|
Yalçın Ergündoğan:
Nükleer lobilerin gözü aydın. Tün dünyadaki yaşam savunucuları için kara bir gün bugün. Kamuoyunda “Nükleer Yasa” olarak bilinen, “Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun”, TBMM Genel Kurulu'nda 10 saat süren görüşmelerin ardından AKP hükümetinin ısrarlı çabaları sonucu kabul edildi. Yasa üzerindeki görüşmelere 7 Kasım Çarşamba günü başlanmıştı. Çalışma süresinin dolması üzerine görüşmelerine 8 Kasım Perşembe günü de devam edildi ve itirazlara rağmen Meclis çoğunluğunca kabul edildi. Yaşam savunucuları pek çok kentte aralıksız eylemler yaptı. Seslerini Meclis’e ulaştırmak ve vekilleri caydırmak için uğraştı. Nükleerin nasıl bir şey olduğunu kamuoyuna anlatmaya, “nükleer yalanları” da bir bir çürütmeye çalıştı. Yine de yasa çıktı. Ama protestolar, kamuoyunu bilgilendirme çalışmaları bitmeyecek elbette. “Yurdumuz bütün cihandır bizim” diyen, insan türünün doğadaki ‘ayak izlerini’ azaltmasını savunan, ancak tüm canlı türleriyle birlikte doğal ‘yaşam dengesinin’ dolayısı ile de ‘kendi yaşamının’ korunabileceğinin bilincinde olan “yaşam savunucuları” seslerini daha güçlü çıkarmanın yollarını bulacaklar mutlaka... Dünya hızla nükleeri terk ediyor. Türkiye ise, nükleere sarılıyor. Greenpeace raporuna göre; Şu anda dünyada yapım aşamasında dünyada yalnızca “22 reaktör” bulunuyor. Bunların 17’si Asya’da yapılmakta. Söz konusu reaktörlerden 16’sı da Çin H.C., Hindistan ya da Rus teknolojisi. Yapım aşamasındaki 22 reaktörden 5’inin inşaatı 20 yıldan uzun bir süre önce başlamış. Bunun dışında inşasına başlanmış ve yapımları “askıya alınmış” 14 reaktör bulunuyor. Askıya alınan reaktörlerin 10’u Orta ve Doğu Avrupa’da. Almanya, İsveç, İspanya gibi ülkeler nükleer enerjiyi devre dışı bırakacaklarını çoktan açıkladı. Bu köşede de birkaç kez yazdım. ABD’de ise; son 30 yıl içinde tek bir reaktör siparişi bile verilmedi. Avrupa’da son yirmi yıl içinde sipariş verilmiş tek reaktör Finlandiya’daki “Olkiluoto3”. “Olkiluoto3”ün inşaatı da maceralı ve aşırı maliyet artışı nedeniyle de adeta tüm Avrupa tarafından gözaltında. Güvenlik riskleri nedeniyle inşaat süresi uzamış da uzamış. Öngörülen maliyetler kat kat aşılmış. Hatta şu anda AB tarafından “gizli devlet sübvansiyonlar” gerekçesi ile yasal soruşturma altında. Bu ve benzeri sorunlar nükleer endüstrisinin karşı karşıya bulunduğu büyük “ekonomik çıkmazları” da açıkça ortaya koyuyor. Bakın, Aralık 2006’da Finlandiya’daki reaktörü inşa eden Fransız Areva firması, reaktörün programın 18 ay gerisinde olduğunu ve ayrılan bütçenin en az 700 milyon avro üzerine çıkılacağını açıklıyor... Bunlar işin ekonomik yanı. Sabah insanların gözünü açar açmaz “piyasalarla” uyanır hale geldiği, hatta “askeri muhtıraların” bile borsanın kapanış saatine denk gelsin diye gece yarısından sonra verildiği bir ülkede hükümet hâlâ ‘ucuz enerji’ yutturmacası içinde. “Nükleer yalanlar” işte böyle bir şey demek ki. Nükleer santralların tehlike boyutlarını ise bilmem tekrarlamaya gerek var mı. Yakın zamanda hemen yanımızda meydana gelen “Çernobil faciası” hiç unutulabilir mi? “Eurosolar Raporu”nda yer alan şu vurgu çok önemli: “Nükleer enerji, nükleer silahların yayılmasına zemin sağlıyor. Son yıllarda, atom bombası geliştiren ve imal eden ülkeler, başlangıçta sivil amaçlar taşıyan ‘atom programı’ yürütüyorlardı” diyor rapor. Aynen öyle. Yani nükleerin ‘enerjisi’ de, ‘bombası’ da büyük tehlike. İncirlik’teki “nükleer bomba”larla yeterince risk altında değil miyiz ki, hükümet şimdi de bu kadar acele ve telaş içinde ‘nükleer santral’ kurma peşinde. Nükleer santral kurma macerası dünyada yaklaşık 50 yıl önce başladı. Şu anda da 440 tane mevcut. Ama bilim insanlarının açıkladıklarına göre şu anda hiç kimse “nükleer atıkların” ne yapılacağı nasıl saklanacağı konusunda bir fikre sahip değil. Bu atıklar canlı yaşamını sona erdirecek nitelikte yüksek “radyoaktivite” taşıyor. Gelecek kuşaklar (olursa), yok edemeyecekleri bu atıkları bırakmak iyi bir fikir mi? “En akıllı”, “en zeki” ve de “kibirli” “İnsan türü”nün canlı yaşamına armağanı bu mu olmalı?
Yalçın Ergündoğan
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|