Artık bir şeyler değişiyor...  
Anasayfa Künye Reklam Arama
Haberler Video Haber RH+ Röportaj Yazarlar
 
 

Çok Okunanlar
Devamını Oku Uykusuz Çizeri, LeMan Yazarından Arak Yaparsa!..
Devamını Oku Doğu Kadınlarındaki Duygusal Lezbiyenlik
Devamını Oku Destere'de küfür rekoru!
Devamını Oku Askeri helikopterle piknik!
Devamını Oku Aradaki '7 fark'ı göster bana Efes Pilsen

Son Yorumlananlar
Devamını Oku Doğu Kadınlarındaki Duygusal Lezbiyenlik
Devamını Oku Fethullah Gülen marka condom çıktı, ortalık fena karıştı !!!
Devamını Oku Hepsi Grubu Dağılıyor mu?
Devamını Oku 2B Yeniden Meclis'e Geliyor
Devamını Oku Önce arabayı yıkadı sonra kendini

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.



RSS / XML
RSS / XML
EkleBunu RSS Ekle Butonu


Anasayfa> Röportaj> Sayım Çınar'ın, Emre Aköz'le Röportajı
 Sayım Çınar'ın, Emre Aköz'le Röportajı

Sayım Çınar'ın, Emre Aköz'le Röportajı
Emre Aköz.




Emre Aköz: Modernleşmeden yanayım ama Kemalizm'e karşıyım

Emre Aköz'ü yıllardır tanıyorum. Yıllarca Sayım'ın Kitap Bavulu'ndan kitaplarını aldı. Bu söyleşinin benim için özel bir anlamı olduğunu söylemek zorundayım. Aköz, Ayşe Arman ve Hıncal Uluç'a birtakım önerilerde bulundu. Kendisiyle ilgili yazılan ağır yazılara; "Yine de, beni bizzat tanımış insanların bunu yapması önceleri garibime gitti. Ama artık önemsemiyorum" diyor...

Son günlerde yazdığı yazılarla dikkatleri fazlasıyla üzerine çeken Emre Aköz ile dergiciliği, gazeteciliği, çok önceden işaret ettiği ama büyük tepkilerle karşılaşmasına neden olan Ergenekon Davası'nı, hükümetin icraatlarını ve ülkede gereken istikrarın sağlanıp sağlanamadığını, medyanın durumunu ve medyanın kendisini nasıl geliştirebileceğini konuştuk. Sorularımıza hem çok içten hem de detaylı yanıtlar veren Emre Aköz önümüzdeki günlerde adından daha fazla söz ettireceğe benziyor.

Sayım Çınar

Türk medyasının durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce medya üzerine düşenleri gerçekleştirebiliyor mu?

Medya hep çalkantılı bir sektör oldu. Çünkü toplumdaki her türlü çıkar grubunun kapıştığı bir arenadır medya. "Medya" deyince TV, gazete, dergi, radyo ve internet sitelerini birlikte düşünmek gerekir. Bu yayın organlarını tek tek ele alırsanız bir sürü eksik, gedik bulabilirsiniz. Öte yandan medyada müthiş bir çokseslilik var bugün. Her türlü haber ve yorum yer alıyor. Ama dağınık şekilde… Yabancı bir gazeteci şöyle demişti: "Türk gazetelerinde her haber var. Ancak çok sayıda gazeteyi karşılaştırmalı okumaktan ve hangi haber doğru, hangisi yalan diye ayıklamaya çalışmaktan canımız çıkıyor."

-Medyaya yeni kan gerektiğini herkes kabul ediyor. Peki, sizce bu taze kan nasıl sağlanmalı?

Taze kanın birkaç biçimi var. Bir: Sermaye olarak… Çalık Holding'in Sabah Grubunu alması, Ciner Grubu'nun sektöre girmesi; bunların hepsi yeni kandır. Rekabet açısından olumludur.
İki: Yayın çizgisi olarak… "Taraf" gazetesinin çıkması, nasıl da etkili oldu, siyasi atmosferi nasıl da değiştirdi; görüyoruz işte.
Üç: Yeni mecra olarak… Onu da internet siteleri yapıyor.
Taze kan, "hop" diye şırınga edilemez ki. Yıllarca sürer. Son 10 yıla bakın, ne kadar değiştiğimizi, çeşitlendiğimizi rahatça görürsünüz.

-Geçenlerde Ayşe Arman, Cengiz Semercioğlu'nun programına konuk olmuştu. Sabah Gazetesi'ndeki köşe yazarlarını okuyan Ayşe Arman, sizin köşenizi okumadığını söyleme ihtiyacı hissetti. Bunu söyleyen Ayşe Arman' a bir cevabınız olacak mı?

Burada "cevaplık" değil "tedavilik" bir vaka var. Siz belki bilmezsiniz: Arman'ın bana karşı olan rahatsızlığı; yeni bir durum değil. Böyle olumsuz lafları 10, hatta 15 yıldır söylüyor. Sevmiyorsa, sevmesin; ne yapayım? Canı sağ olsun! Sektörde beni sevmeyen sadece o değil zaten, çok meslektaş var. Ama bunu her fırsatta dile getirmesi, rasyonel bir yargıdan çok, bana karşı bir "takıntısı", bir "sabit fikri" olduğunun işareti.

Fi tarihinde kendisine bir "yanlış" yapmış olsam dahi (ki ben hatırlamıyorum), bu sıkıntının yıllardır içini kemirmesi, bir türlü unutamaması, affedememesi; meselenin benden değil, ondan kaynaklandığını gösteriyor. "Tedavi" lafını da latife olsun diye söyledim; tedavi filan olmasın, bana kızmaya devam etsin!

-Sabah gazetesindeki değişimler sizi ne kadar etkiliyor?
Valla ben doğru bildiğimi yazıyorum. Yani böyle düşünüyorum; böyle yazıyorum. Okurlar arasında beğenen de var, beğenmeyen de… Yönetim açısından ise temel bir sıkıntım yok. Tabii küçüklü büyüklü bazı eleştiriler yapabilirim ama o ayrı bir konu.

-Son zamanlarda sizle ilgili yazılan ağır yazılara karşı neler söyleyebilirsiniz?

Ciddiye alacağım eleştiri yok denecek kadar az. Özellikle son iki yıldır demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, özgürleşme, sivil siyaset ve Avrupa Birliği merkezli yazılara ağırlık verdim. Bu bakış açısının sonucu olarak; darbe heveslilerini, 367 şaklabanlığını, cumhuriyet mitinglerini, otoriter zihniyeti, Kemalistleri, Anayasa Mahkemesi'nin bazı kararlarını ve elbette Ergenekon örgütlenmesini eleştirdim. Böyle yaptığım için bana hakaretler edeceklerini, belden aşağı vuracaklarını, çamur atacaklarını biliyordum. Çünkü yukarıda saydığım değerleri savunanlara öyle yapıyorlar. Tahmin ettiğim gibi de oldu. Yine de, beni bizzat tanımış insanların bunu yapması önceleri garibime gitti. Ama artık önemsemiyorum.

-Medyada değişmesi gereken aksaklıkların neler olduğunu düşünüyorsunuz?
Ortadoğu, Kafkaslar, İran ve elbette Rusya'yı takip edecek düzeyde Arapça, Rusça, Farsça filan bilen elemanlarımız yok denecek kadar az. Türkiye bu bölgede büyük oynayacaksa, medyası da büyük oynamalı. Hadi onları geçtik, Türkçemiz de kötü. Daha vahimi isim yapmış medyacılar, yanlışları, doğru diye dayatıyor, "büyüğümüzdür" diye kimse sesini çıkarmıyor. "Tabii" ile "tabi" farkını dahi öğretemedik arkadaşlara. Sabah, Hürriyet, Milliyet, Radikal gibi gazeteler, din konusunda fahiş hatalar yapıyor; mutlaka ilahiyat fakültesi mezunu editörler işe alınmalı.

-Sizin değiştiğinizi söylüyorlar, siz bu değişimle ilgili neler söyleyebilirsiniz?


Temel meselelere bakışım en az 15 yıldır değişmedi. Mesela: Eskiden de üniversitede türban serbestliğini savunuyordum, şimdi de savunuyorum. Bu arada, hemen her akşam, iş bittikten sonra, rakı, şarap, viski, Allah ne verdiyse içmeye de devam ediyorum. Bir dönem içki, restoranlar, seks filan üzerine yazıyordum. Sandılar ki bunları yazan bir kişi mutlaka Kemalist'tir. Hayır, modernleşmeden yanayım ama Kemalizm'e karşıyım. Laikliği savunuyorum ama "laikçi" değilim. Her dinden insanın özgürlüğünü savunuyorum ama dindar değilim. Zihinlerinde, beni yerleştirecekleri bir kategori olmadığı için "değişti" diyorlar. Bilgi dağarcıkları yetmiyorsa, kabahat benim mi?

-Türkiye'nin siyasi arenası hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce ihtiyaç duyduğumuz istikrar ortamı sağlanmış durumda mı?
Hayır, sağlanmadı, sağlanamaz da. Çünkü Türkiye'nin siyasi yapısı kriz üretiyor. Daha uzun süre bu tip siyasi krizler yaşayacağız.

-Ergenekon davasına çok önceleri dikkat çekmiştiniz. Sizce şu anda devam eden süreç ülkeyi nereye götürür?

Silahlı Kuvvetlerin tutumuna bağlı. Eğer "Eski mensuplarımıza arka çıkmalıyız" diyerek, Ergenekoncuları savunurlarsa, gerilim devam eder.

-Kaleminizin çok sivri olduğunu düşünüyor musunuz? Medya polemiklere çok müsait bir ortam. Bu kadar kaygan bir zeminde yürürken düşmemek için siz ne gibi yöntemler uyguluyorsunuz?

Ben sadece bilgileri bir araya getiriyor, ardından da yorum ve eleştiri yapıyorum. Ortaya çıkan durum birilerinin hoşuna gitmiyorsa, ben ne yapayım? Düşmemek için bir şey yaptığım yok. Düşersem, düşerim.

-Hıncal Uluç'la olan polemikleriniz sizi yormuyor mu?
Yok canım, niye yorsun? Eskiden yanında çalışmış olanlar, "Bize öğrettiklerinin tam tersini yapıyor" diyor. Hıncal şirazesinden çıktı. Ahlak, etik, mantık, akıl, saygı, bilgi… Bu ve benzeri değerlerin, ilkelerin içine ediyor. Başkalarını neyle suçluyorsa, hepsini kendisi yapıyor. Ayşe Arman tedavi olmasın ama Hıncal olsun.

-Sizce gazetecilik mi yoksa dergicilik mi daha heyecanlı? Siz hangi mecrada kendinizi daha iyi ifade edebildiğinizi düşünüyorsunuz?
Önce gazete. Çünkü yazı; kalıcı ve öğretici… Ayrıca hareketli ve çok daha fazla insana ulaşıyorsunuz. TV de iyi. Eğlenceli. Ama TV'de, bir olayın gelişimini, mantığını uzun uzun anlatmak seyirciyi sıkıyor. Kısa ve öz olmalı söyledikleriniz. Hap gibi. Tamam ama bir olayı hap haline getirmek mümkün değilse ne yapacağız?

-Genç kuşak okurlar, siyasetçiler, muhalifler sizi yakından takip ediyorlar. Yazılarınızda ilginç sosyolojik gözlemlere yer verdiğiniz gibi çok ciddi sosyopsikolojik değerlendirmeler var. Siz muhalif bir gazetecisiniz, değil mi?

Muhalif derken neyi anladığınıza bağlı. Mesela, AKP yüzde 47 oy aldı. Hükümet oldu.

Ama görüyoruz ki bunun hiç bir önemi yok. Parti kapatılmanın eşiğinden döndü. Ceza aldı.

Demek ki başka iktidarlar, başka muktedirler var bu ülkede. AKP'yi, hükümeti eleştirenler, biraz da o muktedirleri eleştirsinler de görelim. Tabii aynı kelimelerle, aynı üslupla!

Örneğin mizah dergileri, Başbakanı çizdikleri gibi, Genelkurmay Başkanını çizebiliyorlar mı? Hayır! Ben diyorum ki: Başbakanı da çizebilsinler, yerden yere vurabilsinler; Genelkurmay Başkanını da… Ama zaten bunu yapabildikleri gün, artık Genelkurmay Başkanı haddini bilir, yani sivil otoriteye uyum sağlar hale gelmiştir. (Dolayısıyla çizilmesine gerek kalmaz.)

-İnternette daha çok neleri takip ediyorsunuz? Ekşi Sözlük'e bakışınızda bir değişiklik oldu mu?

Haber ve yorum sitelerini takip etmeye çalışıyorum. Zaten "bütün gün internetteyim" diyebilirim. Giderek iyi ve etkili hale geliyorlar. Bilgi dağarcıklarını biraz yetersiz bulsam da, ideolojilerine katılmasam da; çok zeki, çok esprili editörler, yazarlar, yorumcular var internette. Yayın yönetmeni olsam, işe alacağım çok kişi var internette. 'Ekşi Sözlük'ün sorunu "süzgeçsiz" olması. Aptalı, cahili, yalancısı, provokatörü çok… Doğru ile yanlış iç içe geçmiş durumda.


07.09.2008 01:06:48 Medyatava
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Röportaj Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 19.11.2008 15:03:56 - Yavuz Semerci, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 16.11.2008 21:49:47 - Ahmet Hakan, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 08.11.2008 15:56:05 - Çalışlar: "Özal'a Kızanlardandım Ama Hata Etmişim"
Devamını Oku 03.11.2008 18:38:02 - Murat Müfettişoğlu ile Ömrün Ödülü Üzerine
Devamını Oku 03.11.2008 00:20:43 - Nazlı Ilıcak, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 01.11.2008 07:53:57 - "Yasak Kararına Güldüm"
Devamını Oku 29.10.2008 13:44:15 - 3 Troll Bu Röportajda Yan Yana Geldi!
Devamını Oku 28.10.2008 07:10:25 - Sözlük Trolleri Renkhaber'de!
Devamını Oku 26.10.2008 03:52:37 - Ayşe Arman'dan Özel Açıklamalar
Devamını Oku 19.10.2008 17:35:10 - Çetin Altan'la Cevdet Anday Neden Kavga Etti?
Devamını Oku 15.10.2008 12:26:57 - Fatih Altaylı'nın Bu Röportajı Konuşulacak!
Devamını Oku 12.10.2008 15:27:57 - Ece Temelkuran, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 05.10.2008 00:42:33 - Atilla Dorsay, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 28.09.2008 01:38:09 - Haşmet Babaoğlu, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 21.09.2008 17:49:49 - Lüferi ona Kenan Evren sevdirdi
Devamını Oku 21.09.2008 12:10:58 - Saba Tümer, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 16.09.2008 23:54:53 - Balçiçek Pamir, Sayım Çınar'a Konuştu
Devamını Oku 15.09.2008 11:51:40 - Sayım Çınar'ın, Balçiçek Pamir ile Röportajı
Devamını Oku 13.09.2008 01:40:23 - Özel Röportaj - Pelin Batu
Devamını Oku 07.09.2008 01:06:48 - Sayım Çınar'ın, Emre Aköz'le Röportajı
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 10 ziyaretçimizin puan ortalaması: 3,10
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
 
Bilgisayar kullanıcılarına müjde
Bilgisayar kullanıcılarına müjde Microsoft'un yeni uygulaması antivirüs programı üreticilerini zora sokacak...
YouTube rekora koşuyor!
MSN Video geliyor
0,48 saniyede derlendi.