Artık bir şeyler değişiyor...  
Anasayfa Künye Reklam Arama
Haberler Video Haber RH+ Röportaj Yazarlar
 
 

Çok Okunanlar
Devamını Oku Grup Yorum 6 Eylül'de Harbiye'de
Devamını Oku "Facebook" film olacak
Devamını Oku Öteki Aysun
Devamını Oku Bayülgen harıl harıl çalışıyor
Devamını Oku Cengiz Semercioğlu, Oray Eğin'i Tiye Aldı!

Son Yorumlananlar
Devamını Oku Bu poponun sırrı çözüldü
Devamını Oku Sayım Çınar, Ayşe Özyılmazel ile Söyleşti
Devamını Oku Bu Akşam Dem Tv'de Kırmızı Kart'tayız
Devamını Oku Gündüz polis gece hayat kadını!
Devamını Oku Flaş! İşte İslamcı Medya'yı Bozan Röportaj!

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.



RSS / XML
RSS / XML
EkleBunu RSS Ekle Butonu


Anasayfa> Röportaj> Mine Soysal'la Yazarlık Üzerine
 Mine Soysal'la Yazarlık Üzerine

Mine Soysal'la Yazarlık Üzerine
Sitemiz yazarı Sayım Çınar'ın yazar ve yayıncı Mine Soysal'la yazarlık ve kitapları üzerine yaptığı söyleşiyi aktarıyoruz:




Mine Soysal 1959'da İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Eski Önasya Dilleri ve Kültürleri Bölümü'nden 1981'de mezun oldu. 1994 yılına dek İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde arkeolog-araştırmacı olarak çalıştı, kazı ve yüzey araştırmalarına katıldı. Müzedeki görevinden ayrıldıktan sonra, 1996 yılında Günışığı Kitaplığı'nı kurdu. Çocuklar ve gençler için pek çok kitap yazdı; her yaştan okuyucu için bütünüyle canlandırmaya dayalı "İstanbul Masalı" adlı anlatıyı hazırladı. Bugüne dek 40 binden fazla öğrenciyle interaktif sunuşlar ve sohbet programları gerçekleştiren Soysal, ilköğretim ve lise öğrencilerinin okuma eğilimlerini ortaya çıkarmaya yönelik "Okuma Sohbetleri" ve "İstanbul Masalı" kitabını okuyan öğrencilerle "İstanbul Sohbetleri" adlı tartışma programlarını gerçekleştiriyor. Günışığı Kitaplığı'nın yayın yönetmenliğini sürdüren Soysal, eşiyle birlikte İstanbul'da yaşıyor. Günışığı Kitaplığı'ndan yayımlanmış yedi kitabı bulunuyor, ayrıca Tarih Vakfı Yurt yayınları tarafından yyaımlanmış kitapları da bulunuyor.Yazarın Günışığı Kitaplığı tarafından yayımlanmış kitapları, Ülkeler, Deniz, Sanatçılar, Ala Çocuk Yollarda, İstanbul Masalı, Eyvah Kitap!, Eylülde Aşklar.


Son kitabınız "Eyvah Kitap!"taki öykülerinizde çocuklarımızın kitap seçiminde özgür bırakmanın önemini anlattınız. Anne ve babalara, kitap seçimiyle ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Anne babalar çocuklarının kitap okumasını istiyorlarsa, önce kendileriyle uğraşmalılar. Yalnızca anne babalar değil, her yetişkin önce kendi bunu yapmayı deneyimlemeli. Büyüklerin hangi türde, kimin yazdığı, nasıl kitapları severek okuyabildiklerini keşfetmeleri gerek. Sıradan, normal birer kitap okuru olmayan anne ya da babanın bu konuda çocukları için bir şeyler yapması ya olanaksızdır ya da bütünüyle rastlantısaldır, genellenemez.

Kendisi için yayın takip etme, kitap seçme pratikleri gelişmemiş bir yetişkinin yaşamındaki çocuklar ve gençler için kitap seçebilmesi, önerebilmesi de elbette mümkün olamaz. Kitap seçmek için çok basit bir şey yapmak zorundayız: Onların bir arada bulunduğu yerlere, yanlarına gitmeliyiz. Müzik, hediyelik eşya ya da kırtasiye alışverişi dışında sadece kitapları karıştırmak için ayda kaç kez kitapçılara girdiğimizi düşünelim bir an… Verdiğimiz cevap, bu konuda çocuklarımız için de gerçekte ne yapabildiğimizi ya da yapabileceğimizi gösterir.

"Eyvah Kitap!" için 40 bin öğrenciyle okuma sohbetleri yaptınız. Çocukların okumayla ilgili temel sorunu nedir sizce?

Çocukların ve gençlerin okumayla ilgili temel sorunları, hemen hemen benimkiyle aynı, farklı değil. Herhangi bir kitabı elime aldığımda, eğer okuma denemem başarısızlıkla sonuçlanıyorsa; yani, o an için herhangi bir iç ya da dış nedenden o kitabı okuyamayacağımı anlıyorsam, elimden bırakma, bir kenara koyma hakkını kullanıyorum. Bazen aynı kitabı bambaşka bir zamanda tekrar okumayı deniyorum. Müthiş zevk aldığım oluyor. Ancak bu, görüldüğü gibi, bütünüyle kişisel deneyimle gelişen, yerleşen, içsel niyetlerle işleyen bir davranış. Kötü yazılmış, berbat çevrilmiş, özensiz yayımlanmış, sıkıcı ya da nedeni her ne olursa olsun, o an için bir kitabı okuyamıyorsam, bana hiçbir kuvvet onu okutamaz!

Oysa, çocuklarımızdan bunun tam tersini bekliyoruz. Ellerine tutuşturduğumuz her kitabı, bizim istediğimiz zamanlarda, uygun gördüğümüz sürede okuyup, beğensin beğenmesin bitirmesini, daha da kötüsü, okuduklarından anlamlı çıkarsamalar yapmasını istiyoruz. Bu çok haksızca! Küçüklüğümden beri korktuğum bir soruydu: "Eee, okuduğundan ne anladın, anlat!" ya da "Evet, söyle bakalım, neymiş bunun anafikri?" Yok böyle bir şey! Bazı insanlar okudukları, izledikleri sanat yapıtından içselleştirdikleri duyguları ve düşünceleri sesli ifade etmek istemezler. Daha doğrusu, metazori bir ilişki içindeyken bunu yapamazlar. Herkesten eleştirmen, sanat tarihçisi ya da edebiyat kuramcısı gibi davranmasını bekleyemeyiz. Saçmalıktır bu. Okumak son derece kişiye özgü, son derece edilgen bir faaliyettir. Okuma eylemi sonucunda insanların kendi istekleri dışında konuşmaya, ifade vermeye zorlanması, hatta ödev ya da yazılı kâğıdı doldurup geçer not almak zorunda kalması, hakkında olumlu bir kanaat yaratmak için her söyleneni okumak zorunda kalması bana acımasızca görünüyor.

Çocukların ve gençlerin kitap okumadıklarını anlatan öyküler yazdınız. Sizi çocuk ve gençlerle buluşturan ne oldu?

Biz çocukları çok seven bir halkız. Çocuk yapmayı severiz. Ama onların günümüzde nasıl bir yaşamı hak ettiklerine ilişkin pek öyle uzun boylu bir öngörümüz yoktur. Nasılsa büyüyeceklerdir Ama dünya çok değişti, hızla da değişiyor. Yarın çocuklarımızı, bugünkü hayal bile edemeyeceğimiz güç koşullar bekliyor. Sanıyoruz ki, onlara iyi bir eğitim aldırırsak, hele hele günün birinde çok para kazanmasını da sağlarsak, görevimizi yapmış olacağız. Oysa onlar, yarının sert koşullarında, ne parayla ne de günümüzün genel geçer "başarı" anlayışlarıyla ayakta durabilecekler. Çok yakın bir gelecekte daha da yalnızlaşacak insanoğlunun geçmişle bağ kurmasına yarayacak ve bunu yaparken de ruhunu ısıtarak kendini iyi hissetmesini sağlayacak özel yaratılara gereksinimi daha da artacak. İşte, edebiyat ve şiir de bunların başında gelecek. Bunun için çocukların ve gençlerin kitap okuyabilen bireyler olarak büyümelerini çok önemsiyorum. Yarın onlara yaşama gücü verebilecek, bu pek az bildikleri mucizevi enerji kaynağını keşfetsinler istiyorum. Bu yüzden hep çocuklar ve gençler için zevkle okuyabilecekleri nitelikli kitaplar yapmayı, yayımlamayı, onları okuyarak yaşabilen insanlar kılmak için çalışmayı seçtim.

Yayın yönetmenliğini sürdürdüğünüz Günışığı Kitaplığı'yla birlikte ülkemiz çocuk ve gençlik edebiyatına ciddi bir yenilik getirdiniz. Çocuk kitaplarını hazırlamak biraz daha ayrıntılara gömülmeyi gerektiriyor değil mi?

Günışığı Kitaplığı kurulduğu sıralarda çocuk ve gençlik edebiyatı, yayıncılığımızın en hasarlı alanlarının başında geliyordu. Eğitim yayıncılığı, edebiyat yayıncılığının çocuğa ve gence ulaşmasının önünde derme çatma bir duvar gibi dikiliyordu. Gerçekten de son yirmi yılda çocuk kitaplarının büyük bölümü yetersiz, niteliksiz ya da bir ideolojik amaca yönelik olarak üretildi. Arada çıkan az sayıda nitelikli örnek, bütünün yarattığı olumsuz etkiyi ve havayı dağıtmaya yetemedi. Edebiyat değeri olmayan niteliksiz metinler, estetik değerlere zarar verecek kötü resimlerle bir araya getirildi; en kötü anadil kullanımı ve en özensiz baskılarla sayısız kötü örnek üretildi ve çok ucuz fiyatlarla tüm ülkeye pazarlandı. Bütün bu yanlışlıklar, çocuk kitaplarını kamuoyunun gözünde eften püften ve "olmasa da olur" kılarken, daha da önemlisi çocukların gözünde kitabın saygınlığını yok etti. Bundan 15 yıl önce kendi isteğiyle okumayı deneyen, ancak eline bu hasarlı kitaplar tutuşturulan çocuklar bugün kitap okumadan yaşayan birer yetişkin!

Bu durumda yayınevlerinin sorumluluğu çok büyük. Her zaman, her yerde söylüyorum; çocuk ve gençlik kitapları söz konusu olduğunda, yayıncılık kıstasları hafiflemez, tam tersine daha da ağırlaşır. Yayınevleri kendilerine gelen niteliksiz dosyaları üstten cilalamakla yetinip yayın programına almaktan vazgeçmelidir. Yetişkin kitapları yayıncılığıyla çocuk kitabı yayıncılığı arasındaki etik farklılıklara, yaş aralıklarının türlü gereksinimlerine, sonsuzca uzayıp giden kıstaslar sarmalına, çocuk okurun değişken profiline, malzeme ve biçim ilişkisine, dağıtım sorunlarına, kitapçı raflarındaki talihsiz "sırttan" duruşuna, taşrayla büyük kent arasındaki farklılaşan dinamiklere, tüketilen temalara ve daha nice konuya kafa yormadan, çocuk ve gençlik kitapları yayımlamak salt ticari bir faaliyettir ve okura büyük haksızlıktır. Yazan da, yayımlayan da, çocukların eline tutuşturduğu her niteliksiz kitabın, günün birinde onları okumaktan büsbütün soğutacağını, yani gelecekteki okur kitlesini kendi elleriyle baltaladığını fark etmelidir.

Okullarda çocuklara yönelik etkinlikler gerçekleştiriyorsunuz. Ne tür etkinlikler bunlar?

Evet; ilköğretim okulları ve liselerde içerikleri farklı sohbet programları yapıyorum. Kitaplarımı okuyan öğrencilerle okudukları kitabın ana teması doğrultusunda ya da direkt okuma deneyimleri üzerine yaklaşık bir ders saati süren programlar bunlar. Ben konuşma yapmıyorum. Sorduğum sorularla kafalarını karıştırıyorum önce, derken kendimizi soluksuz bir tartışmanın içinde buluyoruz. Birlikte düşünüyor, birlikte sorguluyor, birlikte ifade ediyoruz. Muhteşem bir deneyim bu!

Örneğin, "İstanbul Masalı" kitabımı okuyan öğrencilerle İstanbul Sohbetleri programını gerçekleştiriyorum. İstanbul gibi bir megapolde büyümek yaşamlarını nasıl biçimliyor, nasıl etkiliyor, bu sorular üzerine inanılmaz keyifli tartışmalar yapıyoruz. Gençlik romanım "Eylül'de Aşklar"ı okuyanlarla aşk ve ilişkiler üzerine söyleşirken, Antik çağda Ege kıyılarımızdaki yaşamı canlandıran öykülerden oluşan "Ala Çocuk Yollarda"yı okuyanlarla kültür tarihi, arkeoloji ve Türkiye üzerine sohbet ediyoruz. Hem benim hem onlar için çok keyifli, eğlenceli, unutulmaz bir paylaşım yaşıyoruz birlikte. Ama bugüne dek tema ne olursa olsun, onlarla en çok okuma eğilimleri üzerine sohbet ettim. Okuma Sohbetleri dediğim bu programlarda çocuklarla kitap okuma deneyimleri, yaşadıkları olumlu-olumsuz durumlar, ailelerinin yaklaşımları ve okulda başlarına gelenler üzerine konuştuk. İşte bu nedenle, son kitabım "Eyvah Kitap!"ın yıllardır benimle açık yüreklilikle tartışan on binlerce çocuğun dilinden süzülen öykülerden oluştuğunu söylüyorum.

İstanbul Masalı adlı kitabınız bir döneme tanıklık yapıyor. Sırada hangi kent var?

Ne yazık ki, sırada yeni bir kent yok. Keşke olsaydı. Keşke, bilimsel araştırmalar için yeterince zaman olsa ve Bursa'nın da, Malatya'nın da, Söke'nin ya da Pötürge'nin de masalını yazabilsek. Bu ülkedeki her yerleşimin masalını yazabilsek ve keşke, yaş gruplarına ayrılmadan, hepimiz okuyabilsek. Kendi masallarımızı anlatamadan, bilmeden ülkemizi ve birbirimizi sevmeyi, kendimize özgü güçlü değerleri ve kültür mirasımızı korumayı başarmamız çok zor.

Çocukların internetle olan ilişkileri kitap okumalarını engelliyor mu? İnternet çocukların okumayla ilgili sorunlarını çözmeye yanıt verebiliyor mu?

Elmalar ve armutlar örneği aslında bu konu. İnternet çok önemli, kitap okumak çok önemli. İnternet çok yararlı, kitap okumak da öyle. Çok yararlı, çok önemli, vazgeçilmez iki apayrı konuyu birbirine rakip gibi ortaya koymak çok yanlış. Her şeyin yeri, zamanı ve işlevi ayrı. Çok kitap okuyan insanların bilgisayar ve teknolojilerinden de fazlasıyla yararlanmak istediklerini görüyoruz. Bu çok doğal bir durum. Her ikisi de insanın hızlanmasını, daha yetkin düşünmesini ve üretmesini sağlayan araçlar. Tek sorun, zamanı doğru ve yararcı programlamak. Yine de, sadece edebiyat okuyarak edinilen duygusal derinlik ve zenginliğin elbette başka herhangi bir davranışla edinilemeyeceğini unutmamak gerek.

Çocuklar tatilde hangi kitapları okumalılar?

Öğretmenlerin ödev verdiği kitapları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çocuklar tatilde kendilerini iyi hissetmelerine neden olacak kitaplar okumalılar. Şunu ya da bunu değil, önemli olan, tatil gibi değerli bir zaman diliminde kendisine yeni ufuklar, merak konuları ya da düşünceler kazandıracak yetkin metinlerle buluşabilmeleri. Ne yazık ki, ülkemizde gerek MEB'in simgelediği resmi kabul, gerekse toplumsal kimliğimize damgasını vuran kesimlerin kabulü, çocuk ve gençlik edebiyatında genellikle Klasikler'e yakın duruyor. Kitap okuma konusunda yenilikçi uygulamalar geliştirmeye çalışan saygın eğitim kurumlarında bile eğitimcilerin bu kısıtlayıcı anlayıştan sıyrılamadığına tanık olabiliyoruz. Oysa, hem dertleri hem toplumsal yalnızlık duygusu sürekli büyüyen bugünün çocuklarına ve gençlerine pek çok farklı açıdan ulaşmayı başaran çağdaş edebiyatın karşısına, yalnızca "yavaş ve romantik" Klasikler'i koyan yaklaşım sırf onları değil, aynı zamanda hem bu önemli edebiyat eserlerini hem de çağdaş edebiyatın gücünü zedeliyor. Öğretmenler temaları zenginleştirmekten, bildikleri kitaplar dışında yayımlanan nitelikli yayınları da öğrencileriyle buluşturmaktan çekinmemeliler.

Kitaplarla arası iyi olmayan öğrenciler için neler yapılabilir? Sizin çocukluğunuz nasıl geçti?

Kesinlikle kitap okumayan ve buna ciddi biçimde ayak direyen bir çocuktum. Yapabileceğim öyle güzel şeyler vardı ki, kitap okurken çok sıkılıyordum. Sonra bir gün ablam, "Al şunu, okumayı bi dene," diyerek elime bir kitap tutuşturdu. Beni zorlamamış, yalnızca denememi istemişti. Bu farklı bir durumdu. O gün getirdiği kitabı bir biçimde merak etmiştim. Güzel görünmüştü gözüme. Gerçekten de denedim. Sonuç, mükemmeldi! Çok beğenmiştim. Şimdi hiç hatırlamıyorum bile o kitabı. Ama benim için nice kilitli kapıyı açan sihirli anahtar olmuştu. Ben büyüklere işte bunu öneriyorum: Kitapları karıştıralım, inceleyelim, okuyalım. Onun hoşuna gidebileceğini düşündüklerimizi çocuklarımıza, öğrencilerimize önerelim. Önlerine kitaplar koymaktan, birlikte kitapçılara gitmekten, ilginç kitaplar arayıp bulmaktan, önermekten, anlatmaktan, merak uyandırmaktan hiç vazgeçmeyelim. Ama asla baskı yapmayalım, şart koşmayalım.



13.05.2008 18:37:26
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Röportaj Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 24.08.2008 01:12:50 - Sayım Çınar, Ayşe Özyılmazel ile Söyleşti
Devamını Oku 18.08.2008 22:04:57 - Sayım Çınar'ın, Solmaz Kamuran ile Röportajı
Devamını Oku 18.08.2008 15:30:47 - Sayım Çınar'ın, Nuray Mert Röportajı
Devamını Oku 10.08.2008 00:30:29 - Bahadır Baruter, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 07.08.2008 20:04:10 - Flaş! İşte İslamcı Medya'yı Bozan Röportaj!
Devamını Oku 05.08.2008 19:27:23 - Bir dönemi tarihten silmek istiyorlar
Devamını Oku 04.08.2008 14:30:38 - Şendir: En Büyük Olacağız
Devamını Oku 03.08.2008 00:55:47 - Ahmet Tulgar, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 27.07.2008 11:22:21 - Oral Çalışlar, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 21.07.2008 19:55:54 - "AĞIR RÖPORTAJ: PEDER ZICKLER"
Devamını Oku 21.07.2008 13:16:09 - Ekşi Sözlük'ten Peder Zickler Renkhaber'e Konuştu
Devamını Oku 21.07.2008 13:05:14 - 'Büyükanıt'ta utanma yok'
Devamını Oku 20.07.2008 11:42:46 - Sevim Gözay, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 13.07.2008 00:47:40 - Ahu Özyurt, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 06.07.2008 17:53:13 - Hayal Gücü Bilgiden Daha Önemlidir
Devamını Oku 29.06.2008 22:43:40 - Murat Hiçyılmaz, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 18.06.2008 21:17:22 - Entelektüel Kalkınma Gerekli
Devamını Oku 09.06.2008 04:17:20 - Nihat Genç’in Kusuruna Bakmıyorum
Devamını Oku 25.05.2008 03:05:34 - Gezmenin Özgürleştirici ve Eğitici Yanı
Devamını Oku 25.05.2008 01:48:42 - Önay Yılmaz'la Yeni Kitabı Üzerine
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 9 ziyaretçimizin puan ortalaması: 2,56
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
 
Yeni bir galaksi bulundu
Yeni bir galaksi bulundu Samanyolu'ndan bin kat iri yeni bir galaksi bulundu...
USB bellekte GB rekoru!
Efsane hacker Kevin Mitnick
0,38 saniyede derlendi.