RENKHABER'DE ÇALIŞMA FIRSATI! Gazeteler
                                            Artık bir şeyler değişiyor...  
Anasayfa Künye Reklam Arama
Haberler Video Haber RH+ Röportaj Yazarlar
 
 

Çok Okunanlar
Devamını Oku Eşinin çıplak fotoğraflarını kitap yaptı!
Devamını Oku Halil Ergün pornodan son anda vazgeçmiş!
Devamını Oku TSK'dan önemli açıklamalar
Devamını Oku Müthiş iddia!
Devamını Oku "Samimi fikrimi söyleyemem!!!"

Son Yorumlananlar
Devamını Oku Mutluluk Üzerine Bir Deneme
Devamını Oku Harbiye 8 Bin Yürekti
Devamını Oku LeMan'dan Bomba Resepsiyon!
Devamını Oku TÜBİTAK: UFO Görüntüleri Gerçek
Devamını Oku Bu poponun sırrı çözüldü

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı
Şifre

Üye Olayım

Şifremi Unuttum

Sitemiz
Mozilla Firefox
Internet Explorer
Opera
Safari
ile test edilmiştir.



RSS / XML
RSS / XML
EkleBunu RSS Ekle Butonu


   
 
Hippi Hasan...

Yalçın Ergündoğan

İzmir'e her geldiğimde Alsancak limanı çevresindeki o manzara beni irkiltir, utandırır. Bu kez de öyle oldu. Güzelim İzmir'in dokusunu, Kordon'unu da içine alacak şekilde yok etmeye yönelik Burhan Özfatura'nın Belediye Başkanlığı yaptığı dönemin ibretlik simgeleridir adeta karşılaştıklarınız. İzmirlilerin gösterdikleri büyük tepkiye tercüman olan rahmetli Ahmet Piriştina'nın girişimleriyle durdurulan katliamın kalıntılarıyla doludur yol kenarı.

Denizi doldurup "otoyol" yapma girişiminin kalıntısı beton yığınları ve demir filizlerinin oluşturduğu harabe bir "ibret müzesi" gibidir de aslında. Nasıl bir kâbustu o dönem İzmir için? Hiç sormayın. Dün akşam Özfatura'nın henüz erişemediğinden eski haliyle kalmış Pasaport'ta, deniz kenarındaki kahvelerden birindeydim. Ilık ılık esen İzmir'in imbat rüzgârını içime sindirdim. Arka masadaki kişi, ya uzaklardaki sevgilisine, ya da bir İzmir sevdalısı yakınına dalgaların hışırtısını dinletiyordu cep telefonundan. Ardından da çevrede her daim hazır bulunan kemancının olanca kıvraklığıyla çaldığı kemanın nağmeleri eşliğine güzel bir şarkıyı icra etmesini dinletti cep telefonundan karşısındaki kişiye... Duygu yüklü anlardı arka masa için. Ağzına doğru tutulmuş cep telefonunun uyarıcılığıyla, kemancı solist de anın 'değerinin' farkında döktürdükçe döktürdü nağmeleri ağzından... Beni de duygulandırdığının, çocukluk ve gençlik yıllarımı geçirdiğim, doğduğum kent İzmir'de beni de derinlere götürdüğünün hiç farkında varmadı arka masa. Çok hoştu doğrusu...



* * *



Bu köşede sıkça değinmiştim. Anımsarsınız elbette. Konak ve Anakent Belediyelerinin ortak girişimiyle betonlaşan kentin ortasında kalmış oksijen kaynağı bir yeşil alan olan "Kültürpark"ın "otopark" yapılma girişimi de çevreci kuruluşların ve meslek odalarının girişimleriyle durdurulmuştu. Hep merak ederim, ne zaman bu ülkede kamu kaynaklarını, kenti rant kapısı yapmak için harcayanlar, 'yaşam savunucularının' müdahalesi sonucunda girişimleri durdurulunca sarf ettiklerini 'ceplerinden' ödeyecekler?.. Kordonu doldurarak "otoyol" yapma girişimi için harcanan trilyonlar öyle. Kültürpark'ı otopark yapma girişimi için harcananlar da öyle...



* * *



İzmir'deyim ya. Anılarım depreşti. Doğaya, tarihsel dokuya zalimce saldırılar yoğun olunca anıları kendi ortamlarında yaşamak pek mümkün olmuyor. Doğup büyüdüğünüz kentinizde bıraktığınız 'ayak izleri' silinip gidiyor. Ne hakları varsa... Buna rağmen eski dostlarla karşılaşmak çok sevindiriyor insanı. Saçlar azalmış, kırlaşmış, yüzde kırışıklıklar artmış tabii. Yine de tanıyor insan ve hemen kucaklaşıveriyor "nerde kalmıştık?" dercesine... Bizim "Hippi Hasan" (Hasan Özeren) da öyle. Aynen bıraktığımız gibi, saçlar biraz kısalmış, yüz çizgileri daha derinleşmiş ve belirginleşmiş olsa da ruhundaki özgürlük ve 'otorite tanımazlık' ateşi hâlâ sönmemiş. İlk gençlik yıllarımızda Hatay caddesi'nde yer alan yazlık 'Renkli Sinema'nın yerinde yeller esip koca apartmanlar dikilmişse de, bugün belki kimsenin anlam veremediği adını o sinemadan alan "Renkli Durağı" hâlâ yerinde.

Henüz solculuğa ısınmakta olduğumuz 'militanlaşmadığımız' o yılarda (1967-68) Hasan her şeye ilk 'isyan' edenlerdendi. Renkli Sinema'da henüz 'meşhur' olmamış genç Cem Karaca ve bugünün pek çok ünlüsünün gösterilecek filmlerden önce sahneye çıktığı yıllardı. Çiğdem çekirdek (Ay çiçeği) çıtlattığımız, yanında da 'sade gazoz' içtiğimiz yıllar. Şimdi Hasan "o durakta" seyyar tezgahında şapka satıyor. Yine kimseye eyvallahı yok. Polislerin o yıllarda, nasıl da gençleri yol ortasında yerlere yatırıp ceplerinde taşıdıkları makaslarla saçlarını kestiklerini anımsatıyor bana, kedisinden verdiği örneklerle... Dışardan ödediği primle 4 yıl kalan emekliliğinde Datça'ya yerleşmeyi planlıyor şimdi Hasan. Sınırların, din, dil ırk farkının kalktığı, bir anadan doğmuşçasına yaşayacağımız dünya özlemi hiç tükenmemiş Hasan'da. "Hippi Hasan"dı, şimdi "Şapkacı Hasan" olmuş... Hasan'la eski günlere dalmışken, sapsarı saçlarının ve kirpiklerinin arasından mavi gözlerini kırpıştırarak baktığını anımsadığım ilk gençlik dönemi arkadaşlarımdan Cengiz Özdemir beliriveriyor karşıdan. Ak düşmüş saçlarına, bembeyaz bıyığına rağmen tanıyorum O'nu. O beni biraz geç anımsasa da kucaklaşıyoruz. Beni alıyor Hasan'ın yanından "metro" yapımı nedeniyle altüst olmuş Hatay caddesi'nden ilerleyerek "Saçların Kulağıma Bir Şey Söylemişti" adlı şiir kitabının yazarı Osman Haklı'nın dükkanına götürüyor. Orada arkadaşının kitabını adıma imzalatıp hemen bana armağan ediyor. Çok farklı siyasi düşüncelerimize rağmen, ilk gençlik yıllarının dostluğunun, dayanışmasının verdiği sıcaklığı yeniden duyumsuyoruz... Ne güzel.

Ben o günlerdeki 'İzmir'imi' özlüyorum tabii. Dostlarımı, arkadaşlarımı arıyorum... Elinde fırça ve tutkal kovası ile yürüye yürüye, sokaklarını umut dolu afişlerimizle baştan aşağı donattığımız İzmir'i... Ama nerede?..


01.06.2008 22:03:47
 
Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı Çık

Bu habere henüz yorum yazılmamış...




Yalçın Ergündoğan Bölümünden Son Yazılar
Devamını Oku 06.10.2008 22:58:37 - Duyarlı ve vicdanlı olabilmek için...
Devamını Oku 09.08.2008 02:47:56 - ‘Vicdan Mahkemesi’
Devamını Oku 01.08.2008 14:07:38 - Tehlike geçmiş değil
Devamını Oku 25.07.2008 11:42:12 - Ses çıkar!
Devamını Oku 18.07.2008 14:49:47 - Bu gibi hallerde şart!
Devamını Oku 12.07.2008 22:57:09 - Nasıl bir ‘komedi’ bu?
Devamını Oku 04.07.2008 11:32:48 - Siyanürsüz su ve demokrasi...
Devamını Oku 27.06.2008 11:26:35 - Tokyo'dan, İnay'a...
Devamını Oku 20.06.2008 10:59:25 - Kayda Geçsin!
Devamını Oku 13.06.2008 22:48:05 - Radyasyon ve deve kuşu
Devamını Oku 06.06.2008 13:24:42 - Hâlâ İzmir'deyim...
Devamını Oku 01.06.2008 22:03:47 - Hippi Hasan...
Devamını Oku 23.05.2008 18:57:26 - Yaşamı Savunmaya Geliyorlar
Devamını Oku 16.05.2008 12:45:54 - Aslan ve Vahşi Tür
Devamını Oku 09.05.2008 13:37:36 - Neden Hedefiz
Devamını Oku 18.04.2008 09:07:06 - Anadolu'nun Havasını Koklayabilmek
Devamını Oku 12.04.2008 01:08:31 - Nefret İkliminden, Barış İklimine
Devamını Oku 08.04.2008 19:42:48 - Mor Sertifika
Devamını Oku 28.03.2008 15:46:05 - "Yeşilçam..."
Devamını Oku 22.03.2008 13:12:21 - Yaşam İçin Su
Haberi Değerlendirin
Gereksiz bir haber
Yayınlamanız gerekmezdi
Faydalı bir haber olmuş
Gerekli bir haber
Haberiniz çok çok isabetli
Bu haber için oy kullanan 7 ziyaretçimizin puan ortalaması: 2,57
Haber İşlemleri
Arkadaşına Gönder
Yazdır
Yorum Yaz
Yorumları Oku
Haberi Paylaş
Google Google Live Live MySpace MySpace
Facebook Facebook Delicious Delicious Digg Digg
 
"Bunlar UFO Değilse Ne?"
-Bunlar UFO Değilse Ne?- Haktan Akdoğan, Kumburgaz'daki bir site bekçisinin UFO görüntüleri çektiğini belirtti...
Internette Abone Kapma Savaşı
Hrant'ız Yasak, Samast'ız Serbest
0,38 saniyede derlendi.