Yapay yaşam, "canlı üretme" yolda desem abartmış
olmam. Ulaşan en son haber şu: ABD'deki "Venter Enstitüsü"nde görevli
bilim insanları, ilk yapay organizmanın yaratılmasında önemli ilerleme
kaydettiklerini açıkladı. İlk kez bir bakterinin sentetik genomunu (DNA
dizilimi) oluşturmayı başarmışlar. Söz konusu DNA yapısının daha önce insan
tarafından yaratılmadığını, basit bir organizma da olsa, genetik kodun
yeniden yazıldığını belirtiyorlar. Enstitü kurucusu Craig Venter,
geçen ekim ayında yaptığı açıklamada da, laboratuarda bulunan kimyasal
malzemelerden sentetik bir kromozom ürettiklerini açıklamış ve "Bu kendi
türümüzün tarihinde çok önemli felsefi bir adım. Genetik şifrelerimizi
okumaktan bunu yazmaya doğru gidiyoruz" demişti.
İnsan türü bir yandan "yok ederken", bir yandan da
çıkarları için yaşamı "yeniden üretme" çabasında. Bu
köşede
"Mavi yüzgeçli Orkinos"ları yazmıştım.
"Güzelim 'mavi yüzgeçli Orkinos' balığı, türünü ortadan kaldırmaya varan
vurdumduymazlıkla ve beraberindeki "kâr" güdüsüyle avlanıyor"
diye vurgulamıştım. Şimdi de dikkatinizi balinalara çekmek istiyorum.
Balina avcılığı endüstri oluşturmuş vaziyette. İnsan
türünün pek çok aygıtı üretmesine de modellik etmiş olan okyanusların bu
sevimli canlısı, endüstrinin ardında yatan (siz bunu 'kapitalizm'
diye okuyun) aç gözlülük, kâr daha fazla kâr tutkusu balina türlerini
birbiri ardına yok oluşa götürüyor. Bu yok oluşta sadece 'avcılık' etkili
değil tabii. İnsan türü eliyle oluşturulan çevre kirliliği, yaşam
alanlarının daralması, zehirli atıklar da bu yok oluşta önemli etken.
Bazı balina türlerin onlarca yıldır koruma altında
olmasına rağmen, halâ kurtarılıp kurtarılamayacağı bilinmiyor. Greenpeace'in
verilerine göre; istatistikler pek çok şeyi açıklıyor: "Antarktika'daki
mavi balinalar, tam 40 yıldır korunmalarına rağmen hala eski nüfuslarının
yüzde 1 altındalar." Uzmanlar, bazı balina türlerinin sayılarını
eskisine döndürmenin mümkün olduğunu, ama bazıları için artık çok geç
olduğunu söylüyorlar. Yalnızca bir tür, "Doğu Pasifik Gri Balinaları"
eski sayısına ulaşmış durumdayken, bu türle çok yakın ilişkili olan "Batı
Pasifik Gri Balinaları"nın sayısı dünyada en kritik noktada olanlardan.
Yani açıkça vurgulamak gerekirse "yok oluş"un hemen kıyısındalar ve
sayıları şu an yalnızca 100....
Greenpeace (Yeşil Barış)'ın araştırmalarına göre;
eski DNA örneklerinden hareketle yapılan araştırmalarda, ticari balina
avcılığının etkilerinin, ilk akla gelenden çok daha fazla olduğunu
gösteriyor. 2003 yılında bilim insanları DNA örneklerini kullanarak,
1800'lerdeki ticari balina avcılığının ortaya çıkışından önceki 'Kambur
Balina' sayısını 1.5 milyon olarak hesaplamışlar. Günümüzdeki 'Kambur
Balina' sayısı ise; sadece 20 bin. Okyanuslardaki durum, insan türünün
okyanuslar üzerindeki etkileri, balinaların korunmaya alındığı yarım yüzyıl
boyunca daha da kötüye gitti. Balinaların karşı karşıya olduğu bilinen bazı
çevresel tehditler; küresel ısınma, kirlilik, aşırı avlanma, ozon delinmesi,
sonar silahlar gibi ses kaynakları ve gemi çarpmaları olarak sıralanabilir.
'Endüstriyel balıkçılık', balinaların besin kaynaklarını tehdit ediyor ve
ağlarıyla yaşamlarını çok büyük tehlikeye sokuyor... İşte bu nedenle önceki
gün Greenpeace'in eylemcileri Balina Sığınağı'nda Japon balina avcılarının
yakıt ikmali yapmalarını önlemek için botlarıyla önlerini kesti. Japon avcı
gemisinin Güney Okyanus Balina Sığınağı'nda balina avlamasını engelledi.
Greenpeace'çiler, avcılara "Antarktika sularını hemen terk
etmelisiniz. Varlığınız burada istenmediği gibi aynı zamanda Antarktika
doğal yaşamı için tehdit oluşturuyorsunuz. Bu doğal alan Uluslararası
Denizcilik Organizasyonu ve 'Antarktika Çevre Protokolu Antlaşması'
ile barışa ve bilime adanan 'Doğal Rezerv Alanı' ilan edilmiştir"
diyerek balıkçıları uyardı.
* * *
Ne dersiniz, 'genetik şifreleri çözmek' evrilerek,
milyarlarca yılda oluşmuş insan türünün (yok ettiği) doğayı ve canlı
türlerini yerine koymasını sağlayabilir mi?...