Tarih kitaplarından, ya da
filmlerden anımsarsınız. Eski Roma'nın arenalarında köleler
aslanların önüne atılır (aslanlara "yem" edilir)
tribünleri dolduran heyecanlı
naralar atan seyircilerin çığlıkları, sevinç naraları ve coşkulu
haykırışları arasında da insanların parçalanması zevkle
seyredilirdi. İnsan türünün bu davranışları, sosyal mücadeleler
tarihinde yılların imbiğinden süzülerek değişti, evrildi tabii.
Ne kadar değişti, ne kadar evrildi orası tam belli değil ama...
Çünkü Eski Roma arenalarındaki davranışın benzeri, dünyadaki
yaşam savunucularının tepkisine rağmen "gelenek" adı
altında "matador ve boğa" dövüşleri şeklinde
sürebiliyor...
* * *
Doğaya, yabanıl hayata
insanlarca "vahşi" denmesine kızmışımdır hep. Yaşam
kaynağı, yaşam pınarı doğa nasıl "vahşi" olabilir?
(Medeniyeti, "doğa ile mücadele" olarak tanımlayan bir eğitim
sistemiyle mümkün aslında...) Peki ya aslan, kaplan ve nesli
tüketilmekte olan diğer hayvanlar? Aslında, tür olarak
birimizin yaşamının sürmesi, zincirleme olarak, hepimizin
yaşamının sürmesinin teminatı değil mi? "Doğanın diyalektiği"
olarak da bu böyle değil mi?.. İnsan türü, kurduğu "düzen" ile,
bugün kâr daha fazla kâr güdüsüyle kendi türünün varlığını
tehlikeye atmayı da göze alarak nasıl böyle davranabiliyor?..
* * *
Yazık olmadı mı
Galatasaray'a ve büyük bir dayanışma ile elde ettiği
şampiyonluğuna? Kim akıl etti Galatasaray'ın seyircisini
Eski Roma arenalarındaki seyircinin yerine koymayı? Ali Sami
Yen'i de "arena"ya çevirmeyi? Tarihe bir leke olarak
geçmeyi göze alarak sahaya aslan getirme fikri kimden çıktı
acaba?..
Peki ya Antalya Büyükşehir
Belediyesi'ne ne demeli? 2 yaşındaki aslanı
nasıl ve hangi hakla Hayvanat
Bahçesi'nden kafese koyup kiraya verebilmiş? İşin daha da vahimi
Çevre Bakanlığı'nın tutumu. Bakın, İstanbul İl Çevre ve Orman
Müdürlüğü, Galatasaray'ın şampiyonluğunu ilan ettiği son maçında
Ali Sami Yen Stadı'na Antalya Büyükşehir Belediyesi Hayvanat
Bahçesi'nden aslan getiren aracı şirkete "300 YTL para
cezası" vermiş. Türkiye'de korku dolu bakışlarla seyircilere
"yem edilen" aslanı o hale sokmanın, rezaleti
televizyonları başında gençlere, çocuklara izletmenin, vücut
kimyalarını, ruhsal yapılarını bozmanın cezası 300 YTL.
İnanılır gibi değil, bu bir ceza mı, sık sık tekrarlanması için
"ödül" mü yoksa?
* * *
"Şampiyonluk sevinci ile birlikte bir futbol takımının simgesi
diye aslanın uyuşturularak, "kafeste" sahaya getirilip,
seyircilere "yem olarak" atılması Türkiye'ye de
Galatasaray'a da yapışmış bir lekedir. Dünyanın her yanında
doğaya ve canlı yaşamına karşı saldırganca davranılabiliyor ama
bu kadarı "Türkiye böyle spor yapıyor" dedirtecek
cinsten. Diğer yandan, İstanbul'da kurulan pistiyle bile büyük
tahribat yaratan, paraya ve doğayı tüketmeye endeksli
"Formula 1" yarışmasında(!) piste bir köpek girmesi ve
ezilmesiyse ürpertici, insanın "kanını donduracak" türden...
* * *
Türkiye'de göstermelik olsa
da bir "Hayvanları Koruma Yasası" var. Buradan suç
duyurunda bulunuyorum. Bakalım hangi savcı, duyarlılık gösterip,
hayvanları insanların "eğlence unsuru" olarak,
"seyirlik" olarak kullananları, işkenceye uğratanları,
katledenleri tespit edip dava açacak? Ve hangi yargıç,
"vahşi" insan türüne karşı, aslanın haklarını savunacak bir
karara imza atacak?..
Yaşam savunucuları,
aralarına katılacak 'hukuk savunucularını' özlemle bekliyor...