Orkun Uçar'ı hepimiz Metal Fırtına adlı romanından biliyoruz.
Şubatta piyasaya çıkan "Metal Fırtına 4 - Turan" kısa sürede 3. baskıya
girdi bile. AKP'ye açılan kapatılma davası gündeme bomba gibi düştü ama
yazarın "Derin İmparatorluk" adlı romanını okuyanlar için bu durum şaşırtıcı
değildi. Orkun Uçar , Derin İmparatorluk yayınlandıktan sonra verdiği
röportajlarda ve televizyon programlarında AKP'nin Türk siyaset sahnesinden
silinmesi için çarkların dönmeye başladığını da belirtmişti. Orkun Uçar
ayrıca, Abdurrahim Albayrak yönetime alınana dek Galatasaray'ı bıraktığını
da açıkladı.
Şubat ayında piyasaya çıkan "Metal Fırtına 4 - Turan" kısa sürede 3.
baskıya girdi. Çok satan bir yazar olmak nasıl bir duygu?

Büyük
bir sorumluluk yüklüyor insana… Birçok insanın yalnızken ürettiğim romanları
merakla beklediğini, zevkle okuduğunu biliyorum. Onların kitabı raftan
alışı, kapağını açıp satırların içine dalışlarını hayal ediyorum. Bu zor
olmuyor çünkü ben de öyle bir okurum. Öte yandan çok satar olmak kitap
sektörü açısından ekonomik bir değer olmanıza da neden oluyor. Mesela
kitapçı gezerken beni tanıyan tezgahtarların, "Abi yeni kitap ne zaman?
Biraz ekmek parası kazanalım" veya "Satışlar çok düşük, sizin kitabı
bekliyoruz" dediği olmuştur. İşte o zaman yazar olarak yazdığım kitapların
dalga dalga insanları nasıl etkilediği daha farklı hissediyorum. Ben sadece
kafasındaki hayalleri yazabilen biriyim ama bu yayıncılık sektöründe kitabın
ham halinden okuyucuya ulaşmasına kadar geçen süreçte birçok insanın ekmek
parasını kazanmasını sağlıyor. Kendimi insanların hayal sofralarına yemek
hazırlayan biri olarak görmekten gurur duyuyorum.
Çok satan bir yazar olmanıza rağmen medya size gerektirdiği ilgiyi
göstermiyor, değil mi? Komplo teorilerinin prim yaptığı günümüzde
romanlarınıza olan ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Medyanın ilgisizliği anlaşılır bir şey, zira kimsenin adamı değilim ve
genellikle benim yazdıklarım daha sonra gündem oluyor. Sadece doğruları
konuştuğum için çıkarlara uymuyorum. Dolayısıyla şu veya bu taraf için
konuşmadığımdan görmezden gelmeye çalışıyorlar. Ama medyanın bu tavrı bana
uyuyor çünkü geri planda kalmayı seven biriyim. Köşe yazarlığını da bu
nedenle yapmıyorum. Nasıl olsa kitaplarım birçok insanın takibinde ve onlar
neyin ne olduğunu biliyor. Komplo teorileri prim yapıyor çünkü söylenenlerin
teoride kalmadığını görüyor insanlar. Hakikaten ortalıkta bir şeyler
dönüyor. Soğuk savaş sonrası dünyada hala puslu bir hava var. Jeo stratejik
çıkarlar değişti. Kitaplarım bu puslu ortamda yol bulmaya çalışanlara bir
fener, bir rehber niteliğinde olduğu için ilgi çok.
Bazı kişiler, sağlık, işsizlik, geçim, şehir suyu veya enerji, ahlaki
kokuşma ve eğitim soruları yokmuş gibi başa dolanan baş örtüsü sorunuyla
uğraşıyorlar. Dünya yeni bir krize mi gidiyor?
Dünyanın ekonomik krize doğru gittiği aylardır biliniyordu. Bunu ben de
söyledim, defalarca söyledim ama başımızdakiler buna önlem almak yerine
başka gündemlerle uğraştı. Açıkçası bu konuda iktidara çok dolu ve kızgınım.
Nisan ayında ekonomik krizin daha da derinleşeceğini düşünüyorum.
Metal
Fırtına ABD'nin hoşuna gitmedi değil mi? Size Amerika neden vize vermemiş
olabilir?
Metal Fırtına, ABD yönetiminin hoşuna gitmedi elbette. Hatta bir toplantıda,
"Bu kitapta bazı gizli bilgiler var. Bu kitabı dış işleri ya da
genelkurmaylık yazdırdı," diye konuştuklarını duydum. Kitabın bazı planları
engellediğini düşünüyorum. Vize konusundaki tavırları da buna kızgınlıkları
nedeniyle olmalı.
Kitaplarınızdan televizyon dizileri etkileniyor mu? Bu konuda başınıza
ilginç şeyler geldi mi?
Zaman zaman prodüksiyon şirketlerinden veya direkt televizyon kanallarından
benimle çalışmak istiyorlar ama bir sonuç çıkmıyor. Öte taraftan bazı
yapımlarda eserlerimin izlerini görüyorum. Son zamanlarda Kurtlar Vadisi
Pusu'da Saygın Ersin'le yazdığımız "Derin İmparatorluk" adlı kitabımın
etkilerini görüyorum. Bunu sadece ben değil, okuyucular arasında internet
üzerinde forumlarda da tespit edenler var. "Derin İmparatorluk" Saygın
Ersin'le üç yıllık bir araştırma ile yazmaya başladığımız bir kitap ve
devamı da gelecek. Emeğimizin izinsiz veya karşılıksız kullanılmasına göz
yummayı düşünmüyoruz.
Saygın Ersin'le dava açıp açmamak üzerine konuşuyoruz. Daha karar vermedik.
Devam bölümlerini izlemek lazım. Kısacası Pana Film'e dava açabiliriz.
AKP'ye açılan kapatılma davası gündeme bomba gibi düştü. Siz bu konuda
neler söyleyebilirsiniz? Siz muhafazakar bir yazar mısınız? Kendinizi nereye
oturtuyorsunuz?
Kapatılma davasından çok önce, Derin İmparatorluk çıktıktan sonra yaptığım
röportajlarda AKP'nin beş yıl içinde siyaset sahnesinden silineceğini
söylüyordum. Şimdi bu sürecin başladığını görenler şaşırıyor. Metal
Fırtına'da da böyle isabetli gelecek öngörüleri vardı. Ama ben kahin
değilim; sadece iyi gözlem ve analiz… Ben devleti, halka hizmet için varolan
bir oluşum yerine canlı bir organizma gibi düşünerek analiz yapıyorum. Bütün
veriler bir uyumsuzluğa işaret ediyor.
Muhafazakarlık konusuna gelirsek… Ben bu çatışmada yine kendimi doğruları
söyleyen biri olarak konumlandırıyorum. Metal Fırtına sonrası AKP yanlısı
zannedildiğim oldu ama son zamanlarda gerek başbakan gerekse AKP'nin ülkeye
yararlı olmak yerine zararlı olmaya başladığını düşünüyorum. Başta da
söylediğim gibi bütün dünya ekonomik krize giderken sistemle çatışıp,
gerginlik yaratmak bana mantıklı gelmiyor. Belki gelen vardır.
Sizin Galatasaraylı olduğunuz biliyorum. Orkun Uçar Galatasaray'ı bıraktı
mı?
İyi bir Galatasaray taraftarıyım ama kulübümün son yıllarda çok yanlış
yönetildiğini görüyorum. Soruyorum: hangi yönetici kendi şirketinin başına
sağlık sorunları nedeniyle görevini yerine getiremeyeceği belli 70 küsur
yaşında birini getirir? Abdürrahim Albayrak olayı da bardağı taşıran son
damla oldu. Adnan Polat önce söz vermiş daha sonra baskılar nedeniyle
yönetime almamış. Hangi açıdan bakarsanız bakın yanlışlıklar dizisi. Bu
nedenle, Abdürrahim Albayrak yönetime alınana dek Galatasaray'ı bıraktığımı
açıkladım. Bu kimi ne kadar ilgilendirir bilmem ama en azından taraftarı
olduğum takımdaki yanlışlara karşı simgesel bir tavırdır.
Dünyadaki kurulu düzeni tamamen değiştirmek mümkün mü?
Elbette ki değiştirmek mümkün ve de çok kolay. Zaten kurulu düzen çok sağlam
inşa edilmiş değil. New Orleans'ı mahveden kasırga sırasında dünyanın en
güçlü ülkesinin çaresizliğini gördük. Küresel iklim çok kısa bir süre sonra
kendilerini güçlü görenlerin çaresizliklerini gösterecektir. İnsanlık olarak
hızla yok oluşumuzu gerçekleştiriyoruz.
Derin Devleti tanımlar mısınız? Sizin bir ideolojiniz var mı?
Kitaplarınızdaki şiddeti nasıl tanımlıyorsunuz?
Eğer devleti canlı bir organizma gibi düşünürseniz derin devleti anlamak
kolay. Çok da açmak istemiyorum bu söylediğimi. İdeolojimi, "Asi olmak… Her
şeye karşı, keçi gibi inatla doğrunun yanında olmak" diye tarif edebilirim.
Kitaplarımdaki şiddete gelince… Ben ilkel bir adamım, insanlığın duygu
nehirlerindeki büyük kollardan besleniyorum. Kafamın içinde iç çatışma
yoktur genellikle dünyayı ak ve siyah olarak görürüm.