Gelin benide coplayın! Bolu'da Katil Amerika'nın Irak'ı işgalini protesto etmek ve kınamak isteyen üniversiteli gençlerin güvenlik güçleri tarafından tekme tokat dövülmesi ve coplanması inanız ki bir Türk genci olarak kanıma son derece dokundu. O öğrencilerin elbette yaptıkları açıklama ve protesto şekli izinsiz olması nedeni ile yanlış olabilir ama kalkıp engellemek için de bu denli sert olmaya hiç mi hiç gerek yoktur.
Türlü türlü saçmalıklarla demokrasi getireceğiz yalanları ile Irak'ı uluslar arası hukuku da hiçe sayarak işgal eden emperyalist güç Amerika 1,5 milyonu aşkın Müslüman kardeşimizin eli kanlı katilidir.
Bunu kimse inkar edemez ederlerse de ben onların Müslümanlığından da insanlığından da şüphe duyarım. Cereyan eden olaylar açıkça ortada iken hala yaşananlardan habersiz bir şekilde hareket etmek kuşkusuz ki en büyük gafletin çarpıcı kanıtıdır.
Bir takım cemaatlerin himayesi altında düşüncelerini dile getirmeye çalışan gençlerimizle kendi bağımsız ve hür iradesi ile düşüncelerini dile getiren öğrenciler arasında oldukça büyük fark vardır.
Cumhuriyet tarihimizin en dikenli günlerini yaşadığımız şu günler de her aydın insanın birbirine sıkı sıkıya kenetlenmesi artık şart olmuştur.
Ulu önder muhteşem Türk Atatürk'ün Bursa nutkunu her gün okuyan bir genç olarak ben bu gidişattan oldukça rahatsızım.Birileri kendi ellerindeki gücüde kullanarak insanlarımızı baskı altına almaya çalışmaktadır.
Karşı çıkanlar da ya susturulmakta yada çek git cevabı ile azarlanmaktadır.
Yargı bizim parti bizim sen Kimsin Şerefsiz!
Adalet ve Kalkınma partisi'nin kapatılması için Anayasa mahkemesin'e dava açan Yargıtay Cumhuriyet başsavcısı ve Türk yargısı gerek içerdeki gerekse dışarıdaki liboşlar tarafından hedef haline getirilmeye çalışılmaktadır.
Kendilerini kayb eden bu insanlar öyle ki insanların özel hayatından tutun da gelmişine geçmişine kadar her şeyi dengesiz bir şekilde deşifre ederek açıkça gerek yargıyı ve gerekse de bu cumhuriyetin bir başsavcısını yıpratmak için ellerlinden geleni uygulamaktadırlar.
Yeniçağ gazetesi geçenlerde Avrupalı bir eski başbakanın Türk yargısına hakaret etmesini içine sindiremediği için öyle bir yanıt verdi ki bazılarına o manşet adeta kapak oldu. Türk yargısına gurursuz diyen nazi kalıntısına Yeniçağ o dik duruşunu ortaya koyarak yargı bizim parti bizim sen kimsin şerefsiz diyerek en ağır yanıtı verdi.
Laik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin bir genci bir evladı olarak yaşananlardan ben rahatsızlık duymaktayım.Hukuk devletinde görevini yerine getiren bir savcıyı hedef alan zihniyeti ve yanlı olarak yayın yapan medya kuruluşlarını sözde demokrat gazetecileri de sağduyulu olmaya çağırıyorum.
Hukuk devletinde sorumluluğun bilincinde anayasal görevini yapan Yargıtay Başsavcısını hedef alan zihniyeti ve zihniyetin yanında yer alan taraflı kesimleri de laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti'nin bir ferdi bir vatandaşı olarak şiddetle kınıyorum.
Bir diğer önemli gündem maddesi olan Tüm Milletimizin nevruz bayramını en içten dileklerimle kutluyor.Barışın kardeşliğin bu topraklarda daim olmasını da temenni ederek insanlarımızın ayrılık gayrilik gütmeden bir bütün olması gerektiğini de vurgulayarak nevruz ateşinin vermiş olduğu sıcaklığın Türk Kürt Alevi Sünni demeden tüm toplumumuzun bireylerini yurttaşlarını aydınlatmasını ümit ediyorum.
Son olarak değerli okurlar hergün yazılarını büyük bir beğeni ile okumuş olduğum hocam diye nitelediğim Cumhuriyet gazetesi baş yazarı İlhan hocamın sabaha karşı o saatlerde gözaltına alınmasına bir anlam veremedim herkes gibi bir şaşkınlık içerisindeyim bu olay hiç de şık olmamıştır.
Üç ayrı hastalığı olan birinin bu şekilde gözaltına alınması hangi gerekçe ile izah edilebilir yada edilmesi mümkünmüdür? Herkes gibi bende hukuka saygılıyım yargıya saygılıyım o yüzden bu konuda pek fazla detaya girmek istemiyorum. Ancak biliyor ve ümit ediyorum ki gerçek hukuk işleyecek ve insanları bu şekilde rencide eden zihniyet ve odakları yargı önünde hesap verecektir.
Eski başbakan yardımcısı Abdullatif Şener'in Açıklamasına aynen katılarak toplumda tanınmış ve herkes tarafından bilinen insanların daha titiz bir şekilde gözaltına alınarak ifadeleri alınabilirdi diye düşünenlerdenim. Çünkü bu insanların suçsuz olması durumunda pek güzel bir görüntü olmayacaktır. Bunun yanında tüm kurumlar Türkiye Cumhuriyetinin kurumlarıdır. Kurumların kişiler üzerinden yıpratılması devlete zarar verir" görüşündeyim..