Bu 'türban meselesi'
de nereden çıktı demeyin. Evet, bazı çevrelerce 'başörtüsü'
kullanılmış, hatta bazı sorunların üstünü örtmek, çeşitli zamanlarda gündemi
değiştirmek, gündemi kendi istediği yönde belirlemek için kullanılmıştır.
Doğrudur. Ama hiçbir şey olmamış gibi, hiçbir sorun oluşturmuyormuş gibi
'türban sorunların üstünü örtme aracıdır' da demeyin. Çünkü
türbanda / başörtüsünde simgelenen şey halka zorla dayatılmak istenen zora
dayalı 'modernleşme' projesidir. Zora dayalı, otoriter yaklaşımlı
'modernleşme' projesinin dayanağı olmak, bu zihniyetin iktidarını
kaybetmemek için ayak diremesine payanda olmak kendini 'demokrat'
olarak tanımlayan hiç kimsenin demokratlık hanesine yazılacak olumlu bir
yaklaşım değildir.
* * *
'İnsan türü'nün
kurduğu düzenlerin ne menem şeyler olduklarına dair dili döndüğünce yazan,
bu 'düzenlerin' doğayı nasıl tahrip ettiğini, 'ekolojik dengeyi'
nasıl bozduğunu sürekli vurgulayan, bu olguyu bilince çıkarmış
olanlardanım. 'İnsan türü'nün kurduğu düzenlerin, içlerinden bir avuç
türdeşin, hem kendi türü, hem de diğer türler üzerinde baskı ve tahakküm
kurduğunu, kendi türü ile birlikte üzerinde yaşam bulduğu küreyi de nasıl
yıkıma doğru hızla götürdüğünü vurguluyorum sık sık.
E, o halde bunu bilerek,
'otoritenin' dayattığı kendi anlayışını, zora dayalı kendi tanımladığı
'modernleşme' projesini onaylamayanlara biraz daha zulüm yapılmasını
savunmak ya da yaratılan 'illüzyonla' bu dayatmaya alet olmak niye?
Burada ne 'başörtüsü
yasağı'nın kaldırılması girişiminde AKP-MHP işbirliğinden, 'silahlı
bürokrasi' ile uzlaşmalarından, ne de ortaya çıkan değişiklik
tekliflerinden söz etmiyorum. Onaylanabilir ya da yaklaşımın 'dayatma
olduğu' ileri sürülebilir. Bunu ayrı tutuyorum. Ama baskıcı, 'ceberrut
rejimin' biraz aralanması, yurttaşların biraz soluk alması ile birlikte
ortaya çıkan 'itirazlara' kulaklarımızı tıkamak, görmezden gelmek,
hele de onları bastırmakta kendimizi aracı olarak kullandırtmak
açıklanabilir bir şey gibi gelmiyor bana. 'Akıl tutulması' ile
bile...
* * *
Türkiye mollaların yönettiği
İran olur mu? İran'da molla rejimi 'özgürlüklerin' ve
demokrasinin uç verdiği, filizlendiği bir ortamda çöreklenmedi İran'ın
başına. Bugünlerde unutturuluyor Humeyni öncesi 'Şah rejiminin' nasıl
bir şey olduğu. En zalim, en baskıcı, en militarist, en işkenceci, en
kanlı rejimlerin başında gelen 'modernleşmeci Şah rejimi', İran'ı bir
başka bir totaliter rejime sürükledi. Demokrasi ve özgürlüklerin tepe tepe
kullanıldığı bir rejimden gelinmedi bugünkü İran rejimine. Yani özgürlük ve
demokrasinin artması ile 'otoriter modernleşmeye' karşı çıkılması ile
baskıcı bir rejim gelmez. Endişeye yer yok. Ama tam tersi her türlü baskıcı
rejimlerin gelmesine yataklık edebilir... (Baknz:
"Bir
fotoğrafın hatırlattıkları" başlıklı yazım, BirGün- 29
Eylül 2007)
* * *
'Kemalcilerin'
korku pompalaması ile etki altına aldıkları kimi yurttaşlarımızın ısrarla
vurguladıkları ve bıkmadan haykırdıkları gibi 'Türkiye Laiktir, Laik
kalacak' söylemindeki ifade doğru mu peki? Hayır. Yanıtı ise
basit: Çünkü, Türkiye zaten 'laik' değil. Türkiye'de henüz, devletin
her mezhebe, her inanca ve 'inançsızlığa' eşit mesafede durması
teminat altına alınmış değil. Hiçbir laik düzende olmayan, dini devlet
eliyle düzenleyen, bir mezhebin çok ağırlıklı olarak öne çıkarılıp açıkça
desteklendiği devasa bütçeli bir 'Diyanet İşleri Başkanlığı' var
Türkiye'de. (Kimse lağvedilmesinden de söz etmiyor.) Okullarda
zorunlu din dersleri uygulanıyor, hepimizin kimlik cüzdanlarında hiç
fikrimiz alınmadan 'İslam' diye yazıyor. Neyse ki,
şŞimdilerde Nüfus Cüzdanı'nda din hanesini ''boş
bırakma / sildirme' yolu açıldı...)
Peki hal böyle iken,
"Başörtüsüne özgürlük" bildirisine imza attı diye Prof. Dr. Ali Nesin'e
ağız dolusu saldırmak niye? Üstelik Aziz Nesin'in fikirlerini de
bilmeden oğlu Ali Nesin'i 'babasının kemiklerini sızlatmakla suçlamak'
niye?..
* * *
Güncel siyasetteki aktörlerin
tutumuna göre şekillenen 'esnek demokratlık' olamayacağına göre,
dayatmacı, otoriter vesayet rejiminin sonlandırılması hak ve özgürlüklerin
genişlemesi için atılacak her adımdan yana tutum almak en iyisi galiba...
Ne dersiniz?