Özkan'la CHP'nin Arası Neden Açıldı? Gazeteler
                                            Artık bir şeyler değişiyor...  
 
 

Çok Okunanlar
Devamını Oku Sözlükler Renkhaber'de
Devamını Oku Milli Voleybolcu Tesettüre Girdi
Devamını Oku TRT'nin "Yayıncılık Başarısı"
Devamını Oku Ülkücüler Üniversite Şenliğine Saldırdı
Devamını Oku Kanaltürk Çalışanından Mektup Var

Son Yorumlananlar
Devamını Oku Sözlükler Renkhaber'de
Devamını Oku Milli Voleybolcu Tesettüre Girdi
Devamını Oku Ülkücüler Üniversite Şenliğine Saldırdı
Devamını Oku Kanaltürk Çalışanından Mektup Var
Devamını Oku Erdoğan'a Adana Şoku

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.



RSS / XML
RSS / XML
EkleBunu RSS Ekle Butonu
Anasayfa> Röportaj> Mavi Deniz Kırmızı Balık
 Mavi Deniz Kırmızı Balık

Mavi Deniz Kırmızı Balık
Internette bir edebiyat sitesi. Barbuni.com. Sitenin kurucularından Halil Gökhan, Barbuni'yi Sayım Çınar'a anlattı.




İnternette yayın yapan ve birbirinin aynısı haberleri sunan onlarca haber sitesi arasında, artık sadece kültür sanat odaklı yayın yapan ve amatöründen profesyoneline, tüm sanatçıları kapsayan, kendi haberlerini oluşturan ciddi bir yayın var. Barbuni.com, interneti ve yeni kullanım akımlarını kullanarak, habercisi aynı zamanda okuru da olan bir haber sistemini başlatıyor. Kullanıcılarının kitap, sinema, müzik, güzel sanatlar ve tiyatro dalındaki haberlerini editörlerce kontrol edip, okura sunuyor. Bu sayede haberler hep taze ve her zaman özel oluyor. Aynı zamanda haberlerin yorumlanabildiği ve puanlanabildiği site, kısa sürede kültür ve sanat dünyasının kalbini okurlarına sunmayı hedefliyor.

Barbuni, sanat haberlerini en iyi şekilde takip etmek isteyen takipçilerinin hiçbir haberi kaçırmaması için, daha önce hiçbir haber sitesinde olmayan bir özelliği de sunuyor: Haber linkleme.. Kullanıcılarının takip ettiği haberleri, hızlı şekilde diğer okurlara sunabilmeleri için, diğer kaynaklardaki haberleri bir link aracılığıyla siteye eklemelerini sağlayan bu sistem, tek bir kaynaktan tüm kültür ve sanat dünyasını takip edebilme olanağı sağlıyor.
Barbuni.com, uzun yıllardır sanat ve yayın dünyasında bir çok yayına ve kitaba imzasını atmış olan Halil Gökhan ve internette yazın alanında büyük başarıya ulaşan SiyahKahve.com'un kurucusu Şekip Can Gökalp tarafından yaratıldı. İkilinin amacı, "koca mavi denizde, kırmızı ve kemikli bir balık olmak."Halil Gökhan Barbuni'yi anlattı.




Barbuni.com nedir? Bu adrese girenler kimlerdir ve burada ne yaparlar?

Barbuni, kullanıcı ve üyelerim içerik erişim ve düzenleme imkânlarının bulunduğu bir kültür sanat haber içerik sitesi. Gazeteciler, çevirmenler, yazarlar, halkla ilişkilerciler, akademisyen ve profesyonel sanatçılara kadar geniş bir spektrumda kullanıcıların ziyaret ettiği, kurulduğu 9 Eylül 2007'den bu yana kültür sanat kadar da kendinden söz ettiren, özgün haberleriyle klasik medyalarda yer bulan, medyaların da ilgisine, beğenisine mazhar olmuş olan bir site. Son iki aydır site içinde bir yazı atölyesi de peyda oldu. Tartışma ve eleştiriden çok edebi ürün yayımlama yönünde bir eğilimi bulunuyor atölyenin.

Barbuni .com'un kısa bir süre içinde edebiyat dünyasında konuşulmasını, nasıl değerlendiriyorsunuz? Kültürazzi bile sizden bahsetti değil mi?

Kültürazzilik bir haber yayımlamıştık, sanırım o etkili oldu. Aslına bakarsanız o tarz haberlerimiz çoğunlukta. Klasik medyalar dışında Web'de eğlence daha ön planda. İnsanların seks, keşif ve alışveriş gibi amaçlarıyla girdiği bir alanda onları sınıflamak zor olduğu gibi, "jurnalizm" çerçevesinde bir arada tutmak, anlamlandırmak, yönlendirmek bir o kadar da zor. Medyaların Barbuni'den konuşması haberlerimize yer vererek –bu zaten genel bir davranış biçimi, haber kaynağı haline gelmek- oldu genellikle. Ciddiyeti kara mizah ve mizah-eğlence dozlarında almaya alıştırdığımız her üyemiz ve kullanıcımız bize bağımlı hale geldi. Web dünyasından fiilen koptuğum (Superonline edebiyat sitesi Nisan 2000) 8 yıldan bu yana şanslı bir dönemde Barbuni ile geri döndüm. Yüksek erişim hızları, yeni kuşaklar ve milyonlarca PC dolu bir ülkede ne yapsak az ve yetersiz bence.

Hayatımıza hızlı bir şekilde giren internet, edebiyat için fırsat mı?

Edebiyat yazar kesimi için bir korunma anlamı taşıyor son yıllarda. Daha kalabalık bir yazar odası hayal ediyorum. Yazar dostlarımın, temsil ettiğim yazarlarımın yazı odalarını çok az görsem de bunu hayal edebiliyorum. Bu odaya bağladığınız her fiş, koyduğunuz her elektronik alet sizi daha az yalnız kılıyor. Yalnızlık yazarın en temel esansı, yakıtı. Paylaşım anlamında evet İnternet büyük bir fırsat, ama ne zaman-nerede-nasıl… Bunu cevaplandırmalıyız. Kodeks tabir edilen ciltli kitap biçimine döndüğümüz son 6-7 asır içinde yazar ve yayın araçları belli aşılmaz bir noktaya geldi. İnternet için bu süre ne kadar, bunu yanıtlamalı önce. Bizde olmasa bile Çince'de fırsat ve kriz aynı kelimeyle karşılanıyor. Yazarın, edebiyatın sonunu getiren, onu çözen, sulandıran bir sürece girmiş de olabiliriz. İnternet, Sokrates'e göre yazının sözün yerine geçmesiyle insanı yok ettiği savını kanıtlayan bir dönemin başlangıcı da olabilir. İnternet, yazının yerine geçebilir; ya da yazarların. Durumu iyi okumalı bence.

Sanal dünyada edebiyat yapmak nasıl bir duygu? Nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Aslında edebiyatın güzel bir kolu olan hiciv yaptığımız da söylenebilir. Hiciv gazete medyasında ölmüştür. Karıncanın belini incitmeyen ama bir ejderha gücündeki makaleler, fıkralar artık yok. Herkes birbirine direkt olarak dalıyor şimdi köşe yazılarında. Eskiden yıllar süren polemikler şimdi "ben seni yerim, senin etin bile yenmez" kıvamında sürüp gidiyor. Böyle olunca da her güne 25 yazar peyda oluyor, gün sonunda 35'i birden gönderiliyor; yani "üretilen" yazardan daha çoğu işten gönderiliyor, çünkü onlar muhakkak -fikri, siyasi, ticari- her türlü takipte 3'e 5'e bölünerek ilerliyorlar. Edebi türlere acilen dönmeliyiz; zamana uygun eleştirel yöntemlere acilen sarılmalıyız, yoksa kan gövdeyi götürecek. Hoşgörü, anlayış, vefa, kardeşlik… hepsi bir sözlük maddesi şimdi.

Ayda sizi kaç kişi ziyaret ediyor? Ünlü yazarlarınız var mı?

Aylık 30 bin tekil ziyaretçinin altına düşmüyoruz genelde, ama buna bütçesizliği de eklersek harika rakam bu. Her gün bir edebiyat dergisi kadar içerik yayımlıyoruz neredeyse. İşlem periyodumuz günlük değil anlık. Sadık Yemni, Altay Öktem gibi ünlü yazarlar bize yazıyorlar ama köşesiz bir yayın Barbuni. Zira ana ekseni haber yayını üzerinde gidip geliyor. Köşe yazarlarını, sürekli yazan yazarları bulundurmak bir maliyet, fakat ben bu grubun da ciddi bir Barbuni takipçisi olduklarını iyi biliyorum. Her alanından medya profesyonelleri, akademisyenler bizi takip ediyor. Çünkü kimsenin kaçınamadığı ve hiçbir yerde bulamadığı hemen her şey Barbuni'de var kültür sanat bağlamında.

İnternet'te edebiyatla uğraşma fikrinin nasıl oluştuğunu anlatır mısınız? Site şu anki haline nasıl geldi?

SiyahKahve başlayan bir haber editörlüğü çalışması Barbuni'yi doğurdu aslında. SK'de önce haber trafiği arttı sonra yorumlar gelmeye başladı ve bir günde 1500 kez tıklanan haberler oldu. Site içinde büyütemeyeceğimiz bu bölümü Barbuni.com'a çevirdik ortağım Şekip ile birlikte. Barbuni'nin son 5 haber anında SK'de yayımlandığından içerik ortağı da olduk. Üye yapımızdan tutun, günlük daimi ziyaretçilere kadar SK kökenli bir haber sitesi Barbuni. Yeni yeni kendi okurunu da yaratmaya başladı. Tarz olarak da öncü olması, yakında "barbuni gibi bir site mi?" denmesine yol açacak yeni kültür sanat haber sitesi oluşumları için. Barbuni'nin edebiyata, kitaba konumumuz gereği öncelik verdiği açık, ama bu bizden değil medyaların doğasından kaynaklanıyor. Kitap, bir çıkış ve referans noktası birçok medyatik malzeme için.

Siz aynı zamanda kitapları olan bir yazarsınız. Türk edebiyatında kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz?

Aslında o konumlandırmayı ben yapamam. Birçok nokta üzerinde çalıştığım, gidip geldiğim için edebiyatçılık anlamında nerdeyim, neyim bir şey söylemek oldukça zor. Dördüncü romanımı yazıyorum; eleştirel yazılar yazmaya devam ediyorum. Barbuni bu anlamda yazarlığımın yeni açılımlarını hep belirliyor hem de değiştiriyor. Hayatımda hiç bu kadar iletişimsel ve kalabalık bir kültür ortamında çalışmamıştım. Bu yeni ortamda "daha iyi ne yapabilirim" diye sorduğunuz vakit öldüğünüz gündür. Yazma hastalığım çıldırdı ve kontrolden çıktı diyebilirim. Diğer ve yeni yazarlara iyi gelecek antikorlar üreterek hastalığımı izlemeye devam ediyorum. Çalışmayan, kitap üretmeyen yazarın hemen saf ve sınıf dışına konduğu bir dönemdeyiz. Aslında iyi ki de öyle oldu. Yayıncı, yazar ve medya üçgeni oluştu, iyi ya da kötü. Bunu yavaş takip etmekte ısrarlı olan edebiyat-kültür tarihçileri, eleştirmenleri ve akademisyenleri bir sonraki basamakta yer alıyorlar ama bu merdiven, gemi nereye gidiyor? Ben bu iki basamağın ayrışacağını, önceki basamağı terk eden yazarın daha iletişimsel alanlarda at süreceğini, yani hızlanacağını, yaşadığı şuur kaybına rağmen bir yol aklıyla aldığını misliyle vermeye devam edeceğine inanıyorum. Tarih, akademi ve eleştiri yazarı şu anda yakalar güçte ve inançta değil. Yazarlara inanmıyorlar artık. Paradigma ve argümanlarını bundan sonra nereden alırlar bilmiyorum ama kendileri sanırım yazarlaşacaklar. Bu kadar çok tarihsel roman nerden geliyor? Bu denli edebiyat dışı yayın nasıl ortaya çıkıyor diye sormalı hep. Eleştirmenlerde hala ve hala -kendilerini görünmez ve işitilmez kılan bir devinim olmasına rağmen- "sağdan say" mantığı ve eylemi sürüyor. Kötüsü artık eleştirmenleri pratik açıdan saymak mümkün hale gelmeyecek çok yakında, zira bildiğiniz gibi sıfır bir sayı değildir…



Kolay okunan kitaplara yönelik ciddi bir ilgi gözleniyor, bunu neye bağlıyorsunuz? Şu Çılgın Türkler adlı kitabın çok satmasını neye bağlıyorsunuz?

11 Eylül'den sonra yaşanan küresel bir süreç siyasi kitaplara ilgiyi, hatta tarihsel kitaplara da artırdı. Örneğin İlber Ortaylı. Can Yayınları'nda 90'larda çıkan ve ses getirmeyen bir kitabını hatırlıyorum. Ama şu anda pop-best seller ne yazsa iş yapıyor. Bu da bir kolaylık olabilir ama tercihin yazardan çok yayıncıya kaydığını düşünüyorum. "Çılgın Türkler"de neyin okunacağı muammasının duvarlarını yükselten yeni bir örnek oldu. Ona değil de Mart'ta çıkacak olan "Diriliş" romanını performansına bakmalı diyorum. Zira 18 Mart piyasası hayli dolu durumda, Özakman adı bu dolu raflarda nasıl yerini alacak ben de çok merak ediyorum. Çılgın Türkler'le -353. baskı- Türk okuru değil halkı buluştu. Son elli yıl içinde kurtuluş macerasını öğrenmek için bir yazara başvurdu. Bu çok önemli bir tercihtir. Kurtuluş ve kuruluş kitapları her zaman iş yapar ama birçok olumlu argüman ÇT'de bir araya geldi. Verimsiz yazar fabrikalarına dönen yayıncılar ve yazı odasına satış müdürlerinin girmesine izin veren, kendini pazarlama açısından kurgulayan yazdıklarını "satış" filtresinden geçirmeye cüret eden yazarlar için şu konunun altını önemle çiziyorum: Gerçekleşmiş hiçbir başarı, konu ya da fikir; daha sonra ne yapacağınız konusunda asla bir formül teşkil etmez. Asıl formül kültür mühendisliğinde. Nabız almakla da ancak hastayı iyileştirmek yönünde adım atarsınız, onu baştan yaratamazsınız. Kültürün sosyal dönüştürücülüğü dışında hiçbir kavram bence 'ne satar ne satmaz'ı açıklamıyor. Kitap zaten satmaz; okununca satar. Bir kitap için önemli olan onu topluma yayacak isteği, arzuyu duymak için kitapta kendini kalbinden vuran içeriği bulacak 300 Spartalıyı yakalamakta. İlk 300 okur her şey için yeter. Kültürün sosyal dönüştürücülüğü kavramına hâkim olmak da "şimdi ve bugün"de saklı bir ipucu değil. Köken, kaynak ve çözüm fırsatları çok çok derinlerde.

Türk romanında bir patlama var. Bu kadar çok romanın yazılmasını neye bağlayabiliriz? Edebiyat yoluyla şöhret olunabiliyor mu?

Elbette. Para ve şöhret dışında başka bir şey istenildiğini görmedim. Siz gördünüz mü? Önemli olan şu: Yazar o şöhreti -toplumdan aldığını- ne yapacak? Geri mi verecek -müzik ve sinemanın yapmadığı gibi- saklayacak mı, ya da ruhsal sağlığıyla mı oynayacak? Sanat-sanatçı doğrultusu sanatseverler ve kültür tüketicilerinin milyarları bulduğu bir dünyada ışıklı bir mutluluk yoludur. Her devrim, yazar milletini daha da değerli kılmıştır. Kültür bir ülkeyse yazarlar da o ülkenin milletidir. Yazarak var olan, hayatını kazanan, tanınan bir kişi ancak ve ancak aldığı alkışları geriye mutluluk formülleri olarak vererek –yeni fikirler-kitaplar-yazılar- yazar "kalabilir". Gerisini kaldıramaz. Para şöhret bu alışverişi tamamlayan arzusal etkenlerdir sadece. Türk romanındaki "patlama"ya gelince, bunu ben, bir tür tercihinden çok özgür ve bağımsız yazarların sayıca arttığı, kişiliklerini kendi başlarına kazandıkları şeklinde yorumluyorum. Dün yazarı var eden sosyal ve mesleki ilişkiler şimdi yerini yoğun yalnızlığa ve mutlak çaresizliğe bırakırken bu yeni durumun kötü olduğu kesinlikle söylenemez. Çağın ruhu budur.

Sayım Çınar


29.04.2008 03:13:41
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Röportaj Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 13.05.2008 18:37:26 - Mine Soysal'la Yazarlık Üzerine
Devamını Oku 10.05.2008 08:35:29 - Hayallerde Yaşamak, Sarsıcı Şeylere Yol Açıyor
Devamını Oku 07.05.2008 19:38:36 - Fotoğrafta İz Bırakma Hayali
Devamını Oku 05.05.2008 21:19:09 - Yazarlara Yayıncılık Hizmeti
Devamını Oku 02.05.2008 12:10:04 - LeMan Çizeri Can Barslan'la Söyleşi
Devamını Oku 29.04.2008 03:13:41 - Mavi Deniz Kırmızı Balık
Devamını Oku 27.04.2008 00:37:00 - Reşat Çalışlar'la Arabesk Anarşi Üzerine
Devamını Oku 26.04.2008 17:13:06 - Hasan Önürdeş'le Röportaj
Devamını Oku 23.04.2008 18:02:56 - Metal Fırtına'nın Yazarı Orkun Uçar
Devamını Oku 22.04.2008 18:43:05 - Hayat Bir Yutturmaca mıdır?
Devamını Oku 21.04.2008 18:40:51 - Deviniş Projesi Söyleşisi
Devamını Oku 21.04.2008 12:14:37 - Reşat Çalışlar, Fazıl Say'a Sert Çıktı
Devamını Oku 21.04.2008 09:15:38 - Tarık Ali’nin Gözünden Türkiye
Devamını Oku 13.04.2008 14:58:28 - Alper Görmüş'le Röportaj
Devamını Oku 01.04.2008 12:01:08 - Kazan: Biz Deniz Gezmiş'i Asmazdık
Devamını Oku 31.03.2008 15:15:47 - MİT'çiden Perinçek Yorumu
Devamını Oku 22.03.2008 05:27:45 - Tasdiknamemi Aldım Karikatürist Oldum
Devamını Oku 21.03.2008 09:53:57 - Yasin Yirmibeşoğlu Röportajı RH'de
Devamını Oku 18.03.2008 14:08:28 - Aman Edu, Sen Gol Atma
Devamını Oku 17.03.2008 12:32:25 - Feryal Pere Renkhaber'e Konuştu
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 2 ziyaretçimizin puan ortalaması: 3,00
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
 
Sözlükler Renkhaber'de
Sözlükler Renkhaber-de 5 büyük sözlük olan Ekşisözlük, Uludağsözlük, İtüsözlük, Lafmacun ve Nacizanesözlük'ün en beğenilen entryleri Renkhaber'de....
Yorum Bölümümüzdeki Sorun Giderildi
Bu da Aşırı Sosyalleşme!
0,59 saniyede derlendi.