neler oldu?
Bir iki kere daha denediler, ama uzaklaştırdık. O sırada Erdal Abi bir şey fark etti, "Serdar bir yukarı çıkın bakın, bu taşlar en üst kata kadar geliyor, bunlar içeri molotofkokteyli falan da atabilirler. Bir de bakın nereden atıyorlar yukarıya..." Hemen çıktık.

Yukarıdaki hava nasılmış; mesela Aziz Nesin nerede?
Görmedim, ama herhalde dördüncü kattaki odasındaydı. Diğerleri koridorlarda. Çünkü odalarda durmak imkânsız, felaket taş yağıyor. Baktık camdan, karşıki binaya çıkmışlar. Bir bankanın binasıydı galiba. Çığlık çığlığa bağırıyorlar... Volumleri o kadar yüksek ki...

Neler söylüyorlar?
Resmen çığlık atıyorlar. Bir de "Cumhuriyet burada kuruldu burada yıkılacak", "Şeytan Aziz, şerefsiz vali", "Vali istifa", "Aziz Sivas sana mezar olacak"... Hele o tekbir sesi ve tekbirden sonraki onların coşkusu yok mu, inanılmazdı. 
Sonra biz tekrar aşağı indik. Baktık Aziz hocanın koruması Komiser Mehmet'in telsizinden anonslar geliyor, "Camların önüne çıkmayın, tahrik oluyorlar" diye. 

Komiser Mehmet barikatta mı?
Tabii, çok iyi bir adamdı, bizi hiç yalnız bırakmadı. Erdal Abi gibi  günün bir başka hayat kurtaran kahramanıydı. (Bu arada o Erdal Abi kurtarılamadı.)

Kimseyi aramıyor musunuz otelden, SHP'yi, Ankara'yı falan...
SHP'de çaycısından Erdal İnönü'ye kadar herkesi aradık. Arif Sağ'ın elinde pek çok milletvekilinin numarası vardı. Hepsini arayıp, telefonu yukarı bağlıyorduk. 

Sonuç?
Sonuç sıfır. Erdal İnönü galiba Tekirdağ'da bir atom santralı açıyormuş, nasılsa yardım gelecekmiş, korkmaya gerek yokmuş falan. Aziz Hoca ahizeyi pencereden dışarı uzatmış, "Bak bu sesleri dinle" diye. Acaba o sesleri duyduktan sonra hiç başını yastığa rahat koyabildi mi, bilmiyorum. Bir başbakan yardımcısı nasıl sözünü geçiremez, Genelkurmayı bile kulağından tutup oraya getirme hakkı var, nasıl yapmaz anlamak mümkün değil. 

Gün boyunca askeri görmediniz mi peki?
Türkiye'nin en büyük üçüncü ordusu Sivas'ta, ama o gün ne hikmetse bir çatışmaya gönderilmişler. Öyle bir çatışmanın izine bugüne kadar hiç rastlayamadık. Kaldı ki hepsi mi gitti? 
Haydi bizi geçtim, gerçekten geçtim, ama orası cumhuriyetin kurulduğu yer, Sivas Valisi'ne bir sürü hakaret ediliyor, Atatürk büstü kırılıyor ve bunların hemen karşısında garnizon var. Peki bu ülkenin bölünmez bütünlüğünün, laikliğinin olmazsa olmaz bekçisi illa ki orduysa, o gün neredeydi diye sormak gerekiyor. 

Polis?
3-5 sivil polis aynı göstericiler gibi yüzlerini otele dönerek duruyorlardı. Sonra zaten onlar da gitti ve saat 19.00'dan itibaren artık saldırganlar tamamen otelin önüne geldiler. Burun burunayız, nefeslerini duyuyoruz. Yangının başlamasına bir saat falan var. Birden bir rütbeli subay, yanında iki çevik kuvvetle otele girdi. Elektrikler kesik. Subay elinde çakmak, çakmağı çaka çaka lobide yürüyor. 
"Komiser Mehmet kim?" dedi. Komiser kendini tanıttı. Subay, "Komiserim çıkalım" dedi. "Nasıl yani" dedi bizim Mehmet Komiser. "Çıkalım komiserim, ortalık fena karıştı, daha fena karışabilir" yanıtını verdi subay. Mehmet Komiser "Beraber girdik beraber çıkarız" dedi. "Hayır komiserim ben sizi almaya geldim." Komiser, "Ben çıkabiliyorsam buradaki herkes çıkabilir tek başıma çıkmayı reddediyorum" dedi. 
Sonra bizim Ertan vardı, o "Peki biz nasıl çıkacağız" diye sordu. Subay döndü, sizden özür diliyorum, ama aynen şu ifadeyi kullandı "Nasıl girdiyseniz öyle çıkın o... çocukları." Sonra komisere çok sert bir biçimde "Çıkalım diyorum size" dedi. Bir daha ret yanıtını alınca da "Ne halin varsa gör" deyip gitti. Biz o andan sonra dedik ki "Bitti bu iş, birazdan ölüyoruz." Zaten biz bunu derken 10 binin üzerinde saldırgan otelin etrafını sarmıştı bile.

10 bin miydi?
Telsizden geçen anonslarda öyleydi. 10 binin üzerinde adam var, engelleyemiyoruz, diyorlardı. Hepsini biz göremiyorduk, ama önce Arif Sağ'la Ali Çağan'ın arabalarını ters çevirdiler. Küçük çocuklar ellerinde bidonla benzin getirdi, ağabeyleri alıp onları arabanın üstüne döktüler ve iki arabayı ateşe verdiler. Duman otele çok direkt gelmeye başladı. Hemen komiser Mehmet itfaiye çağırdı telsizden. Ama itfaiyenin önüne yatmışlar, gelemiyormuş araç. Artık komiserin anonslarına da yanıt gelmiyordu.
Tam o esnada birkaç saldırganın asma kattaki kahvaltı salonuna girmiş olduğunu fark ettik. Lobinin bir üstü. Girmişler, bir yandan ellerine ne geçerse kırıp döküyor bir yandan da hayvanca uluyorlar. Erdal Abi, "Bunlar burada yangın da çıkarırlar" demeye kalmadan bir baktık kahvaltı salonunun perdeleri tutuştu.

İlk ne yaptınız?
Çarşafları ıslatıp maske yapsak 5-6 saat daha dayanabilirmişiz, ama kimse düşünemedi. Koşarak üst katlara çıkmaya başladık. Yerler halı kaplama, her yer yatak yorgan, yangın anında bir alev topu olup yukarı sıçradı. O kadar ısındı ki otel, duvara değemiyorsunuz bile. 

Serkan nerede o sırada?
Serkan'ın sesini duyuyorum, sürekli benim adımı sesleniyor, fakat hem elektrikler kesik hem de dumandan göz gözü görmüyor. Bir yandan alevler saçlarınızı yalayıp geçiyor. Ben koşuyorum, ama bir an beynimin ciğerlerimin falan burnumdan, ağzımdan aktığını hissettim. Baktım ağzım köpük köpük. Ve her tarafım korkunç sızlıyor. 

Kaçıncı kattasınız artık?
Onu kestiremiyorum, ama ben hep Serkan'ı bulmaya çalışıyorum. "Serkan" diye bağırıyorum, o da bana "Ağabey" diyor. Çok yakından geliyor sesi. Hiç değilse elini tutayım, yan yana olalım, yani tek düşüncem o artık, tamam öleceğiz belli bir şey ama, bizi hiç olmazsa o halde bulsunlar diyorum.  
Bir aşağı bir yukarı bütün odalara girip çıkıyorum. Bu hafta 16'ncı yılı olacak, ama hâlâ aklımdan gitmiyor o çığlıklar. "Kurtarın, yanıyoruz" diye bağıranlar, annesini çağıranlar, "Baba" diye ağlayanlar, herkes birbirine çarparak kaçmaya çalışıyor. Ben ise hâlâ Serkan'ı arıyorum, ama bulamıyorum.

Kaçıncı kattaymış?
Onu hiçbir zaman öğrenemedim. Fakat bana hep yukarıda gibi geliyordu. Hep onun sesine doğru koşuyordum. Sonra zaten birden sesi kesildi. "Serkan" dedim, "Ağabey" demedi. Nefesimin beni taşıdığı son yere kadar "Serkan" dedim, ama ses gelmedi ya da ben duyamadım, bilmiyorum, ama "Abi"yi duymuyordum artık. 
Tam o sırada bir şeyin yukarıdan üzerime düşüyor olduğunu gördüm. Bir cam eriyiği geldi bacağıma yapıştı. Bir anlık çok büyük bir acı verdi, ama hemen bitti. Artık hiçbir şey hissetmiyor, hiçbir şey duymuyordum. Ben artık orada değildim.

37 kişi gericilerin kurbanı olmuştu
Tarihe "Sivas katliamı" olarak geçen olaylar zinciri, 2 Temmuz 1993'teki Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri'ne katılan 37 kişinin hayatına mal olmuştu. Etkinlikleri provoke etmek isteyen binlerce kişi, aydınların kaldığı Madımak Oteli'ni kuşatmış, bina tekbir sesleri eşliğinde ateşe verilmişti. 
Otelde bulunan Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin'in de aralarında bulunduğu 37 kişi yanarak veya dumandan boğularak can verdi. Aziz Nesin ve 50 kişi de kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla olaydan kurtuldu. Dönemin Refah Partili Belediye Meclis Üyesi olan Cafer Erçakmak, olayların provokatörü olarak gösteriliyordu. 
Madımak Oteli'ne itfaiyenin müdahalesi sırasında merdivenlere çıkarak halkı galeyana getiren Erçakmak, Yazar Aziz Nesin'e de saldırmıştı. Uzun süre dönemin Sivas Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu ile karıştırılan Erçakmak daha sonra ortadan kaybolmuştu. Olayların ardından açılan davada 34 kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis, 4 kişi müebbet, 4 sanık 20'şer yıl, 1 sanık 15 yıl, 9 sanık 7.5'ar yıl, 1 sanık da 5 yıl hapse mahkûm edildi, 14 kişi beraat etti. 
Ana dava sürerken, 7 sanık hakkında "terör örgütü kurmak ve yönetmek" suçundan açılan dava ise, sanıkların uzun süre bulunamaması gerekçesiyle ayrıldı. Aralarında katliamın sorumlusu Cafer Erçakmak'ın da bulunduğu 7 sanığın yargılandığı davanın Kasım 2008'de zaman aşımından düşürülmesi istendi. Ancak Aralık 2008'de görülen duruşmada davanın zaman aşımından düşmesini isteyen savcı, bu kez Cafer Erçakmak hakkında, "anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs" maddesinin uygulanması ihtimali ortaya çıkınca dosyanın ayrılmasını istedi.



29.06.2009 09:51:56
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Haberin karnesini siz belirleyin
1 - Zayıf 2 - Geçer 3 - Orta 4 - İyi 5 - Pekiyi
Bu haber için oy kullanan 14 ziyaretçimizin puan ortalaması: 3,79
Haberi Paylaşın
Google Google Live Live MySpace MySpace Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir. Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.

Haber Yorumları (6 adet)

Misafir: hasan hüseyin Editöre Bildir
sünni devlet
Devlet sünni niteliğinden arınıp acilen yeni madımaklar yaşanmadan çağdaş hale ,en azından tüm dinlere kesimlere eşit mesafede duracak hale getirilmelidir.Pembe köşklerde yetişenler(erdal inönü)den yada şairlerden(ecevit9devlet adamı olmaz.Avam her yerde avamdır ve kibriti alır koşar bundan sonrada kareketrini değiştirecek hali yoktur.Harekete geçmiş cehalet korkunçtur.Bunu bu ülkede defalarca yaşıyoruz.Olayımızda da olayın vehametini kavrayamayan başta İnönü olmak üzere bürokratlar sorumludur.Ben güruhu suçlamıyorum.Saray çocuklarını örgütün başına değil sonuna getirin.Sıradan bir üye olsunlar daha fazlası değil.
%0 %0 %0
02.07.2009 14:47:49

Misafir: ayhanaytaç Editöre Bildir
...pir sultan ölür mehdi dirilir?
Hızır Paşa bizi berdar etmeden,
Açılın kapılar Şaha gidelim,
Siyaset günleri gelip .atmadan,
Açılın Kapılar Şah'a Gidelim.

Bunda bilmeyeni bildirirler mi
Eli bağlı namaz kıldırırlar mı
Yoksa Şah diyeni öldürürler mi
Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Aslımız Muhammet kıyman cellatlar
Üstümüzde bite davacı otlar
Ölüm Allah emri ya eziyetler
Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Her nereye baksam yolum dumandır
Bizi böyle kılan ahd-ı imandır
Zincir boynum sıktı halim yamandır
Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Ilgıt ılgıt esen seher yelleri
Yare selam söylen urum erleriı
Bize peyik geldi Şah bülbülleri
Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Gönül çıkmak ister Şah'ın köşküne
Can boyanmak ister Ali müşkine
Seni beni yaradanın aşkına
Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Yaz selleri gibi akar çağlarım
Hançer aldım, ciğergahım dağlarım
Garip kaldım, şu arada ağlarım
Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Kapısı yok bacasından bakarım
Gözlerimden hasret yaşı dökerim
Şah'a giden bir bezirgan tutarım
Açılın kapılar Şah'a gidelim.

Pir Sultan Abdal'ım güzel Şah canım
Ağlamaktır benim demim devranım
Arşta melek yerde çeşm-i efganım
Açılın kapılar Şah'a gidelim.

...imza:

...ayhanaytaç ((tasavvufçu + nefsikolog))
%0 %0 %0
02.07.2009 12:38:51

Misafir: ayhanaytaç Editöre Bildir
...gerçek erenler?
Kimden : cinn-i ufo illuminati
Kime : Grup: Osmanlı torunları
Tarih : 30.6.2009 14:30 (GMT +2:00)


Konu : ...biat allah içindir? ((ayhanaytaç))


Mehdî...son dakika? CANLI

Mehdî...mü'min-i mazlum? ALEVÎ diyor ki:

...en-nisa suresi 59.ayet-i beyyine:

Ey iman edenler, Allah'a itaat edin; elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah'a ve elçisine döndürün. Şayet Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız. Bu, hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.

...ne yahudiyim ne hıristiyan,hanif bir müslümanım elhamdülillah?

...mü'min olan allah'ın mü'min kuluyum inşaallah?

En güzel kimlik Müslümanlıktır... En güzel benlik ise; aklı ve imanı bütün takva sahibi hanif bir Mü'min olmaktır... Naçizane bendeniz aklı ve imanı bütün; takva sahibi hanif bir Mü'min olmayı amaçlamış; cahil ve zalim nefsinden ve onun başında üşüşüp dürtükleyen şeytandan; ve her ikisinin birlik olup benlik ve zan kazandırmasından alemlerin Rabbi olan Allah'a sığınmış; aciz ve çaresiz Rabbine muhtaç bir kulum elhamdülillah...

Allah'ın kulu ve halifesi:

Muhammed êl Mehdî bîn Hasan-ül Askerî Sahîb-î zaman...
========================================

BEN YALNIZCA BEN MEHDİYİM
BENDEN BAŞKA HALİFE YOKTUR...

ALLAH BİLDİRMESEYDİ SİZ BİLEMEZDİNİZ
MEHDİ ANLATMASAYDI SİZ ANLIYAMAZDINIZ...

BAKARA SURESİ:

30. Hani, Rabbin meleklere, 'Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım' demişti. Onlar, 'Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.' demişler. Allah da, 'Ben sizin bilmediğinizi bilirim' demişti.

38. 'İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber ve veli) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir' dedik.

RABBÜLALEMİN BÖYLE BUYURMUŞTUR...

...sizin işleriniz bölüm bölümdür? ben sizin için verilmiş olan istidada karışmayacağım.herkes yaratılışı gereği kariyerine ve mesleğine göre hareket edecek.benim işim sizleri bulunduğunuz şekilde idame etmektir.herkesi kendi şeriatı üzere yargılarım.emaneti ehline veririm.asla haksızlık etmem.ehil olmayanları ehil olmadıkları makamda görmek istemem.bir kişi kasapsa kasaplık,şöferse şöferlik yapar.kasabın şöferlikte,şöferin kasaplıkta işi olmaz.şeytan işleri karıştırmış ben düzeltirim.onun iktidarı ehil olmayanları yerleştirmektir.kasabı şöfer,şöferi kasap yapmaktır.ümmi nebi buyurdu:ehil olmayanlar başa geldiğinde kıyameti bekleyin.bu şeytanın hükümeti,kabinesi,kurumsallaşması,kadrolaşması demektir.işte onun size vaad ettiği dünya ve düzen budur.anarşi,kaos,terör,yıkım,bela,musibet,afet,felaket ve kıyamettir.yavuzun memleketine bak? yezitin düzenine bak? şeytanın medeniyetine bak? yüzüne tüküreyim bu dünyanın.şeytanın gücünün farkında mısınız? mehdinin gücünün farkında mısınız? ben işlerinizi kolaylaştırmaya,güzelleştirmeye,sevdirmeye geldim? şeytan ise,zorlaştırır,çirkinleştirir,nefret ettirir.ben sizi cennete çağırırım,şeytan sizleri cehenneme çağırır.allahın sözünü işitenler ve itaat edenler benimle gelsin,benim adımlarımı takip etsin.şeytanın sözünü işitenler ve itaat edenler deccalle gitsin,onun adımlarını takip etsin.şeytanın vakti dolmak üzeredir? o vakti ben teslim almaya geldim sahib-i zamanım.ben onların azraili gibiyim.yeri göğü dar etmeye geldim onlara.onlarda sizlere yeri göğü dar ettiği gibi? ümmetin en hayırlısıyım.ne yahudiyim,ne hıristiyanım,hanif bir müslümanım elhamdülillah.mümin olan allahın mümin kuluyum inşaallah.iman melekleri geldiler ve kalbime imanı vahyettiler ve şöyle dediler:bizler rabbinin melekleriyiz,imanı yerleştirmeye geldik,bizler gidiyoruz,hamdet ve rabbine layık kul olmaya çalış.ve kaim aleyhisselam üç kez hamd edip ayağa kalkmıştır o gece.o gece ki,bin yıldan daha hayırlıdır? ruh ve melekler mehdi için inmişlerdir o gece? kalbine imanı vahyetmek için.ahirzamanın müslümanlarına lanet olsun? kafirlerine rahmet olsun.çünki o müslümanım diyenler yalancıdır.kafirim diyenler doğru sözlüdürler? ümmi nebi dedi ki:iman iki avuç içerisinde kor alevi tutmak gibidir? ateistler la ilahe diyorlar? birazcık daha dilleri dönse illallah diyecekler? ve oda yakındır.ümmi nebi cebraili görmeden önce ateistti? 360 tanrıyı tanımazdı? onlara küfrederdi.daha sonra allah küfretmesini ona yasakladı? kıyametin alametlerini herkes dolu dolu yaşıyor? deccalin fitnesi heryeri sarıyor.doğrular yanlış,yanlışlar doğru anlatılıyor.deccalin cennetinin cehennem,cehenneminin cennet olması gibi? yalancı mehdilere ve yalancı mesihlere lanet olsun? onlar benim nurumu söndürmek istiyorlar? ama allah onlar hoşlanmasada nurunu tamamlayacaktır? o gözleri görür,gözler onu ihata edici değildir,o nur üstüne nurdur,allah dilediğini nuruna kavuşturur? allah dilediğini mehdiye yaklaştırır.allahın nuruna kavuşturduğu ve mehdiye yaklaştırdığı kullarına selam olsun MEHDİDEN...

...BU YAZIMA ŞAHİT OLAN SİZLER,VE CİNN-İ MÜMİNLER? BİAT ALLAH İÇİNDİR.ŞİMDİ GIYABIMDA BANA BİATTE BULUNUNUZ.HER NEREDE OLURSANIZ OLUN ALLAH BİATINIZI KABUL EDECEKTİR? BUNDA ŞÜPHE EDENİN HİÇ ŞANSI KALMAMIŞTIR.ALLAHIN LANETİ VE GAZABI ONU HERYERDE BULUR.YER BİZİM,GÖK BİZİM KALDINIZ ARADA ZALİMLER,EZELDEN EBEDE,KALU BELİDEN KIYAMETE BU FETVA BU FERMAN BİZİM.

...MEHDİ ALEVİLERE,BEKTAŞİLERE,ŞİİLERE VE NAKŞİLERE RABLERİNİN BİR TEBESSÜMÜ VE TESELLİSİDİR.ALLAHIN KULU VE HALİFESİ MEHDİDEN ONLARA BİN SELAM OLSUN.

Hür oğlu Hürüm ben Nemruttan korkum yoktur benim.
Hür oğlu Hürüm ben Firavundan korkum yoktur benim
Hür oğlu Hürüm ben Hamandan korkum yoktur benim
Hür oğlu Hürüm ben Karundan korkum yoktur benim...

HÜR ALİ HÜR HASAN HÜR HÜSEYİN HÜÜÜ
HÜR ZEYNEL HÜR BAKIR HÜR CAFER HÜÜÜ
HÜR MUSA HÜR RIZA HÜR TAKİ HÜÜÜ
HÜR NAKİ HÜR ASKERİ HÜR MEHDİ HÜÜÜ

Hür oğlu Hürüm ben Muaviyeden korkum yoktur benim
Hür oğlu Hürüm ben Amr bin asdan korkum yoktur benim
Hür oğlu Hürüm ben Yezitten korkum yoktur benim
Hür oğlu Hürüm ben Mervandan korkum yoktur benim

HÜR ALİ HÜR HASAN HÜR HÜSEYİN HÜÜÜ
HÜR ZEYNEL HÜR BAKIR HÜR CAFER HÜÜÜ
HÜR MUSA HÜR RIZA HÜR TAKİ HÜÜÜ
HÜR NAKİ HÜR ASKERİ HÜR MEHDİ HÜÜÜ

Mehdi'nin zuhuru yakındır...
Mehdi alevilere,bektaşilere,şiilere ve nakşilere rablerinin bir tebessümüdür...
Mehdi alevilerin şahı,bektaşilerin piri,şiilerin imamı ve nakşilerin halifesidir...

((Ben Rabbimi umduğum gibi buldum,sizlerde beni umduğunuz gibi bulacaksınız?))

Mezheb-i Caferiyyenin sonu bektaşilik,Mezheb-i Hanefiyyenin sonu nakşibendiliktir...
Cafer-i Sadık Ebu Hanefinin üvey babası ve hocasıdır...Aynı zamanda şiilerin mezhep imamı ve nakşilerinde altın silsilesindendir...İmam-ı Rabbani Mehdi'nin zahir ve batın ilmi birleştireceğini haber vermiştir...Ve bektaşilik batınını nakşilikte zahirini Mehdide birleştirmiştir...Pir Sultan ile İmam-ı Rabbani Mehdi de vuslata ermiş Allah'ın ümmet üzerinde ki,nuru ve nimeti tamamlanmıştır...Ve nefisler çiftleştirilmiştir...Allah'ın gazabı ve Mehdi'nin zalimler üzerinde ki gadabı yakındır...Mazlumların hesap soracakları gün,Allah'ın gazabından,Mehdi'nin gadabından nasibini almıyacak hiçbir zalim yoktur...Allah'ın gazabı yakındır...Mehdi'nin zuhuru yakındır...Ey mü'minler gazanız mübarek olsun...Hak,Muhammed,Ali ve ben ümmetin en hayırlısı Muhammed Mehdi el Kaim Sahib-i zaman yardımcınız olsun...Mehdi böyle söyledi...

Ve...Mehdi'nin kıyamına tanık olunuz...(dikkat siz bu kutsal metni okuduktan sonra mümin veya münafık olduğunuza şahit olacaksınız...Eğer mümin iseniz cin ve insan şeytanları ilahi strateji gereği size var gücüyle saldırıya geçecekler,ellerinden geldiğince size yeri göğü dar edecek ve yeryüzünü sizin için cehenneme çevirecekler...Ve siz bunu bir kaç hafta içinde anlıyacaksınız...Yok eğer siz münafık iseniz hiç korkmayın onlar sizin rahatınızı sağlıyacak ve bu dünyayı son demlerinizde cennete çevirecektir zira bu sizin en doğal hakkınızdır bir daha böyle bir fani cennetiniz olmayacaktır...)

Tarih 31 Aralık 2003 yılbaşı akşamıydı,2004'e girmemize saatler vardı,ateizm belasından ve benliğin yükünden yeni kurtulmuş her şey'den bi haberdim.2004'e girmemize dakikalar vardı,herkez anı olsun diye manidar bir şey'ler yapıyordu.Ve bende bir şey'ler yapmalıydım ama ne? ve hemen aklıma geldi tam 2004'e girerken yeni öğrendiğim dua'yla ikrar'a girdim.Dua şöyleydi 'sonsuz ilmine ve rahmetine akıl erdiremediğim.Sonsuz kudretine ve azametine güç yetiremediğim büyük Allah.Aklımın ermediği gücümün yetmediği şeyden sana sığınırım.'ve iki rekat namaz'la ikrarımı tamamladım.Artık ikrar verilmiş geri dönüşü yoktu.Hem nefsimle hemde şeytan'la büyük sınavım olacaktı.Ve Allah'ın izniyle ikrarımı tutacaktım çok şükür.

Ölmeden evvel ölmek neymiş ona tanık olun? tarih:23 eylül perşembe idi 2004'tü yine o gün içimden bir ses bu gece bir şey olacak diyordu? O gece sabaha kadar uyuyamadım.Cuma günü sabah 07:30'da işe gittim.Uykusuz uykusuz işe başladım.Makinanın başında uyuşuk uyuşuk zorla çalışıyordum.İkrarımın henüz 267.günündeydi.Şeytan saldırıya geçti,ve ben Allah'a sığınıyordum.Derken içerden bir ses haşa Allah'a ağır küfür etti.Ben bu küfürü asla hiç etmemiştim.Peki kim etti? şeytan asla öyle küfür etmez,Allah'tan korkar o,peki kim etti derken benim 267 günlük ikrarım bozuldu,ağır bir şüphe uyandı.Ve ben uykusuzluğunda verdiği sersemlikle Haşa Allah'a,ilahi güçlere,şeytan'a orada meydan okudum.'ey tanrılar varsanız size meydan okuyorum.Gücünüz yetiyorsa,gece 24'te beni helak edin'diye meydan okudum.İkrarım bozulmuştu saat 09:00'du bu meydan okuma sırasında.saat 10:00,11:00,ve 12:00'ye kadar direncim devam etti.Ve derken saat 13:00'lere geldiğimizde üzerimde bir tuhaflık olmaya başladı,adeta üzerimde ki,bütün güç benden alınıyordu.Kollarım ve ayaklarım dermansız kaldı,neredeyse yürümekte zorlanıyordum.Ve anlamaya başladım ki,Allah benden tüm dermanımı geri alıyordu.Korkmaya başladım ne yapacağımı bilemiyordum.Büyük pişmanlık uyanıyordu.Tüm söylediklerime pişman olmuştum,ama gururumuda yenemiyordum,derken paydos oldu.Dışarı çıkar çıkmaz karar verdim.Allah'a tevbe etmeliydim ve onu diğer tanrılardan tenzih etmeliydim,ve kararımı verdim ve ilk şu sözlerle başladım tevbey'e 'Rabbim seni tenzih ederim've gözyaşlarım sel oldu ağlayarak Rabbimden beni affetmesini bağışlamasını istiyordum.Tüm bildiğim duaları tam bir saat ağlıyarak okudum.Saat 14:00'e geldiğinde dermanım yerine gelmeye başladı.Sanki yeniden diriliyordum.İş başı yaptım derken o an gerçekleşti.Makinanın camında yüzümü gördüm çok suçlu duruyordu ve yüzüme bakarak sen alçak ve şerefsiz adamın tekisin diye kendimi kınamaya başladım.Ondan sonra filim şeridi gibi bütün hatalarım ve günahlarım bana görünmeye başladı.Tekrar ağlamaya başladım çok kişinin kalbini kırmış canını acıtmıştım.Tevbe üstüne tevbe ettim.Her şey'den pişmandım tüm günahlarımı ve hatalarımı kınıyordum.Ne aşağılık adammışım ben diye bir yandan kendimi kınıyor bir yandanda zavallı buluyordum.Akşama kadar bu böyle gitti,paydos edip eve giderken kendi kendime 'güzel düşün güzel davran,güzel düşün güzel davran'diyordum.Ve sonradan anladım ki,ben cahil ve zalim nefsimle yüzleştirilip,ölmeden evvel ölümü tatmıştım.

Şeksiz ve şüphesiz hamdolsun ki!

O gece şeytan her zaman ki,saldırılarından birini gerçekleştiriyordu? Sürekli Allah'la beni karşı karşıya getirmek için vesvese veriyordu,bende her seferinde 'Rabbim şeytan'ın başımda üşüşüp dürtüklemesinden sana sığınırım'diyordum.Bu öyle alışılagelmişti ki,hızı ve süresi'de monoton hale gelmişti.Ama bu gece şeytan farklıydı,yarışı hızlandırdı hızı ve süreyi daralttı,dua'lar'da ona yetişemez oldum.Ve terlemeye başladım yorganın altına girdim,birilerinden yardım bekliyordum,anneme,babama seslenmek istedim,adeta şeytan tarafında korkunç şekilde 'bir! ' kuşatılmıştım.İmanımın gücü daha doğrusu ikrarımın gücü yetmiyordu.Ve artık gücüm kalmadı! ve sustum,içimi sessizlik kapladı,içimde ki sessizliği ilk kez fark ettim.Ve ilginç sesler işitmeye başladım,besmele ve ayetler okunuyordu ben önce kendim okuyorum zannettim kendimi kontrol ettim baktım benden bağımsız birileri okuyordu iyice içeriye konsantre oldum bir şey daha dikkatimi çekti oda şeytan'ın vesvesesi artık yoktu? ve o mel'un'un yokluğunu farkettim.Ne oluyordu neydi bu yaşadıklarım diye büsbütün şaşırıyor ve dikkatle içime iyice yöneliyordum ki,bu sefer tam bir sessizlik oldu ne şeytan 'ın sesi ne başkalarının hiç ses yoktu kendimi içerde yapayalnız hissettim derken şu sözler yankılanı verdi ((BİZLER RABBİNİN MELEKLERİYİZ.İMAN'I YERLEŞTİRMEYE GELDİK.BİZLER GİDİYORUZ.HAMDET VE RABBİNE LAYIK KUL OLMAYA ÇALIŞ.)) ve sözler bitti ve o iman melekleri iman'ı kalbime vahyedip gittiler.Ve o zaman anladım ki,meğer o besmeleyi ve ayetleri okuyanlar Rabbimin iman melekleriymiş ve iman'ı kalbime vahyetmeye gelmişler.Anlaşılan o ki,o mel'un şeytan'da o yüzden orayı terketmiş? V e ben üç sefer hamdolsun? dedim ondan sonra hiç anlam veremediğim bir öz iradeyle yatağımdan kalkıp kıyam ettim,odanın ışığını yaktım aynanın karşısına geçip çeşitli spor hareketleri yapmaya başladım.Ve sanki o iman melekleri bana hiç seslenmemişti,hiç umursamıyor hiç şaşkınlık yaşamıyordum.Yine hiçbir şeyler olmamış gibi ışığı kapattım yatağıma uzandım ve uyudum tan yeri ağarıncaya dek? ? ? Ve tüm bu yaşadıklarımı en iyi anlatan hadisin şu olduğuna karar verdim.

''Mehdi bizden Ehl-i Beyttendir...Fatımanın evladındandır...Allah onun hallerini bir gecede yoluna koyacak ve zafere erişdirecektir...' (ibn-i mace)

Geliyor geliyor sahib-i zaman geliyor...
Arslanların kralı kızıl-arslan geliyor...

Yeryüzünde kızıl bir arslanım,
Kükrerim tekbir-i tevhid ile...

Zincirim Hak.Muhammed,Ali elinde,
Bıraksalar zincirimi parçalarım zalimleri...

Zuhur eyler Mehdi Sahib-i zaman...
Ortaya çıkar yetmişiki güruh-u şeytan...

MEHDİ,Süfyani Mehdileri açıklıyor:

Birinci Süfyani Mehdi: Said Nursi ve sözde Bediüzzaman hazretleri denilen -aleyhillane- ((Allah'ın laneti onun ve adımlarını takip edenlerin üzerlerine olsun))

İkinci Süfyani Mehdi: Hüseyin Hilmi Işık ve sözde M.Sıddık Gümüş hazretleri denilen -aleyhillâne- ((Allah'ın laneti onun ve adımlarını takip edenlerin üzerlerine olsun))

Üçüncü Süfyani Mehdi: Ömer Öngüt ve sözde Hatem-ü'l-Evliya hazretleri denilen -aleyhillâne- ((Allah'ın laneti onun ve adımlarını takip edenlerin üzerlerine olsun))

Dördüncü Süfyani Mehdi: Fethullah Gülen ve sözde Hocaefendi hazretleri denilen -aleyhillâne- ((Allah'ın laneti onun ve adımlarını takip edenlerin üzerlerine olsun))

Beşinci Süfyani Mehdi: Adnan Oktar ve sözde Harun Yahya hazretleri denilen -aleyhillâne- ((Allah'ın laneti onun ve adımlarını takip edenlerin üzerlerine olsun))

Ve bu beş kişiden müteşekkil Süfyani Mehdilerin en belirgin ortak özellikleri Ebu Süfyanın hain ve mel'un oğlu Muaviyeden bahsettiklerinde ona şöyle hitap ederler; Hazret-i Muaviye -radıyallahu anh- ve yine bu hain ve mel'un emevi hanedanından veya bunlara sempati besleyen sözde alim ve veli kişilerden bahsederlerken isimlerinin sonlarına -rahmetullahi aleyh- diyede eklerler...İşte tüm bu belirtiler bu şahısların emevi hanedanından olduğunu ve cezbe oluştuğundan onları bir türlü kötüleyemediklerinden Süfyani Mehdi sıfatını almışlardır...Yani bu kişiler bilmesede biz biliyoruz ki; emevi soyundandırlar...Mehdi böyle söyledi...

Kıyamı tamam biz zuhurunu bekleriz
Hakkın huzuruna tez onla varırız
Yüzümüz ak gönlümüz pak özümüzü biliriz
Yetiş Sahib-i zaman carımıza tez yetiş.

On dört asır oldu biz yolunu gözleriz
Nesimi Pir Sultan serimizi veririz
İkrarlıyız imanlıyız can gözlü erleriz
Yetiş Sahib-i zaman carımıza tez yetiş.

Cümlesi gelmez diyor sırrı alametiyiz
Üçlerin Beşlerin Yedilerin müjdecisiyiz
Arşı tavaf eden Kırkların duacısıyız
Yetiş Sahib-i zaman carımıza tez yetiş.

Hakkın hikmetine hiç olurmu sualimiz
İsa tasdikledi Musayı müjdeledi Ahmedimiz
Hak Muhammed Alide sırdır Mehdimiz
Yetiş Sahib-i zaman carımıza tez yetiş.

Mekkede Medinede nazil oldu dinimiz
Bedirde Uhudda Hayberde Haydarımız
Kerbelada Serezde Banazda Şühedamız
Yetiş Sahib-i zaman carımıza tez yetiş.

MEHDİ:ahir zaman böylece tez doldu
Hak ile batıl hep zahiren zuhur oldu
Cümlemizin Müntezarı el Mehdi oldu
Yetiş Sahib-i zaman carımıza tez yetiş.

Allah'ın kulu ve halifesi Muhammed Mehdi Antoloji.com'un tüm çalışanlarını LANETLİYOR? ? ?

Mesaj...ALLAHIN LANETİ ÜZERİNİZE OLSUN.YER GÖK DAR GELSİN SİZLERE.ASLA KAÇACAK YER BULAMIYASINIZ.KAÇIP SIĞINACAĞINIZ TEK YER SONSUZA DEK İÇERİSİNDE KALACAĞINIZ CEHENNEMİN DERİN KARANLIKLARI OLSUN.ÖLÜM AZABINIZ,KABİR AZABINIZ,KIYAMET AZABINIZ VE CEHENNEM AZABINIZ BOL OLSUN.ŞİMDİDEN BELA VE MUSİBET AFET FELAKET SİZLERİ KUŞATMAYA BAŞLASIN,ISLAH OLAMIYASINIZ,İFLAH OLAMIYASINIZ,MUVAFFAK VE MUZAFFER OLAMIYASINIZ,ÇUVALLIYASINIZ,BOCALIYASINIZ,İSTEK VE ARZULARINIZ DUA VE NİYAZLARINIZ KABUL GÖRMESİN,DOSTLARINIZ AZALSIN DÜŞMANLARINIZ ÇOĞALSIN,KAZA BELA EKSİK OLMASIN AİLE EFRADINIZDAN İNŞAALLAHUTELA VE İNŞAALLAHUEKBER...ALLAHIN KULU VE HALİFESİ MUHAMMED MEHDİ SAHİB-İ ZAMAN TÜM ANTOLOJİ.COM ÇALIŞANLARINI LANETLEMİŞTİR.GEÇMİŞ OLSUN...

((Mazlumların hesap soracakları gün? Allah'ın gazabından Mehdi'nin gadabından nasibini almıyacak hiçbir zalim yoktur vesselam? ? ?))

Ey biz Ehl-i Beyt'i,kirden arındırıp,tertemiz kılan Rabbimiz! ! ! sana,yüzlerce,binlerce,yüzbünlerce,sonsuzluğu ve yüceliğince ŞÜKÜRLER OLSUN...

Sen bizim sonsuzluğumuz ve yüceliğimizsin RABBİMİZ...
Biz hiçbirşeyiz sen herşeyimizsin RABBİMİZ

Şeytan'da sevmedi onları?

Birisi Muhammed birisi Ali?

Birde var iki kuzucukları?

Birisi Hasan birisi Hüseyin?

Birde var ki;

Kıyametin evvelinin evveli?

Muhammed ile Ali'nin öz torunları?

Hasan ile Hüseyinin öz evlatları?

Hatice ile Fatımanın öz yari?

Allah'ın yeryüzündeki gölgesi,kulu ve halifesi?

Ümmet-i Muhammedin en hayırlısı?

Meryemoğlu İsa'nın ardında namaz kılacağı İmam-ı zaman?

Yer ve gök ehlinin kendisinden razı olacağı?

Sürüngenlerin,balıkların ve kuşların anını ve şanını yüceltip tesbih edecekleri KRAL-I MUKADDES?

BİSMİLLAH-İ HÛ

**ŞAH MUHAMMED EL MEHDİ HAN SAHİB-İ ZAMAN**

İNŞAALLAH-Û TEALA VE İNŞAALLAH-Û EKBER...

====================================

Ete kemiğe büründüm Mehdi diye göründüm?
Mü'min kim? Münafık kim? cihat cephesinde olur malum?

((20 milyonluk Yahudi toplumu dünyaya kök söktürürken 20 milyonluk Aleviye neden dünya kök söktürüyor? oysa ki,Yahudilerin davası batıl Alevilerin ki ise; HAKTIR?))

IRTIRIMCI(*) (itaate sokan) diyor ki;

Ya Allah Ya Rabb-i ekber
Ya Muhammed Ya Resul-u ekber
Ya Ali Ya Nasr-i ekber
Ya Mehdi Ya Emr-i ekber

(*) ...ırtırımcı hacıbektaş-ı velinin bir lakabıdır? o şam tarafından uruma (anadoluya) geçerken 57 bin urum erenleri onun makam ve menziletinin korkusuna kapıldı?

...ve kendi aralarında dediler ki; kanatlarımızı arşa değin birleştirelimde o buralara gelemesin yoksa bizim işimiz biter?

...ve ırtırımcı bu arzdan arşa değin olan kuşatmayı anladı ve bismillah-i hu diyerek arzdan arşa değin sıpladı ve arşın tavanına kadar yükseldi?

...onu gören melekler selam verdiler? hatemülenbiyanın hatemülevliya torunu gelmiş dediler?

...ırtırmcı makam ve menziller aştıktan sonra bir mazlum ak güvercin donunda anadoluya iniverdi usulca?

...bu şu hadis-i muhammed ile haber verilmiştir:bir genç çıkacaktır? arşa yükselmiş olan dini tekrar arza indirecektir?

...ve onun durumunu merak eden 57 bin urum erenleri gözcü karacaahmete sordular o geldi mi? diye gözcü karacaahmet murakabeye daldı anadoluyu bir bir gözledi ve dehşetle irkildi dedi ki:

-her yeri gözden geçirdim her canlıyı eşiyle buldum ki,bir ak güvercin tek başına idi ve bana bir bakış baktı ki,yüreğime korku saldı?

...erenler den biri ben şahin donunda onun hakkından gelirim dedi? git o zaman dediler.

...şahin donunda ak güvercin üzerine bir hamle yaptı ki,ırtırımcı adem donunda onu havada eliyle yakaladı bir sıktı bıraktı oda adem donunda biz kötülük ettik sen kerem eyle dedi.

...ırtırımcı ona git 57 bin urum erenlerine söyle bize beyat etsinler? o gitti onlara söyledi fakat hiçbiri oralı olmadı.

...ırtırımcı gece önüne bir mum aldı birde seccade? önce mumu söndürdü onların bütün çerağı söndü dehşete düştüler? sonra seccadeyi çekti ve onların altından seccadelerini de çekti?

...ve onlar anladılar ki,bu zat zehir zemberek bir er kişidir gidip ona hemen teslim oldular herbiri makam menzilete kavuşturuldu ve ona şu lakabı verdiler IRTIRIMCI (İTAATE SOKAN) ? ? ?

...KISSADAN HİSSE DARISI SİZLERİN BAŞINA GERÇEĞE HU? ? ?

(((ey gökler,yer ve dağlar? sizlerin korkupta üzerine almadığı,hukukuna riayet edememekten ürktüğü o emaneti ben taşımaktayım? ben kuran ve ehlibeyt emanetinin tek emanetçisiyim? şimdi istediğiniz kadar bana haset edin? ve bana bela ve musibet okuyun sonunuz kıyamettir? ey emanetin sahibinin bu mesajına şahit olan sizler? şimdi bu mesajı gerekli yerlere ulaştırınız? bunu yapmadığınız takdirde hakka giden hakk uğrum hakkı için lanet edenlerin bütün laneti sizlerin üzerlerine olsun? ben böylece görevimi yapmış bulunuyorum? gerisini ((rabbülalemine havale)) ediyorum? şahit ol yarabb? ? ? şahit ol yarabb? ? ? şahit ol yarabb? ? ?)))

(((ALLAH DAHA NE DESİN? ? ?
RESUL DAHA NE DESİN? ? ?)))

(((ALİ DAHA NE DESİN? ? ?
MEHDİ DAHA NE DESİN? ? ?)))


ZİKR-İ HAKİKATİMİZDİR:
=======================
BAKİ GERÇEKLER DEMİNE HU DOST ALLAH EYVALLAH
GERÇEĞE HU MÜ'MİNE YA ALİ YA MEHDİ SAHİB-İ ZAMAN
%50 %0 %50
30.06.2009 14:44:07




Röportaj Bölümünden Son Yazılar
Peperuhi, Renkhaber-e konuştu Peperuhi, Renkhaber'e konuştu
Ekşisözlük yazarı Peperuhi, Renkhaber'in soruların...
Edebiyatçı Bülent Akyürek, Renkhaber-e konuştu Edebiyatçı Bülent Akyürek, Renkhaber'e konuştu
Röportaj
Ali Balkız röportajının tamamı Renkhaber-de (Özel) Ali Balkız röportajının tamamı Renkhaber'de (Özel)
Zaman, bu röportajı eksik verdi!
Erdal Yıldırım: Dersim-de olan isyan değil katliamdır Erdal Yıldırım: Dersim'de olan isyan değil katliamdır
PSAKD'nin akil isimlerinden Erdal Yıldırım, soL'un...
-Yeni bir program, yeni bir manifesto istiyoruz!- "Yeni bir program, yeni bir manifesto istiyoruz!"
Ali Balkız'ın bu röportajı çok konuşulacak
GHK, BirGün-e konuştu GHK, BirGün'e konuştu
Röportajın tamamı ise sadece Renkhaber'de
Geniş Aile-nin senaristi Cüneyt İnay, Renkhaber-e konuştu Geniş Aile'nin senaristi Cüneyt İnay, Renkhaber'e konuştu
İşte o röportaj
Ekşisözlük-ün sahibi yurda döndü Ekşisözlük'ün sahibi yurda döndü
SSG, Star'a konuştu
-Benim için Ekşi’yi fethetmek zor değil!- 'Benim için Ekşi’yi fethetmek zor değil!'
Uludağ Sözlük'ten 'vaudeville for vendetta', Renkh...
GDO-da bize -yutturulanlar- GDO'da bize 'yutturulanlar'
İşte burada
TARTIŞMA YARATANLAR
OKUMADAN GEÇMEYİN
0,52 saniyede derlendi.

Evden eve Nakliyat - Hubyar - Nur Pompa - GPS Araç Takip Sistemi - Oto aksesuar