ALEVİLİĞİ TANIMLAMA, TANI!
ALEVİLERİ ASİMİLE ETME, HAKLARINI TESLİM
ET!
ALEVİLİĞİ DEVLETLEŞTİRME HOMOJENLEŞTİRME
STRATEJİSİYLE ALEVİLERİ SÜNNİLİK DAİRESİ İÇİNDE ERİTMEYE KALKIŞMA!
ABF GEREK AKP'NİN GEREKSE MHP'NİN SÖZDE
AÇILIMLARINI, "ALEVİ SORUNUN ÇÖZÜMÜNDE KATKI" GÖREN ÇİZGİSİNİ DÜZELTMELİDİR.
Turan Eser
AKP'nin yeni Alevi
stratejinin arka planının iyi okuması gerekir. Bunu yaparken, geçmişte de
gündeme gelen sözde "Alevi Açılımları" karşısında ABF ve AABK'nın 2007
kasım ve 2008 yılı başında ortaya koyduğu örgütsel tavır ve çizgiden ders
alınmalıdır. Geçmişte Alevilere yapılanların, hesapsız, yüzleşmesiz
kapatılamayacağını da hem içe hem de dışa hatırlatarak değerlendirmemizi
yapacağız.
Alevilere yönelik
ayrımcılık uygulamalarını ve dışlanma pratikleri ile AKP hükümeti dahil, tüm
siyasi hükümetlerin vazgeçilmezi olduğunu biliyoruz. Yıllardır Alevi kimliği
üzerindeki asimilasyoncu, inkarcı ve ihmalci yaklaşımları örneklerle
sıralayacak sayısız acı hikaye var. Belli ki gerek AKP, gerekse MHP sorun çözme
yöntemlerindeki yanlış adımları, diyalog kültüründen uzak ve en önemlisi, Alevi
toplumun vicdanını ilgilendiren, karanlıkların egemen olduğu, Çorum, Maraş,
Sivas, Malatya, Gazi ve Madımak'la tarihsel yüzleşmeden uzak yaklaşımlarını hoş
görmek ve sorgulamadan sorun çözülmez. Bu acı hikayelerle yüzleşmeden ve Alevi
sorununda çözümünün yolunu açacak diyalog mümkün değildir. Geçmişle
hesaplaşmada, birde Aleviliği devletleştirerek "sorun çözmek" değil, olsa olsa
tuzak kurulur.
Alevilerin sorunlarını ve
taleplerini yeni bir demokratik, katılımcı ve sivil Anayasa paketi ile hukuksal,
demokratik zeminde ele alınması zorunludur. Alevi sorununu, anti laik ve hukuk
dışı referanslara başvurarak teolojik bir çözüm yoluna başvurup, devletin kendi
resmi teolojik tanımları üzerinden Alevileri devletleştirerek çözüm arayışı
bulunmak, süreci tıkayacaktır. Bu nedenle Alevilerin sorunlarının çözümünü,
demokrasi, laiklik, temel insan hakları, özgürlükler ve hukukun evrensel
ilkelerine başvurarak ve bunları referans alarak diyalog sürecine
girişilmelidir. Aksi bir yol ve yöntem çözümsüzlük taktiğidir. Bu nedenle
kamusal alana ilişkin her türden düzenlemenin, bu ilkeleri göz önünde
bulundurması gerekir.
AKP'NİN ALEVİLERİ
SÜNNİLEŞTİRME, ALEVİLİĞİ DEVLETLEŞTİRME STRATEJİSİ ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN ADIDIR.
AKP'nin Alevileri
Sünnileştirme ve Aleviliği devletleştirme üzerinden kurduğu çözümsüzlük hattı,
Alevi sorunundaki samimiyetini sorgulatan bir yaklaşımdır. Siyasi iktidar
merkezli çözüm dayatması, Alevi kurumlarının dışlayan ve yedi yıldır Alevilere
randevu vermeyen tutumu ile uzlaşma ve diyalog kültürünün değil, ancak "Ben
AKP'yim, yaptım oldu ve bitti" mesajı verilmek istenmektedir. Bu yaklaşım
sorun çözme yönündeki adımları engeller. Ancak "Alevisiz Alevi sorunu çözmek"
gibi, Aleviler yerine, AKP'ye faydası olan bir yaklaşım desteklenmiş olur.
Alevi dedelerine maaş, devlet içinde bir
post müdürlüğü, mevcut din dersi müfredatını koruyarak sadece seçmeli din dersi
dayatmasını "Alevi sorunun çözümünde katkı" olarak görmek ise tam
anlamıyla bir düşünsel ve ilkesel çizgi bulanıklığıdır. Alevi sorununun
çözümünde ilkel ve kirli düşünlerin, Maraş'ta, Çorum'da, Gazi'de ve Madımak'ta
sicilli olan MHP ve AKP'nin sicil kaydını temizlemeden, sağlıklı bir "Alevi
Açılımı" olmaz.
Alevi hareketinin 20 yıllık
mücadelesinin ilkesel ve örgütsel hak alam mücadelesinde, hukuksal, siyasi ve
demokrasi prensipleri ile hiçbir ilişkisi olmayan "kucaklaşma" ile
"çözüm" yolları bulunulmayacağını ve "açılımlar" sunulamayacağı
öğrenilmiştir.
Çözümün yolu önce Alevileri ve onların
kurumlarını tanımaktan geçer. AKP bugüne kadar sürdürdüğü tutumu ile Alevi
kurumlarını tanımamıştır. Muhatap kabul etmemiştir. Sırtını Alevileri dönmüş ve
hükümet adına bugüne kadar bir resmi açıklama yapmayan başbakan, ne zaman
diyalog için yüzünü Alevilere döneceği merak konusudur. Nabız tutma amaçlı ve
aracılarla medya üzerinden iletişim kurmak sorun çözme iradesi taşıyan bir
diyalog kültürü değildir. Kamuoyuna Alevilerin kurumları için, "onlarla
görüşeceğiz" diyen, bir AKP söylemi diyalog dili ve samimiyet göstergesi
olmaktan da uzaktır. AKP hükümeti son 7 yılda üç hükümet kurmuştur. Bu üç
hükümetin programında Alevi sorunun çözümü yer almamıştır.
Aleviliği devleştirme
ve Homojenleştirme Projesi ve Mevcut Sanal Taraflarınız yanlış tır. Taraflar
Bellidir; ABF, AABK, HBVAKV, AKD, PSAKD. Sorun Çözme Zemini de Bellidir;
Hukuksal, Demokratik ve Laiklik!
Alevi toplumun sorunlarına
ilişkin çözüm katkısının zemini bellidir. Bu zemin sivil olmalıdır. Bu zemin
demokratik ve hukuksal olmalıdır. Çözüm ise demokrasiye, evrensel hukuka,
laikliğe ve insan haklarına uyumlu olmalıdır. Bunun kural ve kurumları ise
bellidir. Bunun için AKP hükümeti Alevi sorunu tanımlamakta vazgeçmelidir.
Alevilere kendince tanımladığı ve uygun gördüğü "Aleviliği devletleştirme ve
homojenleştirme" projesinden vazgeçmelidir.
AKP Hükümeti Alevisiz
Alevi Açılımı Projesini Rafa Kaldırmalıdır. Alevi Kurumlarından Alevilerin Alevi
Açılım Projesini Talep Etmelidir.
AKP hükümeti ve yıllardır
bu ülkede demokratik çerçevede mücadele veren Alevi kurumlarını tanımalıdır.
Alevilerin "Alevi Açılımını" dinlemelidir. Bunun için oturup bir müzakere
çerçevesi belirlenmelidir. Taraflar bellidir. ABF, AABK, HBVAKV, AKD, PSAKD
ve diğer Alevi kurumları, Vakıfları ve Dergahları. Eğer AKP hükümeti Alevi
sorununu çözmekte samimi ise, samimiyetini göstermelidir. Uzlaşma arıyorsa, 7
yıldır randevu vermekten kaçındığı, Alevileri hemen görüşme ve müzakere için
Alevilerin Alevi Açılım Projesini talep etmelidir. İlişkilerinde şeffaf,
demokratik, kapsayıcı, samimi olmalı ve çözüm için ABF, AABK ve diğer Alevi
kurumları ile doğrudan masaya oturmalıdır.
Cem Evleri ibadethane statüsüne
geçtiğinde, AKP Aleviler için özel bir ayrıcalık yapmış olmayacaktır.
Bu devletin yıllardır, Alevilerden gasp ettiği bir
temel haktır. Şimdi devlet suçunu fark etmiş ve düzeltme gereği hissetmiştir.
Aslında AKP devlet adına bu gecikmişlikten ötürü aslında özür dilenmelidir.
Çünkü Alevi toplumunun ibadet yeri cemevidir. Türkiye'nin gerçeği ise, bu ülkede
camiler, havralar, kiliseler hatta patrikhaneler özgür ve resmi statüde iken, bu
ülkenin bin yıllık inancı ve kültürünün renklerinden olan Alevilerin inanç
merkezi olab cemevi yasaklıdır. Tüm yasak ve yoksaymalara karşı, biz
cemevlerimizi fiilen ibadet yeri olarak kullanıyoruz. Çünkü bir fiili ve meşru
bir haktır. Evrensel hukuk normlarının koruduğu bir haktır. Hükümetin tek
görevi vardır, o da ilgili yasada değişiklik önerisini TBMM genel kuruluna
getirip bu eksikliği ve ayıbı gidermektir.
"Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması ve
tarikatların yasaklanmasının"
sonuçlarına bakıldığında, aslında bugün net olarak görünen gerçeklik, bu yasanın
sadece Aleviliğin, Bektaşiliğin ve Mevleviliğin yasaklanması olarak
algılandığını göstermiştir. Çünkü bugün itibariyle tüm tarikatlar ve cemaatler
Diyanet içinde örgütlüdür, istihdam edilmiştir. Çoğu camiler tarikatlar ve
cemaatlerce sahiplenilmiştir. Kısaca Fethullah Gülen, Cemalettin Kaplan, ve bir
çok cemaat mensubu kişi Diyanet kadrosu olarak çalışmışlardır. Eğer AKP Alevi
açılımı, tarikatların ve cemaatlerinin önünün açılmasını hedefleyen bir proje
olarak kurgulanıyorsa bu yaklaşım tehlikelidir. Çünkü bu açılım ile AKP, aslında
cemaatleri devletleştirerek, laikliğin kurumsallaşma ihtiyacının önünü tıkar ve
teokratik bir yapıya yönelmenin yolunu açar.
Devlet Denetimli Dede Memurlar
Alevilerin talebi Değildir.
Alevilere Dede ve Zakirlik İçin Kadro Verme "Açılımı", Anti Laik Devleti
Güçlendirmektir. Aleviler
olarak, her çeşit inanç sahibi yurttaştan toplanan vergilerin sadece egemen
inanç kesimine aktarılmasına karşı çıkıyoruz. Fakat bu karşı çıkışımızın,
alternatifi olarak, hiçbir zaman "Dedelerimize ve zakirlerimize kadro
verilsin" talebini ifade etmemiştir. Çünkü
devletin kamusal hizmetlerinde din dışı kalmasını ve Sünnilik gibi Aleviliğin,
dolaysı ile dedelerimizin devletleşmesini laiklik ve demokrasinin derinleşmesi
için hiç talep etmedik. Alevilerin ve Alevi Dedelerinin devletten ve siyasi
hükümetlerden bugüne kadar böyle bir talebi olmadı ve olmayacaktır.
Sorunun çözümü teolojik değil,
hukuksaldır. Alevi
sorununda" dananın kuyruğunun koptuğu" yer, inançsal kimlik üzerinden sürdürülen
"tanım" ve "teolojik" tartışmalar değil, Aleviliği devletleştirmek
hiç değil. Aksine Alevilerin eşitlik haklarından yararlanmasına, hukuksal,
demokratik ve laiklik ekseninden fırsat verilip verilmeyeceğidir. Aleviler kendi
inançsal dünyalarına, değerlerine ilişkin teolojik, tarihsel ve sosyolojik
açıdan kendi tartışmalarını, kendi inanç önderleri ile yapar. Bu görev AKP
hükümetine ait bir tartışma değildir. Hele hele "laik" olduğunu iddia eden bir
devlet adına bunu sürdürmek hiçte doğru bir yaklaşım değildir. Alevi
sorunlarının ve taleplerinin çözümü Türkiye'de demokratik açılım ihtiyacı olan
ve özgürlük alanlarını genişletmesine hizmet sunacak olan hukuksal değişimden
geçiyor. Yani hukuksal çözüm arayan bir sorunu,çözümsüzlük zeminine çekmek ve
Aleviliği Sünnileştirmek için, tartışma bilinçli ve kasıtlı olarak teolojik
zemine çekiliyor. AKP tarafından bilinçli olarak hazırlanan bu tuzağa hiçbir
Alevi düşmeyecektir. Çünkü Aleviler asırlardır gasp edilmiş haklarını, hukuksal
ve temel haklar açısından güvence altına almak istiyor.
Alevilerin Çözüm
Önerisi, AKP'nin ve MHP'nin Çözüm Önerisine Benzemiyor:
Alevilerin talepleri biliyor. Aleviler
önce devletin din dışı kalmasını talep ediyor. Laik, demokratik, sosyal bir
hukuk devletinin, demokrasinin ve laikliğin evrensel ilkelerine uygun bir
şekilde kurumsallaşmasını ve Sünni-Hanefi mezhebinin
egemenlik konumuna son verecek bir hukuksal zemin yaratılmasını talep ediyor.
1. Aleviler
tüm haklardan eşit şekilde yararlanmak istiyorlar. Bu nedenle yasalar ve
uygulamasında fiili eşitlik yaratılmalıdır.
2. Aleviler
demokratik, özgürlükçü, laik ve sosyal devletin evrensel hukuk değerlerin
eksininde yapılanmasını talep ediyor. Bu nedenle gerçek anlamda laik, sosyal ve
özgürlükçü olmayan bu devlet yapılanmasını reforma ihtiyacı olduğunu vurguluyor.
Reformların demokrasi ve laiklik yönünde gerçekleşmesini savunuyor.
3. Aleviler
devletin, dinsel ve dilsel açıdan uyguladığı ayrımcı politikadan
arındırılmasını, herkesin farklılıkları ile eşit koşullarda bir arada kardeşçe
yaşamasını savunur. Bu nedenle Sünni devlet yapılanmasından derhal kurtulmak
gerekir.
4. Devlet
yurttaşları ile eşit koşullarda ve eşit zeminde buluşması gerekir. Yurttaşlık
sorumluluklarını ve görevlerini yerine getiren herkesin, devlet imkanlarından
eşit yararlanması gerekir. Sünni İslam'ın lehine yatırımların olmasının kabul
edilemez. Devletin asli görevi Cami temeli atmak değil, hastane ve okul temeli
atmaktır. Devlet ruhban sınıfı değil, çağdaş bireyler yetiştirmek zorundadır. Bu
mevcut sözde laiklikle asla olmaz.
Aleviler Özel Bir İmtiyaz İstemiyor.
Aleviler ne ayrıcalık, ne de özel bir
imtiyaz istiyor. Bütün inançlara her alanda eşitlik istiyor. Haklı taleplerine
kulak verilmesini talep ediyor.
Son 7 yıldır tek başına iktidar olan AKP
Hükümetleri Alevileri görmezden gelmiştir. Avrupa'da demokrat, Türkiye'de
asimilasyoncu, inkarcı ve anti demokrat olan AKP hükümeti bu ayıbından bir an
önce kurtulmalı ve Alevilerin haklı taleplerine kulak vermelidir. Güdümlü ve
uydu Alevi kurumları yaratılarak sorun çözme çabası, dipsiz kuyudan su çekmeye
benzer. Zaman kaybedecek durumda değiliz. İlk adım gecikmeden hemen atılmalıdır.
Bu adım ise, Aleviliği homojenleştirme, Sünnileştirme ve devletleştirme amacı
taşıyan "Alevi Açılımı" ile olmaz. Alevi kurumları ise bu açılımı bir "çözüme
katkı" olarak görmemelidir.
"Farklı fakat eşit" ilkesi
benimsenmelidir.
Toplumda yaşayan herkesinin "farklı
ancak eşit" olduğu ilkesel olarak kabul edilmelidir. Kendini farklı ifade eden
herkese saygı duyulmalı ve eşit vatandaş olarak herkes kadar hakka sahip olduğu
kabul edilmelidir.
"Ayrımcılık" yasalarda tanınmalı ve
cezalandırılmalıdır
Uluslar arası hukuk alanında geçerli
olan ayrımcılıkla ilgili tüm yasalar, yasalarımızda yer almalıdır. Bu uluslar
arası metinlerin "iç hukuk" haline gelmesi ve ceza yasalarındaki yaptırımlarla
donatılması, ayrımcılığın önlenmesinin yolunu açacaktır. Bu nedenle Alevlerin
sorunu ve talepleri kapsamlı ve bütünlüklü bir paket olarak ele alınıp çözüme
kavuşturulmalıdır. Bu nedenle;
-
Alevi kimliğini resmen tanınmalıdır.
-
Türkiye gerçekten laik bir ülke
olmalıdır. Devlet din içinde değil, din dışında kalmalıdır.
-
Diyanet İşleri Başkanlığı
kaldırılmalıdır. Çünkü laiklik ilkesi ihlali olan bu kurum gericiliği ve
siyasal islamı besliyor.
-
Zorunlu Din Dersleri
Kaldırılmalıdır. Çünkü Alevi çocukları ve diğer farklı inanç sahibi
çocuklara zorla Sünnilik eğitimi almak istemiyor. AİHM kararı bunu bir insan
hakları ihlali olarak karara bağlamıştır. Din eğitimi seçmeli olmalıdır.
Koşul ise tüm dinleri ve inançları objektif ve tarafsız bir şekilde,
tarihsel, sosyolojik ve felsefi yönüyle tanıtmakla sınırlı kalmalıdır.
Devletin "laik okulu" dua ezberletmekten, namaz kıldırmaktan, oruç
tutturmaktan ve abdest aldırmaktan vazgeçmelidir.
-
Alevi köylerine cami yaptırma
politikalarından vazgeçilmelidir. Bugüne kadar yapılan camiler derhal bir
kararname ile cemevine çevrilmeli ve bu köylerdeki imamlar derhal geri
çağrılmalıdır.
-
Cemevlerimize derhal "ibadet yeri"
statüsü verilmelidir. Bu yıllardır gasp edilmiş bir haktır. Derhal
düzeltilmesi gerekir.
-
Nüfus cüzdanlarındaki din hanesi
tamamen çıkartılmalıdır. Çünkü bu uygulama ayrımcılık üretmekte olup,
Yasalarla bireylere dinsel kanaatlerini açıklama zorunluluğunun getirilmesi,
din ve inanç özgürlüğünün özünü zedelemektedir.
-
Radyo ve televizyonlardaki tek yanlı
yayınlara son verilmelidir. Tek yanlı yayınlar, "ötekiler" yaratarak, egemen
dinin sosyal baskı mekanizmalarını üreterek, farklı olanlarını kendisini
tanıtmasını kamu hizmeti adına engellemektedir.
-
Ders kitapları, sözlükler,
ansiklopediler ve Milli Eğitim Bakanlığınca önerilen yardımcı kitaplardaki,
Aleviliği aşağılayan; tanımlamalar düzeltilmelidir.
-
Basın ve yayın organları, dinsel
hoşgörüsüzlüğü kışkırtan haber ve yayınları engellemek için öz denetim
mekanizmalarını işletmelidir.
-
Hacı Bektaş Dergahı'nın Yönetim ve
Bakımı Alevilerin kurumlarına ya da yerel yönetime bırakılmalıdır.
-
Alevilere karşı yapılan ayırımcılık
ve haksızlık derhal düzeltilmelidir. Kanunlarda ve yasalardaki tüm
ayrımcılık içeren maddeleri ayıklanmalıdır.
-
Alevi eşitlik haklarından
yararlanmak istiyorlar. Bu nedenle yasalar ve uygulamasında fiili eşitlik
yaratılmalıdır.
-
Uluslararası belgelere, insan
haklarına ve temel özgürlüklere dayalı, bir toplumsal mutabakat sözleşmesi
olan eşitlikçi, özgürlükçü, katılımcı ve çoğulculuğu esas alan demokratik
bir Anayasa istemektedirler.
-
Alevi kimliğinin tanınmasını, kendi
özgünlüklerini yaşamak ve kendilerini , kendileri tanımlamak istiyorlar.
-
Ayrıca kendi dışlarında yaratılacak
/ yaratılan bir temsiliyeti de istemiyorlar.
-
Devlet "Alevilik" hakkında tanım
getirmek ve Aleviliği devletleştirme projesinden vazgeçmelidir.
Aklını ve gücünü kendisi
kullanmayanların ve ortaklaştıramayanların aklını ve gücünü başkası kullanır.
Aleviler olarak, bu topraklarda
yaşadığımız kimi resmi ve sivil tutumlar nedeniyle asimilasyona maruz kaldık ve
apolitik düşünmeye sevk edildik. Şimdi geleceğimizi birlikte inşa etmek için,
Alevilerin toplumsal muhalefetine öncülük edecek olan, ABF, AABK, AKD, PSAKD,
HBVAKV ve Ege'nin yükselen İzmir Alevi.Bektaşi Yöre Dernekleri Platformu olarak,
önümüzdeki sürecin tartışılmasına ve hak mücadelemizin yeni yönelimleri için
ortak akıl ve ortak hak mücadelesinin zeminleri yaratmak gerekir. Alevi
toplumunun yukarıda ifade edilen taleplerinin karşılanması ve sorunlarının
çözümüne katkı sunmak için, tüm Alevi-Kurumlarının ortak paydalar ve ortak
çıkarlar etrafında bir araya gelmesi zorunludur. AKP hükümeti ve Alevilere karşı
inkarcı tutum içinde olan siyasi odaklara karşı gücümüzü açığa çıkarmak ve
demokratik baskı gücümüzü kullanmamız gerekiyor. Çünkü Aklını ve gücünü kendisi
kullanmayanların ve ortaklaştıramayanların aklını ve gücünü başkası kullanır.
Öyleyse yapacağımız şey gayet basittir. Aklımızı kullanacağımızı ve ortak
cesaretle gücümüzü göstereceğimiz zeminin yaratılması gerekir. Şimdi kıskançlık
ve birbirimizi by pass etmenin değil, bu toplumsal davamız ve adımız için yedi
ulu ozanın öğretisinden beslenerek, laiklik, demokrasi, hukuk ve insan
haklarının evrensel çizgisinde kalarak çözümün adresi olmanın zamandır.