|
"Bir gece ansızın gelebilirim. Beni bekliyorsan, uyumamışsan, Sevinçten kapında ölebilirim. Belki de hayata yeni başlarım, İçimde küllenen kor alevlenir..."
İş dönüşü eve giderken mırıldandım durdum bu sözleri. Ergenekoncular, henüz yakalanmamışlar, foyası ortaya çıkmamışlar, geçmişine takılıp paranoya içine düşmüşler, sabahı zor getirenlerin sözleri bugünlerde böyle olsa gerek diye düşündüm. Oysa ki dizelerin sahibi Ümit Yaşar Oğuzcan'ın hiçbir zaman karanlıklarla işi olmadı..
Tüm gün Ergenekon takip edip, eksiksiz bir yayın sunmak için gün boyu 4-5 yarım sigara ve ayakta tıkıştırılan yemekler sonrası kafam, içim rahat eve gelip koltuğa attım kendimi ve ayaklarımı da uzatıp yorumları dinlemeye geldi sıra.. Vatan Caddesi önünden geçerken gördüğüm yoğun basın kalabalığı eve geldiğimde de sürüyordu. Basına yerli yersiz ayar veren ATO Başkanı Aygün bu kez patlayan flaşların altında neler hissediyordur acaba? Üstelik yanında halka gaz, olaylara asparagas gazetenin yayın yönetmeni ile birlikte..
Operasyon kapsamında yaşanan gözaltıların, Abdurrahman Yalçınkaya'nın Anayasa Mahkemesi'ne AKP'nin kapatma davası için yaptığı sözlü açıklamasıyla aynı güne denk gelmesi hukuki olarak yorumlanamayacak, yorumlanması gereksiz bir tesadüf olarak değerlendiriliyor..
Ancak Türkiye medyasının atladığı, ısrarla görmezden geldiği, görse de "ulusalcı" yaftasını yemekten korktuğu bir nokta var. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne göre "Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır." Ve yine sözleşmenin 6. maddesine göre; "Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir."
Operasyon kapsamında 1 yıldır tutuklu bulunanlar var; Ergenekon kapsamında içeriye alınanlar. Suçun gerekçesi; henüz belirsiz. İddianame ise hala ortada yok. AB? İnsan Hakları? Müktesebata uygun hareketler?
Mehmet Ali Birand'ın bile yanıtlayamadığı sorular bunlar ve hiçbir hukukçunun değinemediği..
Bir haberci olarak, haliyle aklımın almadığı sorular, dönüm noktaları, iki taraftan biri olma baskıları, AKP'nin kendine demokrasisi, muhalefetin beceriksizliği, sivillerin küçük bir akvaryuma konmuş balık misali dönüp dönüp aynı tarafa çarpma halleri... Memleketi nereye sürüklersiniz plancılar bilir, ben bilmem ama aklım çok bulanık..
Kısa bir süre önce yalnızca belirli kişilerin dahil olduğu "küçük-gizli bir ev partisi" grubuna katılmıştım. Parti sahibi kız, kafasına esen zamanlarda bilgisayarından ya da cep telefonundan düzenleyeceği partileri haber veriyor ya da bulunduğu parti mekanlarına sınırlı sayıda kişi davet ediyor. Gecenin bir yarısı gelen bu mesajlar çoğu zaman can sıkıcı olabiliyor. Yoğun gündemle kavrulduğumuz bugün, cep telefonuma bakabilme fırsatı bulamadığım için arayanlara geri dönmek, yazılanları yanıtlamak işi de eve kaldı. Sadece girişin 400 Ytl olduğu partileri anons eden bu kızcağız, bugünün elinin kiriyle Ergenekon'u haber veriyordu telefonundan; "Arkadaşlar, evet belki senin kafan basmaz böyle konulara diyebilirsiniz ama adamlar adeta diktatör rejimi kuruyorlar ya, eninde sonunda hepimiz birlik olmalıyız" diyordu yaşını tahmin etmekte zorlanmadığım bu süslü parti kızı sms'inde..
O dakika, gün boyu tavan olmayan sinirlerim gerildi gerildi ve salıverdi kendini. "Yanıtla" tuşundan kallavi bir s.ktir çekip kendilerine beni gruptan atmasını talep ettim. Ufuk Uras'ın 301 konusunda Aysun Kayacı için söyledikleri gibi gerici olacağım belki ama halkın kurtuluşu senin gibilere kaldıysa dedim, ben yokum..
Nokta Dergisi'nin "Darbe Günlükleri"ne hesap veremeyen bu meclisten çok mu şey bekliyoruz yoksa? Uras'ın "sorgulansın" dediğine AKP'liler tenezzül etmedi. Hangimiz için demokrasi?
Emre Belözoğlu Fenerbahçe'ye gelecekmiş hatta önemli birinin kızıyla evlenecekmiş, Ergenekon'da medya patronlarındaymış sıra, ilaçları artık devlet ödemeyecekmiş, Tuzla tersaneleri unutulmuş, keneden ölen ölene, 2 Temmuz Madımak'ın yıldönümü, Mehmet Bal'ın vicdani reddine işkenceymiş tek yanıt, eşcinsel onur haftası geçti, bitti haberi geçmeyen ajanslara selam olsun.
Demokrasiden bahsetmeye mi devam yoksa yola mı?
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|