Bizimgazete.org  
 
 
 
Cimbom Keita-yı aldı - video
Taraftarlar kulüp başkanını dövdü - video

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum


Alevi Siteleri Listesi

   
 
Aleviliği Tanımlama, Tanı!

Turan Eser

24 Kasım 2008 23:56

ALEVİLİĞİ TANIMLAMA, TANI!

ALEVİLERİ ASİMİLE ETME, HAKLARINI TESLİM ET!

ALEVİLİĞİ DEVLETLEŞTİRME HOMOJENLEŞTİRME STRATEJİSİYLE ALEVİLERİ SÜNNİLİK DAİRESİ İÇİNDE ERİTMEYE KALKIŞMA!

ABF GEREK AKP'NİN GEREKSE MHP'NİN SÖZDE AÇILIMLARINI, "ALEVİ SORUNUN ÇÖZÜMÜNDE KATKI" GÖREN ÇİZGİSİNİ DÜZELTMELİDİR.

 

Turan Eser

AKP'nin yeni Alevi stratejinin arka planının iyi okuması gerekir. Bunu yaparken, geçmişte de gündeme gelen sözde "Alevi Açılımları" karşısında ABF ve AABK'nın 2007 kasım ve 2008 yılı başında ortaya koyduğu örgütsel tavır ve çizgiden ders alınmalıdır. Geçmişte Alevilere yapılanların, hesapsız, yüzleşmesiz kapatılamayacağını da hem içe hem de dışa hatırlatarak değerlendirmemizi yapacağız.  

 

Alevilere yönelik ayrımcılık uygulamalarını ve dışlanma pratikleri ile AKP hükümeti dahil, tüm siyasi hükümetlerin vazgeçilmezi olduğunu biliyoruz.  Yıllardır Alevi kimliği üzerindeki asimilasyoncu, inkarcı ve ihmalci yaklaşımları örneklerle  sıralayacak sayısız acı hikaye var. Belli ki gerek AKP, gerekse MHP sorun çözme yöntemlerindeki yanlış adımları, diyalog kültüründen uzak ve en önemlisi, Alevi toplumun vicdanını ilgilendiren, karanlıkların egemen olduğu, Çorum, Maraş, Sivas, Malatya, Gazi ve Madımak'la tarihsel yüzleşmeden uzak yaklaşımlarını hoş görmek ve sorgulamadan sorun çözülmez. Bu acı hikayelerle yüzleşmeden ve Alevi sorununda çözümünün yolunu açacak diyalog mümkün değildir. Geçmişle hesaplaşmada, birde Aleviliği devletleştirerek "sorun çözmek" değil, olsa olsa tuzak kurulur.

 

Alevilerin sorunlarını ve taleplerini yeni bir demokratik, katılımcı ve sivil Anayasa paketi ile hukuksal, demokratik zeminde ele alınması zorunludur. Alevi sorununu, anti laik ve hukuk dışı referanslara başvurarak teolojik bir çözüm yoluna başvurup, devletin kendi resmi teolojik tanımları üzerinden Alevileri devletleştirerek çözüm arayışı  bulunmak, süreci tıkayacaktır. Bu nedenle Alevilerin sorunlarının çözümünü, demokrasi, laiklik, temel insan hakları,  özgürlükler ve hukukun evrensel ilkelerine başvurarak ve bunları referans alarak diyalog sürecine girişilmelidir. Aksi bir yol ve yöntem çözümsüzlük taktiğidir. Bu nedenle kamusal alana ilişkin her türden düzenlemenin, bu ilkeleri göz önünde bulundurması gerekir.

 

AKP'NİN ALEVİLERİ SÜNNİLEŞTİRME, ALEVİLİĞİ DEVLETLEŞTİRME STRATEJİSİ ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN ADIDIR.

AKP'nin Alevileri Sünnileştirme ve Aleviliği devletleştirme üzerinden kurduğu çözümsüzlük hattı, Alevi sorunundaki samimiyetini sorgulatan bir yaklaşımdır. Siyasi iktidar merkezli çözüm dayatması, Alevi kurumlarının dışlayan ve yedi yıldır Alevilere randevu vermeyen tutumu ile uzlaşma ve diyalog kültürünün değil, ancak "Ben AKP'yim, yaptım oldu ve bitti" mesajı verilmek istenmektedir. Bu yaklaşım sorun çözme yönündeki adımları engeller. Ancak "Alevisiz Alevi sorunu çözmek" gibi, Aleviler yerine, AKP'ye faydası olan bir yaklaşım desteklenmiş olur.

Alevi dedelerine maaş, devlet içinde bir post müdürlüğü, mevcut din dersi müfredatını koruyarak sadece seçmeli din dersi dayatmasını "Alevi sorunun çözümünde katkı" olarak görmek ise tam anlamıyla bir düşünsel ve ilkesel çizgi bulanıklığıdır.  Alevi sorununun çözümünde ilkel ve kirli düşünlerin, Maraş'ta, Çorum'da, Gazi'de ve Madımak'ta sicilli olan MHP ve AKP'nin sicil kaydını temizlemeden, sağlıklı bir "Alevi Açılımı" olmaz.

Alevi hareketinin 20 yıllık mücadelesinin ilkesel ve örgütsel hak alam mücadelesinde, hukuksal, siyasi ve demokrasi prensipleri ile hiçbir ilişkisi olmayan "kucaklaşma" ile "çözüm" yolları bulunulmayacağını ve "açılımlar" sunulamayacağı öğrenilmiştir.

Çözümün yolu önce Alevileri ve onların kurumlarını tanımaktan geçer. AKP bugüne kadar sürdürdüğü tutumu ile Alevi kurumlarını tanımamıştır. Muhatap kabul etmemiştir. Sırtını Alevileri dönmüş ve hükümet adına bugüne kadar bir resmi açıklama yapmayan başbakan, ne zaman diyalog için yüzünü Alevilere döneceği merak konusudur. Nabız tutma amaçlı ve aracılarla medya üzerinden iletişim kurmak sorun çözme iradesi taşıyan bir diyalog kültürü değildir. Kamuoyuna Alevilerin kurumları için, "onlarla görüşeceğiz" diyen, bir AKP söylemi diyalog dili ve samimiyet göstergesi olmaktan da uzaktır. AKP hükümeti son 7 yılda üç hükümet kurmuştur. Bu üç hükümetin programında Alevi sorunun çözümü yer almamıştır.

Aleviliği devleştirme ve Homojenleştirme Projesi ve Mevcut Sanal Taraflarınız yanlış tır.  Taraflar Bellidir; ABF, AABK, HBVAKV, AKD, PSAKD. Sorun Çözme Zemini de Bellidir; Hukuksal, Demokratik ve Laiklik!

Alevi toplumun sorunlarına ilişkin çözüm katkısının zemini bellidir. Bu zemin sivil olmalıdır. Bu zemin demokratik ve hukuksal olmalıdır. Çözüm ise demokrasiye, evrensel hukuka, laikliğe ve insan haklarına uyumlu olmalıdır.  Bunun kural ve kurumları ise bellidir. Bunun için AKP hükümeti Alevi sorunu tanımlamakta vazgeçmelidir.  Alevilere kendince tanımladığı ve uygun gördüğü "Aleviliği devletleştirme ve homojenleştirme" projesinden vazgeçmelidir.

AKP Hükümeti Alevisiz Alevi Açılımı Projesini Rafa Kaldırmalıdır. Alevi Kurumlarından Alevilerin Alevi Açılım Projesini Talep Etmelidir.

AKP hükümeti ve yıllardır bu ülkede demokratik çerçevede mücadele veren Alevi kurumlarını tanımalıdır. Alevilerin "Alevi Açılımını" dinlemelidir. Bunun için oturup bir müzakere çerçevesi belirlenmelidir. Taraflar bellidir. ABF, AABK, HBVAKV, AKD, PSAKD ve diğer Alevi kurumları, Vakıfları ve Dergahları.  Eğer AKP hükümeti Alevi sorununu çözmekte samimi ise, samimiyetini göstermelidir. Uzlaşma arıyorsa, 7 yıldır randevu vermekten kaçındığı, Alevileri hemen görüşme ve müzakere için Alevilerin Alevi Açılım Projesini talep etmelidir. İlişkilerinde şeffaf, demokratik, kapsayıcı, samimi olmalı ve çözüm için ABF, AABK ve diğer Alevi kurumları ile doğrudan masaya oturmalıdır.

Cem Evleri ibadethane statüsüne geçtiğinde, AKP Aleviler için özel bir ayrıcalık yapmış olmayacaktır. Bu devletin yıllardır, Alevilerden gasp ettiği bir temel haktır. Şimdi devlet suçunu fark etmiş ve düzeltme gereği hissetmiştir. Aslında AKP devlet adına bu gecikmişlikten ötürü aslında özür dilenmelidir.  Çünkü Alevi toplumunun ibadet yeri cemevidir. Türkiye'nin gerçeği ise, bu ülkede camiler, havralar, kiliseler hatta patrikhaneler özgür ve resmi statüde iken, bu ülkenin bin yıllık inancı ve kültürünün renklerinden olan Alevilerin inanç merkezi olab cemevi yasaklıdır. Tüm yasak ve yoksaymalara karşı, biz cemevlerimizi fiilen ibadet yeri olarak kullanıyoruz. Çünkü bir fiili ve meşru bir haktır.  Evrensel hukuk normlarının koruduğu bir haktır. Hükümetin tek görevi vardır, o da ilgili yasada değişiklik önerisini TBMM genel kuruluna getirip bu eksikliği ve ayıbı gidermektir.

 

"Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması ve tarikatların yasaklanmasının" sonuçlarına bakıldığında, aslında bugün net olarak görünen gerçeklik, bu yasanın sadece Aleviliğin, Bektaşiliğin ve Mevleviliğin yasaklanması olarak algılandığını göstermiştir. Çünkü bugün itibariyle tüm tarikatlar ve cemaatler Diyanet içinde örgütlüdür, istihdam edilmiştir. Çoğu camiler tarikatlar ve cemaatlerce sahiplenilmiştir. Kısaca Fethullah Gülen, Cemalettin Kaplan, ve bir çok cemaat mensubu kişi Diyanet kadrosu olarak çalışmışlardır. Eğer AKP Alevi açılımı, tarikatların ve cemaatlerinin önünün açılmasını hedefleyen bir proje olarak kurgulanıyorsa bu yaklaşım tehlikelidir. Çünkü bu açılım ile AKP, aslında cemaatleri devletleştirerek, laikliğin kurumsallaşma ihtiyacının önünü tıkar ve teokratik bir yapıya yönelmenin yolunu açar.

Devlet Denetimli Dede Memurlar Alevilerin talebi Değildir. Alevilere Dede ve Zakirlik İçin Kadro Verme "Açılımı", Anti Laik Devleti Güçlendirmektir. Aleviler olarak, her çeşit inanç sahibi yurttaştan toplanan vergilerin sadece egemen inanç kesimine aktarılmasına karşı çıkıyoruz.  Fakat bu karşı çıkışımızın, alternatifi olarak, hiçbir zaman "Dedelerimize ve zakirlerimize kadro verilsin" talebini ifade etmemiştir.  Çünkü devletin kamusal hizmetlerinde din dışı kalmasını ve Sünnilik gibi Aleviliğin, dolaysı ile dedelerimizin devletleşmesini laiklik ve demokrasinin derinleşmesi için hiç talep etmedik.  Alevilerin ve Alevi Dedelerinin devletten ve siyasi hükümetlerden bugüne kadar böyle bir talebi olmadı ve olmayacaktır.

Sorunun çözümü teolojik değil, hukuksaldır.  Alevi sorununda" dananın kuyruğunun koptuğu" yer, inançsal kimlik üzerinden sürdürülen "tanım" ve "teolojik" tartışmalar değil, Aleviliği devletleştirmek hiç değil. Aksine Alevilerin eşitlik haklarından yararlanmasına, hukuksal, demokratik ve laiklik ekseninden fırsat verilip verilmeyeceğidir. Aleviler kendi inançsal dünyalarına, değerlerine ilişkin teolojik, tarihsel ve sosyolojik açıdan kendi tartışmalarını, kendi inanç önderleri ile yapar. Bu görev AKP hükümetine ait bir tartışma değildir. Hele hele "laik" olduğunu iddia eden bir devlet adına bunu sürdürmek hiçte doğru bir yaklaşım değildir. Alevi sorunlarının ve taleplerinin çözümü Türkiye'de demokratik açılım ihtiyacı olan ve özgürlük alanlarını genişletmesine hizmet sunacak olan hukuksal değişimden geçiyor. Yani hukuksal çözüm arayan bir sorunu,çözümsüzlük zeminine çekmek ve Aleviliği Sünnileştirmek için, tartışma bilinçli ve kasıtlı olarak teolojik zemine çekiliyor. AKP tarafından bilinçli olarak hazırlanan bu tuzağa hiçbir Alevi düşmeyecektir. Çünkü Aleviler asırlardır gasp edilmiş haklarını, hukuksal ve temel haklar açısından güvence altına almak istiyor.

Alevilerin Çözüm Önerisi, AKP'nin ve MHP'nin Çözüm Önerisine Benzemiyor: Alevilerin talepleri biliyor. Aleviler önce devletin din dışı kalmasını talep ediyor. Laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletinin, demokrasinin ve laikliğin evrensel ilkelerine uygun bir şekilde kurumsallaşmasını ve Sünni-Hanefi mezhebinin egemenlik konumuna son verecek bir hukuksal zemin yaratılmasını talep ediyor.

1.      Aleviler tüm haklardan eşit şekilde yararlanmak istiyorlar. Bu nedenle yasalar ve uygulamasında fiili eşitlik yaratılmalıdır.

2.      Aleviler demokratik, özgürlükçü, laik ve sosyal devletin evrensel hukuk değerlerin eksininde yapılanmasını talep ediyor. Bu nedenle gerçek anlamda laik, sosyal ve özgürlükçü olmayan bu devlet yapılanmasını reforma ihtiyacı olduğunu vurguluyor. Reformların demokrasi ve laiklik yönünde gerçekleşmesini savunuyor.

3.      Aleviler devletin, dinsel ve dilsel açıdan uyguladığı ayrımcı politikadan arındırılmasını, herkesin farklılıkları ile eşit koşullarda bir arada kardeşçe yaşamasını savunur. Bu nedenle Sünni devlet  yapılanmasından derhal kurtulmak gerekir.

4.      Devlet yurttaşları ile eşit koşullarda ve eşit zeminde buluşması gerekir. Yurttaşlık sorumluluklarını ve görevlerini yerine getiren herkesin, devlet imkanlarından eşit yararlanması gerekir. Sünni İslam'ın lehine yatırımların olmasının kabul edilemez. Devletin asli görevi Cami temeli atmak değil, hastane ve okul temeli atmaktır. Devlet ruhban sınıfı değil, çağdaş bireyler yetiştirmek zorundadır. Bu mevcut sözde laiklikle asla olmaz.

 

Aleviler Özel Bir İmtiyaz İstemiyor.

Aleviler ne ayrıcalık, ne de özel bir imtiyaz istiyor. Bütün inançlara her alanda eşitlik istiyor. Haklı taleplerine kulak verilmesini talep ediyor. 

Son 7 yıldır tek başına iktidar olan AKP Hükümetleri Alevileri görmezden gelmiştir. Avrupa'da demokrat, Türkiye'de asimilasyoncu, inkarcı ve anti demokrat olan AKP hükümeti bu ayıbından bir an önce kurtulmalı ve Alevilerin haklı taleplerine kulak vermelidir.  Güdümlü ve uydu Alevi kurumları yaratılarak sorun çözme çabası, dipsiz kuyudan su çekmeye benzer. Zaman kaybedecek durumda değiliz. İlk adım gecikmeden hemen atılmalıdır. Bu adım ise, Aleviliği homojenleştirme, Sünnileştirme ve devletleştirme amacı taşıyan "Alevi Açılımı" ile olmaz. Alevi kurumları ise bu açılımı bir "çözüme katkı" olarak görmemelidir.

 

"Farklı fakat eşit" ilkesi benimsenmelidir.

Toplumda yaşayan herkesinin "farklı ancak eşit" olduğu ilkesel olarak kabul edilmelidir. Kendini farklı ifade eden herkese saygı duyulmalı ve eşit vatandaş olarak herkes kadar hakka sahip olduğu kabul edilmelidir.

 

"Ayrımcılık" yasalarda tanınmalı ve cezalandırılmalıdır

Uluslar arası hukuk alanında geçerli olan ayrımcılıkla ilgili tüm yasalar, yasalarımızda yer almalıdır. Bu uluslar arası metinlerin "iç hukuk" haline gelmesi ve ceza yasalarındaki yaptırımlarla donatılması, ayrımcılığın önlenmesinin yolunu açacaktır. Bu nedenle Alevlerin sorunu ve talepleri kapsamlı ve bütünlüklü bir paket olarak ele alınıp çözüme kavuşturulmalıdır. Bu nedenle;

  • Alevi kimliğini resmen tanınmalıdır.
  • Türkiye gerçekten laik bir ülke olmalıdır. Devlet din içinde değil, din dışında kalmalıdır.
  • Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalıdır. Çünkü laiklik ilkesi ihlali olan bu kurum gericiliği ve siyasal islamı besliyor.
  • Zorunlu Din Dersleri Kaldırılmalıdır. Çünkü Alevi çocukları ve diğer farklı inanç sahibi çocuklara zorla Sünnilik eğitimi almak istemiyor. AİHM kararı bunu bir insan hakları ihlali olarak karara bağlamıştır. Din eğitimi seçmeli olmalıdır. Koşul ise tüm dinleri ve inançları objektif ve tarafsız bir şekilde, tarihsel, sosyolojik ve felsefi yönüyle tanıtmakla sınırlı kalmalıdır. Devletin "laik okulu" dua ezberletmekten, namaz kıldırmaktan, oruç tutturmaktan ve abdest aldırmaktan vazgeçmelidir.
  • Alevi köylerine cami yaptırma politikalarından vazgeçilmelidir. Bugüne kadar yapılan camiler derhal bir kararname ile cemevine çevrilmeli ve bu köylerdeki imamlar derhal geri çağrılmalıdır.
  • Cemevlerimize derhal "ibadet yeri" statüsü verilmelidir. Bu yıllardır gasp edilmiş bir haktır. Derhal düzeltilmesi gerekir.
  • Nüfus cüzdanlarındaki din hanesi tamamen çıkartılmalıdır. Çünkü bu uygulama ayrımcılık üretmekte olup, Yasalarla bireylere dinsel kanaatlerini açıklama zorunluluğunun getirilmesi, din ve inanç özgürlüğünün özünü zedelemektedir.
  • Radyo ve televizyonlardaki tek yanlı yayınlara son verilmelidir. Tek yanlı yayınlar, "ötekiler" yaratarak, egemen dinin sosyal baskı mekanizmalarını üreterek, farklı olanlarını kendisini tanıtmasını kamu hizmeti adına engellemektedir.
  • Ders kitapları, sözlükler, ansiklopediler ve Milli Eğitim Bakanlığınca önerilen yardımcı kitaplardaki, Aleviliği aşağılayan; tanımlamalar düzeltilmelidir.
  • Basın ve yayın organları, dinsel hoşgörüsüzlüğü kışkırtan haber ve yayınları engellemek için öz denetim mekanizmalarını işletmelidir.
  • Hacı Bektaş Dergahı'nın Yönetim ve Bakımı Alevilerin kurumlarına ya da yerel yönetime bırakılmalıdır.
  • Alevilere karşı yapılan ayırımcılık ve haksızlık derhal düzeltilmelidir. Kanunlarda ve yasalardaki tüm ayrımcılık içeren maddeleri ayıklanmalıdır.
  • Alevi eşitlik haklarından yararlanmak istiyorlar. Bu nedenle yasalar ve uygulamasında fiili eşitlik yaratılmalıdır.
  • Uluslararası belgelere, insan haklarına ve temel özgürlüklere dayalı, bir toplumsal mutabakat sözleşmesi olan eşitlikçi, özgürlükçü, katılımcı ve çoğulculuğu esas alan demokratik bir Anayasa istemektedirler.
  • Alevi kimliğinin tanınmasını, kendi özgünlüklerini yaşamak ve kendilerini , kendileri tanımlamak istiyorlar.
  • Ayrıca kendi dışlarında yaratılacak / yaratılan bir temsiliyeti de istemiyorlar.
  • Devlet "Alevilik" hakkında tanım getirmek ve Aleviliği devletleştirme projesinden vazgeçmelidir.  

 

Aklını ve gücünü kendisi kullanmayanların ve ortaklaştıramayanların aklını ve gücünü başkası kullanır.

Aleviler olarak, bu topraklarda yaşadığımız kimi resmi ve sivil tutumlar nedeniyle asimilasyona maruz kaldık ve apolitik düşünmeye sevk edildik. Şimdi geleceğimizi birlikte inşa etmek için, Alevilerin toplumsal muhalefetine öncülük edecek olan, ABF, AABK, AKD, PSAKD, HBVAKV ve Ege'nin yükselen İzmir Alevi.Bektaşi Yöre Dernekleri Platformu olarak, önümüzdeki sürecin tartışılmasına ve hak mücadelemizin yeni yönelimleri için ortak akıl ve ortak hak mücadelesinin zeminleri yaratmak gerekir. Alevi toplumunun yukarıda ifade edilen taleplerinin karşılanması ve sorunlarının çözümüne katkı sunmak için, tüm Alevi-Kurumlarının ortak paydalar ve ortak çıkarlar etrafında bir araya gelmesi zorunludur. AKP hükümeti ve Alevilere karşı inkarcı tutum içinde olan siyasi odaklara karşı gücümüzü açığa çıkarmak ve demokratik baskı gücümüzü kullanmamız gerekiyor. Çünkü Aklını ve gücünü kendisi kullanmayanların ve ortaklaştıramayanların aklını ve gücünü başkası kullanır. Öyleyse yapacağımız şey gayet basittir. Aklımızı kullanacağımızı ve ortak cesaretle gücümüzü göstereceğimiz zeminin yaratılması gerekir. Şimdi kıskançlık ve birbirimizi by pass etmenin değil, bu toplumsal davamız ve adımız için yedi ulu ozanın öğretisinden beslenerek, laiklik, demokrasi, hukuk ve insan haklarının evrensel çizgisinde kalarak çözümün adresi olmanın zamandır.




Turan Eser

24.11.2008 23:56:20
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir. Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Turan Eser Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 01.07.2009 17:13:53 - "Geçmişi kaşımayanlar"
Devamını Oku 11.06.2009 14:00:56 - Siyaset dilinin hukuksal fakirliği
Devamını Oku 03.06.2009 11:53:57 - Turan Eser: AKP'nin Alevi çalıştayı
Devamını Oku 20.04.2009 10:16:12 - CHP'de yaşanan "koltuğu koruma" değişimidir
Devamını Oku 15.04.2009 11:04:25 - Demokrasiye ve insan haklarına sığınmak
Devamını Oku 13.04.2009 13:24:35 - "Baykal CHP'sinden sol parti yaratılamaz"
Devamını Oku 05.04.2009 16:31:23 - CHP'yi samimiyetsiz yeniden yapılandırma kurtarmayacaktır
Devamını Oku 12.03.2009 03:29:45 - ÖZGÜRLEŞTİREN BİLİM Mİ, ÜMMETÇİLEŞTİREN TUBİTAK MI?
Devamını Oku 04.03.2009 15:25:18 - Eğitim kime teslim, laik okula mı, medreseye mi?
Devamını Oku 06.02.2009 18:08:45 - CHP Çarşafa Açıldı, Alevilere Açılamadı
Devamını Oku 12.01.2009 02:30:45 - Sevgili Bilge İnsan; İrene Melikof
Devamını Oku 21.12.2008 01:01:23 - Çatı Partisi mi, Siyaseti Toplumsallaştırmak mı?
Devamını Oku 11.12.2008 11:50:08 - İnsan Hakları Bildirgesi'nin 60. Yılında
Devamını Oku 24.11.2008 23:56:20 - Aleviliği Tanımlama, Tanı!
Devamını Oku 15.11.2008 05:28:22 - Alevi Sorununa Çözüm Mümkün
Devamını Oku 13.11.2008 17:09:05 - ŞEYHÜLİSLAM REFERANSLI UÇ FİKİRLER
Devamını Oku 06.11.2008 16:26:10 - 9 Kasım'da Ankara'dayız
Devamını Oku 18.10.2008 12:23:28 - Görebilmek ve Gerçeği Kabul Edebilmek
Devamını Oku 25.09.2008 13:22:29 - Zaman, Kılıçdaroğlu İçin Linç Çağrısı Yapıyor
Devamını Oku 19.09.2008 09:34:12 - Hüseyin Gazi Şenliği'nde Deniz Baykal
Haberin karnesini siz belirleyin
1 - Zayıf 2 - Geçer 3 - Orta 4 - İyi 5 - Pekiyi
Bu haber için oy kullanan 36 ziyaretçimizin puan ortalaması: 2,92
Haberi Paylaşın
Google Google Live Live MySpace MySpace Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg




 
Ay'da uranyum bulundu
Ay-da uranyum bulundu Ay'da en ağır doğal element olan uranyumun varlığına ilişkin bulguların ilk defa saptandığı bildirildi....
Faturanızı ucuzlatın!
2 bin 601 internet sitesi yasaklandı
0,16 saniyede derlendi.

Evden eve Nakliyat - Hubyar - Nur Pompa