Bizimgazete.org  
 
 
 
Cimbom Keita-yı aldı - video
Taraftarlar kulüp başkanını dövdü - video

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum


Alevi Siteleri Listesi

   
 
Çatı Partisi mi, Siyaseti Toplumsallaştırmak mı?

Turan Eser

21 Aralık 2008 01:01

Devlet, 12 Eylül'le birlikte siyaset alanını, sola, sosyal demokratlara ve demokrasi güçlerine kapatmak için elinden gelen her türlü yönteme ve uygulamalara başvurdu. Sola ve demokrasi güçlerine kapatılan siyasal alan, gericiliğin, etnik milliyetçiliğin, siyasal İslamın ve neo liberal politikaların egemenlik kurduğu zemin haline getirildi. Bugün itibariyle, güçlü bir toplumsal desteğe sahip sol bir seçenek maalesef yok. Fakat birçok sol seçenek var. Hepsi kendi dünyasında, en doğrusunu yapıyor ve kendi aralarında barışık değil. 12 Eylül darbesinden sonra 28 yıl geçmiş olmasına rağmen, solun ve sol politik çözüm önermelerinin toplumun adresi haline getirilmemesinin sıkıntısını yaşıyoruz.  12 Eylül sonrası solun birlik/güç birliği arayışlarının hikayesi Kuruçeşme'den beri hep gündem de olmuştur. Solun toplumsal kesimleri kucaklayacak siyasi seçenek üretememe halinin devamı, sol siyasette savrulmaları ve örgütsel zayıflamaları birlikte getirdi. Bunun sonucu olarak, sol politik çözüm projelerin, toplumun gündelik hayatına girememesini ve solun ve sol politikaların toplumsal bağlarındaki kopuşun giderek artmaya başladığını biliyoruz.  

 

Emek ve sermaye eksenli politik mücadele deneyleri ve tecrübeleri üzerinden yükselen solun, emek-sermaye eksenli politikaların yanına yerleşen yeni toplumsal hareketler (çevre, feminizm, nükleer karşıtı mücadele, vb), laik-anti laik ve kültürel kimlik ekseninde gelişen yeni politik mücadele alanlarına hazırlıklı olmadıklarını gözlemledik. Sol partiler tarafından göz ucuyla bakılan yeni politik örgütlenme zeminlerini ve bu zeminlerde yaşanan sorunları ve sorunların mağdurlarını ve onların hikayelerini bir araya getirememiştir. Herkes kendi hikayesi etrafında örgütlenmeyi tercih eden bir mücadeleyi benimsedi.

 

Her kriz döneminde arayışa giren sol, genellikle daha tecrübeli olduğu ve ilk can simidi olarak tanımladığı "birlik tartışması", "güç birliği", "blok hareketi" ya da bugün ifade edilen adıyla "Çatı Partisi" ile solun yeniden seçenek üretmesini tartışıyor.

 

Son dönemlerde sadece DTP, SDP ve EMEP merkezli olarak gündeme gelen çatı partisi tartışmaları, solun kendi kadrolarıyla sınırlı ve dar bir zeminde ele alınmış. Çatı partisi ihtiyacı karşımıza yine, tartışmayı başlatanların ihtiyacı üzerinde şekilleniyor. Kürt siyasal oluşumu ile Türk siyasal oluşumlarından bazı partilerin bir "Çatı Partisi" nde bir araya gelme ihtiyacının gerekçesi oldukça zayıf. Mevcut gerekçeler aslında sorunun sebepleriyle yüzleşmemizi de engelliyor. Örneğin sol,  son 10 yıldır siyasal alanda, Türkiye'nin toplumsal, siyasal, sosyal, demokratik ve ekonomik sorunları karşısında solun çözüm programı üretmek yerine, siyasette pragmatizmi her kritik dönemde başvurulan bir yol haline getirmiştir. Solu kurtaracak olan pragmatizm ve bu niyetle ortaya konulan projeler değil, solun ve sosyal demokratların, Türkiye'ye acil olarak sunmak zorunda olduğu solun toplumsallaşmış çözüm politik programı'dır.  

 

Çünkü toplumsal kesimler tarafından, Türkiye'de mevcut sorunların çözümü için acil olarak bir çatı partisi arayan bir talebi yok. Toplumsal kesimlerin ve solun acil olarak ihtiyaç duyduğu husus, "nasıl bir Türkiye istiyoruz" sorusuna cevap aramak olmalıdır. Türkiye'deki tüm toplumsal kesimleri, emek, özgürlükler, bireysel/kolektif temel haklar, sosyal, eşitlik ve barış eksenli yeni bir siyaset projesiyle ve demokratik çözüm programıyla, solun nasıl bir Türkiye istediğini, yurttaşla birlikte yurttaşlara anlatabilmesi gerekir. Ancak toplumsallaşmış ya da toplumsallaşmaya açık bir politik çözüm programı ve proje üzerinde partileşme sağlıklı olur.

 

Çatı partisi ihtiyacına dair ileri sürülen gerekçelerin hiçbiri yeni bir önerme değildir. Solun önemli ve öncelikli sorunu "Çatı Partisi" değil, toplumsal gücü ve Türkiye'nin sorunlarına çözüm programını açığa çıkarmaktır.  Yani siyasetin ve sol politik çözüm projelerin toplumsallaşmasının önemli ve öncelikli olduğunu düşünüyorum.  Şimdiye kadar "Çatı partisi" tartışmalarında ifade edilen ve yazılanların, Kürt sorunu ve Kürt siyaset ekseninin daha dominant konumda olduğu siyasi projesinin güçlendirilmesi  olarak okunuyor.  Bu önerme ve yaklaşım biçimi bir Türkiye projesi olmaktan uzak, daraltıcı, eksik ve yanlış bir yaklaşım. Kürt sorununun çözümü için "Çatı Partisi" kurmak yerine, tüm kimlik sorunlarını, emek ve özgürlükler sorunun kapsayan sol-sosyal demokrat bir kitle partisini toplumsal destek ve program üzerinden kurmak gerekir.

 

Toplumsal destek açısından erozyona uğramış solun, kitlesel cari açığını çatı partisi ile değil, siyaseti toplumsallaştırarak sağlayabilir. Bunun içinde Türkiye'ye sol ve sosyal demokrat kimlikli bir siyasi projeye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Yani solun projesi sadece % 5 ya % 7'lik bir toplumsal kesim için değil, tüm toplumsal kesimleri kucaklayan bir siyaset anlayışına ihtiyacı vardır.   

 

Türkiye'de yeni bir sol-sosyal demokrat kitle partisine ihtiyaç olduğu kanısındayım. Toplumsal kesimlerinde böyle bir arayış içinde olduğunu biliyoruz. Yani geniş kesimleri kucaklayacak sol kitle partisine ihtiyacı vardır. Halkın en büyük özlemi solun, sosyal demokratların, Alevilerin, Kürtlerin ve yeni toplumsal hareketlerin en geniş biçimde yan yana gelebilmesi yönündedir. Muhafazakarlığa, gericiliğe, siyasal İslama, milliyetçiliğe, neo liberalizme ve statükoculara karşı Türkiye'nin güçlü bir sola, solun ise ortak akıla, ortak programa, ortak projeye, ortak eyleme ve tek sol seçenek sunacak, sol ve sosyal demokrat kimlikli partiye ihtiyacı vardır. Ancak eşitler arasında bir üstünlük yarışı olmadığı zaman, Aleviler sol ve sosyal demokrat kimlikli projenin içinde yer alabilir. Örneğin, solun ve sosyal demokratların 2009 yerel seçimler öncesi çatı partisi tartışması yerine, sağın rantçı, sadakacı, cemaatçi ve özelleştirmeci yerel yönetim anlayışına karşı, solun katılımcı, sosyal, demokratik, şeffaf, insan ve emek odaklı yerel yönetim anlayışını göstererek, seçim sürecinde toplumsallaşmayı hedeflemeye başlıyabilir.

 

Sol toplumsal kesimlerle arasındaki örgütsel mesafeyi kapatmak için, sol siyasetin insanla, onun öz değerleriyle, hoşgörüyle, toleransla, eşitlikle, dayanışma duygusuyla, halkların kardeşliğiyle, emek hakkıyla, insan haklarıyla, barış ve özgürlük gibi evrensel değerlerle buluşmasının yollarını aramalıdır.  Siyasal alanın ve Türkiye'nin solun lehine değiştirmek için, solun kendi dilini, örgütlenme ve siyaset yapma tarzını değiştirmesi, geliştirmesi ve toplumsallaştırması zorunludur. Mevcutların aritmetik toplamı üzerinden bir çatı partisi kurmak, solun toplumsallaşmaması krizini çözmüyor.

Solun yeni siyaset alanlarını iyi tanıması, anlaması ve alternatif çözümler sunması gerekiyor. İşçileri fabrikada çıkarıp, işsizliğe, yoksulluğa mahkum eden anlayışla, dini camiden, askeri de kışladan çıkarıp sivil siyasete eklemleyen sürecin ilişkilerini iyi kurmak gerekir.  Alevilerin varlığını küçümseyenlerin, bugün 100 binlerle AKP karşıtı mücadelenin içinde yer almasını, Alevileri solun önemli dinamiği olarak görmesi önemli bir gelişmedir. Bunun önemi ise ancak, solun Alevilerle buluşmasının sağlayacak siyasal projenin ve programın içeriğine ve vizyonuna bağlıdır.

 

Yani sol sadece siyaset üzerindeki ittihatçı (asker-bürokrasi) vesayete daha yüksek sesle itiraz ederken, siyaset ve toplumsal yaşam üzerindeki tarikatçı (Diyanet ve Din İşleri Yüksek Kurulu – siyasal İslamın MGK'sı) vesayete karşı sesi kısık çıkmamalıdır.  Özgürlükten, eşitlikten, barıştan, emekten, demokrasiden ve özgürlükçü laiklikten, insan merkezli sivil siyaset hakkı için, siyasi alan üzerindeki ittihatçı ve tarikatçı işgale karşı çok kültürlü sol ve sosyal demokrat bir siyaset kültürünü yeniden açığa çıkartmak zorunlu bir görev olarak  önümüzde duruyor.  Bunun içinde solun, siyasetin Ortodoks yorumundan ve bağlılığından kurtulup, siyasetin heterodokslaşmasına katkı sunması gerekir.

Ancak o zaman, neo liberal, gerici ve ırkçı politikaların mağduru olan toplumsal kesimlerin acılarıyla baş başa kalmaları ve sadece kendi acısı için umudu örgütlemeleri yerine, bu ülkenin diğer acılılarıyla buluşmasını siyasal alanda başarabiliriz. Yani ezilenlerin ve mağdurların hikayelerini aynı kitaba yazmalarını, okumalarını ve okutmalarını sağlayabiliriz.




Turan Eser

21.12.2008 01:01:23
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Sitemizde yayınlanan tüm yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir. Herhangi bir başvuruda, bu yorumları yazanlara dair her türlü bilgi, adli mercilere ulaştırılacak, gerekli hukuki önlemlerin alınmasına yardımcı olunacaktır. Editörlerimiz; hukuk veya ahlak dışı mesajları yayından kaldırabilir; sorumluların saklı tutulan bilgilerini hukuk danışmanı aracılığıyla adli kurumlara iletir.

Haber Yorumları (2 adet)

Misafir: veysel Editöre Bildir
yorum
sayin turan eser çatı partisı sızı enterese etığı içın teprikler ancak porgıramı belı olmıyan bir partiyi eleştirmek yersız olır destekleyip beklemeklazım
%0 %0 %0
15.02.2009 12:06:45

Misafir: KAYA IBRAHIM Editöre Bildir
YORUM
Sayin Turan Eser bu durusunuzdan dolayi sizi çok ve çok tebrik ediyorum.Bence,kendini hak magduru goren ve bir sol durus sergileyen herkes oportunist, ben'ci,kaypak karakter yapilarini terk edip bir PIR SULTAN ABDAL durusu sergilrerlerse bu birlik gerçeklesebilir.Gerisi bence ruzgarda dumandir biçare.SAYGILAE.
%0 %0 %0
12.01.2009 01:20:51




Turan Eser Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 01.07.2009 17:13:53 - "Geçmişi kaşımayanlar"
Devamını Oku 11.06.2009 14:00:56 - Siyaset dilinin hukuksal fakirliği
Devamını Oku 03.06.2009 11:53:57 - Turan Eser: AKP'nin Alevi çalıştayı
Devamını Oku 20.04.2009 10:16:12 - CHP'de yaşanan "koltuğu koruma" değişimidir
Devamını Oku 15.04.2009 11:04:25 - Demokrasiye ve insan haklarına sığınmak
Devamını Oku 13.04.2009 13:24:35 - "Baykal CHP'sinden sol parti yaratılamaz"
Devamını Oku 05.04.2009 16:31:23 - CHP'yi samimiyetsiz yeniden yapılandırma kurtarmayacaktır
Devamını Oku 12.03.2009 03:29:45 - ÖZGÜRLEŞTİREN BİLİM Mİ, ÜMMETÇİLEŞTİREN TUBİTAK MI?
Devamını Oku 04.03.2009 15:25:18 - Eğitim kime teslim, laik okula mı, medreseye mi?
Devamını Oku 06.02.2009 18:08:45 - CHP Çarşafa Açıldı, Alevilere Açılamadı
Devamını Oku 12.01.2009 02:30:45 - Sevgili Bilge İnsan; İrene Melikof
Devamını Oku 21.12.2008 01:01:23 - Çatı Partisi mi, Siyaseti Toplumsallaştırmak mı?
Devamını Oku 11.12.2008 11:50:08 - İnsan Hakları Bildirgesi'nin 60. Yılında
Devamını Oku 24.11.2008 23:56:20 - Aleviliği Tanımlama, Tanı!
Devamını Oku 15.11.2008 05:28:22 - Alevi Sorununa Çözüm Mümkün
Devamını Oku 13.11.2008 17:09:05 - ŞEYHÜLİSLAM REFERANSLI UÇ FİKİRLER
Devamını Oku 06.11.2008 16:26:10 - 9 Kasım'da Ankara'dayız
Devamını Oku 18.10.2008 12:23:28 - Görebilmek ve Gerçeği Kabul Edebilmek
Devamını Oku 25.09.2008 13:22:29 - Zaman, Kılıçdaroğlu İçin Linç Çağrısı Yapıyor
Devamını Oku 19.09.2008 09:34:12 - Hüseyin Gazi Şenliği'nde Deniz Baykal
Haberin karnesini siz belirleyin
1 - Zayıf 2 - Geçer 3 - Orta 4 - İyi 5 - Pekiyi
Bu haber için oy kullanan 22 ziyaretçimizin puan ortalaması: 3,23
Haberi Paylaşın
Google Google Live Live MySpace MySpace Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg




 
Ay'da uranyum bulundu
Ay-da uranyum bulundu Ay'da en ağır doğal element olan uranyumun varlığına ilişkin bulguların ilk defa saptandığı bildirildi....
Faturanızı ucuzlatın!
2 bin 601 internet sitesi yasaklandı
0,19 saniyede derlendi.

Evden eve Nakliyat - Hubyar - Nur Pompa