Araç Takip, GPS, Araç Takip Sistemi
Bizimgazete.org  
 
 
 

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum


Alevi Siteleri Listesi

Anasayfa> Röportaj> Oğuz Karamuk, Sayım Çınar'a konuştu
 Oğuz Karamuk, Sayım Çınar'a konuştu

Oğuz Karamuk, Sayım Çınar'a konuştu
Karamuk, bu başarısına nasıl tepkiler aldığını, 'yandaş medya'nın ne demek olduğunu, Doğan Grubu'na nasıl baktığını anlattı.



3 Temmuz 2009 20:03

© MEDYATAVA- Sayım Çınar, akaryakıt fiyat politikasını eleştirdiği yazılarıyla benzinin litresinde 23 kuruşluk indirim sağlayan Star Gazetesi Ekonomi Müdürü Oğuz Karamuk'la konuştu. Karamuk, bu başarısına nasıl tepkiler aldığını, 'yandaş medya'nın ne demek olduğunu, Doğan Grubu'na nasıl baktığını anlattı.

 


 
 

Uzun süredir akaryakıt fiyatının yanlış olduğunu yazıyordunuz ve de başarıya ulaştınız. Bu başarınıza nasıl tepkiler aldınız?

İnsanların cebini ilgilendiren bir haberdi, bu yüzden tepkiler genelde iyi. Sonuç olarak Türkiye'deki 10.3 milyon otomobil kullanıcısının benzin ve motorindeki fiyat düşüşü sayesinde ödediği toplam akaryakıt parası günde 6.5 milyon lira (trilyon) azaldı. Yıla vurursak 2.5 milyar liraya (katrilyon) yaklaşıyor. Bu rakam geçen yıl Türkiye'deki ilkokullar, üniversiteler, dershaneler de dahil yapılan tüm eğitim harcamalarının üçte birine yakın. Hepimiz tüketiciyiz. Servisten, yazı işlerinden gazete yönetiminden güzel sözler duydum. Okuyuculardan da takdir var. Diğer gazetelerden arkadaşlarım da kutladı. Ama neticede bir haberdi. Geldi, geçti. İyi muhabirimdir ben. Daha önce de güzel haberlerim var. Bundan sonra da yapmalıyım...

Son olarak haberleri değerlendirmek için yazdığınız bir yazıda, "Sedat Simavi, Gazeteciler Cemiyeti ya da EGD ödüllerini hak ettiğimizi de düşünüyorum" dediniz. Bu söyleminizi nasıl karşıladılar? Bu durumda ödülü size vermezlerse ne olacak?

İki ucu olan düz bir yazıydı o. Haberin işleniş sürecini anlattım, sonuçlarını aktardım. Örnekler verdim.Ödül almış haberleri de yan yana koydum. Mecidiyeköy'den Taksim'e kaybolmadan gidebilecek zekada ki bir kişi ödül verilen haberlere bakınca bizimkine de verilmesi gerektiğini kabullenir. Ancak yine Mecidiyeköy'den Taksim'e kaybolmadan gidebilen kişi bu yazıyı yazana o ödülün verilmeyeceğini, zaten kendisinin de istemediğini anlar. Çelişki gibi durabilir. Ancak iki düşünce arasındaki makas Türk basınındaki dengesizliklerin, çifte standardın sadece tek bir örnekle nesnelleştirilmiş ölçümüdür. Bir açılım getirmek istedim aslında o yazıyla. Bakın Sedat Simavi ödülüne özellikle vurgu yaptım. Ödülü kim veriyor, benim akaryakıt haberlerim yüzünden kimler para kaybetti. Biraz araştırın. Eğer buna rağmen habere yine ödül veriliyorsa o zaman Türk basınında sözünü ettiğim kötü makas kapanıyor demektir.

Tepkiler ne oldu diye sordunuz. Yazı oldukça dikkat çekmiş. Gelen direkt ve dolaylı tepkilerden bunu anlıyorum. Ancak amacım sektörden bir tepki almak değil, kafalara bir fikir sokabilmekti. Tepkileri ne olursa olsun yazıyı okuyan gazetecilerin kafasında şimdi anlattığı konuyla ilgili daha belirgin bir soru işareti var. Ve o soru işareti aklının bir köşesinde her zaman kalacak.

Genel olarak Türk basınındaki ekonomi gazeteciliğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Kendi ekibinizden biraz bahseder misiniz?

Türk basınının geldiği noktayla ilgili düşüncelerim çok parlak değil. Örneğin haber yazım tekniğinde kural olarak hala 5N1K diyoruz. Ama uzun süre önce bu kural 5N2K olarak değişti. İkinci K bu haber 'kimin için yazıldı'dır. Diğer taraftan 'halktan koptu' deniliyor. Bu da yanlış. Benim gördüğüm hiçbir zaman halkla birlikte olmadı ki. Halk tanımlaması bile yanlış. Bakın son dönemde halka inen habercilik adına sokaklardan haber yapmaya çalışıyor gazeteler. Ortaya zavallı kibritçi kız, karnını da doyuramamış vah yavrucak tadında portreler çıkıyor. Halk dediğiniz böyle bir kitle değil. Ekonomi basını konusunda ise herkesin yaptığına saygım var. Herkes elinden gelenin iyisini yapmaya çalışıyor. Kendimde 'o kötü yapıyor, bu iyi yapıyor' deme yetkisini de görmüyorum. Sonuçta herkesin şartları da farklı. Kimi 30 kişilik kadroyla sayfa yapıyor, kimi beş. Kadro genişliğinin bir haber zenginliği ve kalite getirdiği muhakkak. Star'da çok iyi bir ekiple çalışıyorum. İyi demem sadece gazetecilikle ilgili değil. Gazeteciliklerinin yanı sıra kişilik olarak da iyi insanlar. Hepimiz birbirimizin haberine yardım ederiz. Birlikte başarılarımıza sevinip, hatalarımıza üzülmeyi biliyoruz. Bu da bizi ekip yapar.

Türkiye'de ekonomi gazeteciliği nereye gidiyor derseniz... Bir değişim içindeyiz. Artık recorder-reporter tarzı gazetecilik bitiyor. O şunu dedi, bu bunu söylüyor... Bu istenmeyen bir tarz. Ben finans muhabirliğinden geldim. Bu yüzden bilgi ve rakamların hayati önemde olduğunu düşünüyorum. Özellikle yazılı basında ekonomi gazeteciliği açısından değerlendirirsek, ayakta kalabilmemiz için haberlere bakış açısı ve katma değer yüklemekten başka çaremiz yok. Haber sayısı kısıtlı ve tüketici bunu çok fazla kaynaktan alma imkanına sahip. Saat 18'e kadar tüm ekonomi gündemini televizyon kanalları işleyip bitiriyor. Eskiden bu sorunu akşam saatlerinde fazla mesai yaparak giderebiliyorduk. Ancak şimdi o da yeterli değil. İnternet siteleri giderek daha popüler oluyor ve 24 saatlik süreçte gerçekten önemli bir rakip. Bu yüzden farklılık yaratmamız gerekiyor. En azından farklı bir bakış açısı sunmanız gerekli. Bu da ancak bilgi ve analiz etme yeteneğiyle olabilecek bir iş.

Siz daha önce Yeni Yüzyıl ve de Vatan gazetesinde çalışmıştınız. Şimdi Star gazetesinde çalışıyorsunuz. Sizin gazetenize yandaş medya yakıştırmalarını nasıl buluyorsunuz? Yandaş medya kavramını tanımlayabilir misiniz?

Liberal Bakış, Sabah, YeniBinyıl, cnbc-e de var. V dönüşü mü yaptım yani, onu mu soruyorsun!.. İşin şakası bir yana gazetemizle ilgili yandaş medya yakıştırmalarını soracaksan ben doğru adres değilim... Kurumsal sözcü kimliğim yok ve Star adına konuşamam. Öte yandan bir gazeteci olarak tabii ki fikirlerim var bu konuda. Yandaş medya kavramını, biraz önce bahsettiğim basındaki dengesizlikler ve çifte standardın en doruk noktasındaki tezahürü olarak görüyorum. Ayrıca tarihsel ve pratik anlamda da büyük bir yalan bu. Bu söylediklerimi her an ispatlayacak onlarca yüzlerce örneği taşıyorum ben hafızamda... Hadi birlikte analiz edelim sizinle... Neden yandaş medya diyorlar? Bazı gazeteler AK Parti'nin fikirlerine sıcak bakıyor diye mi?

1995 seçimlerinde Doğan Grubu'nun Mesut Yılmaz, Sabah'ın Tansu Çiller'e neredeyse bugünkü Beşiktaş tribünü kıvamında destek verdiklerini hatırlıyorum. Ya da başkalarına yandaş diyen medyanın son seçimde CHP'ye ve Kemal Kılıçdaroğlu'na verdiği desteği görmezden mi gelelim. İktidara yakın diye mi?.. Kemal Derviş olayını hatırlasanıza... Kriz ortasında tam yetkili ekonomi bakanıydı, her şeyin sahibiydi kısacası... Uçaktan indiğinde Atatürk gibi karşıladı basın. Ekonomi çökerken, bazıları haksız biçimde, topluma milyarlarca dolar maliyet çıkaran bankalara el konulurken, tenis oynamak için giydiği yeşil şorta methiyeler düzüyordu basın. Gazetecilik değil, kişisel gelirler düşünülüyor diye mi? Diğerlerine yandaş diyen gazeteciler daha mı az maaş alıyorlar. Elbiseleri, yaşam biçimleri, gürbüzlükleri böyle olmadığını gösteriyor. Onların ulaşamadığı haberlere ulaşıyoruz diye mi? Gazetecilik biraz da kişisel ilişki işi değil mi? Haber atlatmayı başarı olarak gören bir gazeteci nesli tarafından yetiştirildim ben. Diğer taraftan Almanya'daki Deniz Feneri Derneği'yle ilgili Türk basınında bir sürü belge bilgi dolaşıyor. Bunları bulan gazeteler, televizyonlar Alman Hükümeti'nin mi yandaşı?.. Dediğim gibi daha yüzlerce örnek sayabilirim, hafızam iyidir. Ama İsa Peygamber'in dediği gibi "İlk taşı en temiz olanınız atsın" diyerek de kapatmam konuyu. Bu kolaycılık ve kendime haksızlık olur.

Gördüğüm asıl sorun şu: Yandaş medya kavramı başlangıçta tiraj ve reklam kaygısıyla ortaya çıktı. Daha sonra bunu söyleyenler için yaşamsal bir savunmaya dönüştü. Gazetenin başarısı nedir çok satması mı, etkisi mi? Ben ikinci tarafın önemli olduğunu düşünüyorum. Başkalarını yandaş medya olmakla suçlayan kesimin gazetecilik misyonu bitiyor. İnandırıcılıklarını, toplumu yönlendirebilme güçlerini kaybettiler. Bu söylediklerimde haksız mıyım? AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan gerçeğinin, Türkiye'nin siyasi yelpazesinin geldiği noktanın bu tespitlerimi haklı çıkardığını düşünüyorum. Zaten patronaj kesimi de durumun farkına varmaya başladı. Kadrolar değişecek...

Siz kendinizi özgür hissediyor musunuz? Doğan Grubu'ndan sizi daha çok ne ayırıyor?

Gazeteci kendini nasıl özgür hisseder... Muhalefet yapabilme gücünde değil mi? Peki kime muhalefet edeceğiz? Ya da şöyle sorayım sadece hükümete mi muhalefet edilmelidir? Ekonomi basını açısından bakalım. Liberal ekonomiye geçtiğimizden bu yana bir karar var; ekonomide devletin payını küçülteceğiz. Ekonomi basınının buradaki rolü devletçi zihniyetin ekonomi açısından olumsuz olduğunu vurgulamak olmuş. Bunun için uzun süreler muhalefet devlete, hükümetlere, kamu yönetimine karşı gelişmiş. O zaman devlet ekonomide hakim güçtü. Şu anda kamunun ekonomideki payı yüzde 12'ye indi. Kalan yüzde 88 özel sektör. Ee öyleyse resmin büyük tarafıyla da ilgilenmemiz gerekmiyor mu? Onların yanlışlıklarını da yazmamız gerekmiyor mu? Kendini özgür diye tanımlayan basın, patronlarının rakipleri dışında, reklam tehditleri dışında özel sektöre karşı dişe dokunur bir muhalefet yapıyor mu?

Bizim yaptığımız akaryakıt haberleri buna en güzel örnekleri vermiyor mu? Bunu daha önceki yazımda da belirttim. Akaryakıtta haksız fiyat olduğunu rakamlarla ispat edip yazıyoruz. Basının bir bölümü ya görmüyor ya da 'pahalı değil' diye bizi yalancı çıkarmaya çalışıyor. Bir adım ötesinde "Benzin fiyatı yüksek kalsın" diyecekler... Tek örnek değil ki, "ÖTV iniyor firmalar talebi fırsat bilip zam yapıyor, stokçuluk başladı" diye haber yapıyoruz, savunmayı otomobil firmalarından değil, başka gazetelerin sayfalarından alıyoruz. Kur arttı maliyet yükseldi diyorlar. Rakamları alt alta koyup bakıyorsun haklı değiller. O zaman da 'ne yapalım reklam ilişkileri' bahanesi geliyor. Ve daha bunun gibi bir sürü örnek. Tamam, yeni başlamadık bu işe, biz de halden anlıyoruz ama bunları yapıp niye ona buna yandaş, karındaş diye çamur atıyorsun ki? Biz de 'petrol medyası', 'ahbap çavuş medyası' mı diyelim, seviyesizlik alıp yürüsün mü?..

Bertrand Russell'ın söylemiş olduğu gibi, "Ekonomi insan hayatında önemli bir yere sahipken sadece üniversitelerde ve belli bir kesime öğretilmesi ilginç bir ayrıntıdır." Türk halkının ekonomiyle ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

2001'den sonra inanılmaz bir değişim var. Halk kendini keşfediyor. Bakın son krizde dövizde sorunlar çıkmadıysa bu bizim tasarruf sahiplerinin portföy yönetmeyi çok iyi bilmesindendir. Türkiye kısa vadede piyasaya girip büyük karlar elde etmek isteyen uluslararası spekülatörler için zor bir arena oldu.

İşlerini layıkıyla yapan gazetecilere kimleri örnek verebilirsiniz?

Bu sorunun cevabı basit çıkarlar kokar. Onun için cevap vermem...

Ekonomik krizin olumsuz etkilerinden kaçmak mümkün mü? 2010 yılı nasıl geçecek? Bu kriz insanlara daha çok neyi öğretti sizce?

Kritik nokta iç tüketimi canlandırabilmekte. Bunun için saçma sapan kampanyalar yerine insanların gelirlerinin artması gerekli. Çalışanların brüt ücretleri nominal bazda geçen yılın ilk çeyreğine göre yüzde 4 azalmış. Üzerine yüzde 8'lik enflasyonu da eklerseniz satın alma gücünün ne kadar düştüğünü görebilirsiniz. Zaten ilk çeyrekte hane halkı tüketiminin yüzde 9.4 azalması, küçülme oranının yüzde 13.8'e ulaşması her şeyi açıklıyor. Krizi aşma senaryosu tüm ekonomi kuramlarında aynıdır... Para vereceksin.

Oğuz, yıllardır tanışıyoruz. Sayım'ın Bavulu'ndan aldığın kitapları hatırlıyorsundur. Gazetecilerin kitap okuma alışkanlıklarını nasıl değerlendiriyorsun?

Hatırlamaz mıyım Sayım. Sabah binasındayken senden aldığım Bukowski ve Ballard serilerini nasıl unutabilirim. Ayrıca üzerimde büyük etki bırakan Paul Krugman'ın 'Bunalım Ekonomisi'nin Geri Dönüşü' de senin bavulundan çıkmıştı. Okumaya çalışıyoruz ama okunacak kitap var mı, sen o konuda yol göster bize.

 

SAYIM ÇINAR



03.07.2009 20:03:55 Medyatava
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Haberin karnesini siz belirleyin
1 - Zayıf 2 - Geçer 3 - Orta 4 - İyi 5 - Pekiyi
Bu haber için oy kullanan 7 ziyaretçimizin puan ortalaması: 3,14
Haberi Paylaşın
Google Google Live Live MySpace MySpace Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir. Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Röportaj Bölümünden Son Yazılar
Peperuhi, Renkhaber-e konuştu Peperuhi, Renkhaber'e konuştu
Ekşisözlük yazarı Peperuhi, Renkhaber'in soruların...
Edebiyatçı Bülent Akyürek, Renkhaber-e konuştu Edebiyatçı Bülent Akyürek, Renkhaber'e konuştu
Röportaj
Ali Balkız röportajının tamamı Renkhaber-de (Özel) Ali Balkız röportajının tamamı Renkhaber'de (Özel)
Zaman, bu röportajı eksik verdi!
Erdal Yıldırım: Dersim-de olan isyan değil katliamdır Erdal Yıldırım: Dersim'de olan isyan değil katliamdır
PSAKD'nin akil isimlerinden Erdal Yıldırım, soL'un...
-Yeni bir program, yeni bir manifesto istiyoruz!- "Yeni bir program, yeni bir manifesto istiyoruz!"
Ali Balkız'ın bu röportajı çok konuşulacak
GHK, BirGün-e konuştu GHK, BirGün'e konuştu
Röportajın tamamı ise sadece Renkhaber'de
Geniş Aile-nin senaristi Cüneyt İnay, Renkhaber-e konuştu Geniş Aile'nin senaristi Cüneyt İnay, Renkhaber'e konuştu
İşte o röportaj
Ekşisözlük-ün sahibi yurda döndü Ekşisözlük'ün sahibi yurda döndü
SSG, Star'a konuştu
-Benim için Ekşi’yi fethetmek zor değil!- 'Benim için Ekşi’yi fethetmek zor değil!'
Uludağ Sözlük'ten 'vaudeville for vendetta', Renkh...
GDO-da bize -yutturulanlar- GDO'da bize 'yutturulanlar'
İşte burada
TARTIŞMA YARATANLAR
OKUMADAN GEÇMEYİN
0,55 saniyede derlendi.

Evden eve Nakliyat - Hubyar - Nur Pompa - GPS Araç Takip Sistemi - Oto aksesuar