Edebiyat dünyamızda gerçekten 3 kadın yazar mı var?.. 'Gerçek
hayatta' okuduğumuz kadın yazarlarımızın eserleri aslında yok da,
biz mi hayal görüyoruz yoksa... Ya da hiç aklımıza getirmek
istemediğimiz liselerde okutulan ders kitapları mı bir 'illüzyon'
sunuyor öğrencilere. Gerçek hayattan kopma 'illüzyonu', sorgulamama
'illüzyonu' ve tabii 'erkek' olma hali...
* * *
Birleşmiş Milletler "Kadınların ve Kız Çocuklarının İnsan
Haklarının Korunması ve Geliştirilmesi" Ortak Programı ,
Türkiye'deki tüm Birleşmiş Milletler kuruluşları, İçişleri
Bakanlığı, Hacı Ömer Sabancı Vakfı ve Sabancı Üniversitesi'nin
desteklediği bir toplumsal kalkınma ve insani gelişim projesi.
Birleşmiş Milletler Ortak Programı (BMOP), yerel yönetimleri,
kamu kuruluşlarını, sivil toplum kuruluşlarını ve özel sektör
kuruluşlarını bir araya getirerek cinsiyet eşitliği ve kadın hakları
konusunda kalıcı sonuçlar için birlikte çalışılabilecek bir platform
oluşturmayı amaçlıyor. Geçen hafta bu çerçevede yaptığı çalışmaları
paylaşmak ve fikir alışverişinde bulunmak üzere projenin katılımcısı
ve yürütücülerinden olan Sabancı Üniversitesi, Sabancı Müzesi'nde
bir kahvaltılı toplantı düzenledi. Kahvaltıda bir yandan çaylarımızı
yudumlarken ortaya irkiltici sonuçlar çıkartan çalışmalara yönelik
bilgilendik... Projeye katılan, yürüten öğretim üyesi kadınlar,
Türkiye'nin önünde duran ancak fark edilmeyen bu soruların
yanıtlarını, altı ilde yürütülen çalışmaların çıktılarını bizlerle
paylaştılar.
Sabancı Üniversitesi, 2007 yılında bu projeye dahil olmuş. Ardından
da, lise öğretmenlerine yönelik "Mor Sertifika" eğitim
programını yürütmeye başlamış. Bu çerçevede, 6 proje ilindeki lise
öğretmenlerine yönelik 'Toplumsal cinsiyete giriş'
seminerleri düzenlemiş. Bunu sürdürüyor.
Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması yönünde öğretim üyelerince
yürütülen çalışmalarda aslında şu soruların yanıtları aranıyor:
"Lise eğitiminde toplumsal cinsiyet kavramı nerede? Nasıl
algılanıyor, ne şekillerde kullanılıyor? Toplumsal cinsiyet lise
ders kitaplarına nasıl yansıyor? Şiddet lise ders kitaplarında nasıl
normlaştırılıyor? Lise ve üniversite seviyesinde cinsel tacize
karşı ne yapılıyor? Cinsel taciz neden eğitim eşitsizliği
demektir? Lise ders kitaplarında Türk edebiyatı, sanatı,
sineması, Osmanlı tarihi ve bilim gibi konularda neden kadınlar
yok?.."
Bu programı yürütmekle de şunlar amaçlanmış: Toplumsal cinsiyet
çalışmalarının lise eğitimi içinde ana akımlaşmasını, bu konudaki
duyarlılığın derslere ve okul içi etkinliklere yansımasını sağlamak,
Lise öğretmenlerinin ve onlar aracılığıyla liseli gençlerin,
kadınların insan hakları konusundaki farkındalıklarını artırmak,
Katılımcılar arasında ortak bir toplumsal cinsiyet dili oluşturmak,
"Öğrenmeyi öğrenme" prensibine odaklanmak; lise
öğretmenlerini toplumsal cinsiyet bilinciyle eğitim stratejileri
geliştirme konusunda güçlendirmek ve desteklemek...
KİTAPLARDA ADLARI GEÇMİYOR
Araştırma ve çeşitli illerde düzenlenen seminer programlarını
düzenleyenlerden Sabancı Üniversitesi öğretim üyelerinden Hülya
Adak ve Ayşe Yüksel'in sunumunu sırasında bana en çarpıcı
gelen bilgiler, lise ders kitaplarına yönelik olarak verdikleri
tarama sonuçları idi. Lise yıllarımızda, o sıralarda otururken
okuduğumuz ders kitaplarda "kadının adı yoktu" gerçekten.
Şimdi de yokmuş. Çalışmaya katılan öğretim üyeleri araştırmışlar,
taramışlar Lise Edebiyat kitaplarında ancak 9 kadının adına
rastlayabilmişler. Aynı ders kitaplarında söz edilen ve adı geçen
erkek yazarların sayısı ise 440. Adı geçen 9 kadından,
içlerinde çevirmen olanları da çıkarınca öğrencilere kadın yazar
olarak belletilen 3 kadının adı kalıyor ortada. Leyla Saz,
Şuküfe Nihal ve Halide Edip Adıvar... Gördüğünüz gibi
sözü edilenler de oldukça geride kalan yıllardan, dönemlerden.
Bunları işitince insanın severek okuduğu, bilgilendiği,
öykülerinden, romanlarından tat aldığı yüzlerce kadın yazarımızdan
tek tek özür dileyesi geliyor...
Ders kitaplarından söz etmişken bir notumu daha sizlerle paylaşayım.
"Hypatia" tarihte ilk kadın matematikçi. Bizim ders
kitaplarına göre ise, tek kadın matematikçi. Öyle kalmış
kitaplarda...
Sabancı Üniversitesi ve bir avuç değerli öğretim üyesi kadının, -gerçek
hayata dair- aslında ne denli önemli ve yaşamsal bir proje
yürüttükleri ortada. Sonuçları ileriki yıllarda alınacak elbette.
Bakın "Mor Sertifika Programı"na katılmış bir kadın öğretmen
seminer sonrasında ne diyor: "Ben Edebiyat öğretmeniyim. Ders
kitaplarını hiç bu açıdan (toplumsal cinsiyet) düşünmemiştim.
Farkındalık kazandım. Öğrencilerimle de bundan böyle bunu
paylaşacağım, tartışacağım .."
Bazı rakamları da sizlerle paylaşayım. BM "İnsani Gelişmişlik
Raporu"nda Türkiye 177 ülke arasında, İnsani Gelişmişlik
Endeksi'nde 84. sırada, Toplumsal Cinsiyet eşitsizliği Endeksi'nde
ise 111. sırada. Kadınların Güçlendirilmesi Endeksi'nde ise; 93 ülke
arasında 90. sırada.
* * *
Hiçbir eser bırakmamış düşünür, Sakallı Celal (Celal
Yalınız)'e ait "Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkündür"
sözünü, "Bu kadar cehalet ancak 'Milli Eğitim'le mümkündür"e
çevirmek aslında yetersiz kalacak, biliyorum . Eklemek gerekecek, bu
kadar "şiddet", bu kadar "cinsiyetçilik", bu kadar
"sevgisizlik", bu kadar "doğa düşmanlığı", bu kadar
"türcülük"........... |