|
Yalçın Ergündoğan
Türkiye’de gündem ne kadar çabuk değişiveriyor. Geçen hafta ne konuşuyorduk, bu hafta ne? Çünkü sorunlar çözülmüyor, biriktiriliyor. Biriktirildikçe de büyüyor. Kimi ‘güçler’ de çözülmeyen sorunları diledikleri zaman süpürdükleri ‘halının altından’ kolayca çıkarıveriyorlar. Ortada ne tartışma kalıyor, ne izlenmekte olan gündem. Şimdi de öyle. Ortalık toz, duman. Ortada, yenilenmesinin zamanının çoktan gelip geçtiği, sürekli yapılan değişikliklerle adeta bir yamalı bohçaya dönmüş olan, 12 Eylül faşist darbesinin ürünü bir Anayasa var. Seçimin galibi AKP’nin bilim insanlarına hazırlattığı bir de ‘taslak’... Konumlarını, gizli-açık ‘iktidarlarını’ korumak için en başından Anayasa değişikliklerine ayak direyen sivil-askeri bürokrasi ve yandaş siyasi partiler sürekli bastırıyordu zaten. Mevcut 12 Eylül Anayasası’nın korunması yönünde gösterilen bu ‘direnç’ de hazırlanan tasarının son şeklini alıp AKP ve hükümet tasarısı olarak ortaya çıkmasını sürekli engelliyordu. Ülkede yaşanan son ‘şiddet’ eylemleri, saldırılar yaşanmakta olan tartışmaların önünü tümden kesti. ‘Sınır ötesi operasyon’, ‘harekât’, ‘terör’, ‘tampon bölge’ gibi ‘askeri’ terimler ve ‘şiddet’ kolayca gündelik yaşamın dilini oluşturur oldu. Oysa ki, sizlerle geçen hafta (6 Ekim Cumartesi) “Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği" ve "78’liler Türkiye Girişimi" tarafından Bilgi Üniversitesi Dolapdere yerleşkesi’nde düzenlenen; bilim insanları, aydınlar, yazarlar, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin katılımı ile gerçekleşen “Nasıl bir anayasa istiyoruz?” konulu toplantıyı paylaşmayı planlamıştım bugün... Biliyorsunuz, yeni bir anayasa yapımına yönelik ülkede başlayan anayasa tartışmaları çok önemli bir girişimin de beraberinde filizlenmesine olanak yarattı. Olanak yarattı diyorum, çünkü alevlenen bu tartışma süreci girişimi yarattı. Yoksa, sürekli 12 Eylül Anayasası’ndan yakınan, dönemin ve Anayasasının en fazla mağduru olmuş kesimlerinden halâ böylesi bir girişim gelmeyecekti... Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türk Diş Hekimleri Birliği, Türk Eczacıları Birliği ile Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) "Özgür ve Demokratik Bir Türkiye Yolunda Yeni Anayasa Girişimi"ni oluşturdu, çalışmalarını sürdürüyor. Girişimin uzmanlar kurulunda da, Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Prof. Dr. Yılmaz Aliefendioğlu, Prof. Dr. Ülkü Azrak, Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, Prof. Dr. Mesut Gülmez, Prof. Dr. Naz Çavuşoğlu, Doç. Dr. Bertil Emrah Oder, Yrd. Doç. Dr. Abdullah Sezer, Dr. Tuncer Özyavuz ve avukat Fikret İlkiz bulunuyor. Geçen hafta benim de çağrılı olarak katıldığım, çok verimli geçen “Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği" ve "78’liler Türkiye Girişimi"nin düzenlediği ve yurda yayılarak süreceği açıklanan “Demokratik, sivil, özgürlükçü Anayasa” çalışması bu bağlamda çok önemli bir işlev görecek. Tartışmaları sistemli ve sonuç almaya yönelik topluma yaymayı hedefleyen bu çalışmayı düzenleyenleri buradan kutluyorum. Çok önemli bulduğumu bir kez daha ifade ediyorum.O kadar önemli ve yaşamsal ki; emek ve hak örgütlerinin, meslek örgütlerinin, sivil toplum örgütlerinin, solun, muhaliflerin ortak yarattıkları, uzun tartışmalar sürecinden geçirerek, imbikten süzülenleri biriktirerek oluşturacakları bir ‘Anayasa’ çalışması hiç olmamıştı Türkiye’de. Bu çalışma sıkı tutulur ve sonuçlandırma başarısı gösterilirse; Türkiye’de muhaliflerin ‘kaderini’ bile değiştirebilir. Çalışmaya katılımın örgütlenmesi, hazırlanış süreci, tartışma boyutu, hepsi bulunabilecek en demokratik yöntemlerle gerçekleştirilmiş bir süreç ve sonunda ortaya çıkmış bir ‘Anayasa’. Hem de 'tüm canlı türlerinin' yaşam hakkına saygı gösteren, 'insan türünün' doğadaki ayak izlerini azaltmayı hedefleyen, hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı bir 'alternatif' anayasa...Düşünebiliyor musunuz? Hayal etmesi bile güzel. Ama durum hayalden de öte. Çalışma başladı bile. Şimdi, dayanışmayı, ortaklaşmayı, birlikte bir ‘toplumsal sözleşme’ yaratabilme becerisini, geleceği birlikte kurma heyecanını ve başarısını gösterme fırsatı ve zamanı...
Bu habere henüz yorum yazılmamış...
|