|
Cumhurbaşkanı Erivan'a gider mi gitmez mi, giderse nasıl gider, gitmezse neden gitmedi, gitmesi doğru mudur, doğru olmasa kaç yazar şeklinde gınaları yediğimiz art arda siyaset agresyonunu bu haftalığına bir kenara bırakmalı dedim. Öyle ya, nereden baksak 2-3 haftadır yazmadığımı fark ettim. İş değişiklikleri, arınma terapileri, yeni gardrop ve yenilenen yatak odamla bastım klavyenin tuşuna!
Okuduğum bir dergideki makale bir hayli ilgimi çekti. Samimiyetsiz topluluğa iyi gelecek türden laflar bunlar dedim, okur kitle için çevirisini yaparken bir de adapte ettim tabii kendi cismimden..
"Bir yastıkta kocayın" efsanesi tarihe mi karışıyor?
Türkiye'de evlenen her çift için seslendirilen bu dilek, geleneklerden kopulamadığının da bir göstergesi. Birini gerçekten çok seviyorsunuz, evlendiniz ya da birlikte yaşıyorsunuz ama ona söylediğinizde yanlış anlayabileceği bir sorununuz var; uykusuzluk..
Yatakları ayırma fikrine ne dersiniz? Belki de pek çok kadının ortak derdidir, gece horlayan bir erkekle uyumaya çalışmak.. Eşiniz ya da sevgiliniz hele bir de çok içmişse uykusundaki sayıklamaları da cabası. Tamam, onu çok seviyorsunuz ama uykusuz kalan da siz oluyorsunuz. Aklınıza ilk çıkış yolu olarak "yatakları ayırma" fikri geliyor ama gel gelelim bu sizi ve duydukları an etrafınızı endişelendirecek bir öneri, öyle değil mi? Biten ilişkileriniz geçiyor gözünüzün önünden ya da yakın çevrenizdeki ayrılıklar.. "Önce yataklar ayrılır sonra da evler" düşüncesi ilk etapta paniğe neden oluyor. Bir kadın olarak siz böyleyseniz, varın o erkeğin aklından geçecekleri siz düşünün..
Doğduğun bu yana İstanbul'da yaşayan 33 yaşında bir kadın arkadaşım 4 yıldır aynı adamla birlikte. Son bir yıldır da haftada en az 3-4 gece ayrı yataklarda uyuyorlar. Arkadaşımdan dört yaş büyük sevgilisinin alkol sorunu var. Her gece deli gibi içiyor ve yatağa girdikten sonraki saatlerini hatırlamıyor. Yataklarını ayırma kararını oturup uzun uzadıya tartışmadılar. Her şey kendiliğinden gelişti. İlişkilerinin yara almadığını hatta deliksiz uyuyabildikleri için daha sağlıklı bir ilişki yaşadıklarını söyleyebilirim. Beraber içtikleri gecelerin sonunda gayet ateşli uyandıklarını da biliyorum laf aramızda. Arkadaşım; "Düzenli bir seks hayatı nasıl bir enerji veriyorsa, deliksiz uykuların da ruh halini o denli mükemmel yaptığını söyleyebilirim" diyor.
Yatakları ayırmak, mutlu uyanmak için pratik bir çözüm gibi görünüyor ama bu elbette ilişkiye indirilen bir darbe olarak algılanmamalı. Bu teklifle karşılaşan erkeklerden tedirgin olmayanına ise henüz rastlamadım çünkü bu düşünce hala birçok yerde tabu durumunda. İstatistiklere bakıldığında neredeyse tüm çiftler aynı yatağı paylaşıyor ama hemen hepsinin bir uyku sorunu var. İngiliz Loughborough Üniversitesi Klinik Uyku Araştırma Ünitesi de saptanmış uyku sorunlarının psikoloji kaynaklı olduğunu yaptığı bir araştırmayla ortaya koymuş. Uluslararası Uyku Konseyi (var mıdır demeyin gerçekten çok büyükmüş) evlenmeden birlikte yaşayan çiftlerle, onların gece alışkanlıkları üzerine yaptığı görüşmelerden şu sonuca ulaşmış: Her dört çiftten biri, düzenli olarak ayrı yataklarda uyuyor. Uyku sorununa neden olan belirlenebilmiş 6 bin etkeni yayımlayan mumsnet.com'da çarpıcı örnekler var. Uykusuzluğa iten sorunlar arasında horlama, güneşin doğuşuyla günün başladığını düşünen ve yatağa atlayan çocuklar, "madem çocuk burada ben de onun yatağına gideyim bari" diyerek sıkış tepiş geçirilen geceler var. Görüşme yapılan annelerden biri de eşinin ne kadar esprili bir yaklaşıma sahip olduğunu şöyle anlatıyor; "Kocam, oturma odasını yatak odası yapma fikrinden bahsetti. Neden diye sorduğumda, iki kızımızın da her gece yatak odamıza gelerek bizle uyuduğunu ama oturma odasına gidersek herkese yetecek kadar yer bulabileceğimizi söyledi." Oysa ki Madonna bile eşi Guy Ritchie ile yatarken aralarına BlackBerry telefonlarının girmelerine izin veriyormuş.
Kendi kanını dondurarak yaptığı büst ile nam salmış sanatçı Marc Quinn ile yazar eşi Georgia Byng ile yataklarını ayıranlardan.. Georgia; "Böylesi daha güzel. Artık yatağa saat kaçta gireceğimizi konusunda didişmiyoruz" diyor.
Danışman Denise Knowles da, uyku sorunları yaşayan çiftlerin yatakları ayırmayı reddetmeleri yüzünden çıkan tartışmaların ilişkileri zedelediğini söylüyor. Knowles'a göre, insanlar bu konuda hala çok tutucu ve önyargılı. Bu fikir kendilerine çok uzakmış gibi göründüğü için sürekli dalga geçiyorlar. Ama sırf bu nedenden dolayı tüm gününü uykusuz ve adeta bir ruh gibi dolaşarak geçirenlerin sayısı hiç de az değil.
İlişki koçu Francine Kaye; ne istediğinizi açık ve net ifade edebildiğiniz sürece yatakları ayırma işleminin, ilişkinizin bitmesinin ilk sinyalleri olarak algılanmaması gerektiğinin altını çiziyor.
Uykusuzluğa neden olan sorunların üstesinden gelebilmek için ilişkinizin ve dolayısıyla evinizin felaket bölgesine dönmesini beklememek gerekiyor. Bir aile olsun ya da olmasınlar modern çiftlerin yüzlerine yansıyan memnuniyetsizliklerini görmemek için kör olmak lazım! Seni seviyorum ama seninle uyumak istemiyorum demek gerçekten bu kadar zor mu?
Örneğin; uykusuzluğun çok da problem yaratmayacağı hafta sonları sizin ya da sevgilinizin yatağında vakit geçirmek çok eğlenceli olabilir. Hafta sonu sabahları aynı yatakta yaşayacağınız küçük seks oyunları da ilişkinizi tazelemenize, canlı tutmanıza yardımcı olur. Ayrılmış yataklar alışıla gelmiş, heyecansız ve rutin bir seks yerine spontane gelişen ateşli dokunuşları getirebilir, gerisi de biraz sizin yaratıcılığınıza kalıyor.. Birlikte uyumak sekse giden kısa bir yol olabilir ama uzun süreli ilişkilerde yatakları ayırmanın da adeta bir "koruyucu" olduğu kesin.
Yine Loughborough Üniversitesi'nden profesör Kevin Morgan, 1950'lerde "aynı odada ayrı yataklar"ın Amerika'da bir model olduğunu söylüyor, tabii yüksek sesle horlayan bir sevgiliden bahsetmiyorsak! Hem hangi erkek horladığını kabul eder ki?
Yatak ayırmanın tek nedeni uyku sorunu değil elbette. Belli bir süreden sonra birbirlerinin her türlü hallerini gördükleri için cazibeyi yitirdiklerini söyleyen ve aynı evin içinde kardeş gibi yaşayanlar var ki, ilişkinin aslında çoktan bittiğini anlatan bu durum apayrı bir yazı konusu..
Genç yaşlarda, o bekar geçirilen dönemlerdeki uykuları hatırlayanlar pek azdır, bir şey güzel ve bizimken farkına varamadığımız gibi.. O şey, gittikten sonra değerini anlarız ya işte uyku da böyle bir şey! Artık bir çift olduğumuzda onun mutluluğu da stresi de ve ne yazık ki uykusu da bizim olur. Kalplerin birbirini tanıma sürecinin bir ömür boyu devam ettiği gibi bedenlerin kimyalarının birbirine uyumu ve birlikte değişen biyoloji de ölene dek sürer.. Önceleri, incitmemek için uykusuzluklarını birbirlerinden saklayan çiftlerin yerini artık mutlu beraberliklerini daha da uzun kılabilmek adına yataklarını ayıran çiftler alıyor ve yavaş yavaş her biri bu yeniliği etrafına fısıldıyor...
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|