Artık bir şeyler değişiyor...  
Anasayfa Künye Reklam Arama
Haberler Video Haber RH+ Röportaj Yazarlar
 
 

Çok Okunanlar
Devamını Oku Uykusuz Çizeri, LeMan Yazarından Arak Yaparsa!..
Devamını Oku Doğu Kadınlarındaki Duygusal Lezbiyenlik
Devamını Oku Destere'de küfür rekoru!
Devamını Oku Aradaki '7 fark'ı göster bana Efes Pilsen
Devamını Oku Askeri helikopterle piknik!

Son Yorumlananlar
Devamını Oku Doğu Kadınlarındaki Duygusal Lezbiyenlik
Devamını Oku Fethullah Gülen marka condom çıktı, ortalık fena karıştı !!!
Devamını Oku Hepsi Grubu Dağılıyor mu?
Devamını Oku 2B Yeniden Meclis'e Geliyor
Devamını Oku Önce arabayı yıkadı sonra kendini

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.



RSS / XML
RSS / XML
EkleBunu RSS Ekle Butonu


Anasayfa> Röportaj> Oral Çalışlar, Sayım Çınar'a Konuştu
 Oral Çalışlar, Sayım Çınar'a Konuştu

Oral Çalışlar, Sayım Çınar'a Konuştu
Oral Çalışlar.




16 yıldır çalıştığı Cumhuriyet'ten ayrılarak Radikal'e geçişi ile gündeme gelen deneyimli gazeteci Oral Çalışlar ile 68 kuşağından günümüz gençliğine, gençliğin okuma alışkanlıklarından, ailece yazar olan Çalışlar' ın eşi ve oğlu ile arasındaki tatlı rekabete, Ergenekon davasından güncel kitabı "Denizler İdama Giderken" e kadar uzanan keyifli bir sohbet ettik. Oral Çalışlar bu keyifli sohbetimiz sırasında günümüz siyasi arenasına ışık tutan çok önemli bilgiler verirken, herkesin merak ettiği AB'ye üyelik sürecini, AKP'nin kapatma davasını ve Ergenekon Davası'nı kendine has üslubu ile yorumladı. Ama belki de en önemlisi, gençleri, diğer meslektaşlarının hiç kalkışmadığı kadar dikkat çekici bir şekilde savunan Çalışlar, buna rağmen günümüz gençliğinin değişime liderlik edecek kadar güçlü olmadığını açık yüreklilikle dile getirmekten çekinmiyor…

-Gençlerden hala umudunuz olduğunu söylemişsiniz. 68 kuşağından gelen bir aydın olarak bugünkü gençliğe nasıl bakıyorsunuz? Gençliğin apolitize olması ülkenin bir batışa sürüklendiğinin göstergesi sayılabilir mi?

Ben gençliğin politika dışında olduğu yönündeki değerlendirmelere katılanlardan değilim. Bir kere neye göre apolitik? Kime göre apolitik? Her dönemin politikası kendine özgü özellikler taşır. Günümüz küreselleşme dönemi. Bu dönemin siyasi akışı, geçmiş dönemden oldukça farklı. Bir gencin milliyetçi olması, yabancı düşmanlığına kapılması da mümkün, demokrasi, AB ile daha iyi ilişkiler için çaba sarf etmesi de mümkün. Bunun için ille de geçmişte olduğu gibi sokaklara dökülmesi, aktif eylemler içine bulunması şart değil. Ben gençlerin günümüzde modern dünya ile, modern yaşam ile ilgisinin apolitik diye damgalandığına şahit olduğumda buna tepki gösteriyorum. Siyasetle ilgilenmemin bence tek bir formatı yok. Değişik duyarlıklar göstermek, geçmiş önyargılara ve ön kabullere bağlı kalmadan değerlendirmeler yapmak da bir siyasi duruş ve tercihtir.

-Gençliğin kitap okuduğunu düşünüyor musunuz? Türk edebiyatında kimleri okuyorsunuz?

Bence okuyor. Ancak günümüzün okuması kitapla sınırlı değil. İnternet önemli bir okuma ve öğrenme aracı haline geldi. Gençliğin internet ile ilişkisinin onun dünyayla ilişkisini geliştirdiğini düşünüyorum. Ayrıca günümüzde geçmişe göre çok daha çeşitli alanlarda kitaplar yayınlanıyor ve geçmişe göre daha çok kitap satılıyor. Bunları okuyanlar arasında gençlerin olmadığı söylenebilir mi?

-16 yıl boyunca çalıştığınız Cumhuriyet'ten ayrılıp Radikal'e geçişiniz bazı çevrelerce eleştirildi. Bir kısım okur da sizin kendi politik görüşlerinize daha uygun olduğu için Radikal'e geçtiğinizi düşündü. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Cumhuriyet'te 16 yıl çalıştım. Gazetenin genel çizgisiyle son dönemlerde farklı düşündüğümü herkes görüyordu. Buna rağmen gazete yönetimiyle oldukça dengeli ve saygılı bir ilişki içinde olduk. Benim değişik görüşlerime müdahale etmediler. Ancak alttan alta bir rahatsızlık olduğu da gerçekti. Özellikle bazı fanatik kesimler bu konuda gazete yönetimine baskı yapıyorlardı. Sonunda dostça ayrılmaya karar verdik. Dostça ayrıldık. Bu nedenle Cumhuriyet yönetimine teşekkür etmek isterim... Radikal'e gelince, daha geniş bir çizgisi var. Değişik görüşlerden insanlar yazıyor. Ben Cumhuriyet'te ne yazdıysam aynı doğrultuda yazmayı sürdürüyorum. Radikal'in kendi renkliliği içinde bir yere oturuyor yazdıklarım. Burada yazmaktan mutluyum.

-Ailenizde herkes yazar. İpek Çalışlar, Oral Çalışlar ve de Reşat Çalışlar. Aranızda fikir ayrılıkları oluyor mu?

Tabii ki oluyor. Bundan daha doğal bir şey yok. Reşat, yeni eğilimleri evin içine taşıyor, tartışmalar yapıyoruz. Sonuç olarak aile içinde herkesin kendine özgü bir kimliği ve duruşu var. Aramızda ayrılıklar çıksa da, saygı ve sevgi temelinde tartışmalarımızı sürdürüyoruz. Bundan hepimiz yararlanıyoruz da…

-Oral Çalışlar, ağırlıklı olarak solcular tarafından, İpek Çalışlar en çok kadınlar tarafından, Reşat Çalışlar ise büyük oranda internet gençliği tarafından takip ediliyor. Bu üç yazar arasında en çok satan kitabın sahibi anne İpek Çalışlar. Bu durum oğlunuz Reşat ve sizi nasıl etkiliyor?

Eh kıskandık tabii… Şaka, aslında çok mutlu olduk. İçimizde son kitap yazarı İpek, ama en başarılısı o oldu. Onunla gurur duyuyoruz. Aramızda alttan alta tatlı bir rekabetin olmasını ise teşvik edici görüyorum. Birbirimizin başarılarından çok mutlu olduğumuzu da söyleyebilirim. Biz genellikle birbirimizle övünürüz.

-Türkiye'nin AB'ye girme süreci hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce atılması gereken adımlar neler? Hükümet mi yanlış adım atıyor yoksa AB kasıtlı olarak işleri yokuşa mı sürüyor?


AB Türkiye ilişkisini bir uygarlık ilişkisi olarak görüyorum. Türkiye'nin gelişmiş ülkeler sınıfına atlaması için, AB sürecinin başarılı bir şekilde yürümesi gerekiyor. Bu konuda AKP hükümetinin bazen çok hevesli bazen ise isteksiz davrandığına tanık oluyoruz. Aynı şekilde AB içinde de Türkiye konusunda değişik eğilimler bulunuyor. Türkiye'ye demokrasi konusunda eleştiriler yönelten siyasetçilerin birçoğu Türkiye'nin üye olmasını istiyor. Öte yandan AB'nin milliyetçileri tıpkı Türkiye'nin milliyetçileri gibi üyeliğe karşı çıkıyorlar ve işleri yokuşa sürmek istiyorlar.

-Son kitabınız "Denizler İdama Giderken" 68'in üzerinden geçen 40 yıla rağmen ilgiyi kendi üzerinde toplamayı başardı. Kitabınız, günümüz popüler kültürü içinde amaçsızca yaşamaya alışmış gençliğe neler anlatıyor ve yeniden Deniz'ler oluşması için ne gerekiyor?

Bu "amaçsızca yaşamak" saptamasından hoşlanmıyorum, gençlerin benim gibi düşündüğü zaman doğru düşündüğünü de sanmıyorum. Bugünün gençliği de bir arayış içinde. Toplumdaki haksızlıklara karşı geçmişe karşı bir merak oluştu. Bu merakı olumlu buluyorum, ancak, tarih bir kere daha tekrar etmez, bu nedenle bizim yaşadıklarımız bizim tarihimizin ürünüdür. Bugünün sorunları farklıdır, çözüm yolları da farklı olacaktır. Yeni Deniz Gezmişler beklentisi tarihsel gerçeklere uygun değildir. O dönemden alacağımız dersler vardır, o kadar…

-Denizler İdama Giderken o günleri yaşamış bir yazarın bugünkü duygularını mı anlatmayı amaçlıyor yoksa tarihe önemli bir iz bırakma çabası mı? Gençliğin kendisine pop starlarını idol olarak gördüğü günümüzde kitabınız toplumsal harekete öncülük etmiş bu insanları gençliğe hangi yönleri ile tanıtıyor?

Ben yaşadıklarımızı paylaşmak için bu kitabı yazdım. Değerlendirmek okuyucuya aittir. Toplumsal harekete gençlerin öncülük edeceğini de bugünkü koşullarda gerçekçi görmüyorum. Bugünün dünyasında değişim ve demokratikleşme ancak siyasi mücadeleyle mümkün, kültürel çabalarla mümkün… Bizim yaşadıklarımız tarihin o dönemine özgüydü…

-Birçok darbe görmüş biri olarak, son dönemde ortaya çıkan Ergenekon olayları ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Bu gerçekten anti-demokratik bir darbeci hareket miydi yoksa birileri tarafından öyle mi gösterilmek istendi?

Geçtiğimiz 30-40 yıl içinde üç buçuk askeri darbe yaşadık, onlarca parti kapatıldı. Yüzlerce aydın öldürüldü. Bütün bu yasadışı faaliyetlerin devlet içinde bağlantıları olduğunu da biliyoruz. En değerli aydınlarımızın öldürülmeleri sonrası ortaya çıkan bilgi ve bulgulara rağmen devlet içinde bazı güçler soruşturmaları kararttılar, katilleri korudular. Çünkü bunların çoğu örgütlü ve planlıydı. Susurluk'ta daha önemli bilgiler ortaya çıktı. Bazı toplu katliam örgütleyicilerinin yeşil pasaportlar aldığı görüldü. Bunların bilgileri ve belgeleri ortaya çıkmasına rağmen, soruşturma bir noktada durduruldu. Veli Küçük, Abdullah Çatlı'yla birçok öldürme olayı anında defalarca telefonla konuşmuştu. Buna rağmen hakkında dava açılmadığı gibi, TBMM Araştırma Komisyonuna bile ifade vermeye gitmedi. Ergenekon davası bu açıdan bakıldığında tarihimizde bir ilk. İlk kez bu kadar yukarılara uzanan iddialarla karşı karşıyayız, ilk kez cinayetlerle devlet içindeki örgütlenme alanında irtibatlar kuruluyor. Bir dönüm noktasında olduğumuz kesin.

-AKP hakkında ne söyleyebilirsiniz? AKP kapatılırsa neler hissedersiniz?

AKP'nin kapatılmasını demokratik anlayışım açısından yanlış görüyorum. İddiaların bir partiyi kapatmak için yeterli olmadığına inanıyorum. Türkiye'nin 12 Eylül askeri darbesinden miras kalan parti kapatma rejimini son derece anti-demokratik buluyorum. AKP'nin kapatılmasına karşıyım, ancak bu partinin bir iktidar partisi olarak çok hatalar yaptığı düşüncesindeyim. Hrant Dink cinayetinde, TCK 301. maddenin değiştirilmesi sürecinde, zina yasası örneğinde, Siyasi Partiler Kanunu ve yüzde 10 seçim barajı konusundaki ısrarında, 1 Mayıs'taki polisin şiddet gösterisinde görüldüğü gibi demokrasiyle bağdaşmayan birçok uygulamanın sorumlusu olduğuna inanıyorum. Bu örnekler çoğaltılabilir. AKP'ye demokratik zeminde mücadele etme önemli. AKP'ye öfke tabii ki darbecileri haklı görmemizi gerektirmiyor…

-Solcuların kafasının çok karışık olduğunu söylüyorsunuz. Sizce bu kafa karışıklığının nedeni nedir ve solcular bu kritik günlerde nasıl bir tavır almalıdır?

Askeri darbelerin ve siyasi cinayetlerin en çok mağduru solcular. Bu nedenle Ergenekon soruşturmasına en çok onların destek vermesi gerekirken, AKP nedeniyle bir çekingenlik ve mutsuzluk içindeler. Kafaları bu yüzden epeyce karışık. Hâlbuki günümüzde net tutuma gerek bulunuyor. Solcular, Ergenekon'da açılan yeni sorgulama imkânını sürece destek vererek büyütebilirler, bu sürecin 12 Eylül'e ve daha öncesine uzanmasına katkıda bulunabilirler.

-Son olarak, Türk medyasında en beğendiğiniz yazarlardan bahseder misiniz? Kimleri okuyorsunuz?

Ben gazeteciyim, beğenip beğenmediğim bütün yazarları okurum. Tabii ki beğendiğim yazarlar var. Hem de çok. Hasan Cemal ve Murat Belge favorilerimin başında geliyor. Değişik görüşlerde de olsalar Yasemin Çongar, Ali Bayramoğlu, Perihan Mağden, Etyen Mahçupyan, Mehmet Ali Birand, Eser Karakaş, Erol Katırcıoğlu, İsmet Berkan, Cengiz Çandar, Eyüp Can, Mehmet Barlas, Taha Akyol, Fehmi Koru, Yıldırım Türker, Ertuğrul Özkök, Şahin Alpay, İlhan Selçuk, Mustafa Karaalioğlu, Ergun Babahan, Ahmet Hakan, Ahmet Kekeç dikkatle okuduğum yazarlardan, bazıları.


27.07.2008 11:22:21 Medyatava
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Röportaj Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 19.11.2008 15:03:56 - Yavuz Semerci, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 16.11.2008 21:49:47 - Ahmet Hakan, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 08.11.2008 15:56:05 - Çalışlar: "Özal'a Kızanlardandım Ama Hata Etmişim"
Devamını Oku 03.11.2008 18:38:02 - Murat Müfettişoğlu ile Ömrün Ödülü Üzerine
Devamını Oku 03.11.2008 00:20:43 - Nazlı Ilıcak, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 01.11.2008 07:53:57 - "Yasak Kararına Güldüm"
Devamını Oku 29.10.2008 13:44:15 - 3 Troll Bu Röportajda Yan Yana Geldi!
Devamını Oku 28.10.2008 07:10:25 - Sözlük Trolleri Renkhaber'de!
Devamını Oku 26.10.2008 03:52:37 - Ayşe Arman'dan Özel Açıklamalar
Devamını Oku 19.10.2008 17:35:10 - Çetin Altan'la Cevdet Anday Neden Kavga Etti?
Devamını Oku 15.10.2008 12:26:57 - Fatih Altaylı'nın Bu Röportajı Konuşulacak!
Devamını Oku 12.10.2008 15:27:57 - Ece Temelkuran, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 05.10.2008 00:42:33 - Atilla Dorsay, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 28.09.2008 01:38:09 - Haşmet Babaoğlu, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 21.09.2008 17:49:49 - Lüferi ona Kenan Evren sevdirdi
Devamını Oku 21.09.2008 12:10:58 - Saba Tümer, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 16.09.2008 23:54:53 - Balçiçek Pamir, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 15.09.2008 11:51:40 - Sayım Çınar'ın, Balçiçek Pamir ile Röportajı
Devamını Oku 13.09.2008 01:40:23 - Özel Röportaj - Pelin Batu
Devamını Oku 07.09.2008 01:06:48 - Sayım Çınar'ın, Emre Aköz'le Röportajı
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 9 ziyaretçimizin puan ortalaması: 2,89
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
 
Bilgisayar kullanıcılarına müjde
Bilgisayar kullanıcılarına müjde Microsoft'un yeni uygulaması antivirüs programı üreticilerini zora sokacak...
YouTube rekora koşuyor!
MSN Video geliyor
0,47 saniyede derlendi.