| "AĞIR RÖPORTAJ: PEDER ZICKLER" |
|
| |

Peder Zickler
'Ekşi Sözlük Tırsak Taci'ye Döndü'
Sözlük denilince akla ilk gelen isimlerden birisi Peder Zickler'dir. Ekşi sözlük'te popüler olmaya başladığında herkes onun kısa zaman içinde kovulacağını düşünüyordu. Fakat o tüm sözlüğün altını üstüne getirdi ve çok kişiyi sinir etti. Halen de etmeye devam ediyor. Fakat son günlerde yaptığı politik mizah yüzünden çaylak edildi. Hatta bu yüzden Ekşi Sözlük'ü bırakmayı düşünüyor. İlk kez Renkhaber'e röportaj veren Peder Zickler'le uzun ama keyifli ve başka hiçbir yerde bulamayacağınız bir röportaj yaptık.
Ali Ersin Kelleci
"Herkes gibi ben de dikkat çekmeyi istiyorum"
İnternette, sözlükler aleminde adeta bir fenomen oldunuz. Bu popülerliğiniz ne zaman başladı?
2006'nın Mayıs ayının sonlarına doğru olması lazım. Sıcak günlerdi. Dışarıda, vapurda, otobüste filan etraftan malzeme topluyordum.
O dönemler girdiğiniz entrylerde emekli apartman yöneticisi siniri vardı. Gerçekten de böyle birisi misiniz?
Gerçekten böyle birisi olup olmadığımı aptala yol tarifi verir gibi anlatmama gerek yok sanırım. Fakat örneğin vapurda yanda sigara içen saygısız tipi eğer vapurda yanda sigara içen insan olarak anlatmış olsam tepki toplamazdı. Bu kralın çağırdığı iki falcıya benziyor. Birisi tüm veletlerin ölecek babüş diyor, kral onu öldürtüyor. Diğeri de çocuklarınız sizin ölüm acınızı asla yaşayamayacak kadar mutlu yaşayacaklar diyor. Onu da öldürtüyor. Bir şeyin etki göstermesi ne anlattığınıza değil, onu nasıl anlattığınıza bağlıdır. Benim anlattığım çoğu şeyi bir çok kez başkaları söylemiştir ama ben farklı söyledim.
Yani bir nevi ilgi çekmek istediniz ve böyle sinir bozucu bir tarz yarattınız.
İlgi çekmek kötü bir şey midir sizce? "Bu salak ilgi çekiyor ve ben bunun farkındayım heheheyt" diyen adam çok büyük bir farkındalık mı yakalamıştır? Bunu söyleyen geri zekalı asla ilgi çekmemek için uğraşan, bir bodrumda kendini toprağa gömmüş, yapay ışıkla fotosentez yapan birisi midir? Eğer bir toplum içinde yaşıyorsanız, ortada aidiyet varsa, hatta yoksa bile, yani kendinizi tecrit eden, şeytanın avukatlığını yapan çıkıntı bir tipseniz bile görünmek istiyorsunuzdur. İşte ben bu şeytanın avukatıysam, bana ilgi çekmek istiyor salak diyenler ise ait oldukları toplumda bir birey olmak isteyen -ki buna ilgi çekmek deniyor, ilgi ya da dikkat çekmeden bir birey olamazsınız. En basitinden size selam veren x kişisinin dikkatini çekmiş olmalısınız ki size selam versin- kişilerdir.
Peki neden sizden bu kadar çok nefret eden kişi çıktı?
Nefret ettiklerini kim söyledi. Çoğu aşıktır bana. Buna gizli aşk deniyor. Ben de onları seviyorum.
"Sözlükçüler muhafazakardır. Onların kutsallarıyla dalga geçtim"
Gerçekten sizi sevmeyenler yok mu?
Onlar beni sevmediklerini sanıyorlar. Neden tepki gösterdiklerine geleyim, sizin sormak istediğiniz bu sanırım. Ben kutsala saldırdım. Tabulara saldırdım. Pink Floyd da bir kutsaldır, ya da başkası için sigara, ya da muhtar çakmağı tabudur. Ben içinde bulunduğum oluşumun muhafazakarlığı üzerine gittim. Muhafazakarlık sizce nedir? Muhafazakarlık deyince aklınıza sadece AKP geliyorsa siz iflah olmazsınız. Ekşi sözlük yazarları kendilerini Nikon objektifi kadar tarafsız sanmalarına rağmen kendi içlerinde totemleştirircesine muhafaza ettikleri değerler vardır. Pink Floyd, sigara, sol gazeteler, sol simalar vs. vs. Yani kısmen taşralı solcu değerleri hakimdir. Daha doğrusu hakimdi. Ben bunlar üzerinden bir anarşi yarattım. Bir anda biz objektifiz diyenler, kendi kutsallarına dokunulunca kudurmaya başladı. Ama siz başkasının kutsalı olan Allah'la dalga geçerken, bir başkasının kutsalı olan arabeskle dalga geçiyordunuz. Ben güzel bir aynalık yaptım aslında.
O zamanlar nasıl tepkiler geliyordu size?
Beğenen de vardı beğenmeyen de. Ama özel mesaj atanların çoğunluğundan beğeni içerikli mesajlar alıyordum.
Sonra bir duruldunuz ve tarzınızda bir değişiklik yaşandı. Eski tarzınız artık prim yapmamaya mı başladı da değiştiniz?
Evet o tarzımla baktım ki yeteri kadar hatun düşüremiyorum. Artık insanlar bana "Peder çok banalsın seninle sevişmek istesem bile vajinismus oluyorum, olmuyor" demeye başladılar ben de dedim ki bir şeyleri değiştirmenin vakti geldi oh bebek. Daha entel kuntel şeyler yazayım dedim.
Biraz ciddiyet takınsanız…
Ha pardon o zaman. Ciddi konuşayım. TRT1'den aradılar, tarzımdan memnun değillermiş. Ben de değiştirdim. Bu nasıl? Hem Erdoğan da gelişerek değişti, ben değişemem mi? İki sene insan hayatı içinde yeterli bir zaman. İlk doğmuş olan Peder Zickler miadını doldurdu. Mizahın sol kullanım tarihi alışma süresidir. Her mizahçı eğer yenilenmeyi bilmezse "Yaa eskiden komikti de şimdi boka sardı be hacı" tepkisiyle karşılaşır. Selçuk Erdem artık eskisi gibi komik değil muhabbetindeki Selçuk Erdem eskisinden pek fazla da değişmedi ama insanlar ona alıştı. O da eskisini değiştirmeyi tercih etmedi. Emekli albay Peder Zickler artık alışılmış bir figürdü ve ona yenilik kattım. Ayrıca çıkıntılık, ya da şeytanın avukatlığı temeli değişmiş değil. Halen rahatsız ediyorum. Sadece malzemelerim ve üst üslubum değişti. Alt üslubum aynı, aynı kalacak.
Kadınlar üslubunuzu beğeniyor mu?
Beğenmez olur mu? Kadınlar aykırı adamları çekici bulurlar. Abartı bir aykırılık ve umursamazlık da bir güç sembolüdür. Zaten mesaj filan da atarak bunu belirtiyorlar. Doğrudan çekicisin demezler tabii ama konuşmak için ilk adımı kadının atması bunun ifadesidir. Bakın konuşmak için diyorum yoksa sanal olmayan iletişimde ilk adımı her zaman kadın atar. Erkek sadece ilk adımı atan kadına yaklaşır ve merhaba der. Sonra ilk adımı attığını sanır.
"Yakışıklı değil ama çekiciyim"
Kadınları seviyor musunuz?
Bukalemunları mı sevmem gerekiyor?

Yani bunu şu yüzden soracaktım aslında önceki kadınlarla ilgili yorumunuzu yazmamış olmasaydınız. Genellikle internete bu kadar çok vakit ayıran, internette popüler olmak için yırtınan kişiler abazan olurlar, internette de kadın bulmak için popüler olmaya çalışırlar. Tıpkı yonja sayfalarını garipçe süsleyen varoş delikanlıları gibi.
İnternete çok vakit ayırdığımı size kim söyledi bilmiyorum. Öncelikle çok vakit ayırmak zorunda olduğum bir işim, sonrasında tiyatro çalışmalarım, bir de şu anda telaffuz etmek istemediğim bir projem de var ve internete olabildiğince az ama efektif bir şekilde değerlendirebileceğim miktarda zaman ayırıyorum. Fakat buna rağmen MSN'im de günün büyük bir kısmında açıktır.
O zaman kadınların dilini anladığınızı iddia edebilir misiniz?
Bu terime ifrit olurum. Kadınların dili ne demek? Hep bir entel abi çıkar ya da onun hakkında yorum yapılır "Kadınların dilinden gerçekten de anlıyordu" diye. Bunu diyenleri ben kendi dilimle yalamak istiyorum. Kadınları tanırsınız, onlara bir vajina olarak yaklaşmamayı öğrenirsiniz, tek özelliklerinin doğurganlık olmadığını fark edersiniz, ilk insandan beri gelişen beyinsel evrimlerinin farkında olarak iletişim farklılıklarını çözersiniz… Kadın eksperi olmazsınız, kadınlara kendilerini iyi hissettiren, kimi zaman iyi sevişen, bir kadının nefretle değil güzel anılarla anacağı bir erkek olursunuz. Kadınların dili diye de bir şey yoktur, bunu bildiğini iddia eden adam da eliyle otuz dört farklı pozisyona girebiliyordur.

Yakışıklı mısınız, tipinizle de etkileyebilir misiniz kadınları?
Yakışıklı sayılmam ama çekiciyim. Bakın sempatiğim demiyorum çekiciyim. Çekicilik unsurlarını da biliyorsunuz az çok. En başta kendine güven geliyor.
Şu anda sevgiliniz var mı?
Şu anda hem sevişiyorum hem de sizinle röportaj yapıyorum biliyor musunuz?
Özel hayatınızla ilgili sorular biraz antipati uyandırıyor siz de sanırım. O zaman size ne iş yaptığınızı da sormayacağım ama hangi alanda olduğunu merak ediyorum.
Yazmak ve oynamak üzerine.
Ne yazıyorsunuz?
Önceleri vergi iade formu dolduruyordum, şimdi o kalktı, dilekçe yazıyorum heheh. Yazı yazıyorum. Çok önemli detaylar değil bunlar. Yoksa Peder Zickler değil, adımı verirdim. O günler de gelecek.
"BİM hikayem çalıntı diyen şerefsizdir"
Sözlükte yazdıklarınızla ilgili hiç tehdit ya da suç duyurusuyla karşılaştınız mı?
Bir kere birisi Pink Floyd'la ilgili yazdıklarımla ilgili beni tehdit etmişti. Hatta eskiler bilir frackman reloaded idi kendisi. Bir floydian. Kolpa bir tehdit imiş zaten. Onun dışında niye tehdit etsin abi bir adam beni. Suç duyurusu ise nedenini halen bilmediğim ekşi sözlükle ilintili bir olaydan geldi, birkaç gün emniyette onunla uğraşmak zorunda kaldım.

Bir ara Ahmet Çakar sizi okuduğunuzu söylemişti. Kendisiyle tanışıyor musunuz?
Evet ondan sonra gidip tanıştım kendisiyle. Daha doğrusu bir iş için gittim. Kendisi bu işe kesinlikle hayır diyordu telefonda. Sonra tam kapatacaktı ben "Hocam, bu arada ben şu ekşi sözlükteki Peder Zicklerim" dedim. Ahmet Hoca birden bağırdı "Vaaaay sen misin o. Çabuk atla gel o zaman" dedi. Gittim tanıştım. Kazım Kanat, Ersin Düzen'le de tanıştırdı beni. Çok hoş sohbet bir insan.
Bunun gibi tanıdığınız, görüştüğünüz ünlüler var mı?
Var. İsim telaffuz etmeye gerek yok.
Sokakta sizi tanıyan çıkıyor mu?
Nasıl çıksın ki? "Aaa siz de bimde eski sevgiliyle karşılaşmayı yazan insan tipi var" mı diyecekler. Yalnız bir keresinde şöyle bir şeyle karşılaşmıştım çok komiğime gitmişti. Bursa'ya gidiyordum feribotla. Yanımda dört beş ergen oturuyordu, iğrenç sesleriyle muhabbet ediyorlardı. Ben de onları dinliyorum. Sonra birisi ekşi sözlük'ten muhabbet açtı. Konuşuyorlar filan. Çocuklardan birisi "Ya Peder Zickler diye bir yazar var çok komik şeyler yazıyor kopuyorum gülmekten" dedi, benim bimde eski sevgiliyle karşılaşmak hikayemden özet geçti Levent Kırca gibi. Diğer birisi daha biliyormuş o güldü ama diğerleri "Şimdi anlatınca komik olmadı" gerekçesinden gülmediler. Okusalar gülecekler salaklar, bok var gülmüyorlar.
Bu hikayenizin Umut Sarıkaya'dan çalıntı olduğu iddia edildi. Buna ne diyeceksiniz?
Bir tek Umut Sarıkaya mı? Aynı zamanda Metin Üstündağ'dan da çalmışım. Bir iddiaya göre Dostoyevski'nin yayımlanmamış bir kitabında da varmış bu hikaye. Ya böyle bir şerefsizlik olabilir mi? Bu ülkede mizah yapan birkaç kişi mi var sadece? Siz ve ben Türkçe konuşuyoruz diye birimizden birimiz bu dili birbirimizden çalmış mı oluyoruz? Üslup benzerliği olamaz mı? Umut Sarıkaya loser erkek üslubunu başlatmış olabilir fakat bu üsluba benzer bir yazım tarzıyla yazmak illa ki intihal yapmış olmayı mı gerektiriyor. Bu çok aşağılıkça bir iftira. Hikaye forward maillerle yüz binlerce kişiye ulaştı. Binlerce forumda eklendi çok komikkk diye, isim belirtilmeden. Hatta Nihat'la Sivrisinek programında Nihat Sırdar da kaynak belirtmeden okudu. Ben hiçbiriyle uğraşmadım çünkü anonim bir eser kazandırmak da hoş bir şeydir. Fakat çıkmış bir şerefsiz yok umut Sarıkaya yazdı, ben de okudum diyor. Bir diğeri Metin Üstündağ yazmıştı diyor. Umut Sarıkaya gerçekten de Bim'de geçen ve aynen benim hikayemdeki kişileri gören adamlı bir hikaye yazmış ama yaklaşık bir seneden fazla bir süre sonra. Yani hikayeyi o da okumuş ve böyle bir hoşluk yaratmış. Eğer bu hikayenin çalıntı olduğunu ispatlayabilecek birisi varsa çıksın ispatlasın. Aksi takdirde ben onların annelerine ve bacılarına küfür ediyorum. Hem de çok erotik küfürler. Bana hırsız diyeni daha da kötü de yapabilirim üstelik.
"Guru'yu tanırım, iyi çocuktur"
Sözlükte beğendiğiniz yazarlar var mı?
Birkaç tane var. Konor'un yazdıklarını komik bulurum mesela.

SSG sizin hakkınızda entry girdikten sonra hakkınızdaki yorumlar bir anda değişmişti. Onunla aranız nasıl?
Pek fazla bir muhabbetim yoktur. Sorunum olunca onu rahatsız ederim. Sabırlı ve iyi niyetli olduğuna inandığım bir insan.
Diğer moderatörlerle aranız nasıl? Bazıları kayırıldığınızı düşünüyor. Mesela Guru'yla aranız nasıl, gerçi onunla bayağı uzun tartışmalarınız da vardı?

Diğer moderatörlerden Gerrian iyiydi, ayrılana kadar. Kimi Raikkonen de iyidir. Diğerlerini pek bilmem zaten onlar da cevap yazmazlar, soru sorarsın, geçiştirirler, oflama puflama seslerini duyarsın. Bazısının yorum yapma yeteneği kötüdür o yüzden silinmemesi gereken entryleri silerler. Bence gammazlık puanından ziyade kişinin entryleri okunmalı ve yorumlama yeteneğine göre moderatörlük verilmelidir. Guru'ya gelince. Kendisi beni çekemiyor diyeceğim ama kızacak. Guru'yu tanırım, severim, iyi çocuktur hahah. Cidden severim, iyi niyetli ve iyi bir insandır. Hatta bir konuda bana yardımcı da olmuştu. Üstelik California'ya gidersem beni gezdirecek. Ben de ona İstanbul'a gelince Topkapı Sarayı'nı, Ayasofya'yı gezdireceğim.
Avasas'la da ciddi bir polemiğin olmuştu. Hatta onun yüzünden çaylak olmuştun. Ondan nefret ediyor musun?
Hayır. Oradaki rolüm ona o şekilde cevap vermekti diyelim. Avasas işini yapıyor diyerek de bitireyim.
Sözlükte bazen ülkücülerle, bazen solcularla, bazen İslamcılarla, kimi zaman Atatürkçülerle, neredeyse herkesle acımasızca dalga geçiyorsunuz? Bu grupların kapsama alanı oldukça geniş ve dallanıp budaklanıyor aşağıya doğru. Hiç endişe etmiyor musunuz başınıza bir şey gelebilir diye?
Gelecekse gelsin. Ne olabilir? Radikal bir İslamcı vay puşt diye gelip öldürebilir. Algı zayıflığı çeken bir Atatürkçü beni dava edebilir. Salak bir solcu örgütüyle gelip beni sakat bırakabilir. Her türlü pişman olmam. Ayrıca beni öldürmek kolay değildir. Müfrezeyi toplamalısınız. Top, tüfek, ağır sanayi hamlenizle filan.
Mesela son çaylaklığınızı konuşalım. Öncelikle kaç kez çaylak oldunuz?
Bayağı oldu sanırım. Hatırlamıyorum. Göte girebilirden dört kez filan, ya da beş tam hatırlamıyorum. Diğer sebeplerden de birkaç kere oldum.
"Atatürkçülük ve İslamcılık özünde aynıdır"
Son çaylak olma sebebiniz Atatürk'le ilgili bir konuydu sanırım.
Hayır Atatürk'le ilgili değil, Atatürkçülükle ilgili bir konuydu. Okuyan kişi okuduğunu anlamamış, bir de üstüne yorum yapma kabiliyetsizliğini konuşturmuş.
Bu çaylaklığa sinirlendiniz mi?
Evet sinirlendim. Çünkü Nazmiye Demirel'in sözlüğü bırakma sebebinin daha da ağırlaştığıyla bizzat karşılaştım. Fakat asıl sinirlenmemin sebebi, merkezi denetlemedeki keyfiyetten ziyade Türk Ceza Hukuku'nun açıklarının kollanması, ya da şahsi yoruma dayalı maddelerin yanlış yorumlanması ya da okuduğu bir entryi anlayamayacak kadar salak olmak diyelim.
Kimi kastediyorsunuz?
Okuduğunu anlamamış olan ve "Ulu önderimize hakaret etmişler. On yııılda on beeeeş milyooon" diyen her salağı kast ediyorum. Onların zekalarına da kast ediyorum. Size o başlığı bir anlatayım kısaca. Yandan Atatürk'ü andıran sevgili. Bu bir skeçti. Bir adam var. Adamın sevgilisi yandan metal paraların arkasındaki Atatürk siluetine benziyor. Adam bu yüzden sevişirken sevgilisi yanlamasına yatınca saygı duruşuna geçiyor, İstiklal Marşı okuyor, sevişemiyor. Bu bir mutaassıp Atatürkçü portresidir, Atatürk'e hakaret değil, Atatürkçüyü eleştiridir. Bunu okuyup da anlayamamak ya aptallık, ya da kişisel olarak algılayıp, işine geldiği gibi yorumlamaktır. Umarım ikincisi değildir, çünkü aptal insanların olduğunu biliyorum. Eğer kişi bu okuduğundan hoşlanmamış ve Atatürk'ün hatırasına hakaret şeklinde yorumlamışsa bu asıl acı verici olandır. Zimbardo deneyindeki gardiyanların moderatörlükte vücut bulmuş halidir.
Atatürkçülükle ilgili neden bu kadar ağır eleştiriler yapıyorsunuz?
Çünkü koyu Atatürkçülükle, İslamcılık, sağcılık, solculuk, sokçuluk arasında hiçbir fark yoktur. Bir kere sonundaki -cı -ci eki bile diğerlerinde olduğu gibi bir fanatizmi, taassubu doğurmaya yetiyor. Doğuda bir dağda akşam mı sabah mı bilmiyorum, güneşin açısına göre oluşan gölge Atatürk siluetine benziyormuş. İnsanlar da bu yüzden her gün saygı duruşunda duruyorlarmış. Bu salaklığın, balığın içinde Allah yazısını bulup sevinmekle, aslanın Allah diye kükrediğini sanmakla hiçbir farkı yoktur. İkisi de aptalca bir taassuptur. Atatürkçülük esasında elitist bir azınlık grupla özdeşleşmiş olsa da Cumhuriyet monarşisinin yarattığı korku, milyonlarca insanı da mecburi Atatürkçü yapmıştır. Atatürk'ü sevmekten bahsetmiyorum, onu gerçekten seven milyonlar var. Fakat Atatürkçülüğün katı kuralları ve korku üzerine temellenmiş ritüellerini en basitinden Atatürk gölgesine saygı duruşunda duran köylüleri mecburiyetten, monarşinin gazabından korktuğu için uygulamaktadır. Benim karikatürize ettiğim budur. Bu insanlardır, bu inanıştır, bu saçma ritüellerdir. Bunu bile eleştirecek kadar götü yoksa Ekşi Sözlük'ün sadece maç, eski sevgili, aşk ve dizi entryleri girilmesine izin verilsin. Böyle de bok bir ortam olsun. Kurallarmış, bilmemneymiş, davalar açılıyormuş… eskiden ekşi sözlük cesur yürek'e benziyordu, şimdi tırsak taci olmuş. Üstelik yorum gazabına sahip yorumlayıcıları olan tırsak taci. Ben üzülüyorum.

"Ekşi Sözlük'ü bırakmayı düşünüyorum"
Ama ayıla bayıla yazmaya devam ediyorsunuz.
Bunu düşünebilirim. Bu çaylaklık beni üzdü. Basit bir boku eleştirememek, üstelik eleştiriyi çarpıtıp saçma bir şekilde yorumlamak, belki de kişisel bir garezden dolayı yapılmış olması beni üzdü. Bu yüzden sözlüğü bırakmayı düşünebilirim.
Sizi şöhrete kavuşturan sözlüğü gerçekten bırakacak mısınız?
Eğer bu kadar katı olacaksa, sadece eski sevgili, aşk, maç, dizi entryleri girilebilecek, basit dandik apolitik mizah üretilebilecek bir yer olacaksa evet. Entrylerimi de silip gitmeyi düşünebilirim.
Haber Yorumları (1 adet)
|
let the game begin
|
|
bırakalım gitsin
|
| ataturkculuk yerine yobazlıkla ilgili mizah yapsaydı caylak olmazdı diye dusunuyorum. sozluk bu kadar muhafazakar olacaksa hepimiz bırakalım gitsin nedir yani |
| 22.07.2008 00:47:06 |
|
|
|
Haberi Değerlendirin
Bu haber için oy kullanan 30 ziyaretçimizin puan ortalaması: 2,80
|
|