
|
Haftanın Çok Okunanları
| |
En Son Yorumlananlar
|
Rss/XML

|
| "Ertesi gün hastane odalarını bastılar" |
|
| |

Sivas'ta kardeşini kaybeden ve yaralı kurtulan Serdar Doğan, o günü anlatıyor...
30 Haziran 2009 11:25
Serdar Doğan'a "Sizce Alevisiniz diye mi orada yakılmaya
kalkıldınız, Aziz
Nesin yüzünden mi, neden?" diye
sorduğumuzda aldığımız yanıt şu oldu:
"Aziz Nesin işin bahanesiydi. Alevi olmak
da tek başına açıklamıyor. Asıl kavramsal olarak biz 'öteki' olduğumuz için o
günü yaşadık"
Eğer 2 Temmuz 1993'te ne olduğunu henüz bilmeyenler varsa
umarız Serdar Doğan'ın iki gündür Milliyet'e anlattıklarını okuma fırsatı
bulmuşlardır. Eğer biliyor, ama biraz unuttu gibi olanlarımız varsa umarız
yine onlar da okuyabilmişlerdir. Yok, eğer unutmak isteyen ya da
unutulabileceğini düşünenler çıkıyorsa işte asıl inşallah onlar okumuştur.
Ve son temenni: Bu yazıyı bugün bitirip kenara koyarken yaşı
müsait olanlarımız hep beraber şunu düşünelim mi: "Ben 2 Temmuz 1993 günü
saat 11.00-20.00 arası neredeydim, ne yapıyordum?"
Şimdi Doğan'la söyleşimize dün kaldığı yerden devam ediyoruz:
- 2 Temmuz'dan hatırladığınız en son kare bacağınıza yapışan erimiş camdı;
sonra ne oluyor?
Sonra ben, kardeşim Serkan ve Hasret Gültekin karga tulumba
üst üste konup, morga atılmışız.
- Siz mi?
Tabii ben de… Nefes yok, nabız yok, ağzımdan köpükler gelmiş,
kaslar gitmiş, her yerim yanık, ölmüş gibi duruyorum.
- Serkan?
Çok yanığı yokmuş Serkan'ın, o asıl karbondioksit
zehirlenmesinden…
- Anne-baba; onlar nasıl duymuş peki?
Televizyonda alt yazıdan… Benim, kardeşimin, bir de uzaktan
bir akrabamızın adını okur okumaz hemen hazırlanıp üç tabutla yola
çıkıyorlar. Sabahın ilk ışıklarında da kaza yapıyorlar. O ruh haliyle bir
tarlaya uçmuşlar. Allah'tan tarla…
Ama asıl vahimi sonra yaşanıyor. Katilleri serbest bırakanlar
sabah sıkıyönetim ilan edip cenazeyi almaya gelenleri kente sokmuyor. O
acılı insanlar ancak uzun süren kimlik tespitlerinden
sonra girebiliyorlar. Her şeyi atlatıp sonunda morgun kapısına kadar geliyor
babam. Ama artık gücü bitmiş, içeri giremiyor. Orada yığılıyor.
- Kim teşhis ediyor sizi?
İş dayıma düşüyor. Yanında da bir doktor. Ettiği yemine
saygılı bir doktor olmalı ki cenazeyi son bir nabız kontrolüyle teslim etmek
istiyor dayıma. Serkan'a bakıyor, nabız yok. Bana bakıyor, yok. Ama bana bir
daha bakıyor, çok zayıf da olsa bir şey hissediyor. Birkaç kere daha kontrol
ediyor, kalp atışlarımı dinliyor,
sonunda diyor ki "Bu çocuk yaşıyor, çok zayıf da olsa nabzı atıyor." Tabii
dayım hemen babamın yanına koşuyor. Enişte diyor, Serkan'ı kaybettik, ama
Serdar yaşıyor.
- Ne yapıyor baba?
Daha sonra bizim davanın avukatlarından da olan dayımın o
sahne için ifadesi şudur: "Kim ne anlatırsa anlatsın, isterse ciltlerce
kitap yazılsın, oğullarından birinin yaşadığını öğrenen o babanın attığı
çığlığı, yüzünün bir tarafı salya sümük ağlarken, bir tarafının nasıl
kahkaha attığını kimse tarif edemez. İşte Sivas oydu."
SİVASTA MORG HASTANEDEN DAHA
GÜVENLİYDİ
- O sırada hemen müdahale edildi herhalde size?..
Şehrin elektriği, 2 Temmuz akşamından beri kesik olduğundan
morgun soğutucusu çalışmıyormuş. Zor da olsa bir oksijen tüpü buluyorlar ve
beni hemen hasta katına alıyorlar. Ama aslında o sırada morgda olmak hasta
katından olmaktan daha güvenli. Çünkü saldırganlar bu sefer de yaralıların
odalarını basıyor. Hastaların odaları değiştiriliyor, kapıya dolap falan
konuyor ki açmasınlar diye.
- Sizinkiler ne yapıyor?
İki gün sonra beni hastaneden çıkarıp GATA'ya
getiriyorlar. Tabii ben hala her şeyden habersizim. İlk kendime geldiğim ana
kadar 16 gün geçmiş. Aslında çoğu zaman konuşulanları duyuyordum, ama
konuşamıyordum, gözümü açamıyordum. Beyin o kadar oksijensiz kalmış ki
komutlar gitmiyor. Tek yaptığım bağırmak.
Hatta hiç unutmuyorum, Yanık servisinin bölüm başkanı
ayakucumda duruyordu, doktora "Murat şu çocuğa bir şey yap, ben bu
çığlıklara dayanamıyorum artık, bu ağrıları durdurun, bir şey yapın" dedi.
Murat doktor da "Hocam her şeyi yaptık, beklemekten başka çare yok" yanıtı
verdi.
TEDAVİ İÇİN JİLETLE DERİMİ
SOYUYORLARDI
- Bacağınız dışında başka yerde yanık var mı?
Sırtım, kollarım, özellikle dirseklerim ve ellerim… Kaçış
sırasında alevlerin deydiği, sıcak duvarlara çarptığım her yer. Olduğu gibi
derim kavrulmuş ve oralardan kirli kanı akıtmak için o ölü derinin
bildiğiniz jiletle kazınması gerekiyor. Tabii korkunç bir acı, çünkü resmen
derinizi yüzüyorlardı. Fakat özellikle biri bu işlemi yaptığında canım çok
daha fazla yanıyordu. Yoğun bakıma girebilenlerden biriydi ve bir keresinde
onun yanındakilere "Yaşıyor mu len bu hâlâ" dediğini duydum. Kendime
geldikten sonra izini sürdük, ama bulamadık o kişiyi.
- Peki, bu sesinizin kısıklığı, yavaşlığı o da mı Madımakhatırası?
Zehirlenme sırasında
ses tellerim zarar görmüş, ama biraz da beyinle ilgili bir şey. Bazen
iletimde bozukluk oluyor ve düşündüğümü ağzımdan çıkaramıyorum. Bazen
okumakta da geç kalıyorum.
- Üzerinizde bıraktığı başka bir hatıra?
Hala sıcak bir şey tutamam. Ne zaman çay taşısam dökerim.
Sıcağı hissettiğim an titremem artıyor. Mesela bensigara içerken
bile çakmaktan çıkan alev, sigaradan gelen duman hep bana eziyet gibi gelir.
PSİKOLOGUN İSYAYINA ÇARPICI YANIT
- Serkan'ı ilk ne zaman duydunuz?
Kendime geldiğimde Sivas'ı hiç hatırlamıyordum. Sürekli
ziyarete gelenler oluyor, ama Serkan yok, onu soruyordum, "Siz trafik
kazası geçirdiniz, Serkan da
başka hastanede" diyorlardı. Üzerinden iki hafta daha geçtikten sonra bir
gün bir doktor söyledi, "Serkan öldü" diye. Abim vardı yanımda, hemen ona
sordum, "Doğru mu?", Abim hepsini anlattı. Ölenleri teker teker saydı. İlk
duygum bir daha anne babamın yüzüne bakamayacağım oldu. Serkan bana emanetti
ve ben onu koruyamamıştım. Tabii annemler hemen gelip beni öptüler, teselli
ettiler, ama çok uzun bir süre bunu atamadım. Belki de hâlâ..
- Psikolojik bir destek aldınız mı?
Altı ay tedavi gördüm. Bir gün psikoloğum bana "Kusura bakma
ama bazen çektiğin acının dozunu bilerek senin artırdığını düşünüyorum"
dedi. "Çünkü acı önce çıkar, sonra yatay bir seyir izler, ardından inişe
geçer. Ama sende hep çıkıyor, yataya dahi dönmüyor. Bu kuramda da böyle
değil, kitaplarda da böyle yazmaz" dedi. Ben de sanırım otelden sağ çıkan
herkesin vereceği yanıtını aynısını verdim doktora: "2 Temmuz gibi bir gün
dünyanın hiçbir kitabında, hiçbir kuramcısının yaşamadıysa yazabileceği bir
şey değildir."
"37 CAN" DENMESİ SİNİRİMİZİ BOZUYOR
- Sivas'ta ölenlerin sayısının 37 denmesi sinirinizi
bozuyor mu?
Hem de çok. Özellikle o iki katilin otelde öldürülenlerle
anılması anlaşılır bir şey değil. Otel yandıktan sonra bile hala saldırmaya
devam eden ve askerin açtığı ateşle ölen iki kişinin yitirdiğimiz değerlerle
anılması bizi çok incitiyor. Ben o iki katili asla hiçbir zaman
kardeşlerimle anmayacağım.
- Diğer iki otel görevlisi için?
Ben orada ölen iki otel görevlisi çocuğu bizimle aynı kaderi
paylaşmış, yazık olmuş iki genç insan olarak görüyorum. Ama onları da
kardeşlerimle beraber anmayacağım. Biz orada taşlanırken o iki görevli
patronlarına iletmek üzere neye zarar verdiğimizin notunu tutuyordu. İkisine
de kaç kez söyledim çıkın, size bir şey yapmazlar diye. Ama onlar inatla
patronlarının malını korumaya devam ettiler. Bize ne olduğu ise umurlarında
bile değildi.
AÇILIMI ÇALIŞTAYI
BIRAKSINLAR, SAMİMİLERSE MADIMAK'I MÜZE YAPSINLAR
- Madem orası otel olarak duruyor, madem dönerci
yapmışlar altını, Aleviler neden bugüne kadar Madımak'ı satın alıp
kapatmadı?
Alınmaması çok da hayırlı bir şey oldu. Çünkü biz alsaydık
saldırılardan koruyamazdık ve orayı her gün yenidentadilat ettirmek
zorunda kalırdık. Aynı Ruhi Su'nun mezarı gibi olurdu, sürekli yıkılırdı.
Bunu yapması ve sonra da koruması gereken devlet.
- Orası ne yapılırsa sizin acınızı biraz olsun dindirir?
Kitapçı olsun diyorlar; bu nasıl bir rahatlıksa orada
koruyamadığın adamların kitaplarını satacaksın. Çiçekçi olsun diyorlar;
Koray 12 yaşında çiçek gibi çocuktu. Sen öylesi çiçek gibi insanları,
kızları, o yaştaki çocukları katledeceksin, sonra dalga geçer gibi çiçekçi
dükkanı açacaksın. Bunların hiçbir samimi değil. Oranın olması gereken tek
bir yer var; utanç müzesi. İçine bir şey koymalarına bile gerek yok. Sadece
önünden geçenler "Burada böyle bir şey olmuştu" diye hatırlasın yeter.
- Ancak otel sahibi kolay satacağa benzemiyor galiba?
Şükrü Erbaşın dediği çok güzel bir dize var; başkasının
ateşiyle kendini ısıtana lanet olsun… "Artan marka değeri" olduğu için en
son sekiz milyon Euro istiyormuş.
Bu söylediği fiyatla Sivas'ın yarısı alınabilir.
- Peki sizce devletin sekiz milyon Euro'su yok mudur?
Zaten Alevi açılımı,
çalıştayı osu busu yerine bir bunu yapsalar samimi olup olmadıklarını asıl o
zaman kanıtlamış olurlar. Ama çok da bir şey beklememek lazım. Sonuçta Temel
Karamollaoğlu, Şevket Kazan'la birlikte siyasetyapmış
insanlar. İstedikleri kadar gömlek değiştirsinler. O zihniyet kemiklerine
kadar işlemiş bir kere.
- Yalnız AKP yedi
yıldır var; onun öncesindeki dokuz yıl için ne diyeceksiniz?
Biz zaten bir tek Ecevit'in iktidarda olduğu dönemden
umutluyduk, ama hele de onun zamanında Madımak'ın müze olmaması bize çok
daha acı verdi.
BİZİ ACITMAK İÇİN, ORADA İNADINA ET
YEDİLER
- Otel sahibi öyle, siyasiler böyle;
ama bir de geçen yıla kadar o otelin lokantasına gidenleri sormak gerekiyor:
İnsan etinin yakıldığı bir yerde yine etin yakılmak suretiyle yapıldığı
döner yemeğe gidilmesi size nasıl geliyor?
Oraya zevkle gidildiğini düşünüyoruz biz. Çünkü orası
bazıları için kutsal bir yer. Bizim dostlarımızın gülüşlerinin ve
kokularının hala olduğu yerde onlar et yiyebiliyor olmanın keyfini yaşadılar
ve bunu da inadına yaşadılar. Hiç bilinçsiz bir durum değildi o. Bizi
acıtmak içindi.
- Bilmeden gidenler olmuş olamaz mı?
Olabilir, bilmeden yoldan geçerken gelen insanlar da vardır,
ama kaçının öğrendikten sonra boğazı düğümlenip çıktığından emin değilim.
Belki olmuştur, ama genel hava orada sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi.
- Vatandaş unuttu mu sizce 2 Temmuz'u?
Öyle görünüyor. Mesela bu Perşembe günü Ankara'da
bir markanın büyük bir şenlik organizasyonu düzenleniyor. Oysa 2 Temmuz bu
milletin ortak bir acımız olmalı, sadece Alevilerin değil, ama o duyarlılık
gösterilmiyor.
Gerçi Fenerbahçe'nin 100'üncü yıl kutlaması da 2 Temmuz'da
yapılacaktı. Biz bir mektup gönderdik, özür dileyerek hemen iptal ettiler.
Böyle örnekler de var tabii…
- AKP'nin Alevi milletvekili Reha Çamuroğlu ise, "Ben müzeler, kırım anıtları
sevmem. Uluslaşma sürecinin hatırlamalar kadar bazen de unutmalarla
gerçekleşebileceğine inanıyorum" demişti.
Ben ise unutmamak için yanık izlerime deri nakli
yaptırmıyorum. İnsan yapısıdır, unuturum, duyarsızlaşırım diye…
TAZMİNATI EVİMİZDEN SOKMADIK
- Devlet Serkan için ne kadar tazminat verdi, Serdar
için ne kadar?
İkisini de almadığımız için bunu ben bilemeyeceğim. Çok büyük
bir küfürdü o bizim için. Oğlunuzun birinin ölmesine, diğerinin yanmasına
göz yumduk, kusura bakmayın, alın bu parayı, unutun. O yüzden öyle bir
paranın miktarını bile sormadık, bilmiyoruz. Galiba bir hesaba yatırılmış,
oradan bizim dernek için kullanılmış, ama biz evimize sokmadık o parayı.
O GÜNDEN BERİ SİVAS'IN ÖNÜNDEN DAHİ
GEÇEMEDİM
- Geçen yıl Arif Sağ'a "Madımak'a gidip orada söyleşi
yapalım mı" demiştik; "Ben Sivas'ın önünden bile geçemiyorum" yanıtını
vermişti. Siz 16 yıldır hiç gittiniz mi Madımak'a?
Umarım bütün gücümü toplayarak bu 2 Temmuz'da gitmeyi
planlıyorum, ama bugüne kadar ben de Sivas'ın önünden dahi geçemedim.
Nörolojideki doktorlarım da oraya gitmeyi biyolojik olarak
kaldıramayacağımı, aşırı stresten inme gelebileceğini, tekrar konuşamamaya
başlayabileceğimi söylemişlerdi. Ama umarım bunu bu yıl aşarım.
16 YILDIR FİKRİ SAĞLAR'IN NE
DİYECEĞİNİ BEKLİYORUZ
- Siz daha Sivas'a gitmeden gelen tehdit telefonları
varmış, peki hiç "Gitmesek, başımıza bir şey gelir" demediniz mi?
Demedik, çünkü şunlara güveniyorduk: Birincisi, bir şey
olacaksa bile en fazla kolumuzu bacağımızı kırarlardı, ama yakacaklarını
aklımızın ucundan dahi geçiremezdik. İkincisi, orası Sivas'tı. Cumhuriyet'in
kurulduğu, bütün devrim kararlarının alındığı yer. Üçüncüsü, etkinlik
Valiliğin ev sahipliğinde yapılıyordu. Yani arkamızda devlet vardı.
Dördüncüsü, yanımızda ünlü isimler olacaktı, onlara herhalde kimse bir şey
yapmazdı. Beşincisi de dönemin Kültür Bakanı Fikri Sağlar 2 Temmuz günü
heykelin açılışını yapmak için geleceğini defalarca söylemişti. Onun orada
olması bizim de garantimizdi. Bizi oraya götüren de biraz onun verdiği
cesaretti.
- Sağlar'ın o gün oraya gelmekten son anda vazgeçmesine ilişkin kuşku
uyandıran açıklamalar yapıldı; siz ne düşünüyorsunuz?
Biz gelmemesini bir şekilde anlamaya çalıştık. Ama Sivas
sonrası hiç konuşmuyor olmasının ne anlama geldiğini hâlâ çözemedik. Susurluk Komisyonu'nda
yer aldı, dosyalar hazırladı, binlerce kez Susurluk paneli verdi, yetmedi
dizisini yaptı, ama ne hikmetse Sivas hakkında 16 yıl boyunca tek kelam
etmedi.
8 SAAT RECİM, ANCAK ŞERİATLA
YÖNETİLİYORSANIZ OLUR
- Sizce Alevisiniz diye mi orada yakılmaya
kalkıldınız, Aziz
nesin yüzünden mi, neden?
Aziz Nesin işin bahanesiydi. Alevi olmak da tek başına
açıklamıyor. Asıl kavramsal olarak biz "öteki" olduğumuz için o günü
yaşadık.
- Yani o günden çıkardığınız siyasi ders nedir?
Biz Madımak'ta siyasallaştırılmış İslam'ın
istediği zaman neler yapabileceğini, kimleri yedeğine alabileceğini gördük.
İkincisi Alevilerin hiçbir zaman devlete güvenmemesi gerektiğini. Olan hep
bize olmuştur ve bu böyledir. Üçüncüsü de en azından 2 Temmuz 1993 günü
Türkiye aslında şeriatla yönetiliyordu. Çünkü sizin sekiz saat recİm
edilmeniz ve güvenlik güçlerinizin bunu seyretmesi ancak şeriatta olabilecek
bir şey.
SİVAS DERİN BİR ORGANİZASYONDU AMA BU
KÖKTEN DİNCİLERİ KURTARMAZ
- Bu ay tamamlanması beklenen üçüncü iddianamede
Sivas'la derin organizasyonların arasındaki bağlantıların masaya yatırılması
bekleniyor; sizce Sivas'ta Ergenekon var
mıydı?
Maraş'ta ne vardıysa Sivas'ta da o vardı. Ben bunların üç
tane çapulcunun işi olduğuna asla inanmam. Sivas derin bir organizasyondu.
- Peki arkasındaki niyet?
Eğer bu niyet bir Alevi-Sünni çatışması çıkarmak idiyse bu
çok salakça. Biz Kerbela'dan
beri katlediliyoruz, ama hiç karşılık vermemişiz, bunu hâlâ anlamıyorlar mı?
- Bir de şuradan bakalım; velev ki Ergenekon, bu sizin için o gün size
saldıranların kökten dinciler olduğu bilgisini değiştirir mi?
Böyle bir şey olabilir mi? O zaman o aşırı dincilerin
topyekûn geri zekalı filan olduklarını düşünmek gerekiyor. Biri onlara
balkondan atlayacaksınız sürü halinde dese, yapacaklar mı? Siz gazete ve
dergilerinizde "Şanlı Sivas kıyımımız" derken herhalde bunu da Ergenekon
yazdırmadı size... Aralarında üç beş tane ajan olabilir,
ama bu oradaki recİm vakasının sosyolojik boyutlarını yok etmez.
Üstelik inatla devam ediyorlar. Kırmızı bültenle aranan sanık
Sivas'ta ehliyet alıyor, nikâh kıyıyor. Bir tanesiİstanbul Büyükşehir
Belediyesi'nde gişe memuru çıkıyor. Kim bilir kaç belediyede daha kaçı
çalışıyordur. Peki biz bunları unutur muyuz sanıyorlar?
ASKER GELİNCE "BOSNA'YA GİDİN" DİYE
BAĞIRDILAR
"2 Temmuz günü olaylar sürerken -saat kaçtı hatırlamıyorum-
15 kişilik bir asker grubunun otelin önüne geldiğini gördük. Birden hepimize
bir umut geldi. Öyle sevindik ki anlatamam, birbirimize sarıldık, kurtulduk,
geldiler dedik. Ama çok geçmedi birden saldırganların sloganları değişti,
'Asker Bosna'ya', 'En büyük asker bizim asker', 'Bosna'daki Müslüman
kardeşlerimizi kurtarın'. Sonra içlerinden birileri askerin yanına gelip bir
şeyler konuştu. Konuşma bittikten sonra asker hızlı bir şekilde geri
çekildi. Biz daha kuvvetli gelirler diye düşündük, ama işte öyle olmadı, bir
daha gelmediler."
BİZİ KURTARMAYAN BBP'LİLER
YARGILANMALIYDI
"Otelden BBP'ye giden havalandırma boşluğunu önceden
keşfedebilsek ya da ne halde olduğumuzu gören BBP'liler 'Arkadaşlar çatıyı
zorlamayın, gelin buradan kurtulabilirsiniz' deseler yangın çıktığında
dahi kimsenin burnu kanamadan kurtulabilirdik. Ama tam tersine bizimkiler
keşfettiği halde almamak için uzun süre direnmişler. En sonunda Aziz
Nesin'in koruması komiser Mehmet
kimliğini gösterip silah çekmiş de öyle girebilmişler. O yüzden BBP'nin
oradaki tavrı çok önemlidir, ama ne hikmetse onların hiçbiri yargılanmadı.
Kimse onlara siz ne biçim adamsınız demedi."
"GEREKİRSE SEN ÖL, AMA AZİZ NESİN'İ
SAĞ İSTİYORUM"
"Sonradan öğrendim ki, taşlar odanın içine yağıyor ve cam
kırılmış vaziyetteyken Aziz Nesin, Lütfü Kaleli'ye 'Lütfü beni yatağıma
yatır. Sen benden genç bir insansın, daha çok dayanırsın, ama ölümümle
bunları sevindirmeyeyim. Kötü bir halde, kıvranırken beni bulmasınlar.
Yatağımda bulsunlar hiç olmazsa' demiş ve uzanmış. O sırada fark ediyorlar
ki itfaiye merdiveni gelmiş, Aziz hocayla Lütfü hocayı alacaklar. Ama tabii
oradaki alçaklar Aziz hocayı merdivenden atıyor, düştüğü yerde dövmeye
çalışıyorlar. Allah'tan hemen yetişen bir polis aracına alınıp götürülerek
kurtarılmış Aziz Hoca. Zaten söylenene göre dönemin Genelkurmay Başkanı
Orgeneral Doğan Güreş Vali Ahmet Karabilgin'i arayıp emir vermiş; Ne yap ne
et gerekirse sen öl, ama Aziz Nesin'i sağ istiyorum, demiş."
BİR ÖZGEÇMİŞTEKİ MADIMAK İZLERİ
Serdar Doğan 1972, Ankara doğumlu. Anne babası Tuncelili,
ancak beş çocuklarının kütüğü de Çankaya. Nüfus kimliğinde Tunceli yazmasının
zararlarına karşı babalarının koruma refleksi…
İkinci bir refleksi de Keçiören'den taşınırken gösterdiler.
"Niye Ramazan'da ışıklarınız yanmıyor", "Çocuklar niye Kuran kursuna
gitmiyor", "Babanın sakalları niye Stalin'inki gibi" sorularından tedirgin
olan Doğan ailesi kendilerini daha güvende hissettikleri başka Alevilerin
yanına taşındılar.
2 Temmuz öncesinde Altındağ Belediyesi,
Pir Sultan Abdal Tiyatro Topluluğu
ve Ankara Deneme Sahnesi'nde tiyatro çalışmalarına katılan Doğan, 2 Temmuz
yüzünden altı yıl gecikmeli olarak Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar
Fakültesi Tiyatro Bölümü'nü kazandı. Dört yıl sonra mezun olduğunda ise bir
dramaturg olarak TRT ya
da Kültür Bakanlığı'na girme yaşı geçmişti.
Bunun üzerine Canlar Tiyatrosu'nda oyun yazarlığına başlayan
Doğan'ın Sivas katliamını anlattığı "Simurg" adlı oyunu ilk kez 2006'da
AST'ta sahnelendi. İki aylık Avrupa turnesinden
daha geçen hafta dönen Serdar Doğan aynı zamanda Pir
sultan Abdal Derneği Ankara
Şube Başkanı, evli ve 19 aylık Deren'in babası.
Devrim Sevimay / Milliyet
|
Haberin karnesini siz belirleyin
Bu haber için oy kullanan 19 ziyaretçimizin puan ortalaması: 3,47
|
ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin
alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların
saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.
Haber Yorumları (2 adet)
Misafir: ayhanaytaç
|
|
...pir sultan ölür mehdi dirilir?
|
Hızır Paşa bizi berdar etmeden, Açılın kapılar Şaha gidelim, Siyaset günleri gelip .atmadan, Açılın Kapılar Şah'a Gidelim.
Bunda bilmeyeni bildirirler mi Eli bağlı namaz kıldırırlar mı Yoksa Şah diyeni öldürürler mi Açılın kapılar Şah'a gidelim.
Aslımız Muhammet kıyman cellatlar Üstümüzde bite davacı otlar Ölüm Allah emri ya eziyetler Açılın kapılar Şah'a gidelim.
Her nereye baksam yolum dumandır Bizi böyle kılan ahd-ı imandır Zincir boynum sıktı halim yamandır Açılın kapılar Şah'a gidelim.
Ilgıt ılgıt esen seher yelleri Yare selam söylen urum erleriı Bize peyik geldi Şah bülbülleri Açılın kapılar Şah'a gidelim.
Gönül çıkmak ister Şah'ın köşküne Can boyanmak ister Ali müşkine Seni beni yaradanın aşkına Açılın kapılar Şah'a gidelim.
Yaz selleri gibi akar çağlarım Hançer aldım, ciğergahım dağlarım Garip kaldım, şu arada ağlarım Açılın kapılar Şah'a gidelim.
Kapısı yok bacasından bakarım Gözlerimden hasret yaşı dökerim Şah'a giden bir bezirgan tutarım Açılın kapılar Şah'a gidelim.
Pir Sultan Abdal'ım güzel Şah canım Ağlamaktır benim demim devranım Arşta melek yerde çeşm-i efganım Açılın kapılar Şah'a gidelim.
...imza:
...ayhanaytaç ((tasavvufçu + nefsikolog)) |
|
|
| 02.07.2009 12:38:23 |
Misafir: ayhanaytaç
|
|
...gerçek erenler?
|
Kimden : cinn-i ufo illuminati Kime : Grup: Osmanlı torunları Tarih : 30.6.2009 14:30 (GMT +2:00) Konu : ...biat allah içindir? ((ayhanaytaç))
Mehdî...son dakika? CANLI
Mehdî...mü'min-i mazlum? ALEVÎ diyor ki:
...en-nisa suresi 59.ayet-i beyyine:
Ey iman edenler, Allah'a itaat edin; elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah'a ve elçisine döndürün. Şayet Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız. Bu, hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.
...ne yahudiyim ne hıristiyan,hanif bir müslümanım elhamdülillah?
...mü'min olan allah'ın mü'min kuluyum inşaallah?
En güzel kimlik Müslümanlıktır... En güzel benlik ise; aklı ve imanı bütün takva sahibi hanif bir Mü'min olmaktır... Naçizane bendeniz aklı ve imanı bütün; takva sahibi hanif bir Mü'min olmayı amaçlamış; cahil ve zalim nefsinden ve onun başında üşüşüp dürtükleyen şeytandan; ve her ikisinin birlik olup benlik ve zan kazandırmasından alemlerin Rabbi olan Allah'a sığınmış; aciz ve çaresiz Rabbine muhtaç bir kulum elhamdülillah...
Allah'ın kulu ve halifesi:
Muhammed êl Mehdî bîn Hasan-ül Askerî Sahîb-î zaman... ========================================
BEN YALNIZCA BEN MEHDİYİM BENDEN BAŞKA HALİFE YOKTUR...
ALLAH BİLDİRMESEYDİ SİZ BİLEMEZDİNİZ MEHDİ ANLATMASAYDI SİZ ANLIYAMAZDINIZ...
BAKARA SURESİ:
30. Hani, Rabbin meleklere, 'Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım' demişti. Onlar, 'Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.' demişler. Allah da, 'Ben sizin bilmediğinizi bilirim' demişti.
38. 'İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber ve veli) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir' dedik.
RABBÜLALEMİN BÖYLE BUYURMUŞTUR...
...sizin işleriniz bölüm bölümdür? ben sizin için verilmiş olan istidada karışmayacağım.herkes yaratılışı gereği kariyerine ve mesleğine göre hareket edecek.benim işim sizleri bulunduğunuz şekilde idame etmektir.herkesi kendi şeriatı üzere yargılarım.emaneti ehline veririm.asla haksızlık etmem.ehil olmayanları ehil olmadıkları makamda görmek istemem.bir kişi kasapsa kasaplık,şöferse şöferlik yapar.kasabın şöferlikte,şöferin kasaplıkta işi olmaz.şeytan işleri karıştırmış ben düzeltirim.onun iktidarı ehil olmayanları yerleştirmektir.kasabı şöfer,şöferi kasap yapmaktır.ümmi nebi buyurdu:ehil olmayanlar başa geldiğinde kıyameti bekleyin.bu şeytanın hükümeti,kabinesi,kurumsallaşması,kadrolaşması demektir.işte onun size vaad ettiği dünya ve düzen budur.anarşi,kaos,terör,yıkım,bela,musibet,afet,felaket ve kıyamettir.yavuzun memleketine bak? yezitin düzenine bak? şeytanın medeniyetine bak? yüzüne tüküreyim bu dünyanın.şeytanın gücünün farkında mısınız? mehdinin gücünün farkında mısınız? ben işlerinizi kolaylaştırmaya,güzelleştirmeye,sevdirmeye geldim? şeytan ise,zorlaştırır,çirkinleştirir,nefret ettirir.ben sizi cennete çağırırım,şeytan sizleri cehenneme çağırır.allahın sözünü işitenler ve itaat edenler benimle gelsin,benim adımlarımı takip etsin.şeytanın sözünü işitenler ve itaat edenler deccalle gitsin,onun adımlarını takip etsin.şeytanın vakti dolmak üzeredir? o vakti ben teslim almaya geldim sahib-i zamanım.ben onların azraili gibiyim.yeri göğü dar etmeye geldim onlara.onlarda sizlere yeri göğü dar ettiği gibi? ümmetin en hayırlısıyım.ne yahudiyim,ne hıristiyanım,hanif bir müslümanım elhamdülillah.mümin olan allahın mümin kuluyum inşaallah.iman melekleri geldiler ve kalbime imanı vahyettiler ve şöyle dediler:bizler rabbinin melekleriyiz,imanı yerleştirmeye geldik,bizler gidiyoruz,hamdet ve rabbine layık kul olmaya çalış.ve kaim aleyhisselam üç kez hamd edip ayağa kalkmıştır o gece.o gece ki,bin yıldan daha hayırlıdır? ruh ve melekler mehdi için inmişlerdir o gece? kalbine imanı vahyetmek için.ahirzamanın müslümanlarına lanet olsun? kafirlerine rahmet olsun.çünki o müslümanım diyenler yalancıdır.kafirim diyenler doğru sözlüdürler? ümmi nebi dedi ki:iman iki avuç içerisinde kor alevi tutmak gibidir? ateistler la ilahe diyorlar? birazcık daha dilleri dönse illallah diyecekler? ve oda yakındır.ümmi nebi cebraili görmeden önce ateistti? 360 tanrıyı tanımazdı? onlara küfrederdi.daha sonra allah küfretmesini ona yasakladı? kıyametin alametlerini herkes dolu dolu yaşıyor? deccalin fitnesi heryeri sarıyor.doğrular yanlış,yanlışlar doğru anlatılıyor.deccalin cennetinin cehennem,cehenneminin cennet olması gibi? yalancı mehdilere ve yalancı mesihlere lanet olsun? onlar benim nurumu söndürmek istiyorlar? ama allah onlar hoşlanmasada nurunu tamamlayacaktır? o gözleri görür,gözler onu ihata edici değildir,o nur üstüne nurdur,allah dilediğini nuruna kavuşturur? allah dilediğini mehdiye yaklaştırır.allahın nuruna kavuşturduğu ve mehdiye yaklaştırdığı kullarına selam olsun MEHDİDEN...
...BU YAZIMA ŞAHİT OLAN SİZLER,VE CİNN-İ MÜMİNLER? BİAT ALLAH İÇİNDİR.ŞİMDİ GIYABIMDA BANA BİATTE BULUNUNUZ.HER NEREDE OLURSANIZ OLUN ALLAH BİATINIZI KABUL EDECEKTİR? BUNDA ŞÜPHE EDENİN HİÇ ŞANSI KALMAMIŞTIR.ALLAHIN LANETİ VE GAZABI ONU HERYERDE BULUR.YER BİZİM,GÖK BİZİM KALDINIZ ARADA ZALİMLER,EZELDEN EBEDE,KALU BELİDEN KIYAMETE BU FETVA BU FERMAN BİZİM.
...MEHDİ ALEVİLERE,BEKTAŞİLERE,ŞİİLERE VE NAKŞİLERE RABLERİNİN BİR TEBESSÜMÜ VE TESELLİSİDİR.ALLAHIN KULU VE HALİFESİ MEHDİDEN ONLARA BİN SELAM OLSUN.
Hür oğlu Hürüm ben Nemruttan korkum yoktur benim. Hür oğlu Hürüm ben Firavundan korkum yoktur benim Hür oğlu Hürüm ben Hamandan korkum yoktur benim Hür oğlu Hürüm ben Karundan korkum yoktur benim...
HÜR ALİ HÜR HASAN HÜR HÜSEYİN HÜÜÜ HÜR ZEYNEL HÜR BAKIR HÜR CAFER HÜÜÜ HÜR MUSA HÜR RIZA HÜR TAKİ HÜÜÜ HÜR NAKİ HÜR ASKERİ HÜR MEHDİ HÜÜÜ
Hür oğlu Hürüm ben Muaviyeden korkum yoktur benim Hür oğlu Hürüm ben Amr bin asdan korkum yoktur benim Hür oğlu Hürüm ben Yezitten korkum yoktur benim Hür oğlu Hürüm ben Mervandan korkum yoktur benim
HÜR ALİ HÜR HASAN HÜR HÜSEYİN HÜÜÜ HÜR ZEYNEL HÜR BAKIR HÜR CAFER HÜÜÜ HÜR MUSA HÜR RIZA HÜR TAKİ HÜÜÜ HÜR NAKİ HÜR ASKERİ HÜR MEHDİ HÜÜÜ
Mehdi'nin zuhuru yakındır... Mehdi alevilere,bektaşilere,şiilere ve nakşilere rablerinin bir tebessümüdür... Mehdi alevilerin şahı,bektaşilerin piri,şiilerin imamı ve nakşilerin halifesidir...
((Ben Rabbimi umduğum gibi buldum,sizlerde beni umduğunuz gibi bulacaksınız?))
Mezheb-i Caferiyyenin sonu bektaşilik,Mezheb-i Hanefiyyenin sonu nakşibendiliktir... Cafer-i Sadık Ebu Hanefinin üvey babası ve hocasıdır...Aynı zamanda şiilerin mezhep imamı ve nakşilerinde altın silsilesindendir...İmam-ı Rabbani Mehdi'nin zahir ve batın ilmi birleştireceğini haber vermiştir...Ve bektaşilik batınını nakşilikte zahirini Mehdide birleştirmiştir...Pir Sultan ile İmam-ı Rabbani Mehdi de vuslata ermiş Allah'ın ümmet üzerinde ki,nuru ve nimeti tamamlanmıştır...Ve nefisler çiftleştirilmiştir...Allah'ın gazabı ve Mehdi'nin zalimler üzerinde ki gadabı yakındır...Mazlumların hesap soracakları gün,Allah'ın gazabından,Mehdi'nin gadabından nasibini almıyacak hiçbir zalim yoktur...Allah'ın gazabı yakındır...Mehdi'nin zuhuru yakındır...Ey mü'minler gazanız mübarek olsun...Hak,Muhammed,Ali ve ben ümmetin en hayırlısı Muhammed Mehdi el Kaim Sahib-i zaman yardımcınız olsun...Mehdi böyle söyledi...
Ve...Mehdi'nin kıyamına tanık olunuz...(dikkat siz bu kutsal metni okuduktan sonra mümin veya münafık olduğunuza şahit olacaksınız...Eğer mümin iseniz cin ve insan şeytanları ilahi strateji gereği size var gücüyle saldırıya geçecekler,ellerinden geldiğince size yeri göğü dar edecek ve yeryüzünü sizin için cehenneme çevirecekler...Ve siz bunu bir kaç hafta içinde anlıyacaksınız...Yok eğer siz münafık iseniz hiç korkmayın onlar sizin rahatınızı sağlıyacak ve bu dünyayı son demlerinizde cennete çevirecektir zira bu sizin en doğal hakkınızdır bir daha böyle bir fani cennetiniz olmayacaktır...)
Tarih 31 Aralık 2003 yılbaşı akşamıydı,2004'e girmemize saatler vardı,ateizm belasından ve benliğin yükünden yeni kurtulmuş her şey'den bi haberdim.2004'e girmemize dakikalar vardı,herkez anı olsun diye manidar bir şey'ler yapıyordu.Ve bende bir şey'ler yapmalıydım ama ne? ve hemen aklıma geldi tam 2004'e girerken yeni öğrendiğim dua'yla ikrar'a girdim.Dua şöyleydi 'sonsuz ilmine ve rahmetine akıl erdiremediğim.Sonsuz kudretine ve azametine güç yetiremediğim büyük Allah.Aklımın ermediği gücümün yetmediği şeyden sana sığınırım.'ve iki rekat namaz'la ikrarımı tamamladım.Artık ikrar verilmiş geri dönüşü yoktu.Hem nefsimle hemde şeytan'la büyük sınavım olacaktı.Ve Allah'ın izniyle ikrarımı tutacaktım çok şükür.
Ölmeden evvel ölmek neymiş ona tanık olun? tarih:23 eylül perşembe idi 2004'tü yine o gün içimden bir ses bu gece bir şey olacak diyordu? O gece sabaha kadar uyuyamadım.Cuma günü sabah 07:30'da işe gittim.Uykusuz uykusuz işe başladım.Makinanın başında uyuşuk uyuşuk zorla çalışıyordum.İkrarımın henüz 267.günündeydi.Şeytan saldırıya geçti,ve ben Allah'a sığınıyordum.Derken içerden bir ses haşa Allah'a ağır küfür etti.Ben bu küfürü asla hiç etmemiştim.Peki kim etti? şeytan asla öyle küfür etmez,Allah'tan korkar o,peki kim etti derken benim 267 günlük ikrarım bozuldu,ağır bir şüphe uyandı.Ve ben uykusuzluğunda verdiği sersemlikle Haşa Allah'a,ilahi güçlere,şeytan'a orada meydan okudum.'ey tanrılar varsanız size meydan okuyorum.Gücünüz yetiyorsa,gece 24'te beni helak edin'diye meydan okudum.İkrarım bozulmuştu saat 09:00'du bu meydan okuma sırasında.saat 10:00,11:00,ve 12:00'ye kadar direncim devam etti.Ve derken saat 13:00'lere geldiğimizde üzerimde bir tuhaflık olmaya başladı,adeta üzerimde ki,bütün güç benden alınıyordu.Kollarım ve ayaklarım dermansız kaldı,neredeyse yürümekte zorlanıyordum.Ve anlamaya başladım ki,Allah benden tüm dermanımı geri alıyordu.Korkmaya başladım ne yapacağımı bilemiyordum.Büyük pişmanlık uyanıyordu.Tüm söylediklerime pişman olmuştum,ama gururumuda yenemiyordum,derken paydos oldu.Dışarı çıkar çıkmaz karar verdim.Allah'a tevbe etmeliydim ve onu diğer tanrılardan tenzih etmeliydim,ve kararımı verdim ve ilk şu sözlerle başladım tevbey'e 'Rabbim seni tenzih ederim've gözyaşlarım sel oldu ağlayarak Rabbimden beni affetmesini bağışlamasını istiyordum.Tüm bildiğim duaları tam bir saat ağlıyarak okudum.Saat 14:00'e geldiğinde dermanım yerine gelmeye başladı.Sanki yeniden diriliyordum.İş başı yaptım derken o an gerçekleşti.Makinanın camında yüzümü gördüm çok suçlu duruyordu ve yüzüme bakarak sen alçak ve şerefsiz adamın tekisin diye kendimi kınamaya başladım.Ondan sonra filim şeridi gibi bütün hatalarım ve günahlarım bana görünmeye başladı.Tekrar ağlamaya başladım çok kişinin kalbini kırmış canını acıtmıştım.Tevbe üstüne tevbe ettim.Her şey'den pişmandım tüm günahlarımı ve hatalarımı kınıyordum.Ne aşağılık adammışım ben diye bir yandan kendimi kınıyor bir yandanda zavallı buluyordum.Akşama kadar bu böyle gitti,paydos edip eve giderken kendi kendime 'güzel düşün güzel davran,güzel düşün güzel davran'diyordum.Ve sonradan anladım ki,ben cahil ve zalim nefsimle yüzleştirilip,ölmeden evvel ölümü tatmıştım.
Şeksiz ve şüphesiz hamdolsun ki!
O gece şeytan her zaman ki,saldırılarından birini gerçekleştiriyordu? Sürekli Allah'la beni karşı karşıya getirmek için vesvese veriyordu,bende her seferinde 'Rabbim şeytan'ın başımda üşüşüp dürtüklemesinden sana sığınırım'diyordum.Bu öyle alışılagelmişti ki,hızı ve süresi'de monoton hale gelmişti.Ama bu gece şeytan farklıydı,yarışı hızlandırdı hızı ve süreyi daralttı,dua'lar'da ona yetişemez oldum.Ve terlemeye başladım yorganın altına girdim,birilerinden yardım bekliyordum,anneme,babama seslenmek istedim,adeta şeytan tarafında korkunç şekilde 'bir! ' kuşatılmıştım.İmanımın gücü daha doğrusu ikrarımın gücü yetmiyordu.Ve artık gücüm kalmadı! ve sustum,içimi sessizlik kapladı,içimde ki sessizliği ilk kez fark ettim.Ve ilginç sesler işitmeye başladım,besmele ve ayetler okunuyordu ben önce kendim okuyorum zannettim kendimi kontrol ettim baktım benden bağımsız birileri okuyordu iyice içeriye konsantre oldum bir şey daha dikkatimi çekti oda şeytan'ın vesvesesi artık yoktu? ve o mel'un'un yokluğunu farkettim.Ne oluyordu neydi bu yaşadıklarım diye büsbütün şaşırıyor ve dikkatle içime iyice yöneliyordum ki,bu sefer tam bir sessizlik oldu ne şeytan 'ın sesi ne başkalarının hiç ses yoktu kendimi içerde yapayalnız hissettim derken şu sözler yankılanı verdi ((BİZLER RABBİNİN MELEKLERİYİZ.İMAN'I YERLEŞTİRMEYE GELDİK.BİZLER GİDİYORUZ.HAMDET VE RABBİNE LAYIK KUL OLMAYA ÇALIŞ.)) ve sözler bitti ve o iman melekleri iman'ı kalbime vahyedip gittiler.Ve o zaman anladım ki,meğer o besmeleyi ve ayetleri okuyanlar Rabbimin iman melekleriymiş ve iman'ı kalbime vahyetmeye gelmişler.Anlaşılan o ki,o mel'un şeytan'da o yüzden orayı terketmiş? V e ben üç sefer hamdolsun? dedim ondan sonra hiç anlam veremediğim bir öz iradeyle yatağımdan kalkıp kıyam ettim,odanın ışığını yaktım aynanın karşısına geçip çeşitli spor hareketleri yapmaya başladım.Ve sanki o iman melekleri bana hiç seslenmemişti,hiç umursamıyor hiç şaşkınlık yaşamıyordum.Yine hiçbir şeyler olmamış gibi ışığı kapattım yatağıma uzandım ve uyudum tan yeri ağarıncaya dek? ? ? Ve tüm bu yaşadıklarımı en iyi anlatan hadisin şu olduğuna karar verdim.
''Mehdi bizden Ehl-i Beyttendir...Fatımanın evladındandır...Allah onun hallerini bir gecede yoluna koyacak ve zafere erişdirecektir...' (ibn-i mace)
Geliyor geliyor sahib-i zaman geliyor... Arslanların kralı kızıl-arslan geliyor...
Yeryüzünde kızıl bir arslanım, Kükrerim tekbir-i tevhid ile...
Zincirim Hak.Muhammed,Ali elinde, Bıraksalar zincirimi parçalarım zalimleri...
Zuhur eyler Mehdi Sahib-i zaman... Ortaya çıkar yetmişiki güruh-u şeytan...
MEHDİ,Süfyani Mehdileri açıklıyor:
Birinci Süfyani Mehdi: Said Nursi ve sözde Bediüzzaman hazretleri denilen -aleyhillane- ((Allah'ın laneti onun ve adımlarını takip edenlerin üzerlerine olsun))
İkinci Süfyani Mehdi: Hüseyin Hilmi Işık ve sözde M.Sıddık Gümüş hazretleri denilen -aleyhillâne- ((Allah'ın laneti onun ve adımlarını takip edenlerin üzerlerine olsun))
Üçüncü Süfyani Mehdi: Ömer Öngüt ve sözde Hatem-ü'l-Evliya hazretleri denilen -aleyhillâne- ((Allah'ın laneti onun ve adımlarını takip edenlerin üzerlerine olsun))
Dördüncü Süfyani Mehdi: Fethullah Gülen ve sözde Hocaefendi hazretleri denilen -aleyhillâne- ((Allah'ın laneti onun ve adımlarını takip edenlerin üzerlerine olsun))
Beşinci Süfyani Mehdi: Adnan Oktar ve sözde Harun Yahya hazretleri denilen -aleyhillâne- ((Allah'ın laneti onun ve adımlarını takip edenlerin üzerlerine olsun))
Ve bu beş kişiden müteşekkil Süfyani Mehdilerin en belirgin ortak özellikleri Ebu Süfyanın hain ve mel'un oğlu Muaviyeden bahsettiklerinde ona şöyle hitap ederler; Hazret-i Muaviye -radıyallahu anh- ve yine bu hain ve mel'un emevi hanedanından veya bunlara sempati besleyen sözde alim ve veli kişilerden bahsederlerken isimlerinin sonlarına -rahmetullahi aleyh- diyede eklerler...İşte tüm bu belirtiler bu şahısların emevi hanedanından olduğunu ve cezbe oluştuğundan onları bir türlü kötüleyemediklerinden Süfyani Mehdi sıfatını almışlardır...Yani bu kişiler bilmesede biz biliyoruz ki; emevi soyundandırlar...Mehdi böyle söyledi...
Kıyamı tamam biz zuhurunu bekleriz Hakkın huzuruna tez onla varırız Yüzümüz ak gönlümüz pak özümüzü biliriz Yetiş Sahib-i zaman carımıza tez yetiş.
On dört asır oldu biz yolunu gözleriz Nesimi Pir Sultan serimizi veririz İkrarlıyız imanlıyız can gözlü erleriz Yetiş Sahib-i zaman carımıza tez yetiş.
Cümlesi gelmez diyor sırrı alametiyiz Üçlerin Beşlerin Yedilerin müjdecisiyiz Arşı tavaf eden Kırkların duacısıyız Yetiş Sahib-i zaman carımıza tez yetiş.
Hakkın hikmetine hiç olurmu sualimiz İsa tasdikledi Musayı müjdeledi Ahmedimiz Hak Muhammed Alide sırdır Mehdimiz Yetiş Sahib-i zaman carımıza tez yetiş.
Mekkede Medinede nazil oldu dinimiz Bedirde Uhudda Hayberde Haydarımız Kerbelada Serezde Banazda Şühedamız Yetiş Sahib-i zaman carımıza tez yetiş.
MEHDİ:ahir zaman böylece tez doldu Hak ile batıl hep zahiren zuhur oldu Cümlemizin Müntezarı el Mehdi oldu Yetiş Sahib-i zaman carımıza tez yetiş.
Allah'ın kulu ve halifesi Muhammed Mehdi Antoloji.com'un tüm çalışanlarını LANETLİYOR? ? ?
Mesaj...ALLAHIN LANETİ ÜZERİNİZE OLSUN.YER GÖK DAR GELSİN SİZLERE.ASLA KAÇACAK YER BULAMIYASINIZ.KAÇIP SIĞINACAĞINIZ TEK YER SONSUZA DEK İÇERİSİNDE KALACAĞINIZ CEHENNEMİN DERİN KARANLIKLARI OLSUN.ÖLÜM AZABINIZ,KABİR AZABINIZ,KIYAMET AZABINIZ VE CEHENNEM AZABINIZ BOL OLSUN.ŞİMDİDEN BELA VE MUSİBET AFET FELAKET SİZLERİ KUŞATMAYA BAŞLASIN,ISLAH OLAMIYASINIZ,İFLAH OLAMIYASINIZ,MUVAFFAK VE MUZAFFER OLAMIYASINIZ,ÇUVALLIYASINIZ,BOCALIYASINIZ,İSTEK VE ARZULARINIZ DUA VE NİYAZLARINIZ KABUL GÖRMESİN,DOSTLARINIZ AZALSIN DÜŞMANLARINIZ ÇOĞALSIN,KAZA BELA EKSİK OLMASIN AİLE EFRADINIZDAN İNŞAALLAHUTELA VE İNŞAALLAHUEKBER...ALLAHIN KULU VE HALİFESİ MUHAMMED MEHDİ SAHİB-İ ZAMAN TÜM ANTOLOJİ.COM ÇALIŞANLARINI LANETLEMİŞTİR.GEÇMİŞ OLSUN...
((Mazlumların hesap soracakları gün? Allah'ın gazabından Mehdi'nin gadabından nasibini almıyacak hiçbir zalim yoktur vesselam? ? ?))
Ey biz Ehl-i Beyt'i,kirden arındırıp,tertemiz kılan Rabbimiz! ! ! sana,yüzlerce,binlerce,yüzbünlerce,sonsuzluğu ve yüceliğince ŞÜKÜRLER OLSUN...
Sen bizim sonsuzluğumuz ve yüceliğimizsin RABBİMİZ... Biz hiçbirşeyiz sen herşeyimizsin RABBİMİZ
Şeytan'da sevmedi onları?
Birisi Muhammed birisi Ali?
Birde var iki kuzucukları?
Birisi Hasan birisi Hüseyin?
Birde var ki;
Kıyametin evvelinin evveli?
Muhammed ile Ali'nin öz torunları?
Hasan ile Hüseyinin öz evlatları?
Hatice ile Fatımanın öz yari?
Allah'ın yeryüzündeki gölgesi,kulu ve halifesi?
Ümmet-i Muhammedin en hayırlısı?
Meryemoğlu İsa'nın ardında namaz kılacağı İmam-ı zaman?
Yer ve gök ehlinin kendisinden razı olacağı?
Sürüngenlerin,balıkların ve kuşların anını ve şanını yüceltip tesbih edecekleri KRAL-I MUKADDES?
BİSMİLLAH-İ HÛ
**ŞAH MUHAMMED EL MEHDİ HAN SAHİB-İ ZAMAN**
İNŞAALLAH-Û TEALA VE İNŞAALLAH-Û EKBER...
====================================
Ete kemiğe büründüm Mehdi diye göründüm? Mü'min kim? Münafık kim? cihat cephesinde olur malum?
((20 milyonluk Yahudi toplumu dünyaya kök söktürürken 20 milyonluk Aleviye neden dünya kök söktürüyor? oysa ki,Yahudilerin davası batıl Alevilerin ki ise; HAKTIR?))
IRTIRIMCI(*) (itaate sokan) diyor ki;
Ya Allah Ya Rabb-i ekber Ya Muhammed Ya Resul-u ekber Ya Ali Ya Nasr-i ekber Ya Mehdi Ya Emr-i ekber
(*) ...ırtırımcı hacıbektaş-ı velinin bir lakabıdır? o şam tarafından uruma (anadoluya) geçerken 57 bin urum erenleri onun makam ve menziletinin korkusuna kapıldı?
...ve kendi aralarında dediler ki; kanatlarımızı arşa değin birleştirelimde o buralara gelemesin yoksa bizim işimiz biter?
...ve ırtırımcı bu arzdan arşa değin olan kuşatmayı anladı ve bismillah-i hu diyerek arzdan arşa değin sıpladı ve arşın tavanına kadar yükseldi?
...onu gören melekler selam verdiler? hatemülenbiyanın hatemülevliya torunu gelmiş dediler?
...ırtırmcı makam ve menziller aştıktan sonra bir mazlum ak güvercin donunda anadoluya iniverdi usulca?
...bu şu hadis-i muhammed ile haber verilmiştir:bir genç çıkacaktır? arşa yükselmiş olan dini tekrar arza indirecektir?
...ve onun durumunu merak eden 57 bin urum erenleri gözcü karacaahmete sordular o geldi mi? diye gözcü karacaahmet murakabeye daldı anadoluyu bir bir gözledi ve dehşetle irkildi dedi ki:
-her yeri gözden geçirdim her canlıyı eşiyle buldum ki,bir ak güvercin tek başına idi ve bana bir bakış baktı ki,yüreğime korku saldı?
...erenler den biri ben şahin donunda onun hakkından gelirim dedi? git o zaman dediler.
...şahin donunda ak güvercin üzerine bir hamle yaptı ki,ırtırımcı adem donunda onu havada eliyle yakaladı bir sıktı bıraktı oda adem donunda biz kötülük ettik sen kerem eyle dedi.
...ırtırımcı ona git 57 bin urum erenlerine söyle bize beyat etsinler? o gitti onlara söyledi fakat hiçbiri oralı olmadı.
...ırtırımcı gece önüne bir mum aldı birde seccade? önce mumu söndürdü onların bütün çerağı söndü dehşete düştüler? sonra seccadeyi çekti ve onların altından seccadelerini de çekti?
...ve onlar anladılar ki,bu zat zehir zemberek bir er kişidir gidip ona hemen teslim oldular herbiri makam menzilete kavuşturuldu ve ona şu lakabı verdiler IRTIRIMCI (İTAATE SOKAN) ? ? ?
...KISSADAN HİSSE DARISI SİZLERİN BAŞINA GERÇEĞE HU? ? ?
(((ey gökler,yer ve dağlar? sizlerin korkupta üzerine almadığı,hukukuna riayet edememekten ürktüğü o emaneti ben taşımaktayım? ben kuran ve ehlibeyt emanetinin tek emanetçisiyim? şimdi istediğiniz kadar bana haset edin? ve bana bela ve musibet okuyun sonunuz kıyamettir? ey emanetin sahibinin bu mesajına şahit olan sizler? şimdi bu mesajı gerekli yerlere ulaştırınız? bunu yapmadığınız takdirde hakka giden hakk uğrum hakkı için lanet edenlerin bütün laneti sizlerin üzerlerine olsun? ben böylece görevimi yapmış bulunuyorum? gerisini ((rabbülalemine havale)) ediyorum? şahit ol yarabb? ? ? şahit ol yarabb? ? ? şahit ol yarabb? ? ?)))
(((ALLAH DAHA NE DESİN? ? ? RESUL DAHA NE DESİN? ? ?)))
(((ALİ DAHA NE DESİN? ? ? MEHDİ DAHA NE DESİN? ? ?)))
ZİKR-İ HAKİKATİMİZDİR: ======================= BAKİ GERÇEKLER DEMİNE HU DOST ALLAH EYVALLAH GERÇEĞE HU MÜ'MİNE YA ALİ YA MEHDİ SAHİB-İ ZAMAN
|
|
|
| 30.06.2009 14:44:39 |
|
Röportaj Bölümünden Son Yazılar
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|