|

Solmaz Kamuran
|
Düşünce suç olmaktan çıkmalı!
Jeffrey Eugenides'in 2003 Pulitzer Ödülü sahibi 'Middlesex' adlı romanını dilimize kazandıran yazar, denemeci ve çevirmen Solmaz Kamuran 'Devlet Çete Olmasın Dediğinizde...' adlı kitabıyla da hem geçmişi anımsatıyor, hem de önümüzdeki dönemlere dair çarpıcı tespitlerde bulunuyor. Solmaz Kamuran 'Devlet Çete Olmasın Dediğinizde...' adlı kitabını şöyle anlatıyor: "Kitaba konu olan eşimle (Çetin Altan) ilgili dava yaklaşık 10 yıl önce açılmıştı, bu tatsızlığa çok yakından tanık olan biri olarak belgelerini de aksatmadan topladım o dönemde. Bu süreçte kafamda pek çok soru işareti oluştu... Hukuka aykırı olduğu ısrarla yinelenen ceza yasası maddeleri neydi, ne zaman kabul edilmişlerdi ve neden onca şikâyete rağmen hala yürürlükteydiler? Başladım meclis zabıtlarını okumaya, araştırmaya. .. Sonunda bu araştırmayı konuyu merak edenlere bir belge olarak sunarak, kalıcı hale getirmeye karar verdim. Geri dönüp baktığımda şunu görüyorum; bu kitapta sözü geçen maddeler yürürlükten kaldırıldı ama bunların yerine gelen 301. madde fırtınalar koparmaya devam ediyor, o da eninde sonunda kaldırılacaktır ama asıl önemli olan bunun yerini de bir başkasının almaması. Sonuçta bu kitap, en hafifinden, bir yanlışlıklar silsilesinin hikâyesi. Bu mütevazı çalışma, hukuka uygun bir yaşam biçimimiz olduğunda da, umarım geçmişi merak edenlere bir ışık tutar." İşte Solmaz Kamuran kitabıyla ilgili sorularımıza yanıtlan...
'Devlet Çete Olmasın Dediğinizde' davasında Çetin Altan nasıl tepkiler verdi?
Gerçi yazı hayatı boyunca yüzlerce dava açılmış hakkında ama sayının fazlalığı insanın bunlara alışması anlamına gelmiyor. Kötü muamele gören biri nasıl dayak ve küf üre alışamazsa, yazdıklarından ötürü durmadan hâkim karşıma çıkarılan biri de bu durumu kanıksayıp aldırmazlık gösteremez. Bence duyduğu şaşkınlık ya da öfke değildi; bir kırılma, bir karamsarlıktı. Zaten bunları da yazılarına yansıttı, dava sürecinde konuyla ilgili yazdığı makalelerin tümü kitapta var. Yıllar önce TİP milletvekili olarak mecliste bulunduğu dönemde dokunulmazlığının kaldırılması sırasında yaptığı konuşmayla, 70 yaşında mahkemede yaptığı savunmanın aynı kitapta yer alması herhalde ona mutluluk vermedi.
Bir ömür mücadeleyle geçiyor, hiç kolay değil.
Çetin Altan defalarca yargılandı. Siz bunların kaçına tanık oldunuz?
Doğrusu saymadım ama on üç yıl boyunca herhalde en az altı - yedi dava olmuştur, eskiden, okuyucusu ve dostu olarak izlediğim davaların sayısıyla kıyaslanınca pek az, fakat yine de en azından bu mahkemeye gitme meselesinin bir türlü bitmemesi can sıkıcı.
Çetin Altan'ın dava süresince yazdığı yazılara nasıl tepkiler geldi?
O dönemde sürekli olarak hem basın, hem de okurları ona destek verdi, zaten dava sırasında Susurluk Çetesi işi ortaya çıktı, eski ve yeni bütün bu bitip tükenmez çete meseleleri gündemdeydi. "Oh olsun sana", diyenler de vardı herhalde Pek çok dile çevrilen 'Kiraze'nin ardından Solmaz Kamuran'ın Minta' kitabı da yabancı dillerde yayınlanacak. Yazarın son çalışması ise "Devlet 'Çete' olmasın..." Dediğinizde. ama o sesler bizim kulaklarımıza kadar gelmedi.
Ergenekon davasına nasıl bakıyorsunuz? Geçen yıllarda yaşanmış serüvenlerle ortaya çıkan şeyler birbirine benziyor mu?
Soğuk Savaş döneminde pek çok ülkede benzer bir örgütlenme zinciri olduğu yulardır yazılıyor. Soğuk Savaş bitti ama bundan nemalanmış ve bu çeşit bir nemalanmaya heveslenmiş kişiler kolay olan bu eski yöntemlerden vazgeçmek istemiyorlar. Demokrat olmanın topluma getireceği artılar perdeleniyor, bunun yerine insanlara kopkoyu bir milliyetçilik, utanç verici boyutlarda ırkçılık, ayrımcılık pompalanıyor ve toplum kamplaşıyor. Birbirine düşman bir halkın yaşadığı bir ülkeye dönüşüyor Türkiye, koşullanmış kişi ve kitlelere bir şey izah edilemiyor ve sonuçta işler karmaşıklaşıyor. Yine de ben kim ne derse desin böyle bir sürecin ülkede bir saydamlaşma sürecinin başlangıcı olacağına inanıyorum. Yargılanmalar sırasında kim bilir daha ne kadar şaşırtıcı olayla karşılaşacağız. Ciddi bir temizliğe ihtiyacımız var, toplum olarak kendi kendimizle yüzleşmemizin zamanı geldi de geçiyor bile. Amatör hukukçuluğu bir kitap yana bırakıp, önyargısız ve dikkatle izlemeliyiz bu süreci. Bu, tarihi bir dönüm noktası olabilir. Türkiye'de hayatını yazıyla eşdeğer bulan yazarlar var mı sizce?
Herhalde sadece Türkiye'de değil tüm dünyada böyle bir yaşam biçimini benimsemiş kişi sayısı fazla değildir. Hayatınızın en tepesine yazıyı koyduğunuzda o hayat da pek kolay bir hayat olmuyor, yazıya layık olmak ya da olmamak... Bu, saydamlıktan geçiyor.
Siyasi araştırma kitaplarının prim yaptığı günümüzde kitabınız güncelliğiyle öne çıkıyor. Kitabınızı daha çok kimler okuyacak?
Benim okuyucum bildiğiniz gibi roman okuru, bu kitap o kitlenin çoğu için sıkıcı olabilir, keşke olmasa, atlaya atlaya da olsa okumalarını isterdim. Çünkü bu kitap Türkiye'ye başka bir pencereden bakma arzusu yaratabilir. Koşullanmalardan sıyrılmamıza yardımcı olabilir. Kitap çok satacak veya çok satsın diye yayınlanmadı. Bir belge bırakmaktı amacım, hem Çetin Altan'ın davası, hem de pek çok yazarın, çizerin, sanatçının canını yakmış olan o hukuka aykırı yasa maddelerinin tarihçesi yazılı olarak kalsın istedim. Belki bir gün biri merak eder, okur ve "Vay be neler çekmişler!" der.
Yurtdışında tanınmak zaman alıyor Siz aynı zamanda iyi bir çevirmensiniz. Çevirmenlik serüvenininizi anlatır mısınız biraz?
Kendi kitaplarımı yazdıktan sonra bir-iki hafta dinlenirim, etkisinden kurtulmak için genellikle Köyceğiz'e gider, bahçeyle ilgilenirim. Sonra mutlaka bir kitap çeviririm, kendi seçtiğim kitapları çeviririm daima. Bu nedenle severek, bıkmadan yaparım bu işi. Hem yazıdan kopmuyorum hem de yazarak dinleniyorum çeviri yaparken. Kendi dilimi başka bir dille yarıştırmak hoşuma gidiyor. Şu ana kadar 13 kitap çevirdim, sonuncusu Jeffrey Eugenides'in Pulitzer ödüllü Middlesex romanı, hayranlıkla çevirdim. Herkese tavsiye ederim, Türkiye ile çok yakmdan ilgili bir roman, Türk okurun ıskalamaması gereken bir eser.
Çevirmenlik, edebiyattaki üslubunuzu ne şekilde etkiledi?
Üslubumu etkilemesi söz konusu değil sanırım. Çünkü ben çeviri yaparken bir başka yazarın üslubuna sadık kalmak durumundayım, onun kitabını bozmadan ama okurda Türkçe yazılmış hissi vererek çevirmeye özen gösteririm. Ama belki şu var, sanırım kendi üslubuma yakın yazarların eserlerini seçiyorum çevirmek için.
Yurtdışında yayımlanan 'Kiraze' çok satıyormuş. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Evet, şimdi 'Minta' da devrede. 'Kiraze', Yunanistan, Macaristan, Sırbistan, Portekiz, İspanya ve İtalya'da yayınlandı. İsveç'te Kürtçesi çıktı, Polonya'da önümüzdeki ay yayınlanacak. Oldukça yüksek sayılarda baskılar yapıldı, sürekli olarak da yeniden basılıyor, oralarda bayağı bir okurum var, imza günlerine gidiyorum. Yurtdışında tanınmak çok uzun bir zaman alıyor, çok sabırlı olmak gerekiyor, kitabı bir editöre okutabilmek çok ama çok zor bir iş. Benim yurtdışı bağlantılarımı İzzet Pinto yürütüyor, kendisi çok başarılı ve çalışkan. O olmasa doğrusu ben beceremezdim bu işleri. Kitabı yaz sonra da peşinde koş, olacak iş değil. Arada telefon ediyor şurası istiyor, diyor, seviniyorum. Bunun dışında her gün oturup acaba kitaplarımı hangi ülkeler basar, diye düşünmüyorum. Benim aklım yazdıklarımda ve yazacaklarımda.
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|
Röportaj Bölümünden Son Yazılar
|
19.11.2008 15:03:56 -
Yavuz Semerci, Sayım Çınar'a Konuştu
|
16.11.2008 21:49:47 -
Ahmet Hakan, Sayım Çınar'a Konuştu
|
08.11.2008 15:56:05 -
Çalışlar: "Özal'a Kızanlardandım Ama Hata Etmişim"
|
03.11.2008 18:38:02 -
Murat Müfettişoğlu ile Ömrün Ödülü Üzerine
|
03.11.2008 00:20:43 -
Nazlı Ilıcak, Sayım Çınar'a Konuştu
|
01.11.2008 07:53:57 -
"Yasak Kararına Güldüm"
|
29.10.2008 13:44:15 -
3 Troll Bu Röportajda Yan Yana Geldi!
|
28.10.2008 07:10:25 -
Sözlük Trolleri Renkhaber'de!
|
26.10.2008 03:52:37 -
Ayşe Arman'dan Özel Açıklamalar
|
19.10.2008 17:35:10 -
Çetin Altan'la Cevdet Anday Neden Kavga Etti?
|
15.10.2008 12:26:57 -
Fatih Altaylı'nın Bu Röportajı Konuşulacak!
|
12.10.2008 15:27:57 -
Ece Temelkuran, Sayım Çınar'a Konuştu
|
05.10.2008 00:42:33 -
Atilla Dorsay, Sayım Çınar'a Konuştu
|
28.09.2008 01:38:09 -
Haşmet Babaoğlu, Sayım Çınar'a Konuştu
|
21.09.2008 17:49:49 -
Lüferi ona Kenan Evren sevdirdi
|
21.09.2008 12:10:58 -
Saba Tümer, Sayım Çınar'a Konuştu
|
16.09.2008 23:54:53 -
Balçiçek Pamir, Sayım Çınar'a Konuştu
|
15.09.2008 11:51:40 -
Sayım Çınar'ın, Balçiçek Pamir ile Röportajı
|
13.09.2008 01:40:23 -
Özel Röportaj - Pelin Batu
|
07.09.2008 01:06:48 -
Sayım Çınar'ın, Emre Aköz'le Röportajı
|
|