|
Türkiye"de varolan erkek egemenliğinin yeri medyada da ne yazık ki on yıllardır sarsılamadı, olduğu yerde duruyor. Eli kalemli, entel jargonlarından klişeler savuran, memleketi ve ABD"yi ve Londra"yı ve dahası Avrupa"yı tanıyan büyük üstadlar konu erk olunca, yığılıp kalıyorlar baba koltuklarına. Öyle kız arkadaşlarıyla Sex And The City izlemeye benzemiyor bu işte. Büyük çoğunluğu erkekliklerine zeval gelir diyerek eşcinsellerin haberlerini yayınlamakta, yaymakta tereddüt ediyor. Bunu yapabilenler; gazetelerinde bin vuruşa yer bulabilmiş, kalemini satmamış yazarlar ile biz gibi internet köşelerinde konuları dert edinen, asıl işi başka olan isterik yazı manyakları..
Gazetelerin üst katlarında pek çok şeyi es geçmeye meraklı abiler, Lambdaİstanbul"u da atladılar tabii ki. Sivil halkın sesini duyuran Birgün Gazetesi"ni belki de alkışlamak lazım kapağından dolayı. Kim ne kadar yer verdi, açılsın tarih tarih arşivlere bakılsın internetten. Derneğe çıkan kapatılma kararı şaşırtacak bir gelişme değildi elbette ama olaya kimin nasıl eğildiği daha mühimdi. Çok değil daha 1.5 ay önce İnsan Hakları İzleme Örgütü devletten, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği meseleleri üzerinde çalışan grupların üzerindeki resmi baskının kaldırılmasını, yargı ve güvenlik güçlerinde çalışan memurların insan hakları konusunda eğitilmesini istedi bir mektupla. Çünkü aynı tarihlerde sivil polisler Lambdaİstanbul"u "fuhuşa yer sağladığı ve aracılık ettiği" gerekçesiyle basmıştı. Hrant Dink davasında belini doğrultamamış İstanbul Valiliği, derneği "Türk aile ve ahlak yapısına aykırı" olduğu gerekçesiyle dava etmişti. İnsan öldürmeye yataklık etmek suç mu? Bilinmiyor.. Türk aile yapısının ne olabileceğini bundan önceki yazılarda pek çok kez sorgulamıştım, artık takatim yok! Bir aydır gece gündüz vicdani reddin anayasal bir hak olduğunu konuşuyoruz, Halil Savda yeni bir cezayla çıkamadan yeniden içeride!
Yine geçen ay içinde AKP"li Zafer Üskül, KAOS GL"nin toplantısına katılınca gerici Vakit Gazetesi, Üskül için; "püsküllü bela" tanımlamasını kullanmış, "pis bir alana girmiş" diyerek asıl bölücülüğü, insan hakkına olan saygısını, İslamiyet"in buyur ettiği hümanizmi görün bakın nasıl yerle yeksan etmiş! Telekulak olayında, gazeteci içgüdüsüyle dinlemiş olsa bile bunu yayımlayarak basın etiğini çiğnemiş bir gazeteden söz ediyoruz, hani bazıları rakı sarmak için kullanılan gazeteler.. Bir zamanlar Yeni Şafak Gazetesi"nde de böyle bir örümcek beyinli bir köşeci vardı, anlamadığı sinema dışında her şeyi karalamaya çalışıyordu. Yeni Şafak ne zaman demokrasi aşığı oldu, o adamı göremez oldum..
Lambdaİstanbul gibi kaybolmaya meyilli hayatları yeniden kazandıran, eğitimden kültüre kadar kişisel gelişime katkıda bulunmasının yanı sıra ücretsiz danışmanlık ve hukuk servisi sunan, Avrupa ve ABD"nin bazı bölgelerinde de muadilleri bulunan bir dernek nasıl kapatılır? Kyoto"yu imzalamayı düşündüğün bugünlerde sadece AB için bile yapıyorsan bu ne yaman çelişkidir? Sadece Türkçe olmayan isminden dolayı? Tek gerekçe bu mudur? Soroptimist Derneği, Musiki Derneği, Lions Kulübü Derneği, Multıpl Skleroz Derneği de neyin nesidir o halde? Hangi cumhuriyetin topraklarındadır? 2005 yılında Kürtçe olduğu için ismi zorla değiştirilen "Pelda" da unutulmaz benzer nitelikte bir örnektir.. Bir dernek isminden dolayı kapatılıyorsa bir gazete de insana, hakkına saldırıp zaman zaman "hedef gösteren" habercilik yaptığı için kapatılabilir mi? Demokrasi? Herkes için mi? Ankara, ifade ve dernek kurma özgürlüğünü güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi"ne imza attığını unutmasın!
Lambdaİstanbul kapatılma kararı karşısında düzenlediği basın toplantısında yanına Ufuk Uras ve Pınar Selek"i de alarak önemli mesajlar verdi. Ne kadar gördünüz tv"lerde? Uras, hükümetin eşcinsellere tahammülü olmadığını söylerken, Selek"in sözleri tarihe geçecek cinstendi. Tam da Nazım Hikmet'in ölüm yıldönümünde 'Vatan haini' şiirine bir göndermeyle; "Eğer ahlak, kadınların üç çocuk doğurmasıysa, eğer ahlak Tuzlada işçilerin ölümlerine göz yumulmasıysa, eğer ahlak silahın, işkencenin kutsanmasıysa, eğer lambda ahlaksızsa ben de, Amargi'li kadınlar da, tüm feministler de ahlaksızdır." dedi, iyi ki dedi de böyle bir paragraf dolusu alıntıladım ben de!
Oral Çalışlar"ın 1933 yılındaki nazi faşizminin eşcinsel baskısını anlattığı yazısı da iyi bir analiz ama bu kaçıncı perde diyor insan evladı okurken. "Türkiye hangi sahtekarlığın veryansınında ilerliyor?" gibisinden cümleler sadece beni bozuyor şu yazıyı tamamlamaya çalıştığım gecenin bir vakti. Futbolundan, dövüşüne, düğününden cenazesine erkekliği ile övünen homofobik ülkeye biri yardım etsin. Uyandırsın yüzde 50"si eşcinsel uyuyan kadını da erkeği de heteroseksist uykusundan, bir Freud versinler ellerine bir de sigara.. Gerisi fallik nesne, gerisi cinselliğiyle barışmış özgür bir toplum..
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|