|
Aşk acısı denildiğinde aklıma gelen ilk kitap, Irvin D. Yalom'un "Aşkın Celladı" adlı kitabıdır. Bu kitap benim birtakım saplantılarımı yok etmiş, beni iyileştirmiştir. Öyle ya,'aşkın celladı'yla baş etmek olmak pek de kolay değildir.
O kitabın zamanında 'Sayım'ın Kitap Bavulu'nun' en çok okunan kitabı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Beni en çok etkileyen öykü ise Thelma´lı olandı. Thelma' yı geçmişteki bir aşk macerasına bu kadar bağlayan şeyin ne olduğunu büyük bir heyecanla okumuştum.
Bildiğim kadarıyla bu kitabı en çok kadınlar okumuştu. Oysa aşk acısı sadece kadınlar için miydi? Etkileyici olan taraf sanırım, hayatta her şeyin olabilirliğini öğreniyor olmanızdı. Aşkın herkes tarafından bir tanımlaması vardır. Bu kitap hiçbir klişeye sığınmadan aşka yaklaşmaya çalışıyor. Aşkın Celladı'nda psikoterapist Irvin D. Yalom, yalnızlık, ölüm korkusu, yaşama amacını yitirme gibi, aslında hiçbirimizin tamamen kaçamayacağı temel insanlık kaygılarından rahatsız olan hastalarıyla yaptığı çalışmalardan seçtiği on ilginç öyküyü bizlerle paylaşıyor. Dr. Yalom bu öyküleri anlatırken siz de kendinizi bir terapinin içinde buluyor, adeta geçmişe dönüyorsunuz. Yalom, aklınızı okuyor adeta. Onunla birlikte şimdi ben de bir süreliğine geçmişe dönüyorum.
Panos benim bir dönem en iyi arkadaşlarımdan birisiydi. Aşık birisiydi. Ayyaş bir sevgilisi vardı. Onun için her şey yapardı. Meyhane meyhane dolaşırdı onu bulabilmek için. Onunla zaman zaman Gezi Parkında dünyanın en güzel aşk hikayelerini konuşurduk. O sevgilisini kuşatmıştı. Çok seviyordu. İmkansız aşkların peşindeydi Panos. Severdi, ağlardı ama gerçek bir hikayesi vardı. Hem azınlık olacaksın her anlamda, hem de ayyaş bir adamla birlikte onun bütün hayatını yaşayacaksın. Panos benim de tuhaf bir çocuk olduğumu düşünürdü hep.
Bir gün bankta oturuyorduk. Birden o geldi. Panos'un yanına oturdu. Sanki bir melekti. Hiç bu kadar güzel biriyle, bir melekle tanışmamıştım. Güvenilir biri olduğunu hissettim onun. Yakındık. Onun yanında rahat ediyordum, bana güven veriyordu. Masum bir ilişkimiz vardı. 12 yıl sürdü, bir yıl önce tam olarak bitti.
İlişkilerimi trajik boyuta getirmekten asla hoşlanmıyorum. Yaşandı ve bir masal gibi bitti. Arada üç-dört kez ayrıldık, tekrar barıştık. Birlikte olduğum öteki insanlar vardı ama önemsizlerdi. Ben hala onu kaybetmenin, garip bir şekilde ortadan kaybolmasının travmasını yaşıyor, bunu kabullenemiyordum. O da çok üzülüyordu.. Çünkü biz birbirimize çok bağlıydık. Türkiye'nin dörtte üçüncü birlikte gezdik. Çok güzel anılarımız oldu.
Bazı özel dünyalara, belli şifrelerle girersin. Her yerin bir düzeni vardır, kontrol vardır, sırdaş olmak, rengini belli etmemek zorundasın oralarda. Hayali bir yerdeymişsin gibi. Birçok tanıdık simaya da rastlardım. Unutmak için hep içersin oralarda.
Şimdi benim gittiğim o cennet mekanlar birer birer kapanıyor.
Bu yazı, çok sevdiğim arkadaşım Panos için… İyi ki varsın Panos!
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|