| Sayım Çınar, Ayşe Özyılmazel ile Söyleşti |
|
| |

Ayşe Özyılmazel
|
Benim yazılarımda city var da seks yok!
Ayşe Özyılmazel' i yıllardır tanıyorum. Onu ilk tanıdığımda Neco'nun kızı olduğunu dahi bilmiyordum. Çünkü bundan hiç bahsetmedi. Günaydın'da heyecanlı bir şekilde yazıyordu ve hala yazmaya devam ediyor. Meşhur oldu ama ses tonunu değiştirmedi. Sonradan görme magazin yazarı değil Ayşe... Sınıfsal bir çelişki de yaşamıyor. Son günlerin popüler jüri üyesi Ayşe Özyılmazel ile yazarlık ve hayat üzerine keyifli bir söyleşi yaptık. Babasının şarkılarından, annesinin Posta Gazetesi'ndeki köşesinden, köşe yazarlığından ve medyanın halinden, yaşadığı medyatik ilişkilerden ve bu ilişkilerin onu ne kadar yıprattığından, içine dâhil olmak zorunda kaldığı polemiklerden bahsettik. Ayşe Özyılmazel, kaprisi olmayan, gayet açık yürekli bir yazar. Herkesin oturmak için can attığı jüri koltuğunu, "gereksiz ve boş" bir ayrıntı olarak gördüğünü belirtmeden de geçmiyor.
İnsanın kendisini anlatması zordur. Biraz bilmediğimiz Ayşe Özyılmazel'i anlatır mısınız?
Dışarıdan çok hiperaktif, çok konuşkan hatta bazılarına göre 'şımarık' görünüyorum. Bazıları yeni yetme bir genç kız sanıyor beni oysa sizin bilmediğiniz, benimse çok iyi bilip her an yaşadığım Ayşe alabildiğine melankolik, sıkılgan, hatta inanmayacaksınız ama durgun birisi (bu kendimden üçüncü şahıs gibi bahsetmemse ayrıca komik). Belki de kimse gözünün önüne şöyle bir Ayşe getiremiyordur ama beni ekran başında sevdiğim bir filmin karşısına oturtun ya da koltuğumun yanına kitaplarımı koyun saatlerce kalkmam. Napalım kader işte, herkesin algısıyla uğraşamam. İstesem de yapamam ki…
Siz bir zamanlar babanızın şarkılarına vokal yapan bir kızdınız ve yazar oldunuz. Babanız yazılarınıza nasıl bakıyor?
Uzun zamandır ailemden herhangi birinin yazılarıma nasıl baktığı umurumda değil, insanın ailesi gerçek okuru olmuyor ki! O yüzden ben sadece okurlarımı önemserim. Ha çok merak ediyorsan babama sorabilirsin tabii.
Annenizin Posta gazetesindeki yazılarını okuyunca ne düşünüyorsunuz? Anneniz yazılarınızdan çok etkilendi mi?
Valla ne yalan söyleyeyim 28 yıllık annemin bir sabah aniden 'Kırık Kalplerin Oya Ablası' olması beni başta şaşırttı. Ama her gün okuyorum, evde nasılsa köşesinde verdiği cevaplar da öyle. Ve işinden çok mutlu, benim için önemli olan da bu. Annem yazılarımdan etkilendi mi? Niye etkilensin canım, aynı şeyi yapmıyoruz ki.
Türkiye'de köşe yazarı olmak için neler gerekiyor sizce? Medyada kimlerle arkadaşlık yapıyorsunuz?
Ben bu "köşe yazarı olmak için ne gerekiyor?" sorusunu anlamsız buluyorum bana göre önce gazeteci olmak gerekiyor. Ekonomi, psikoloji veya benzeri alanlarda uzman yazarlar olabilir, gazetelerde yazabilirler. Peki Ahmet, Mehmet, Ayşe neden köşe yazarı oluyoruz dersen onu yöneticilere sormak gerek. Cevap bende değil. Ama torpille köşe yazarı olmaya kalkanlara gelince onların bir sene bile dayanamadıklarını biliyoruz. Bu işte torpil yok! Gerçek bu! Medyadan arkadaşlarıma gelince tabii ki sevdiğim iş arkadaşlarım var, sosyal hayatta karşılaşıp ayaküstü sohbet ettiğim insanlar da var. Fakat benim için arkadaşlık başka bir şey daha derin ve evet! İnkar etmiyorum medyada özel yaşamımda da arkadaşlık yapabileceğim kadar çok güvendiğim insan yok denecek kadar az. O isimler de bana kalsın.
Siz şarkıcı Neco'nun kızı, Hıncal Uluç'un sevdiği bir yazar, Haşmet Babaoğlu ve Okan Bayülgen'in bir zamanlar sevgilisi oldunuz. Çevrenizde bu insanlarla sürekli gelgitli ilişkileriniz oldu. Zaman zaman terapi seanslarına gitmeyi düşündünüz mü hiç?
Yeter artık bu sorudan ben sıkıldım siz sıkılmadınız mı? Sürekli benimle ilgili sorularda bu isimlerin geçmesinden fenalık geldi. Zamanında bu sorulara yeterince cevap verdiğimi düşünüyorum. Sadece sorulursa Haşmet'le ilgili konuşurum. Terapiye gitmeyi ben de düşündüm ve 2 senedir gidiyorum. Çok yol aldım terapiyle. İnsanın dışarıdan objektif bir göze ihtiyacı var.
Birliktelik yaşadığınız erkekleri nasıl buluyorsunuz? Medyatik aşklar yaşamak zorunda mısınız?
Erkek olsun ama ille de medyatik olsun demedim ki… Tamamen tesadüf tamamen duygusal ilişkilerdi. Bana sorarsan bir daha medyatik bir ilişki yaşamak istemem tabii çünkü insan iki kat fazla yoruluyor. Burada soruna sadece Haşmet'le ilgili cevap verebilirim. Haşmet insan olarak hayata bakışımı değiştirmiş, benim için çok değerli biri. İyi ki varmış, iyi ki hala dostum olarak var. İnsanlar onu neden yere göğe koyamadığımı anlayamıyor olabilirler, belki abarttığımı düşünüyorlardır ama benim yerimde değiller…
Haşmet Babaoğlu'nun Sabah Gazetesi'ne geçmesine ne diyorsunuz?
Haşmet'in Sabah'a geçmesiyle ilgili şunu diyebilirim: bence Sabah çok iyi bir tercih yaptı. Ondan ötesine karışmam. Ben Haşmet'in yazılarını okumayı çok seviyorum, gazetemize iyi ki geldi, hoş geldi.
Sizinle ilgili polemikler sizi sürekli güçlendiriyor, değil mi?
Ah Sayımcım, bu bitmeyen polemikler dünyası üzerimde hiç bir etki yapmıyor demek isterdim ama yalan olur. Bak işte diyemiyorum. Ben robot değilim ki! Bazen etkileniyorum bazen üzülüyorum bazen depresif oluyorum bazen kızıyorum, bazen gülüyorum. Sonuç: N'apalım hamama girdim terliyorum.
Medyada genel olarak sana karşı ağır eleştiriler yapılıyor. Sex and the City yazarı olmak bu ülkede anlaşılmayan bir olgu değil mi?
Burada bir yanlışlık var Sayımcım. Benim yazılarımda city var da seks yok! Bir kere orada anlaşalım. İkincisi beğensinler ya da beğenmesinler ama benim gibi yazarlarla okurların arasında çok sağlam bir ilişki var kimse aramıza girmesin.
Atlas jet uçağından inip bavul beklediği sırada çok ilginç bir olayla karşılaşmışsın. Paramparça bavulunu görünce, görevlilere bağırıp çağırmışsın. Bu olayın perde arkasını anlatır mısınız?
İşlerimin arasında üç gün bulup Çeşme'ye Alaçatı Kırevi'ne kaçmıştım. O kadar güzel bir tatilin ardından İstanbul'a indim bavulumu bekliyorum, önce baktım ki süzüle süzüle fotoğraf makinemin şarj aleti geliyor. Sonra paramparça bavulum! Eşyalarımın yarısı dışarıda, korkunç bir görüntüydü… Tabii ki çok sinirlendim ve bağırdım. Çok pardon da, ben de insanım ve havayolları şirketlerinin görevi yolcularına en iyi hizmeti sunmaktır.
Şarkı Söylemek Lazım adlı yarışma programında jürilik yapıyorsunuz. Jürilik yapmak nasıl bir duygu? Sizin için jürilik mi daha zor yoksa yazmak mı?
Aman jüri üyeliğinde zor ne olacak Allah aşkına. Ne düşünüyorsam onu söylüyorum. Tabii canlı yayın kaygan zemin. Başta aman yanlış yapmamalıyım diye gerildiğim oldu. Sonra koy verdim gitti. Hesap kitap bana göre değil. Üstelik çok tatsız ve sıkıcı. Yazılarla jüri üyeliği kıyaslanmaz bile. Benim esas işim gazetemde.
Eşcinsel yazarları beğeniyor musunuz? Türk medyasındaki gay yazarları başarılı buluyor musunuz?
Çok alemsin Sayım. Soruya bak! Bu tür ayrımlar yapmıyorum! Ne saçma! Köşe yazarlarının logolarında cinsel tercihlerini de mi yazıyorlar? Eşcinsel birçok dostum var ve nasıl onların özel yaşamı değil arkadaşlığımız beni ilgilendiriyorsa yazarların da yazılarından gerisine bakmam. Bana ne!

Ayşe Arman'ın gazeteciliğinden etkilendiniz mi? Ayşe Arman'ı nasıl buluyorsunuz?
Bizimkisi iki ayrı dünya, iki ayrı yol, iki ayrı dünyaya bakış! 'Yeter artık no 2' de bu! Bu karşılaştırmalar ikimize de ayıp. Ayşe güzel ve başarılı bir kadın. Bu, biz kadınlara güven veriyor çünkü Ayşe güzel kadınların da akıllı ve başarılı olabileceğini gösterdi. Onun çalışkanlığını çok beğeniyorum. Bütün yazılarını ve röportajlarını zevkle takip ediyorum
Türkiye'deki medya dünyasından, medyanın kullanım biçiminden, medyadaki iç işleyişten memnun musun?
Memnun olsam ne olur olmasam ne olur.
Her aşkın sonu hüsran olmak zorunda mı peki?
Artık şuna inanıyorum ortada aşk denen o baş belası durum varsa ille de taraflardan biri için sonunda hüsran var. Maalesef ben aksine henüz şahit olmadım. Aşk delilikten başka bir şey değil.
Siz yazdıklarınızla dünyanın dönüş hızını mı değiştiriyorsunuz?
Tövbe tövbeee…
Son olarak Türk basınında en çok kimleri okuyorsunuz?
En severek okuduğum Perihan Mağden'dir. Çünkü beni kışkırtır, düşündürür, kendimi sorgulatır. Haşmet, Hıncal, Cengiz Semercioğlu, Onur Baştürk, Yurtsan Atakan, Oray Eğin, Mehmet Barlas, Bekir Coşkun, Yılmaz Özdil, Ayşe Arman, Pakize Suda, Rahşan Gülşan, Ertuğrul Özkök, Selahattin Duman, Mutlu Tönbekici, Tuba Akyol ve Nur Çintay'a mutlaka bakarım. Televizyon yazılarında Mesut Yar, Sina Koloğlu ve Yüksel Aytuğ. Haberturk.com'da Fatih Altaylı ve Özay Şendir'i okurum. Bir de gecce.com'da Dilara Pekel'in kadın bakış açısını beğeniyorum. İyi bir magazin yazarı bence.
|
24.08.2008 01:12:50
|
Medyatava
|
|
|
|
Röportaj Bölümünden Son Yazılar
|
19.11.2008 15:03:56 -
Yavuz Semerci, Sayım Çınar'a Konuştu
|
16.11.2008 21:49:47 -
Ahmet Hakan, Sayım Çınar'a Konuştu
|
08.11.2008 15:56:05 -
Çalışlar: "Özal'a Kızanlardandım Ama Hata Etmişim"
|
03.11.2008 18:38:02 -
Murat Müfettişoğlu ile Ömrün Ödülü Üzerine
|
03.11.2008 00:20:43 -
Nazlı Ilıcak, Sayım Çınar'a Konuştu
|
01.11.2008 07:53:57 -
"Yasak Kararına Güldüm"
|
29.10.2008 13:44:15 -
3 Troll Bu Röportajda Yan Yana Geldi!
|
28.10.2008 07:10:25 -
Sözlük Trolleri Renkhaber'de!
|
26.10.2008 03:52:37 -
Ayşe Arman'dan Özel Açıklamalar
|
19.10.2008 17:35:10 -
Çetin Altan'la Cevdet Anday Neden Kavga Etti?
|
15.10.2008 12:26:57 -
Fatih Altaylı'nın Bu Röportajı Konuşulacak!
|
12.10.2008 15:27:57 -
Ece Temelkuran, Sayım Çınar'a Konuştu
|
05.10.2008 00:42:33 -
Atilla Dorsay, Sayım Çınar'a Konuştu
|
28.09.2008 01:38:09 -
Haşmet Babaoğlu, Sayım Çınar'a Konuştu
|
21.09.2008 17:49:49 -
Lüferi ona Kenan Evren sevdirdi
|
21.09.2008 12:10:58 -
Saba Tümer, Sayım Çınar'a Konuştu
|
16.09.2008 23:54:53 -
Balçiçek Pamir, Sayım Çınar'a Konuştu
|
15.09.2008 11:51:40 -
Sayım Çınar'ın, Balçiçek Pamir ile Röportajı
|
13.09.2008 01:40:23 -
Özel Röportaj - Pelin Batu
|
07.09.2008 01:06:48 -
Sayım Çınar'ın, Emre Aköz'le Röportajı
|
|
|
|
Haberi Değerlendirin
Bu haber için oy kullanan 28 ziyaretçimizin puan ortalaması: 2,82
|
|