Artık bir şeyler değişiyor...  
Anasayfa Künye Reklam Arama
Haberler Video Haber RH+ Röportaj Yazarlar
 
 

Çok Okunanlar
Devamını Oku Hatırlıyorum demek ki hep vardım
Devamını Oku Aradaki '7 fark'ı göster bana Efes Pilsen
Devamını Oku TV İlanıyla Yasak Aşk
Devamını Oku Kanada'da Meteor Paniği
Devamını Oku Bir Zabıta Dayağıyla Ölüm Eksikti, O da Oldu

Son Yorumlananlar
Devamını Oku Aradaki '7 fark'ı göster bana Efes Pilsen
Devamını Oku Genelkurmay'dan 'Alevi' açıklaması
Devamını Oku Doğu Kadınlarındaki Duygusal Lezbiyenlik
Devamını Oku Fethullah Gülen marka condom çıktı, ortalık fena karıştı !!!
Devamını Oku Hepsi Grubu Dağılıyor mu?

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.



RSS / XML
RSS / XML
EkleBunu RSS Ekle Butonu


   
 
Duyarlı ve vicdanlı olabilmek için...

Yalçın Ergündoğan

Az önce İzmir'den bir dostum aradı. Kendisine bir arkadaşı haber vermiş. O da benimle paylaşmak istemiş. Karşıyaka'da bir alış-veriş merkezi giriş kapısına kocaman harflerle "Dünya Hayvan Hakları Günü nedeniyle, 'hayvan ürünlerinde' yüzde 50 indirim!" yazan bir pankart asmış. Pankartı gören kişi önce "dana, koyun, kuzu, hindi, tavuk eti ve yumurta, süt" gibi ürünlerde indirim yapıldığını sanıp iyice sinirlenmiş, "Pes! Bu kadarı da olmaz!" diye iç geçirmiş ve hiddetle alış-veriş merkezindeki ilgili mağazanın yöneticisine doğru yönelmiş. Ama, mağazadan girince indirimin hangi ürünlerde olduğunu fark etmiş. "Kedilerin tırmalaması için özel kumaş, tasma çeşitleri, köpek maması, banyo şampuanı vb." gibi ürünlerle karşılaşmış birden. 'Gülse mi, ağlasa mı' gibi bir durum oluşmuş yani...

* * *

'İnsan türü'nün kendini 'en zeki', 'en akıllı tür' olduğunu sanmasından kaynaklı kibri, 'ben merkezciliği', başka türlerin üzerine tahakküm kurma hegemonyacılığı böylesi cin fikirlilikler yapmaya çok elverişli tabii... İnsan türü, bir yandan, dünyanın 'en vahşi' ve acımasız sömürüsüne tabi kıldığı hayvanları işkence altında üretip, kesip, (canlıykenki halini hatırlatmadan) albenili paketlerde "gıda" olarak insanlara sunar, diğer yandan da ayni pişkinlikle hayvanlar için akla gelmedik, türlü çeşitli mama, giysi vb. ürünleri pazarlar. Bunu da 'ekonominin gereği' olarak açıklar. Hiçbir 'vicdani' sorumluluk ve 'ahlâki' değer tanımadan ve taşımadan böyle davranır.

Bunu da tabii o en çok övündüğü 'en akıllı tür' oluşu ile izah eder, mutluluk ve haz duyar. Öte yandan, insan türüne mensup "kadınlar" ise, zaten doğal halleriyle yeterince güzel ve çekici oldukları halde, başka türlerden canlıların derilerinin yüzülmesine, (kimilerinin canlı canlı) kürklerinin çıkarılması için akla sığmayacak acıya uğratılmalarına göz yumarlar ve hatta talepleriyle teşvik ederler. O kadınlar ki, hangi sınıftan olurlarsa olsunlar, yaşamlarında mutlaka 'cinsiyetçilikle' karşılaşmış ve ezilmişlerdir, yine de böyle davranabilirler... Çünkü 'en zeki' türün mensubudurlar...

* * *

İnsan türünün kurduğu düzenler bir bir yine çatırdıyor bugünlerde... Kapitalizmin kâbesinde derin fırtınalar esiyor. Koca koca şirketler çatırdıyor, yıkılıyor. Olsun ne gam!.. Hâlâ 'en akıllı', 'en zeki' türüz ya...

* * *

Soğuk savaş yıllarının Türkiyesi'nde, Mussolini İtalyası'ndan alınma Ceza Yasası'nın meşhur 141 ve 142. maddelerini anımsayanınız var mı şimdi, bilemem. Ama; o yasaların yaptırımına maruz kalmış, inim inim inlemiş olanlar çok iyi anımsarlar mutlaka bu yasaları. Düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü ayaklar altına alan bu ceza maddelerinin tanımında ifadesini bulan "bir sınıfın, diğer sınıflar üzerine tahakküm kurması.." fikri, yaşamı savunmaya yönelik duyarlılık geliştirmiş bireyler dışında bugün insan türünün geneline hakim. Yani, çok rahatlıkla "bir türün, başka türler üzerine açık tahakkümü..." düşünceden, uygulamaya çoktaaan geçmiş vaziyette...

* * *

Bugün 4 Ekim "Dünya Hayvan Hakları Günü". O nedenle şöyle kısaca, kendi türümüze bir eleştirel bakış geliştirme duyarlılığını göstermekte büyük yarar var. Hem kendi türümüz, hem diğer türler, hem de üzerinde yaşadığımız ortak evimizin, yani 'dünyanın' geleceği için.

Doğada bir canlı türünün yok olmasının, kendi türümüzün ve 'ortak evimizin' yok olmasına bizi bir adım daha yaklaştırdığını bilince çıkarmak için bunu yapmalıyız en azından. Nasıl ki duyarlı olanlarımız; ırkçılığa, cinsiyet ayrımcılığına, savaşa, nükleere, işkencelere, baskılara, sömürüye, soykırıma karşı çıkıyorsa, açık ve net olarak 'türcülük' ve türevlerine de, 'bir türün başka bir tür üzerine tahakküm kurmasına' da karşı çıktığımızı bilince çıkarmalı, ifade etmeli ve ona göre davranmalıyız. Buna önce kendimizi zorlamalıyız, ardından da tüm çevremizi.

İnsan türünün davranış özellikleri geliştirdiği duyarlılığa göre kısmen farklılıklar gösterse de genelde aynı elbette. Daha duyarlı davranabilenler, kendilerine daha ahlâklı yaşamlar kurma çabalarını derinleştiriyor, zenginleştiriyorlar tabii. Bakın bugün, adeta dünyanın dört bir yanında "World Rally for the Stray Animals of Turkey" başlığı altında Türkiye'de hayvanlara özellikle de sokak hayvanlarına yapılan eziyet ve işkenceler kınanıyor. Türkiye ne zaman kurtulacak dünya toplumlarının gözünde "işkence" zanlısı konumdan ve kınanmalardan?

Yakın zamana dek kendi türüne "işkence" etmekten sanık bir ülke idik, şimdi ondan biraz sıyrılır gibi olduk ama, "işkencecilikten" yine kurtulamadık. Bu kez "sokak hayvanlarına" yönelik tutumumuz kınanıyor dünyadaki duyarlı insanlar ve yaşam savunucularınca. Londra, Paris, Brüksel, Lahey, Toronto, Philadelphia... Hepsinde eş zamanlı olarak gösteriler yapıldı, yapılıyor tüm dünyada...

* * *

Tabii, diğer canlı türlerine karşı gösterdiğimiz ortak duyarsızlığımız ve gecikmiş özeleştirimiz, "özrümüz" için tüm dünya insanlığı olarak, daha doğru ifade ile "insan türü" olarak çok gecikmişiz ve de sorumlu ve suçluyuz elbette... Bu nedenle, "Dünya Hayvan Hakları Günü"nü vesile ederek, burada da yinelemek istiyorum bir kez daha. 'İnsan merkezci' saplantılarımızı, 'kibrimizi' terk edebildiğimiz ölçüde diğer türlerle yaşamı daha eşit paylaşabilmeye yaklaşabileceğiz. Unutmayalım! Hayvanların merhamete, acınmaya, korunmaya değil, haklarının tanınmasına ve saygı gösterilmesine ihtiyacı var...

Duyarlı, vicdanlı ve ahlâklı olabildiğimizi göstermek için bunu yapmamız şart!..


06.10.2008 22:58:37
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Yalçın Ergündoğan Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 13.11.2008 16:15:24 - DESA direnişinin düşündürdükleri...
Devamını Oku 06.10.2008 22:58:37 - Duyarlı ve vicdanlı olabilmek için...
Devamını Oku 09.08.2008 02:47:56 - ‘Vicdan Mahkemesi’
Devamını Oku 01.08.2008 14:07:38 - Tehlike geçmiş değil
Devamını Oku 25.07.2008 11:42:12 - Ses çıkar!
Devamını Oku 18.07.2008 14:49:47 - Bu gibi hallerde şart!
Devamını Oku 12.07.2008 22:57:09 - Nasıl bir ‘komedi’ bu?
Devamını Oku 04.07.2008 11:32:48 - Siyanürsüz su ve demokrasi...
Devamını Oku 27.06.2008 11:26:35 - Tokyo'dan, İnay'a...
Devamını Oku 20.06.2008 10:59:25 - Kayda Geçsin!
Devamını Oku 13.06.2008 22:48:05 - Radyasyon ve deve kuşu
Devamını Oku 06.06.2008 13:24:42 - Hâlâ İzmir'deyim...
Devamını Oku 01.06.2008 22:03:47 - Hippi Hasan...
Devamını Oku 23.05.2008 18:57:26 - Yaşamı Savunmaya Geliyorlar
Devamını Oku 16.05.2008 12:45:54 - Aslan ve Vahşi Tür
Devamını Oku 09.05.2008 13:37:36 - Neden Hedefiz
Devamını Oku 18.04.2008 09:07:06 - Anadolu'nun Havasını Koklayabilmek
Devamını Oku 12.04.2008 01:08:31 - Nefret İkliminden, Barış İklimine
Devamını Oku 08.04.2008 19:42:48 - Mor Sertifika
Devamını Oku 28.03.2008 15:46:05 - "Yeşilçam..."
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 12 ziyaretçimizin puan ortalaması: 3,33
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
 
Bilgisayar kullanıcılarına müjde
Bilgisayar kullanıcılarına müjde Microsoft'un yeni uygulaması antivirüs programı üreticilerini zora sokacak...
YouTube rekora koşuyor!
MSN Video geliyor
0,81 saniyede derlendi.