|
Yalçın Ergündoğan:
Geçen hafta, “Yurdumuz bütün cihandır bizim...” başlıklı yazımda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’in doğanın ve çevrenin talan edilmesine, canlı türlerinin yok olmasına karşı çıkan “yaşam savunucuları”nı ‘dış kaynaklı gruplara ‘alet’ olmakla’ suçlayarak suç işlediğini belirtmiş savcılara suç duyurusunda bulunmuştum. Henüz Bakan Bey'den de, savcılıklardan da bir ses çıkmadı. Ama okurlarımız beni mektup ve telefon yağmuruna tuttu. Susuzluktan kırılan kentlerimizde beklenen “yağmur”un bana okuyucularımdan e-mektup ve telefon olarak gelmesi yazdıklarımızın ses getirmesi açısından sevindirici. Ama gelen mektuplarda söz edilen şeyler ise, ülkemizde nasıl bir talanın yaşandığını sergilemesi açısından da o kadar üzücü ve düşündürücü. Samsun’un Kavak ilçesi Ilıca köyü’nden yazan okurum geçen hafta yemyeşil orman içindeki köylerine taşocağı yapılmasını ve ormanın yok olmasından tüm yaşam savunucularını haberdar etmemden memnun. “Ama daha neler var. Bölgemizdeki’ talan’ bununla sınırlı değil” diyor. Erdoğan Gazihan adlı okurum da hafta içinde birkaç kez yazdı. Kendisi “Yeşil Artvin Derneği” başkanı. Çok dertli ve kaygılı. Eşsiz doğal güzellikleri ve kültürel özellikleri ile yaşadığı kentin ve bölgenin gözleri önünde eriyip yok olmasına, talandan payını almasına tepkili. Dernek olarak güzel bir sunu hazırlamışlar bilgisayar ortamında. Güzelliklerin, canlı türlerine yataklık eden doğanın nasıl yok edilmekte olduğunu bir bir gözler önüne seriyorlar. “Yemyeşil Artvin’imizin hemen tepesinde yer alan Cerattepe mevkiinde ‘talan’ çalışmaları yeniden başladı. 1990’ların başında, önce ‘siyanürle altın’ çıkarmak için Cerattepe’ye gelen ve altın, bakır, gümüş ve çinko madenleri için ruhsat alan ‘Cominco Madencilik şirketi’ o zamanlar Artvinlilerin örgütlü karşı koymaları sonucu bu emellerinden vazgeçmişlerdi. Ya da vazgeçmiş görünmüş, çekilmişlerdi. Cominco Madencilik, daha sonra maden işletme hakkını bir Kanada firması olan Inmet Mining şirketine satmış. Bu şirket altının çıkarılmasını kolaylaştırmak için önce bakır madenini çıkartmaya karar verdi. Bakır madenciliğinden sonra zaten tahrip edilmiş bir bölge olacak olan Cerattepe’de sonraları altın madeni çıkartmak daha kolay olacaktı. Bu faaliyete karşı Türkiye’de pek sık görülmeyen bir bütünlük gösteren Artvinliler, Yeşil ‘Artvin Derneği’ öncülüğünde; Belediye Başkanlığı, Baro Başkanlığı, Artvin’deki tüm siyasi partiler, tüm STK’ler, tüm odalar, birlikler ve tüm muhtarlar ile birlikte 15 yıldır süren mücadelelerine bugün de devam ediyorlar. Artvin, “Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi” de Cerattepe’deki madencilik hakkında olumsuz görüş bildiren akademik bir rapor yayınladı. Dinleyen olmadı. Ne yazık ki, bizim tüm uğraşlarımıza rağmen, bu tip şirketlerin önüne geçmek, yeni çıkan ‘Maden Kanunu’ ile neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Bu madencilik işinden devletin ‘maddi çıkarı’ da sadece kâr miktarı üzerinden yüzde 2. Üstelik kâr da şirketin beyanına göre belirlenecek. Bu miktar altının ‘zenginleştirme işleminin’ ülkemizde yapılması halinde yüzde 1’e düşürülecek. Buna karşılık, ‘Maden Kanunu’ ve teşvikler kapsamında bu tür işletmelere 5 yıl vergi muafiyeti, elektrikte yüzde 50 indirim, çalışanların sigorta primlerinin yüzde 50’sine muafiyet hakkı veriliyor. T.C.’ye kalması beklenen işletmenin kârından yüzde 1’lik paydan daha fazlası da maden şirketine, devletçe geri ödeniyor aslında... Buna karşılıki sarp ve dağlık bir arazi yapısına sahip olan Artvin’de, bu faaliyetlerde kullanılacak dinamit patlatmaları, ormanlık alanların içindeki canlı türleri ile birlikte yok edilmesi, orman içerisinde yeni yolların yapılması gibi müdahaleler sonucu MTA raporlarıyla sabit heyelan tehlikesinin artması da bu yağmanın bize bırakacağı armağan...” Artvinliler yemyeşil doğal güzelliklerinin ve yaşam kaynaklarının tam bir yağma ve talan içinde ortadan kaldırılmasına karşı çıkıyorlar. Kararlılar. İzin vermeyecekler. Geçen hafta, NTV’de Kaz Dağları ile ilgili konuşan Çevre Bakanı (önce İstanbul’un ve sonra da devletin ‘su müdürü’, şimdi de bakanı) Veysel Eroğlu, “maden arama çalışmaları, Kaz Dağları’nda koruma altındaki ‘Milli Park’ dışında kalan kısımda yapılıyor” demişti. Ardından da eklemişti: “Koruma altındaki alanda ‘kuş’ uçurtmuyoruz!..” Artvinliler ise, Çevre Bakanı’nın ağzıyla itiraf ettiğinin tersine, dağlarında, yaylalarında kuşlar uçuşsun, cıvıldaşsın istiyor. Çekin ellerinizi Artvin’den, doğadan, yaşamdan!
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|