|
Eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i tutumlu özelliği ile tanımış ve hafızalarımıza onu 'bir daha gelmeyecek' bir Cumhurbaşkanı olarak yerleştirmiştik.
Hakikaten de öyleydi. Göreve geldiği günden bu yana ne hukuku çiğnedi ne de yanlış bir davranış sergiledi. Daima doğru bildiğini okumaktan vazgeçmedi. Kimse bana kızmasın, gücenmesin ama Cumhuriyet tarihinin en kötü ve en başarısız hükümeti tarafından Türkiye'ye eşi benzeri bulunmayan bir hediye verildi. O başarısız hükümet en yararlı iş olarak onun Cumhurbaşkanı seçilmesini sağladı. Ahmet Necdet Sezer'in hukukçu olması ve Cumhuriyeti en içtenlikle içine benimsemiş olması, onu diğer Cumhurbaşkanlarından ayıran en büyük özelliği oldu.
Gereksiz resepsiyonlar yapmaktan kaçınan Ahmet Necdet Sezer bir Cumhurbaşkanı gibi değil de, sıradan bir ülke vatandaşı gibi davrandı. Öyle ki eşi hastalandığında bile devletin makam aracını değil, kendi özel aracını kullanarak eşini hastaneye götürdü. Dedim ya o bir halk adamıydı, o gerçek bir hukukçu ve sözde değil Özde Atatürkçüydü. Hakkı ve hukuku korumakta elinden ne geliyorsa yaptı. Dünyayı bazıları gibi 5 - 6 defa turlamak yerine çok az sayıda yurt dışı seyahati yaptı. Öyle ki ulu önder gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten sonra Amerika'ya gitmeyen tek Cumhurbaşkanımızdı…
Gittiği ülkelerde bilindiği gibi öyle fazla değildi bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıdaydı. Gereksiz harcamalardan kaçınan Ahmet Necdet Sezer, alışverişini bile bazen kendisi yapar herkesi adeta şaşırtırdı.
Hele öyle gazetecileri uçağa toplayıp oraya buraya giderek, gereksiz masraflarda bulunmasına kesinlikle şahit olmamıştık.
Kimileriniz onu sevmeyebilir, hatta bir kısım dönek ve yalaka basının yaptığı gibi en sevilen liderler sıralamasında onu sonuncu olarak görebilirsiniz ama kim ne derse desin, o 'adam gibi adam' ve çok da tutarlı bir devlet adamıydı. Yeri geldiğinde konuştu yeri geldiğinde ise kendisini en ağır ifadelerle eleştirenlere karşı bile sessiz kaldı. Ve böylelikle ne kadar erdemli olduğunu herkese göstermiş oldu. Bir dönem öyle ya da böyle geldi ve geçti kimileri onun dönemini kayıp olarak görse de bana göre o dönem tarihe altın harflerle yazılacak bir dönemdi. Cumhuriyetin bütün kazanımları törpülenmek istenirken o son derece katı tutumuyla Cumhuriyeti en büyük içtenlikle korudu ve bütün yanlış hareketleri bertaraf ederek adeta milletimizin yüreğine su serpti.
Şimdiler de ise onu adeta mumla arıyoruz. "Mesele nedir kardeşim?" dediğinizi duyar gibiyim. Mesele gayet açık değerli dostlar! Sizler evlerinizde bir çoğunuz yemeye ekmek bulamazken, bazıları dekorla yenilikle uğraşır olmuş. Dün Türk Devletini şikayet eden, bugün de en önemli isimlerden birisi haline gelen bir hanımefendi geçenlerde, yüce meclisimizin koruması altındaki bir sarayı gezerek, tarihi eşyaları tek tek tespit edip bir liste hazırlamış ve bu listeninde köşke gönderilmesini talep etmiş.
Şimdi "bunun neresi yanlış" diyebilirsiniz. Ama bana göre son derece yanlış bir tutum. Devletin koruması altındaki bu eserler hangi amaçla talep edilmek istenmektedir. Bunlar bir antika ya da özel eşya değil tarihi bir öneme sahip eserlerdir. Eski cumhurbaşkanımızı yine örnek vereceğim ama vermeden kendimi alıkoyamıyorum ki. Sayın Sezer kendisine hediye edilen bir çok hediyeyi hatırlarsanız köşk'e bağışlamıştı ve bağışlarken de bu hediyelerin kendisine değil makamına hediye edildiğini belirtmişti. Son derece kibar ve aynı zamanda mütevazi bir davranış biçimiydi.
Şimdi ise değerli dostlar elbette bu ülkenin en üst düzey yöneticileri rahat yaşayacak ama aşırıya kaçmak olursa inanız yanlış olur. Hak da çiğnenir hukukta çiğnenir. Biz padişahlıkla değil, Cumhuriyetle yönetilen bir ülkeyiz. Kim olursa olsun hesabına kitabına dikkat etmek zorundadır.
Orada harcanılan tadilat adı altındaki masraflar kendi ceplerinden değil sizin bizim ceplerimizden çıkmaktadır. Köşk'ün bacası mı akıyor ya da ne bilim oturulamaz bir halde mi? Neye dayanılarak bu tür girişimler yapılmaktadır hiç mi hiç aklım ermiş değil. Bayler bayanlar o koltuklar gelip geçidir sahiplenmek arzusu herkeste olur ama aşırıya kaçmak da son derece yanlıştır. İnsanlar yemeye ekmek bulamazken, milyonlarca genç iş ararken devletin parasını yok yere harcamak yanlıştır ve açık konuşayım bu millete açıkça hakarettir.
Kıt kanaat geçinen bu millet hiç mi düşünülmemektedir?. Ilımlı politikaları ile dikkat çeken ve kendisini gelmiş olduğu siyasi oluşum içinde değerli Abdullatif Şener hocamdan sonra önemli gördüğüm ve o güler yüzü ile takdir ettiğim değerli Cumhurbaşkanımıza sadece şunu söylüyorum.
Sayın Cumhurbaşkanım bilindiği gibi makamlar gelip geçicidir ama geriye kalan yapılmış olan hizmetlerdir. Devletimizin parasının boş yere harcanılmasına göz yumacağınızı hiç mi sanmıyorum ama lütfen biraz dikkatli olalım. Köşk bir gecekondu değil adeta bir saray gibidir. Bu denli harcamaların yapılması da ayrıca hiç mi hiç doğal değildir. Boş yere yenileme adı altında yapılan bu harcamalar kıt kanaat geçinen vatandaşlarımızı inanız aşırı derecede üzmektedir.
Eşinizin bu tutumuna sitem etmemize sakın kızmayınız. Zira bir çok ülke de Cumhurbaşkanlarının konutları belirli bir sürelerle elden geçirilir ve denetlenir. Şayet bir sorun bir eksik varsa da hemen düzeltilir
Ama bildiğimiz kadarı ile Çankaya köşkü oturulmayacak bir halde değil. Her şey normal ya da bizim bilmediğimiz bir şeyler mi var. Bacası mı akıyor? Halılar mı yırtıldı? Duvarlarda ya da dökülmemi başladı? .
Ya da nasıl anlatayım gecekondulardaki gibi sular mı kesildi elektrikler mi yok? Ki, bu tür sorunların olmadığı da açıkça ortada. O zaman neden bu harcamalar yapılıyor? Onarım için harcanılan paralar sizin kendi cebinizden değil. Bizim ödediğimiz vergilerden elde ediliyor ve bu paralar üzerine basarak söylüyorum, ortada bir sorun ya da ters giden bir durum yokken neden ve niçin hangi hakla harcanıyor?
Bunun cevabını durumu öyle aşırı iyi olmayan bir ailenin bireyi olarak dahası bu ülkenin bir vatandaşı olarak merak ediyor ve yanıt bulmakta da güçlük çekiyorum.
Unutmayınız ki değerli dostlar bu dediklerim sadece yetkililerimiz için geçerli değil her birey için geçerlidir. Çünkü Hz. Ali'nin de buyurduğu gibi Geleceğini düşünmeden lükse ve sefahate, israfa dalan bir kişinin ise geliri ne kadar çok olursa olsun sonu kötü olur. İktisat ve kanaat en değerli hazinelerdir. "İsraf çoğu az eder, iktisat azı çok eder! "Hz. Ali (r.a.) "Yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz, zira israf haramdır!" Araf Suresi Ayet Meali
Serdar Sadık Şimşek
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|