|

Sayım Çınar bu hafta Tuna Kiremitçi ile konuştu
|
"Yazmak benim için hafızanın çöllerinde safariye çıkmak gibi"
Türk Edebiyatı'nda son dönemde pek çok yazarın yakalayamadığı bir popülerlik yakalamayı başarmış olan Tuna Kiremitçi ile romancılığı, müzisyenliği ve köşe yazarlığı üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Tuna Kiremitçi sorularımıza üslubunu kurarken kimleri taklit ettiğini açık yüreklilikle söyleyecek kadar cesur, her erkek gibi kendisinin de hataları bulunduğunu kabul edecek kadar dürüst cevaplar verdi. Kendisine yöneltilen kötü eleştirileri umursamadığının üzerinde dururken, edebiyat dünyasında sağlam konumları bulunan isimler tarafından yapılmış olumlu eleştirilere dikkat çekti. Sadece aşk üzerine yazdığının sanılmasından rahatsız olduğunu anlatan Kiremitçi, sinemadan siyasete kadar geniş bir ilgi alanında yazdığını söyleyerek bu eleştirilere de cevap verdi. Son olarak yeni yazdığı kitabın konusunu ve ne zaman çıkacağını açıklayan Kiremitçi, kitabı için "ironik" nitelemesi yaptı.
SÖYLEŞİ: Sayım ÇINAR
sayimc@superonline.com
Tuna Kiremitçi her zaman eleştirilen bir yazar oldu. Sizinle ilgili medyada sürekli eleştirel yazılar çıkıyor. Eleştirileri başkalarına yapmak kolay, kendimize yapılması zor değil mi?
Edebiyatta geldiğim yerin eleştirilere yol açması normal. Eminim bu noktayı hak etmediğimi, aslında benden çok daha iyi yazarlar olduğunu, abartıldığımı falan düşünenler vardır. Bunların hepsine eyvallah. Ama kitaplarım çok okunuyor diye özür dilemem de herhalde saçma olur. Kaldı ki edebiyat eleştirmenleri genellikle iyi davranmıştır bana. Mesela Doğan Hızlan'ın, Semih Gümüş'ün ya da Ömer Türkeş'in hakkımda yazdıklarına bakın, hiç fena değildir. Tabii bir ara popüler kültürün içinde çok fazla görünmüş olmamı eleştirenler de var. Mesela Asu Maro'nun hakkımda Milliyet'e yazdığı yazı. Sert bir eleştiriydi ama bence önemliydi.
Duygu yüklü yazar olmak, bu şekilde bir imaj yaratmak tehlikeli değil mi? Aşk konusunda sürekli yazmak sizi yormuyor mu?
Sürekli aşk yazdığımı kim söyledi? Girin bizim gazetenin arşivine bakın. Bir sosyal demokrat olarak siyaset üstüne, bir baba olarak çocuklar üstüne, "loser" bir müzisyen olarak rock üzerine, televizyon ve sinema üzerine yazmış olduğum onlarca yazı var. Bunları kasten görmezden gelenler varsa bu onların sorunu, bir şey diyemem.
Siz daha çok romanlarınızdan tanınan bir yazardınız. Ne oldu da bu kadar magazin figürü oldunuz? Edebiyatçılarla aranız nasıl şu anda?
Her erkek gibi benim de hatalarım, dalgalanıp durulmalarım oldu. Sonra yaralarımı sardım, özeleştirimi yaptım ve hayat devam ediyor.
Hem romancısınız, hem köşe yazarı hem de şarkıcı. İnsanlar neden sizi çok yönlü görmek istemiyor? Şarkı söylemek mi daha kolay yoksa yazmak mı?
O kadar da çok yönlü değilim zaten. Müzik benim için süper bir hobi. Yıllar sonra yeniden sahneye çıktım ve zor bir dönemde çok iyi geldi. Yoksa müzikal yeteneklerim konusunda hiçbir zaman hayale kapılmış değilim.
Gazetede köşe yazarı olmak size ne kattı? Günlük yazılar yazmakla, roman yazmak arasında ne gibi farklar var? Vatan gazetesindeki köşenize nasıl tepkiler geliyor?
"İkiye Ayrılan Ülke" başlıklı yazımdan sonra Yaşar Kemal aradı. "Ben romancıların köşe yazarı olmasına taraftar değilim ama eğer böyle yazacaksan her gün üç tane yaz" dedi. Bunu duymak önemliydi mesela. Gazete yazarlığını zamanla öğrendim. Bir yıldır da kendi üslubumu yakalamışım gibi geliyor.
Tuna Kiremitçi Türk Medyasında kendisini nasıl konumlandırıyor?
Kimsenin adamı olmadan, doğru bildiğini yazan biriyim. Bu yüzden sağduyulu yazmaya çalışırım. Art niyetli değilimdir. Belden aşağı vurmam, iftira atmam, hedef göstermem. Bana bunu yapmaya çalışanlara da gerekli cevabı veririm.
Yeni romanınız ne alemde? Bu kitabınızda aşk acılarına yer veriyor musunuz?
Bachmann'ın dediği gibi, faşizm iki insan arasındaki ilişkide başlıyor. Bence demokrasi de iki insan arasındaki ilişkide başlıyor. Haliyle, yeni romanda da aşk ve insan ilişkileri var. Ama bu seferki daha çok biz erkeklerin şaşkınlıkları üzerine, ironik bir roman…
Geçmişini nasıl hatırlıyorsunuz? Romanlarınızı nasıl yazıyorsunuz?
Yazmaya başladığım zaman geçmiş aydınlanıyor. Yoksa hafızam her zaman güçlü değildir. Yazmayı bu yüzden seviyorum. Yazmak benim için hafızanın çöllerinde safariye çıkmak gibi.
Kendi kuşağınızın dilini mi kullanıyorsunuz? Reklam yazarlığı, edebiyatınızdaki üslubunuzu ne şekilde etkiledi?
Sokakta konuşulan dil çok daha heyecan verici. Bu yüzden bol bol dinliyorum. Yalnızca benim kuşağımın dilini değil, yaşlıları, gençleri, çocukları da dinliyorum. Başlarından geçenleri nasıl anlatıyorlar? Nasıl espri yapıyorlar? Nasıl dertleşiyorlar? Yazarken de akıllı bir arkadaşımla konuşur gibi yazıyorum. Üslubumu Salinger ve Vüs'at O. Bener gibi yazarları taklit ede ede kurdum. Reklâmcılığın bir etkisi yok. Ajansta çalışmanın tek faydası, oğlumun annesiyle tanışmam oldu.
Sizin için bir kitabın çok satanlarda yer alması çok mu önemli? Hangi yazarları okuyorsunuz?
Valla, kendi okumaktan hoşlanacağım kitapları yazıyorum. Bunun dışında bir kaygım yok. Mizah duygusu olan yazarları daha çok severim. Eskiden Nabokov ve Flaubert'i çok severdim mesela. Bugünlerde daha çok modern İngiliz romanları hoşuma gidiyor. Julian Barnes mesela… İnanılmaz ince yazıyor. Romanda ince olmak çok önemli…
Son zamanlarda çok hızlı şeyler oluyor. Bir taraftan kaybediyorsunuz, diğer taraftan kazanıyorsunuz. Meşhur olmadığınız zamanları özlüyor musunuz?
Annemle babamı kaybettikten sonra sıkıntılı bir dönemim oldu. Bu arada bazı hatalar yaptım ve bunlar beni kavuruyor. Ama şimdi iyiyim. Bol bol çalışıyorum, oğlumla ve sevgilimle zaman geçiriyorum, hiç etmediğim kadar yolculuk ediyorum. Böyle sakin sakin geçiyor hayat.
Murathan Mungan'ın Yaz Geçer adlı şiir kitabı sizi çok etkiledi mi? Siz de bütün aşklarınızı temize çeker misiniz?
Yalnızca buna değeceğini düşündüklerimi.
Yeni kitabınızın adını çok merak ediyorum. A.Ş.K neyin kısaltması?, Git kendini çok sevdirmeden, Bu İşte bir Yalnızlık var kadar orijinal bir kitap ismi bulabilecek misiniz?
Yeni roman Şubat ayında yayımlanacak. Adı henüz belli değil.
|
31.08.2008 11:51:29
|
Medyatava
|
|
|
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|
Röportaj Bölümünden Son Yazılar
|
19.11.2008 15:03:56 -
Yavuz Semerci, Sayım Çınar'a Konuştu
|
16.11.2008 21:49:47 -
Ahmet Hakan, Sayım Çınar'a Konuştu
|
08.11.2008 15:56:05 -
Çalışlar: "Özal'a Kızanlardandım Ama Hata Etmişim"
|
03.11.2008 18:38:02 -
Murat Müfettişoğlu ile Ömrün Ödülü Üzerine
|
03.11.2008 00:20:43 -
Nazlı Ilıcak, Sayım Çınar'a Konuştu
|
01.11.2008 07:53:57 -
"Yasak Kararına Güldüm"
|
29.10.2008 13:44:15 -
3 Troll Bu Röportajda Yan Yana Geldi!
|
28.10.2008 07:10:25 -
Sözlük Trolleri Renkhaber'de!
|
26.10.2008 03:52:37 -
Ayşe Arman'dan Özel Açıklamalar
|
19.10.2008 17:35:10 -
Çetin Altan'la Cevdet Anday Neden Kavga Etti?
|
15.10.2008 12:26:57 -
Fatih Altaylı'nın Bu Röportajı Konuşulacak!
|
12.10.2008 15:27:57 -
Ece Temelkuran, Sayım Çınar'a Konuştu
|
05.10.2008 00:42:33 -
Atilla Dorsay, Sayım Çınar'a Konuştu
|
28.09.2008 01:38:09 -
Haşmet Babaoğlu, Sayım Çınar'a Konuştu
|
21.09.2008 17:49:49 -
Lüferi ona Kenan Evren sevdirdi
|
21.09.2008 12:10:58 -
Saba Tümer, Sayım Çınar'a Konuştu
|
16.09.2008 23:54:53 -
Balçiçek Pamir, Sayım Çınar'a Konuştu
|
15.09.2008 11:51:40 -
Sayım Çınar'ın, Balçiçek Pamir ile Röportajı
|
13.09.2008 01:40:23 -
Özel Röportaj - Pelin Batu
|
07.09.2008 01:06:48 -
Sayım Çınar'ın, Emre Aköz'le Röportajı
|
|