Milli Voleybolcu Tesettüre Girdi Gazeteler
                                            Artık bir şeyler değişiyor...  
 
 

Çok Okunanlar
Devamını Oku Hristiyan Suyumuzu Kirletmesin!
Devamını Oku soL: Özkan'ın Televizyon Solculuğu Bitti
Devamını Oku TRT'nin "Yayıncılık Başarısı"
Devamını Oku Gül'e Şovalye Nişanı
Devamını Oku Ülkücüler Üniversite Şenliğine Saldırdı

Son Yorumlananlar
Devamını Oku Ülkücüler Üniversite Şenliğine Saldırdı
Devamını Oku Erdoğan'a Adana Şoku
Devamını Oku Kanaltürk Çalışanından Mektup Var
Devamını Oku Hristiyan Suyumuzu Kirletmesin!
Devamını Oku Einstein'dan Din Karşıtı Görüşler

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.



RSS / XML
RSS / XML
EkleBunu RSS Ekle Butonu
Anasayfa> Serdar Sadık Şimşek> AB ile Cumhuriyet de Gidecek...
 AB ile Cumhuriyet de Gidecek...

Serdar Sadık Şimşek, AB ile Cumhuriyet'te gidecek, Atatürk ilkeleri de!...




Öncelikle bilmeyenler için küreselleşmenin ne demek olduğunu açıklamak gerekirse, Küreselleşme ekonomik, sosyal, teknolojik, kültürel, politik ve ekolojik açılardan global bütünleşmenin, entegrasyon ve dayanışmanın artması anlamına gelmektedir.


Farklı ülkeler arasındaki ekonomik ilişkilerin, her bir ulusal ekonominin diğerlerine bağlı olduğu bir dünya ekonomisi yaratma noktasına dek genişlemesidir.

Hiçbir ülke kendine yeterli değildir, hepsi de ürünlerini diğer ülkelerle değişime sokma ihtiyacını duymaktadır.



Potansiyel olarak, ekonominin uyumlu bir biçimde uluslararası ölçekte planlanmasının temelini döşeyeceği için, bütünleşmiş bir dünya ekonomisinin yükselmesi, aslında zorunlu olarak olumsuz bir şey değildir.



Sosyal adalete ve üretim araçlarının ortak mülkiyetine dayalı bir ekonomik sistemde, bu, insanlık için görülmedik bir ileri adıma olanak tanırdı.



Fakat kapitalist sistem, üretim araçlarının özel mülkiyetine ve her bir kapitalistin en yüksek kârı elde etmeye çalışmasına dayanır.



Bu da gelişmeyi olanaksız kılmakla birlikte gezegendeki insanların çoğunun yaşam standartları düşerken, küçük bir azınlığın muazzam ölçüde zenginleşmesine olanak sağlar.

Bir başka mesele olan egemenlik olgusunun geniş anlamlı olarak gerçekleştirilmesi için, ulusal kararların gerçek anlamda ulusun temsilcileri tarafından verilmesi gerektiği koşulu yanında, bu kararların alınmasında ve uygulamasında da hakim ekonomik gücün ulusal hakimiyette olması bilindiği gibi kaçınılmaz görülmektedir.



Böyle bir yaklaşım ise, ulusal egemenlik sorunsalının tartışılabilmesi için kapitalizmin ürünü olan ulus devlet olgusunun ve doğal olarak, sistem sorunun tartışılmasını gerekli kılmaktadır.



Aksi halde, kapitalist sistem içinde gelişmesini sürdüren ve iç sermayesi ile dünya kapitalizmine belirli bir düzeyde entegre olan çevresel konumlu bir ekonomide, salt ulusal çıkarlar doğrultusunda ve dünya kapitalizminden bağımsız kararlar alınması ve bunların yürürlüğe konulması kesinlikle mümkün değildir.



Bilindiği gibi Devlet kavramı soyut olmayıp belirli sosyal koşullarda ve tarihsel konumda ortaya çıkan somut bir gerçektir.





İktidar kavramının geliştiği tarihsel süreç içerisinde batıda iktidar biçiminin gelişimi ile üretim ve mülkiyet ilişkilerinin gelişimi arasında sıkı bir ilişki olmuş ama hiçbir zaman hiçbir siyasi iktidar toplumun bütünün iradesini yansıtabilme başarısını kesinlikle gösterememiştir.



Değerli okurlar önemli bir konuya da değinmek gerekirse günümüz itibari ile Ülkemizin AB'ye girmek gibi bir isteği mevcuttur. Daha doğrusu halkın değil de siyasilerimizin böyle bir isteği bulunmaktadır.



Yıllardır AB dayatmaları ile karşı karşıya kalan ülkemiz son zamanlarda ve özellikle küreselleşme sürecinde Avrupa Birliği'nin kıskacına çekilmeye çalışılmaktadır.



Öyle ki bu süreç içerisinde bütün milli ve manevi değerlerimizden ödün vermemiz gerektiğini ifade eden AB' ulusal egemenliğimizi de açıktan tehdit etmektedir.



301.madde gibi hassas konularda taviz vermemiz gerektiğini ifade eden bu birlik ülkemizin her alanında akıl vermeye kalkmaktadır.



Özellikle şuan ki iktidarın iş başına gelmesi ile birlikte bir AB'ci hava estirilmiş ve bu birliğe üye olmak rüyası ile taviz üzerine tavizler verilmiştir ve ne yazık ki verilmeye de devam etmektedir.



Küreselleşme süreci içerisinde ulusal egemenliğimizin bir tehdit altında olduğu aşikardır. Ekonomik alanda kısa bir değerlendirme yapacak olursak;



Yurdumuz daha doğrusu ülkemiz Türkiye Cumhuriyeti iktidarın vermiş oldu tavizler ve onların dili ile AB kriterleri reformları ile bir tehdit altındadır.



Bu tehditler siyasi olmakla birlikte aynı zamanda da ekonomik açıdan büyük tehlike arz etmektedir.



Elbette iktidarın bütün adımları AB'ye dayalı değildir. Ama kuşkusuz sınırsız yabancı sermaye akışı büyük oranlarda ülkemiz ekonomisine ve egemenliğine zarar vermektedir. Bütün iletişim araçlarımızın tamamına yakını bilindiği gibi yapılan özelleştirmeler sonucu yabancılaştırılmıştır.



Bütün milli kurum ve kuruluşlarımız adım adım yabancılara satılırken küreselleşme sürecinde milli ekonomimiz de ne yazık ki şuan iş başında bulunan iktidar yüzünden yabancıların kontrolüne geçi vermiştir.



Yani şuan tıpkı kapitülasyonları yaşadığımız dönemi yaşıyoruz diyebiliriz..



Sizlerle bir başka önemli bir konuyu paylaşmak gerekirse kanımca Avrupa Birliği bu süreç içerisinde sınırları zorlamış ve açık açık haddi aşmıştır neden diyecek olursanız?



Bilindiği gibi AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, laiklik ilkesinin anayasamızda yer alışının 80. yılı olan 10 Nisan tarihinde ülkemizi ziyarete gelmişti.



Şuan iş başında olan siyasi iktidarın özel çağrısı daha doğrusu ricası ile ülkemize geldiği bilinen AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso'nun bu gezisi kapatma davası ile karşı karşıya kalan siyasi iktidara destek gezisidir.



Neden diyecek olursanız bu iktidar ulusal egemenlik açısından bakılacak olursa Avrupa Birliği'nin en kolay kullanabileceği ve her dediklerini yaptırabileceği bir iktidardır.



Avrupa Birliği bir çok siyasi parti kapatılırken ses çıkartmazken AKP'ye açılan kapatma davası ile çılgına dönmüş ve Türk yargısına hakarete varan beyanlarda bulunmuştur. Alçakça açıklamaların yer aldığı beyanlarda Türk yargısı hedef gösterilmiş ve sınır ötesinden akıl verilmeye kalkınmıştır buda yetmediği gibi AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ülkemize gelmiş açık açık kapatılma ile karşı karşıya kalan AKP iktidarına desteğini iletmiştir.



Ama bilinen bir gerçekte var ki tıpkı Cumhuriyet gazetesi yazarı ve Ulus gazetesi yazarı daha öncelerde de birlikte aynı haber sitesinde yazılar yazmış olduğum sayın Suay Karaman hocamın da ifade ettiği gibi Duvarlarında "Egemenlik Ulusundur" yazan TBMM çatısı altında bir sömürge ülkenin valisi edasıyla konuşan Barroso, 301. maddeden, AKP'nin kapatma davasına, terörle mücadeleden, laiklik konusuna kadar çarpık görüşlerini açıklamıştır. Barroso; "şiddet içermeyen görüşlerin yargılanmaması gerekir" diyerek, devam eden kapatma davaları hakkında yorumda bulunmuş ve Anayasamızı açıkça ihlal etmiştir.



Barroso; "terörle mücadelenin sadece askeri yöntemlerle olmayacağını, Kürt kökenli yurttaşlara siyasal, sosyal, kültürel hakların verilmesi gerektiğini" söylemiştir.



Barroso, ülkemize "demokratik laiklik" gibi anlaşılamayan bir öneride bulunarak, AKP'nin tezlerine meşrutiyet kazandırmayı amaçlamıştır. Bu anlamsız söylemini, "laikliğin, bir din gibi insanlara dayatılamayacağı, laikliğin dinin yerini alamayacağı" şeklinde açıklayarak, kapatma davası öncesinde AKP ile ilgili iddiaları hafifletme çabasına girmiştir.



AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso'nun, türbanın kadınların özgür bireysel seçimi olduğu konusundaki sözleri ise, türbanı hem siyasi, hem de dini simge olarak ilan eden AİHM kararlarıyla çelişmektedir. AB borazanları, ulusalcıların her geçen gün bilinçlenerek, ülkelerine sahip çıkmaları karşısında şaşkınlığa düşmüşler ve kendi kararlarıyla, kendi söylemlerinin çeliştiğini bile fark edemeyecek duruma gelmişlerdir.



AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso'nun ulusal bağımsızlığımıza, yurt bütünlüğümüze ve bunların güvencesi olan laik devlet düzenimize yönelttiği sömürgeci saldırıların bir yenisi olmak üzere Türk yargısını etkilemek amacıyla ülkemize geldiği anlaşılmıştır.



Kapatma davasının engellenmesi uğruna, Türk yargısını baskı altına almak için AKP'nin yurtiçinde ve yurtdışında yaptığı girişimler, ülkenin nasıl bir tehlikeli süreçten geçtiğinin kanıtıdır. Yabancılarla işbirliği yapan AKP iktidarı, açıkça söylemem gerekirse suçüstü yakalanmıştır.



Emperyalizme karşı kurtuluş savaşı veren ve dünyada ilk kez emperyalist güçlere karşı zafer kazanan Türkiye Cumhuriyeti'ni bu durumlara getiren, ulusallıktan ve bağımsızlıktan payını alamamış herkes suçludur. Yaşanan bütün bu rezilliklerden kurtulmanın yolu, örgütlenerek, bilinçlenerek, Muhteşem Türk Mustafa Kemal Atatürk 'ün tam bağımsız Türkiye yolundan yürümektedir.



Son olarak Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal'ın Erbakan hoca için milli görüşçü diğeri içinde işbirlikçi demesi bence ciddi ciddi düşünülmelidir sizce de öyle değil mi?


Not: Cumhuriyet Gazetesi ve Ulus Gazetesi yazarı (TÜMÖD) Genel Sekreteri değerli Suay Karaman hocama ulusal egemenlik kavramı ile ilgili düşüncelerini paylaştığı için çok teşekkür ederim




Serdar Sadık Şimşek

30.04.2008 12:21:48
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Serdar Sadık Şimşek Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 13.05.2008 20:59:39 - Tuncay Özkan'ın Yerinde Olmak
Devamını Oku 12.05.2008 04:40:47 - Haksızlık Karşısında Sesini Çıkarmayanlar
Devamını Oku 09.05.2008 13:27:23 - Şantajcılarla Mahkemede Hesaplaşacağız
Devamını Oku 02.05.2008 12:29:25 - Cerrah Resmen Dalga Geçti!
Devamını Oku 30.04.2008 12:21:48 - AB ile Cumhuriyet de Gidecek...
Devamını Oku 18.04.2008 09:06:17 - Meclisin İtibarını Zedelediler
Devamını Oku 10.04.2008 18:07:07 - AKP'nin Alevi Açılımı Dosyasını Bulduk
Devamını Oku 26.03.2008 08:07:16 - Gelin Beni de Coplayın
Devamını Oku 15.03.2008 12:29:51 - Kapatma Gerçekleşmezse...
Devamını Oku 09.03.2008 00:07:53 - Anne Babalar Dikkat. Çocuğunuz Tehlikede
Devamını Oku 26.02.2008 07:26:32 - DP'nin Cenaze Üzerinden Rant Savaşı
Devamını Oku 15.02.2008 12:49:01 - Sosyal Devlet Değil Sadakacı Devlet!
Devamını Oku 07.02.2008 21:01:51 - Alevileri Temsil Eden Milletvekili
Devamını Oku 02.02.2008 11:03:51 - Türk Medyasında Kaleler Bir Bir Düşüyor
Devamını Oku 23.01.2008 16:33:39 - Baykal, Sarıgül'le Barışacak
Devamını Oku 17.01.2008 14:51:47 - O Türban Birgün Boğazlarına Dolanacak
Devamını Oku 12.01.2008 04:50:31 - Aleviler AKP Kuşatması Altında
Devamını Oku 06.01.2008 15:49:00 - AKP Anayasasına Hayır Diyorum
Devamını Oku 21.12.2007 17:07:03 - Düşünmeyen, Boş Yaşayan Gençlik
Devamını Oku 07.12.2007 19:04:24 - Alevileri Hedef Seçtiler
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 1 ziyaretçimizin puan ortalaması: 2,00
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
 
Yorum Bölümümüzdeki Sorun Giderildi
Yorum Bölümümüzdeki Sorun Giderildi Bir süredir okuyucularımız yorum girerken oluşan bir hata, okuyucularımızın bildirmesi üzerine düzeltildi....
Bu da Aşırı Sosyalleşme!
Youtube Şimdilik Yeniden Özgür
0,31 saniyede derlendi.