'Tasdiknamemi aldım ve sonra karikatürist
oldum'
Bu sözler LeMan'ın ve
L-Manyak'ın parlayan yıldızı Yasin Yirmibeşoğlu'na ait. Başlarda sessiz sedasız
ilerleyen Yirmibeşoğlu, kısa bir süre sonra bütün dikkatleri üzerine çekmeyi
başardı. Çizgi gücü ve esprileri ile muazzam bir bütünlük yakalayan Yasin, genç
çizerler arasından yeteneğiyle sıyrılmasını bildi. Ve şu anda kendinden emin
adımlarla ilerlemeye devam ediyor. Yasin'le tasdiknamelik öğrenci hayatını,
çizerliğe giden yolları ve mevcut durumunu konuştuk. Eline tasdiknamesini alıp
mizah dergilerinin yolunu tutan bu haylaz öğrenci ve yetenekli karikatüristle
hoş bir sohbet gerçekleştirdik. Buyrun…
Ali Ersin Kelleci
- Yasin, kimsin, nesin, tanıyabilir miyiz seni
kısaca?
-
4 Haziran 1985'de İstanbul Üsküdar'da doğdum. Anadolu yakasında yaşadım.
Benden iki yaş küçük bir kardeşim var, o da karikatürcü olacaktı ama direkten
döndü. Ailemle aram ise fena değildir.

-
Çizerliğin aileden gelen bir durum mu?
-
Dayımdan çok etkilendiğimi söyleyebilirim. Ben çocukken dayım çizgi film
işiyle uğraşıyordu. O zamanlara dair hatırladığım anıların bir çoğunda dayımın
çizimlerini hayran hayran seyrettiğim kareler var. Onun dışında bir de büyük
kuzenimden etkilenmişimdir. Eskiden onların evinde video vardı ve sürekli Jaws
filmini izlerdi. Her defasında da gelip değişik açılardan köpek balığı çizmeyi
öğretirdi.
-
Ne zaman başladı sen de bu çizme mevzuu? Sen de okulda kağıt
köşelerine çizerek mi başladın bu işe?
-
Çıkış noktası köpek balıklarıydı ama, karikatürle tanışıp karikatürist
olmaya heves etmem orta okul dönemlerinde başladı. Orta sonda, lise 1'de falan
bütün defterlerim hocaların, arkadaşların karikatürleriyle doluydu.
-
Kafanda 'çizer' olma hayali var mıydı, yoksa sadece bir hobi olarak mı
görüyordun o zamanlar?
-
O zamanlar ben kesinlikle bu işe kafayı takmıştım. Yani aklımda
karikatürist olmak haricinde hiç bir gelecek hayali yoktu.
-
Okul hayatın nasıldı peki?
-
Okul hayatım pek iyi değildi. Liseye kadar rahat geldim sayılır ama
lisede pes ettim. İstisnasız her gün ilk iki ders uyurdum. Erken kalkmaya hiçbir
zaman alışamadım.Tembelliğin üstüne bir de okuldan kaçmalar, derse girmemeler
falan eklenince sınıfta kaldım.Tabii ikinci sene de değişen bir şey olmadı ve
tekrar sınıfta kalarak tasdiknamemi aldım. Sonradan pişman oldum tabii. Bu
olaydan birkaç sene sonra girdiğim akşam lisesinde bu hataları tekrarlamadım ve
nihayet geçen sene lise diplomasını aldım.
-
Tasdiknameyi aldın ve sonra ne yaptın? Bir amaçsızlık duygusu oluştu
mu içinde?
-
Garip bir boşluğa düştüm. Tasdiknameden akşam lisesine kadar olan süreç
kelimenin tam anlamıyla benim için bir amaçsızlık dönemiydi. Birden bire ortada
kaldım. Bütün arkadaşlarım okula devam ederken ben tek başıma geziniyordum sağda
solda. Saçımı uzattım, oldu olacak bir de sigaraya başlayayım dedim! Tabii
boşluk dememin asıl sebebi bunlar değil. Babam bir taraftan sürekli iş bulmamı
söylüyor, ben de iş arıyorum ayağına sabah dışarı çıkıp akşama kadar tek başıma
amaçsızca dolaşıyorum. Bu bahsettiğim dönemde bir sürü dergi açılıp kapandı,
hemen hepsine karikatürlerimi götürdüm. Bazılarında yayınlandı ama kısa süre
sonra çıkan dergilerin bir çoğu kapandı. Kazanca dair de bir şey elde edemedim
ve bu durum biraz ümidimi kırdı. O zamanlar en depresif olduğum an bile "Lan
nasıl olsa ben karikatürist olacağım" deyip kendimi motive edebiliyorken
yavaş yavaş çizmeyi de bıraktım ve hatta dergi almaya da epey bir süre ara
verdim.

-
LeMan'a gelmek istiyorum. PaF Takımı'na başlaman nasıl oldu?
-
Bahsettiğim süreç bittiğinde, yani iki sene önce falan oturup düşündüm ve
yapabileceğim tek şeyin karikatür olduğunu anladım. Ara vermiş olduğum dergi
almama sürecini bitirip ne kadar mizah dergisi varsa aldım.Tabii artık silkinmiş
olduğum için acele ediyordum. LeMan PaF'tan haberim olduğu andan itibaren
gitmeye karar verdim. Hemen oturdum 5-6 karikatür çizdim ve götürdüm. Ya ilk
gittiğim hafta ya da ondan sonraki hafta yayınlandı. O zamanlar mesela 5 espri
seçildi diyelim, her birini 6-7 saatte çiziyordum ve 1 haftaya zor sığıyordu.
-
İç sayfaya, yani profesyonelliğe terfi etmen nasıl oldu peki?
-
Çok ilginç oldu. Bir gün dergiyi bir açtım içeride köşem var. Haberim
olmadığı için şok oldum. O haftadan sonra her şey daha hızlı gelişti ve düzenli
olarak köşeyi çizmeye başladım.
-
Okul hayatı kötü, tasdiknameli bir öğrenciydin. Bu sebeplerden anne ve
babanın gözünde biraz 'olumsuz' bir izlenim bırakmışsındır haliyle. Ama artık
bir LeMan çizeri olduktan sonra neler oldu ailende? Tepkileri nasıldı sana
karşı?
-
Önceden, 'bundan adam olmaz' vari bir intiba uyandırıyordum tabii; ama
ciddi ciddi LeMan'a girdiğimi gördüklerinde onlar da gururlandılar.
-
LeMan'da kendi ismini taşıyan köşeyi çiziyorsun. Esprilerin ve çizimin
yeni nesil mizah okurlarının özellikle büyük beğenisini topluyor. Sana da
yansıyor mu bu tepkiler?
-
Güzel mailler geliyor. Geçen sene İstanbul'daki TÜYAP'a gitmiştim ve
orada da köşemi okuyup beğenenlerin olduğunu görmek güzeldi.

-
Biraz önce bahsettiğim yeni nesil mizah okurları artık çok seçici.
Yazar ve çizerleri özel olarak seçiyorlar. Gözlemlerime göre sen de 'genç
çizerler' arasında en beğenilenler içindesin. Onların bu tepkileri doğru yolda
ilerlediğini düşündürtüyor mu sana?
-
Ben kendimi o konuda pek değerlendiremiyorum, "Ne yapmalıyım, doğru
yolda mıyım acaba?" gibi. Ama en basit örneği vereyim: iyi tepkiler aldığımda,
daha bir heyecanla espri bulup çiziyorum.
-
İleriye dönük herhangi bir planın var mı hayatında? İleride şunu da
yapmak istiyorum dediğin.
-
Somut bir fikir yok ama illüstrasyon çizmeyi çok seviyorum. Evrensel
karikatürlere de ilgim var. İçerik ve çizgi olarak şu an çizdiğim tarzla ilgisi
olmayan işler de yaptım. Çizginin daha farklı çeşitleriyle ilgilenmeyi isterim.
-
Çizerlikten arta kalan zamanlar neler yapıyorsun?
-
Film izlemek ve bazen yabancı bir ülkeye gitmiş gibi bir duyguya kapılmak
için adalara gitmek haricinde sosyallik adına pek bir şey yaptığım yok.

-
Karikatürlerini topladığın bir albüm düşünüyor musun?
-
Evet, aslında 2 sene oldu ve bir albüm çıkarmak lazım artık. Bakalım, bir
şeyler yapılabilir.
-
Okurlara bir mesajın var mı?
-
Valla ne diyeyim ki?! 'Kucak dolusu sevgiler' demek de olmaz şimdi.
Okumaya ve gülmeye devam diyelim.
-
Röportaj için teşekkürler. Kolay gelsin sana.
-
Ben teşekkür ederim. Sana da.