|
|
Yazarımız Sayım Çınar, Medyatava yazarı Neslihan Acu'nun geçtiğimiz günlerde Reşat Çalışlar özelinde kaleme aldığı yazısına cevap niteliğinde bir yazı kaleme aldı. Renkhaber olarak yazarlarımızın fikirlerini ifade etme haklarına saygı duyuyor, konunun muhataplarının cevap yazılarının da sitemizde yer bulacağını belirtmeyi önemli görüyoruz. İşte o yazı:
ULUSALCI DEDİĞİN KISKANIR
SAYIM ÇINAR sayimc@superonline.com
Daha önce Medyatava'da Neslihan Acu'nun, Perihan Mağden hakkında yazmış olduğu yazıyı okuyunca buram buram bir kıskançlık hissettim.Şimdi de aynı şeyi Reşat Çalışlar'a yapmış,işte o yazının linki : http://www.medyatava.net/haber.asp?ID=44812 Evet ulusalcı dediğin kıskanır, ama kıskanılan kişiyi kısıtlamaya çalışmak da çok sağlıklı değil. Kıskanılan kişiyi kısıtlamaya çalışmak, tipik bir Türk hastalığıdır.
Neslihan Acu'nun Reşat Çalışlar'ın Neden programındaki performansıyla ilgili yazısında, tipik bir "ulusalcı öfke" vardı. Neslihan Acu'nun ulusalcı refleksleri, Reşat Çalışlar'ın postmodern ve internet odaklı bakış açısını hazmedemedi. Neslihan Acu'nun müthiş bir ulusalcı öfkesi var ve bu öfkeyi kullanarak prim yapmak ve bir takım "elitler"le hesaplaşmak istiyor. Perihan Mağden'e olan öfkesinin arka planında da, derin bir fikir/algı uyuşmazlığından ziyade "ulusalcı öfke" vardı. Birilerinin Neslihan Acu'yu ulusalcı nostaljisinden ve ulusalcı öfkesinden uyandırması gerekiyor. Elbette ki kimsenin ideolojisine/algı biçimine karşı değiliz, ama Emin Çölaşan'ın profesyonel ulusalcılığının bile Neslihan Acu'nun amatör-öfkeli ulusalcılığından daha şık durduğunu belirtmekte fayda var. Ulusalcılık sözcüğü ile Neslihan Acu'nun sadece politik pozisyonunu değil düşünsel evreninin sınırlarını tanımladığımızı da belirtelim. O kendini belki bir ulusalcı olarak görmüyordur, ama algı dünyasının sınırlarına bakarsanız, kolaylıkla "ulusalcı algı sınırları" görebilirsiniz. Perihan Mağden'e, Ayşe Arman'a, Nuray Mert'e vb. popüler isimlere alternatif bir kadın yazara ihtiyaç olduğuna her zaman inanmışımdır. Diğer taraftan, bu ihtiyacı Ekşi Sözlük gibi sözlük sitelerinde ve bloglarda yazan kadınların karşıladıklarını düşünmemden ötürü de diğer kanallarda böyle bir arayış içine girmedim."Ben Perihan Mağden'den, Ayşe Arman'dan, Nuray Mert'ten farklı bir sesim" söylemiyle ortaya çıkan Neslihan Acu, bu nedenle çok fazla ilgimi çekmedi. Gene de Medyatava'yı düzenli takip ettiğim için kendisinin yazılarına sık sık rastlıyordum. Olayın sonunda klasik bir "şehirdışı ulusalcısı"yla karşılaşacağımı beklemiyordum. Neslihan Acu'nun bir diğer klasik özelliği de, kendini "anlaşılmamış yazar" olarak görmesi. "Klasik ve klişe bir düşünce içinde, ama belki gerçekten de anlaşılmamış biridir" dedim önce. Ama sonra Ayşe Arman' ın kendisi hakkında yazdığı şeyleri okudum: "Kitabım çıktı' dedi. Tutturdu 'Eve geleceğim, sana elden vereceğim.' Kardeşimin o gün doğum günü, beş bin tane programım var, elim ayağım birbirine karışmış vaziyette. Kapıdan göndersen bacadan gireceklerden, inat etti. İki arada bir derede eve geldi, boynuma çöktü. Kitabını elime tutuşturdu. Doğrusu, örneği çok olduğu için fazla ciddiye almadım. Ama onu kırmamak için öyküsünü öğrenmek istedim." Yeteneğiniz ve bağlantılarınız olmadan yükselmek istiyorsanız, aşırı ısrarcılık yolunu seçmenizde yarar vardır. Bu satırlarla birlikte, kendisiyle ilgili kafamda var olan imaj netlik kazandı. Hatta aklıma Nietzsche geldi. Hepimizin bildiği gibi, Nietzsche de önce anlaşılmamıştı, sonra Ayşe Arman' ın evine elinde "Böyle Buyurdu Zerdüşt" kitabıyla bir ziyaret yapmış ve bir anda dünya çapında bir filozof olarak kabul görmüştü. Tabii ki bu da işin şakası…
Sayım Çınar
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|
|
|
Haberi Değerlendirin
Bu haber için oy kullanan 7 ziyaretçimizin puan ortalaması: 3,00
|
|