Artık bir şeyler değişiyor...  
Anasayfa Künye Reklam Arama
Haberler Video Haber RH+ Röportaj Yazarlar
 
 

Çok Okunanlar
Devamını Oku Uykusuz Çizeri, LeMan Yazarından Arak Yaparsa!..
Devamını Oku Doğu Kadınlarındaki Duygusal Lezbiyenlik
Devamını Oku Destere'de küfür rekoru!
Devamını Oku Askeri helikopterle piknik!
Devamını Oku Aradaki '7 fark'ı göster bana Efes Pilsen

Son Yorumlananlar
Devamını Oku Genelkurmay'dan 'Alevi' açıklaması
Devamını Oku Doğu Kadınlarındaki Duygusal Lezbiyenlik
Devamını Oku Fethullah Gülen marka condom çıktı, ortalık fena karıştı !!!
Devamını Oku Hepsi Grubu Dağılıyor mu?
Devamını Oku 2B Yeniden Meclis'e Geliyor

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.



RSS / XML
RSS / XML
EkleBunu RSS Ekle Butonu


Anasayfa> Röportaj> Önay Yılmaz'la Yeni Kitabı Üzerine
 Önay Yılmaz'la Yeni Kitabı Üzerine

Önay Yılmaz'la Yeni Kitabı Üzerine
Yazarımız Sayım Çınar, Yazar Önay Yılmaz'la yeni kitabı "Bandırma Yolcuları" üzerine bir söyleşi yaptı. Aktarıyoruz:




ÖNAY YILMAZ'LA YENİ KİTABI "BANDIRMA YOLCULARI" HAKKINDA KONUŞTUK

 

"Nazilerle Beş Yıl"ın yazarı Önay Yılmaz, Alfa Yayınları'ndan çıkan "Bandırma Yolcuları – Mustafa Kemal ile 'Kurtuluş' Destanını Başlatanların Öyküsü" adlı yeni kitabında, ulusal kurtuluşun ilk kıvılcımını ateşleyen 16 Mayıs 1919'da İstanbul'dan Samsun'a Bandırma vapuru ile yapılan yolculuğun öyküsünü ve yolcularını farklı bir kurguyla anlatıyor. Yılmaz, yeni kitabında okuyucuyu,  Bandırma vapuru ile  biri gerçek, bir diğeri de kurgulanmış, iki yolculuğa aynı anda çıkarıyor. Gerçek öyküde, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Bandırma vapuruyla Samsun'a yaptığı yolculuğu, pek bilinmeyen yönleriyle anlatan Yılmaz, diğer kurgulanmış yolculukta da, tarihi yolculuğun ve yolcuların yaşamını, tur yolcularına anlatan bir tarih profesörünün öyküsüne ve çevresinde gelişen olaylara yer veriyor. Fizik doçenti olan akademisyen sevgilisinden ayrılan, uluslar arası alanda tanınmış ve başarılı bir profesör olan Yiğit, tarihi Bandırma yolculuğunu  ve yolcularını anlatan bir tur organizasyonuna anlatıcı olarak katılır. Gazeteci Leyla, mesleğinde iyi bir kariyer olarak gördüğü bu tura katılarak gazetesi için bir yazı dizisi hazırlamaktadır. Amacı başarılı bir gazeteci olmaktır. Ama bir başka gazeteci arkadaşının fikirleri yüzünden gazetecilik mesleğini de sorgulamaktadır. Yolculardan üniversite öğrencisi Sunay,  tarih konusunda çelişkiler içindedir. Gayri resmi tarihe daha fazla ilgi duymaktadır. Bu tura, Samsun'a yapılan yolculuğun resmi tarihteki gibi olup olmadığını öğrenmek için katılır. Aradığı yanıtı bulmaya çalışmaktadır. Turu düzenleyen işadamı Yetkin beyin tek amacı Cumhuriyetin ne gibi güçlüklerle kazanıldığını yolculara göstermektir. Ancak baskıcı karakteri yüzünden oğluyla sorunlar yaşamaktadır. Bir başka tur yolcusu Servet bey de, kızıyla yaşadığı sorunlar yüzünden vapurda çok sevdiği eşiyle kavga etmiştir.Yılmaz, kitapta Bandırma yolcularının yakınlarını da yolculuğa çıkarıyor ve onların ağzından tarihi yolculuğun fazla bilinmeyen yönlerini anlatıyor

 

İlk kitabınız "Nazilerle Beş Yıl" gibi yeni çıkan ikinci kitabınız "Bandırma Yolcuları" da yakın tarih üzerine kurgulanmış belgesel bir roman. Sizi bu türe seçmeye iten toplumda son yıllarda gözlemlenen yakın tarihe ilgideki yükseliş mi?

 

Bu alana yönelmem biraz rastlantı ve şans eseri oldu. İlk kitabım "Nazilerle Beş Yıl" da aile büyüğümüz Galip Özen ve arkadaşlarının Hitler dönemi Almanya'sındaki öğrencilik yıllarını anlattım. Konu ile ilgili fotoğraf ve belgeler evde duruyordu. Bir gazeteci olarak bunları görmezden gelmem mümkün değildi, mutlaka toparlanıp bir kitap haline getirilmeleri gerekiyordu ve bunu yaptım.

 

 İkinci kitabınız "Bandırma Yolcuları"nda 19 Mayıs 1919'da Bandırma vapuruyla Samsun'a giderek ulusal kurtuluşun ilk kıvılcımlarını ateşleyen Mustafa Kemal ve dava arkadaşlarının öyküsünü anlatıyorsunuz. Sizi bu kitabı yazmaya iten neydi?

 

 Geçen yıl Milliyet gazetesi için bir 19 Mayıs eki hazırladım. Atatürk'le birlikte Samsun yolculuğunu yapmış olan dava ve yol arkadaşlarının hayattaki yakınları bir araya getirildi. Hepsi büyük özveriyle, bazıları uzak şehirlerden kalkıp gelerek ellerindeki bilgi, belge ve anıları aktardılar. Bir kez daha kendilerine şükranlarımı sunmak isterim. Gazete eki olarak büyük ilgi görünce ve toparlanan bilgi ve belgelerden kullanılmayan  birçok bölüm elimde kalınca konuyu pekiştirerek bir kitap haline getirmeye karar verdim.

 

 Kitaplarınızı yazarken hangi kaynaklardan yararlanıyorsunuz?

 

 "Nazilerle Beş Yıl" için konunun gerek Türkiye gerekse de Almanya ve İngiltere'yi kapsıyor olması nedeniyle, İkinci Dünya Savaşı üzerine çok geniş ve yıllar süren bir araştırma yapmam gerekti. "Bandırma Yolcuları"nın ana kaynağını ise konu hakkında bulabildiğim en kapsamlı çalışma olan Dr. Fethi Tevetoğlu'nun "Atatürk'le Samsun'a Çıkanlar" adlı kitabı oluşturdu. Geniş kamuoyuna sunulacak bir gazete eki hazırlamak üzere yola çıktığım için resmi tarihten yararlanmak zorundaydım. Fakat hemen eklemek isterim ki, bu konuda son yıllarda yapılmış son derece ilginç yeni araştırmalar var. Örneğin, Mustafa Kemal ile Samsun'a çıkanların 18 değil, 48 kişi olduğu ileri sürülüyor. Yakın tarihle ilgili ayrıntılı bilgi edinmeyi hedefleyen okuyucuların bu araştırmaları da mutlaka okumalarını tavsiye ederim.

 

 Tarih üzerine kurgulanarak yazılmış belgesel romanlar okuyuculardan son zamanlarda büyük ilgi görüyor. Aynı alanda yapılmış akademik çalışmalar için ise aynı şeyi söylemek mümkün değil. Resmi veya ciddi suratlı tarihin sıkıcı bulunduğunu mu ortaya koyuyor bu olgu sizce?

 

 Sıkıcı demeyelim de yetersiz kaldığını düşünebiliriz belki. Okullardaki renksiz ve ezberci tarih derslerinin damağınızda saman tadı bıraktığı bir gerçek. Bu nedenle, aslında son derece ilginç bir alan olan tarihe yetişkinlik çağımızda yeniden merak duymaya başlamamız biraz zaman alıyor galiba. Ciddi bir akademik çalışmayla karşılaşınca da belki damaklarımızda tekrar aynı tadı duymaktan korkup çekimser davranabiliyoruz. Diğer taraftan hızlanan yaşam akışında insanların çok az şeye zamanı var artık. Ve tarihi roman tadında zevk alarak ve eğlenerek okumak çağımıza uygun düşüyor olabilir. Oysa birbirinden ilginç akademik araştırmalar ortaya konulmakta son zamanlarda ve tarihe karşı artmakta olan toplumsal merakımız çerçevesinde, ben bu titiz ve özenli çalışmaların da okurlardan er veya geç hak ettikleri ilgiyi görmeye başlayacaklarına inanıyorum.

 

Bandırma yolcuları olmasaydı Kurtuluş Savaşı gerçekleşmez miydi?

 

 Mutlaka gerçekleşirdi. Ama bu kıvılcım Bandırma vapurunun Samsun'a varışıyla çakılmıştır. Eğer bu yolculuk Bandırma'yla değil de kara yoluyla yapılmış olsaydı, Mustafa Kemal yine muhtemelen üç aşağı beş yukarı aynı arkadaşlarla yola çıkardı.

 

 Bandırma yolcuları nasıl seçilmiş? Mustafa Kemal bu yolcuların seçiminde belli bir kriter mi uygulamış?

 

 Elbette. Bu kişileri özellikle seçmiş. Aradığı özellikler öncelikle güvenilir kişiler olmaları. Çünkü bu kişilerle daha önce çalışmış ve onların ne kadar güvenilir, işlerinin ehli kimseler olduğunu iyi biliyor.

 

 Zaferden sonra yolculara ne olduğunu kitabınızda anlatıyorsunuz. Peki bu yolcular zaferden sonra sizce hak ettikleri ilgiyi görmüşler mi?

 

 Mustafa Kemal onları hiçbir zaman unutmamış. Eski silah ve mücadele arkadaşlarına, onların aile ve çocuklarına büyük bir vefa ve şefkat göstermiş, Samsun'a beraber çıktığı arkadaşlarından bir kısmını, daha sonraki yıllarda, milletvekili, büyükelçi ve vali gibi yüksek mevki ve görevlere getirmiş. Kısaca hepsine önemli görevler vermiş. Onlarla görüşmelerini sürdürmüş. Ama Atatürk'ten sonraki dönemde kıymetleri yeteri kadar bilinmiş mi, ondan şüpheliyim.

 

Çok kapsamlı bir araştırma yaptığınız anlaşılıyor. Siz gazetecilik yapıyorsunuz. Böyle bir kitap yazmak için tarihçi olmak gerekmiyor değil mi?

 

 Gazeteci de tıpkı bir tarihçi gibi belgelere tanıklıklara dayanarak yazar. Ama ben bir tarihçi değilim. Yani bu konuda bir uzman değilim. Ama sizin de söylediğiniz gibi böyle bir kitap yazmak için tarihçi olmak gerekmiyor. Çünkü bu akademik bir kitap değil. Böyle bir iddiası yok. Ben sadece mütevazı ölçülerde bir başlangıç yapmak amacıyla yazdım. Derlenip harmanlanan ve anılardan yola çıkarak roman havasında kurgulanan bir kitap bu. Bundan sonra yazılacak kitaplara, çalışmalara bir katkım olursa ne mutlu bana...

 

 Kitabınızda iki farklı kurgu var. Biri 1919'da bir diğeri günümüzde geçiyor. Neden böyle bir kurguya gerek duydunuz?

 Günümüzde bu tarihi yolculuk hala tartışılıyor. Hem eksik gördüğüm bir boşluğu doldurarak bu tarihi yolculuğu yazmak, hem de günümüzde devam eden tartışmalara biraz olsun yanıt verebilmek için. Haddimi aşmadığımı umarım. Eğer aştıysam da özür dilerim.

 

Ulusal kurtuluşun önemini anlatan bu kitabınıza nasıl tepkiler geliyor? Siz kitaptan memnun musunuz?

 Olumlu tepkiler alıyorum. En azından yakınlarım ve dostlarım böyle bir kitap yazdığım için çok sevindiler. Kitap yazmaktan dolayı memnunum, hem de çok. Kitapta bir iki ufak teknik hata tespit ettim. Eğer ikinci baskı yapılır da bunları düzeltebilirsem daha da mutlu olurum.

 

 Siz kitapta kurgulanmış bölümün kahramanlarından Yetkin bey gibi, cumhuriyetin ne gibi güçlüklerle kazanıldığını okura anlatmak istediniz değil mi?

 Evet Yetkin bey, cumhuriyetin ne gibi zorluklarla kazanıldığına kendince bir yorum getiriyor. En azından böyle bir yolculuk organize ederek, 19 Mayıs 1919'u yeniden hatırlatmak, yaşatmak istiyor. Çabasını takdirle karşılamak lazım. Ama henüz gerçek hayatta, Yetkin bey gibi tarih meraklısı bir işadamına rastlamadım.

 

 Kurgulanmış bu belgesel romanınızda resmi tarih anlayışını da eleştiriyorsunuz biraz.

 Resmi tarihi özde değil ama detaylarda abartılı, bazı gerçekleri gizlemeye meyilli ve bu nedenlerle de hatalı buluyorum. Tarih yazımının yeniden ele alınması veya gözden geçirilmesi gerektiğine inananlardanım. Geçmiş dönemlerde teferruat fazla önemli değildi. Teferruat günümüzde daha çok dikkate alınıyor. Çünkü bazı gerçekler, o beğenilmeyen, hatta "gerisi teferruat" diye küçümsenen teferruat veya ayrıntılarda gizli.

 

 Cumhuriyet, bizim ve tüm insanlık için ne anlam ifade ediyor?

Cumhuriyetin ilanıyla modern devlete adım atmıştır Türk milleti. Yani monarşi adı verilen halkın tebaa veya kul durumundaki yönetim biçiminden halkın seçtiği modern yönetim biçimine geçilmiştir. Bunu da Mustafa Kemal ve arkadaşları yaptıkları büyük bir devrimle gerçekleştirmişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti tarihimizdeki en önemli dönüşümdür. Bunun önemini hepimizin iyi kavraması gerektiğine inanıyorum. Eğer bugün cumhuriyet idaresine geçilmeseydi hala padişahın kulları, köleleri olarak yaşamımızı sürdürecektik. Çağdaş bir toplum yapısına kavuşamayacaktık. En azından bizim için ne anlam ifade ettiği ortada. 

 

 Tarihi Bandırma vapurunda bulunan Mustafa Kemal'in dava arkadaşlarının çocukları zaman zaman buluşuyorlar mı? Bu buluşmalarda neler yaşanıyor?

 Biz onları 2007 tarihinde İstanbul'da buluşturduk. Bizden önce valilik tarafından düzenlenen Samsun'daki 19 Mayıs törenine davetli olarak katılıp ilk kez orada buluşmuşlar. Bizim buluşturmamızda çok mutlu olduklarını gözlemledim. Mutlulukları gözlerinden okunuyordu. Bol bol sohbet ettiler ve sonra tekrar görüşmek üzere birbirlerinin adreslerini ve telefon numaralarını aldıklarını hatırlıyorum.

 

 Kitabınızda bir profesör bu yolculuğun anlatıcısı konumunda. Yolculara özel sohbetlerde de sürekli bilgi veriyor. Örneğin aykırı tarihe meraklı bir yolcu var gemide, onu ikna etmeye çaba gösteriyor. Böyle bir algı mı var ki, ikna etme gereği duyuluyor?

 

 Günümüzde bazı şeyler hala tartışılıyor. Hatta Samsun'a giderek yurdun kurtarılması kararının Padişah tarafından verildiğinden tutun da, vapurun büyük ve konforlu olduğuna kadar. Cumhuriyet karşıtları ve padişah yanlıları hala bu konuları kurcalıyorlar. Amaç cumhuriyeti ve Mustafa Kemal'i karalamak. Ama tabii bu konuyu bilimsel anlamda araştıran, gerçekleri ortaya çıkarmaya çalışan araştırmacıları, yazarları tenzih ederim. Onların çalışmalarını takdirle karşılıyorum ve çok beğeniyorum.

 

 Bir geminin onlara yanaştığı, teğet geçtiği, Yüzbaşı Ali Şevket'in gemiye yüzerek bindiği gibi birtakım bilinmeyen anılara yer veriyorsunuz? Bunlar sizce ne kadar doğru?

 Anılar tarih yazımında önemlidir. Bir profesör dostumun dediği gibi, 'Anıların sahipleri, tarih yazıcılarının ilgilendiği olayların tanıklarıdır. Her olay tanığı, tanık olduğu olayı mutlaka yanlışsız algılayamaz ama elimizdeki en güvenilir kaynaklar da gene de tanıklardır. Bir olayın ne denli bol tanığı olursa, olayın gerçek resmini çizebilmek o kadar kolaylaşır'.

 

Kitapta en çarpıcı yerlerden biri de tarihi gemilerin jilet olmasıydı. Neden onları koruyamamışız?

 Bu bir kültür sorunu.  Böyle alışkanlıklarımız maalesef yok. Bunun eğitim ve kültürle ilgili olduğunu düşünüyorum. Zamanla aşılmasını umuyorum.

 

 Üçüncü kitap projeniz var mı? Eğer varsa onun da konusu yakın tarihle mi ilgili?

 Evet o da yakın tarihle ilgili bir kitap olacak. Çok ilgi göreceğini umuyorum. Ama konusu şimdilik bende kalsın.

 

 

 

 



25.05.2008 01:48:42
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Röportaj Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 19.11.2008 15:03:56 - Yavuz Semerci, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 16.11.2008 21:49:47 - Ahmet Hakan, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 08.11.2008 15:56:05 - Çalışlar: "Özal'a Kızanlardandım Ama Hata Etmişim"
Devamını Oku 03.11.2008 18:38:02 - Murat Müfettişoğlu ile Ömrün Ödülü Üzerine
Devamını Oku 03.11.2008 00:20:43 - Nazlı Ilıcak, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 01.11.2008 07:53:57 - "Yasak Kararına Güldüm"
Devamını Oku 29.10.2008 13:44:15 - 3 Troll Bu Röportajda Yan Yana Geldi!
Devamını Oku 28.10.2008 07:10:25 - Sözlük Trolleri Renkhaber'de!
Devamını Oku 26.10.2008 03:52:37 - Ayşe Arman'dan Özel Açıklamalar
Devamını Oku 19.10.2008 17:35:10 - Çetin Altan'la Cevdet Anday Neden Kavga Etti?
Devamını Oku 15.10.2008 12:26:57 - Fatih Altaylı'nın Bu Röportajı Konuşulacak!
Devamını Oku 12.10.2008 15:27:57 - Ece Temelkuran, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 05.10.2008 00:42:33 - Atilla Dorsay, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 28.09.2008 01:38:09 - Haşmet Babaoğlu, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 21.09.2008 17:49:49 - Lüferi ona Kenan Evren sevdirdi
Devamını Oku 21.09.2008 12:10:58 - Saba Tümer, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 16.09.2008 23:54:53 - Balçiçek Pamir, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 15.09.2008 11:51:40 - Sayım Çınar'ın, Balçiçek Pamir ile Röportajı
Devamını Oku 13.09.2008 01:40:23 - Özel Röportaj - Pelin Batu
Devamını Oku 07.09.2008 01:06:48 - Sayım Çınar'ın, Emre Aköz'le Röportajı
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 12 ziyaretçimizin puan ortalaması: 3,08
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
 
Bilgisayar kullanıcılarına müjde
Bilgisayar kullanıcılarına müjde Microsoft'un yeni uygulaması antivirüs programı üreticilerini zora sokacak...
YouTube rekora koşuyor!
MSN Video geliyor
0,48 saniyede derlendi.